KUR'AN'DA GEÇEN RİBA VE GÜNÜMÜZDE BANKALARIN VERDİĞİ FAİZ ÜZERİNDE, ÖNYARGISIZ BİRLİKTE DÜŞÜNELİM.
Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu Kur’an’da geçen RİBA ve bankaların alıp verdiği FAİZ konusu üzerinde olacak. Lütfen bu makalemi tüm önyargılardan uzak, sonuna kadar dikkatle okuyalım. Bu konuda birçok makale yazdım ama tekrar gündeme getirip, bu konu üzerinde önyargılarımızı ve bilinçaltımıza yerleşen beşeri inançlarımızı bir kenara bırakıp, bir kez daha sorumlu olduğumuz KUR’AN ve AKIL merkezli sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Kur’an’da geçen RİBA konusundaki ayeti önce hatırlayalım, üzerinde birlikte düşünelim.
“EY İMAN SAHİPLERİ! RİBAYI ÖYLE KAT KAT KATLAYARAK YEMEYİN. ALLAH'TAN KORKUN Kİ KURTULUŞA EREBİLESİNİZ.” ( Ali İmran 130)
Konumuza geçmeden önce bir konuda sizlere bilgi vermek istiyorum. Bakın bilim adamları ne diyor. Bilinç ve bilinçaltı konusunu uzmanlar anlatırken, insanların toplam davranışları içinde BİLİNCİN ORANI YAKLAŞIK YÜZDE 5 KEN, BİLİNÇALTININ YÜZDE 95. OLDUĞU ÖRNEĞİ, BENZETME AMAÇLI VERİLİR. Bunlarda küçüklüğümüzden beri öğrendiğimiz ve doğru kabul ettiğimiz din adına bizlere öğretilen her şey diyebiliriz. Büyüklerimizden, hocalarımızdan öğrendiğimiz bir bilgiyi, inancımızı bilinçaltımıza kaydettikten sonra, BİLİNÇALTI BU BİLGİLERLE BİZLERE HÜKMEDER DİYEBİLİRİZ.
Onun içi önce din adına öğrendiklerimiz ve doğruluğundan emin olamadığımız bilgileri, inançları BİLİNÇALTIMIZDAN SİLMELİ, AKLIMIZI KULLANARAK EN EMİN DOĞU KAYNAKTAN FAYDALANARAK BİLİÇLENMELİYİZ. Çocuklarımızı küçük yaşta yetiştirirken, ona doğru bilgi ya da doğru inanç, din öğretmediysek, çocuğumuzun doğrularla hak olan gerçek din ile ileride buluşması çok zor olacaktır. BİZLER ALLAH’IN DİNİ DİYE ÖYLE YANLIŞ ŞEYLERE İNANIYORUZ Kİ, ELLERİMİZLE ALLAH’IN YEMİN EDEREK KOLAYLAŞTIRDIĞI DİNİ ZORLAŞTIRIP, DAHA SONRADA İŞİN İÇİNDEN ÇIKAMIYORUZ. BU YANLIŞ BİLGİLERE İNANDIĞIMIZ İÇİN, ÇIKAR ÇEVRELERİNİN TUZAĞINA RAHATLIKLA DÜŞÜYORUZ. Ne yazık ki Kur’an’da geçen RİBA konusunda da bu yanlışı yapıyoruz, çünkü akıl devre dışı kalınca BİLİÇALTI BATIL İNANÇLARIMIZ BİZLERİ YÖNETİYOR.
Bu ayeti tercüme edenler RİBA kelimesini direk FAİZ diye tercüme ettikleri için, bankalara para yatırmanın ve onun getirisini almanın HARAM olduğu söylenmektedir. Topluma bu şekilde anlatılınca, bankacılığın karşına koydukları karpayı ortaklığı sistemi ile normal bankalardan aslında hiç farkı olmayan, ama getiriye faiz ismi vermedikleri bir sistem oluşturmuşlardır. Gelin birlikte günümüzde ki bankacılık sisteminin, KUR’AN’IN BAHSETTİĞİ RİBA İLE İLGİSİ OLUP OLMADIĞINI, ANLAMAYA ÇALIŞALIM.
KUR’AN’DA GEÇEN RİBA ŞAHISLAR ARASINDA GERÇEKLEŞEN, GÜÇLÜ VE ZENGİN OLAN TEFECİNİN, DARDA KALMIŞ VEYA MUHTAÇ DURUMDAKİ BİREYLERE BORÇ VEREREK ONLARI SÖMÜRDÜĞÜ, GERİ DÖNÜŞÜNDE NE KADAR ÖDENECEĞİ BELLİ OLMAYAN KAT KAT FAZLA GERİ ALINAN BİREYSEL BİR İLİŞKİDİR. Lütfen bu gerçeği unutmayalım. Günümüz Bankacılığında bahsedilen FAİZ, ŞAHISLAR ARASINDA DEĞİL, kurumsal yapılar (bankalar ve devletler) devrededir. Bankalar hem fon arz edenlerin (mevduat sahipleri) hem de fon talep edenlerin (kredi çekenler) buluştuğu ve KARŞILIKLI ANLAŞTIĞI TÜZEL KİŞİLİKLERDİR. BORÇ ALANIN GERİ ÖDERKEN ÖDEYECEĞİ MİKTAR DAHA BAŞTAN BELLİ VE DEĞİŞKEN DEĞİLDİR. BUNUN KUR’AN’DA GEÇEN RİBA İLE ASLA BİR İLGİSİ YOKTUR.
Sosyal Zulüm ve Tefecilik Kur'an'ın yasakladığı RİBA, borçlunun çaresizliğinden faydalanarak anaparayı sürekli katlayan, borçluyu köleleştiren yıkıcı bir TEFECİLİK sistemidir. Günümüz kurumsal bankacılığı ise bir sömürü aracından ziyade, FON ARZ EDENLER İLE FON TALEP EDENLERİ BULUŞTURAN hukuki gönüllük esasına dayanan, bir sözleşmeye dayanır. Enflasyon Faktörü burada çok önemlidir. Kanunlarımızda da tefecilik yasaklanmıştır, bunu lütfen unutmayalım. Günümüz paraları altın veya gümüş gibi kendi öz değerine sahip değildir ve enflasyon nedeniyle sürekli değer kaybeder. Bankanın verdiği faiz, BAZEN PARANIN SADECE DEĞER KAYBINI KORUR. PARANIN DEĞER KAYBINI TELAFİ ETMEK, RİBA OLARAK GÖRÜLMEMELİDİR. Kurumsal ve Ticari Kredilere gelince. Günümüzde krediler çoğunlukla ticari yatırımlar, büyüme ve üretim