KUR'AN A DAVET

 

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
Camilerimizde Okunan SELANIN Anlamı Üzerine....

CAMİLERİMİZDE OKUNAN SELANIN ANLAMI ÜZERİNE, GELİN BİRLİKTE DÜŞÜNELİM.

Hepimizin bildiği gibi, Cuma namazından bir saat önce, ya da ölen din kardeşimizin cenaze namazına davet etmek, haber vermek adına sela okunur. Selanın anlamını hiç merak edip araştırdınız mı? Gelin önce Türkçe tercümesini yazalım, daha sonra sözlerin üzerinde birlikte düşünelim. Önce şunu söylemeliyim, sela Allah'ın Resulüne methiye dolu sözler ve duadır. Tüm İslam toplumunda gelenek olmadığı gibi, Selâ, tarihte ilk kez 1171 yılında Mısır’da Selahaddin Eyyubi tarafından başlatılmış, Türkiye (Anadolu) topraklarında ise SELÇUKLULAR VE OSMANLILAR DÖNEMİNDEN İTİBAREN okunmaya başlandığı söylenir. Bu uygulama ağırlıklı olarak Osmanlı coğrafyasına (Türkiye, Balkanlar ve kısmen Mısır) özgü kültürel bir gelenektir. Gelelim selanın sözlerine, önce yazalım sonra üzerinde birlikte düşünelim.

EY ALLAH’IN RESULÜ, SALÂT VE SELAM SENİN ÜZERİNE OLSUN!
EY ALLAH’IN HABİBİ, SALÂT VE SELAM SENİN ÜZERİNE OLSUN!
EY ALLAH’IN ARŞININ NURU, SALÂT VE SELAM SENİN ÜZERİNE OLSUN!
EY ALLAH’IN MAHLÛKATININ EN HAYIRLISI, SALÂT VE SELAM SENİN ÜZERİNE OLSUN!
ÖNCEKİLERİN VE DE SONRAKİLERİN EFENDİSİ, SALÂT VE SELAM SENİN ÜZERİNE OLSUN!
HAMD ALEMLERİN RABBİ OLAN ALLAH A MAHSUSTUR

"Salât ve selam senin üzerine olsun" ifadesi, İslam inancında Hz. Muhammed için yapılan ve Allah'ın rahmetinin, bereketinin, barış ve esenliğinin onun üzerine olmasını dileyen bir dua cümlesidir. Ey Allah'ın ARŞININ NURU, ey mahlukatın hayırlısı sözlerine gelince. Allah Nur suresi 35. ayetinde bakın ne diyor. "ALLAH, GÖKLERİN VE YERİN NURUDUR" diyorsa, haşa Allah ile bizler Resulünü aynı tutabilir miyiz? Şunu lütfen unutmayalım, alemlerin EFENDİSİ yalnız Allah'tır. Yani mutlak egemenlik, yaratıcılık ve ilahi otorite yalnız Allah'a aittir. Peki Allah'ın güven Elçisini Rabbimiz bizlere tanıtırken, Onun hakkında ne diyordu? Kur'an'da Hz. Muhammed için, SİZİN ARKADAŞINIZ ifadesini kullanır. "ARKADAŞINIZ (MUHAMMED) SAPMADI, AZMADI." (Necm 2) “ARKADAŞINIZ (MUHAMMED) ASLA DELİ DEĞİLDİR.” (Tekvir 22) Demek ki Hz. Muhammed bizlerin efendisi değil ARKADAŞIMIZ, DOSTUMUZ, KARDEŞİMİZMİŞ. 

Ahzab 56: ŞÜPHESİZ ALLAH VE MELEKLERİ RESUL’E SALÂT EDİYORLAR. EY İMAN EDENLER! SİZ DE ONA SALÂT EDİN, SELÂM EDİN. (Diyanet meali)

Ayete dikkatle baktığımızda, Allah ve melekleri Allah'ın Resulüne salât ettiğini ve bizlerinde Resulüne salât etmemizi yani ona destek olmamızı ve ona saygıyla selam etmemizi istiyor. İlginçtir diyanet bu ayette geçen salât kelimesine, Allah'ın, meleklerin ve bizlerin salât etmesine farklı anlamlar vermiş ve bakın ne demiş. (Peygambere Allah’ın salât etmesi, rahmet etmesi; meleklerin salât etmesi, şanının yüceltilmesini dilemeleri; müminlerin salât etmesi ise, dua etmeleri anlamını ifade eder.) Sizce çok ilginç değil mi? Böyle bir anlam verilmesi için delil ve kanıt gerekir. Ayette geçen cümle diziminden, salât kelimesinin hepsinin aynı anlamda kullanıldığı açıkça anlaşılmaktadır. Neye dayanarak veriliyor bu farklı anlamlar, işte burası düşündürücü. Bizler ayetleri, ne yazık ki böyle batıl inançlarımızın, rivayetlerin etkisiyle anlamaya çalışıyoruz ve diyoruz ki, bu ayet bizlerin elçisine, salâvat getirmemizi emrediyor. Hâlbuki ayette anlatılan, ALLAH VE MELEKLERİ ELÇİSİNE YARDIM VE DESTEK VERİYORLAR, BİZİMDE ALLAH'IN RESULÜNE DESTEK VEREREK ONA YARDIMCI OLMAMIZI, SAYGI GÖSTERMEMİZİ İSTİYOR. Resule salâvat getirmeyi bu ayetten çıkartanlar, öyle bir iftirada bulunuyorlar ki, bakın neler söylüyorlar. (Rasûlü Ekrem Efendimiz de, "YANINDA BENİM ADIM ANILIP DA, BANA SALÂT GETİRMEYEN KİŞİNİN BURNU SÜRTÜNSÜN, HAKARETE UĞRASIN" buyurmuştur (et-Tâc, V, 145).)

Sizce Allah'ın Resulünün, böyle bir söz söyleme ihtimali var mı? Bunu söyleyenler, Resulü zerre kadar tanımayanlardır. İşte abartının sonu, bakın nerelere varıyor. İkinci sırada, Ey Allah ın HABİBİ diye devam ediyor. Peki, Habib ne anlama geliyor. Bu kelime Arapça da, sevgili anlamına geliyor. Burada geçen kelimeyle, Bizler peygamberimize hitaben bu kelimeyi, Allah'ın sevgili kulu diye çevirirsek, elbette hiçbir sakıncası yok. Fakat bazı Kur’an tercümelerine baktığımızda, Allah söylemediği, Kur’an'da hiç geçmediği halde, parantez içinde, Allah elçisine hitaben sesleniyor ve Habibim diyor gibi çeviriler var. İşte bu çok büyük yanlıştır. Çünkü Allah elçisine böyle bir hitapta bulunmadığı halde, bulunmuş gibi göstermek, Yaradan'a saygısızlıktır. Bizler Allah'ın Resulünü, tıpkı Kitap ehlinin yaptığı yanlışları yapıp bakın neler söyleyebiliyoruz.

(SEN OLMASAYDIN KÂİNATI YARATMAZDIM.) (İKİ DÜNYANIN EFENDİSİ.) ( SENDEN DAHA SEVGİLİ HİÇ BİR ŞEY YARATMADIM.) (SENİN, BENİM İNDİMDEKİ YÜKSEK DERECENİN BİLİNMESİ İÇİN, DÜNYAYI VE DÜNYA EHLİNİ YARATTIM.) (SENDEN BAŞKA HER ŞEYİ SENİN İÇİN YARATTIM.)

Buna benzer çok sözler duyarız. Tıpkı Hıristiyanların Hz. İsa ya, Tanrı vasıfları vererek yoldan saptıkları gibi, bizler Allah'ın bahsetmediği, vermediği vasıfları, ne yazık ki Resulüne yakıştırdık ve sınırı aştık. Allah'ın Resulü elbette bizlerin canımız, her şeyimiz bundan asla şüphe duyamaz bir Müslüman. Kur’an görev verdiği elçilerinin konumunu anlatırken, ONLARDA SİZLER GİBİ KULLARIMDIR DER. Fussilet 6. Ayette de Allah elçisine, bizlere bakın ne söylemesini ister. "BEN DE ANCAK, SİZİN GİBİ BİR İNSANIM."

Buradan şöyle bir ders çıkarmalıyız. Resuller belki bizler gibi bir insandı, ama unutmayalım Allah'ın güvendiği, övgüyle bahsettiği, bizler için örnek bir insandı. Allah'ın Resulünü nasıl sıradan bir insan konumuna getiremezsek, Allah'ın hiç bahsetmediği, Kur’an'ın uyarılarına tamamen ters düşen, insanüstü değerleri, vasıfları da Resule yüklememiz, yapacağımız en büyük yanlış olur. Allah katında Resullerinin değerlendirilmesini bizler asla yapamayız, O yetki Rabbimizindir. ALLAH GÖNDERDİĞİMİZ RESULLERİ, BİR DİĞERİNDE ÜSTÜN KILDIK DER, AMA ASLA İSİM ZİKRETMEZ. En son gönderilen Elçisi içinde, (Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik) der. Yani Hz. Muhammed yalnız indirildiği topluma değil, tüm dünyaya bir aydınlatıcı, uyarıcı olarak gönderildiğini söyler. Çünkü başka elçi/uyarıcı göndermeyeceğini, açıkça Kur’an'da bildirmiştir.

Sela okunurken, dördüncü sırada söylenen ise, aslında sınır tanımaz bir üslupla hitap ettiğimiz çıkıyor ortaya. (EY ALLAH’IN MAHLÛKATININ EN HAYIRLISI.) Bu sözleri söylememiz, bizlerin Hıristiyan ve Yahudilerden çok da farksız, adeta insanüstü bir makama Allah'ın Resulünü getirdiğimize bir örnektir. Allah'ın yarattıklarının en hayırlısı olduğunu bizler nereden biliyoruz? Bunu Allah Kur’an'da söyledi mi? Hz. Muhammet'ten önce, gelmiş geçmiş Allah'ın güven elçilerini, hiç hesaba katmadan, bizlerin böyle bir hükmü vermemiz ve bu sözleri söylememiz sizce doğrumu?

Allah'ın Elçisine hitaben söylediğimiz, şu methiye ise sınır tanımazlığın bir başka örneği. "ÖNCEKİLERİN VE DE SONRAKİLERİN EFENDİSİ." Düşünebiliyor musunuz, Allah'ın Resulüne kâinatın efendisi diye hitap ediyoruz. Elbette Hz. Muahmmed'i çok seviyoruz, ama bunun sınırını sizce çok aşmadık mı? Şunu da hatırlatmak isterim. Allah'ın Elçisinin en sevmediği söz, kendisine efendimiz denmesiydi. Böyle hitap edenlere, efendi Allah'tır, ben de sizler gibi bir insanım sizlerin arkadaşınızım diyerek, bu şekilde hitap edilmesini yasaklamıştır. Her konuda aşırıya gittiğimiz gibi, Allah'ın Resulüne sevgimizde de sınırımızın ölçüsünü ayarlayamadık. Bunu bilen İslam düşmanları, dine nifak sokmak adına bizlerin bu sevgimizi kullandılar ve Onun söylemediği birçok sözleri, sanki O söylemiş gibi dine soktular. Toplumu da Kur’an'dan uzaklaştırmanın yolunu bulan din simsarcıları, güzelim dinimizi istedikleri gibi yönettiler ve yönetiyorlar.

Selanın en sonunda söylediğimiz sözler ise, içimizdeki Allah aşkının özünü anlatıyor ve diyoruz ki, (HAMD) bütün övgüler, güzellikler, hükmetmek Allah'a mahsustur. YANİ SINIRSIZ ÖVGÜLERE LAYIK, YALNIZ RABBİMİZDİR, AMA BU SÖZÜMÜZDE DURMAYARAK SINIRSIZ HAMD YANİ ÖVGÜYÜ ALLAH'IN ELÇİSİNE YAPMAKTAN, HER NE HİKMETSE ÇEKİNMİYORUZ. Öyle yanlış bir inanç yarattık ki kendimize, Allah cezalandırıyor, cehennemde yakıyor, Resulü ise şefaat edip bağışlıyor düşüncesi, ne yazık ki İslam toplumunun kafasına yerleştirilmiş. SONUCUDA ORTADA. Ben bu konuda sizlerin dikkatinizi çekerek, düşünmenize vesile olmak istedim. Hatalarımı Rabbim bağışlasın ve bana doğruyu göstersin inşallah. 

Hz. Muhammed, bizlerin kendisini ne kadar çok sevdiğimizi bildiği için, bizleri sağlığında uyarmış ve dikkatli olmamızı isteyerek, KİM BEN SÖYLEMEDİĞİM HALDE, BU RESULÜN SÖZÜDÜR DERSE, CEHENNEMDEKİ YERİNİ HAZIRLASIN DEMİŞTİR. Tekrar hatırlatmak isterim, İlk sela Memlük Sultanı döneminde okunmaya başlandığı söylenir ve her Müslüman toplumlarında yoktur. Allah'ın Resulünün yolundan gitmek isteyenler, bu konuda çok dikkatli olmalı ve Resulün adına söylenen sözlerin kontrolünü, denetimini mutlaka Kur’an ile yapmalıdır. Çünkü Hz. Muhammed Kur’an'ı hayatına geçiren, ümmetine yalnız Kur’an ile hükmetme görevini alan, Allah'ın güven elçisiydi.

Dilerim bu uyarı nefsimizde ve gönlümüzde bir ışık yakar ve hayatımızı aydınlatır. Böylece hesabını verebilen bir kul olarak, din tacirlerinin tuzağına düşmeyiz.

Saygılarımla

Haluk GÜMÜŞTABAK

 

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 

 



Sayfa Kategorisi: GENEL İSLAMİ YAZILAR.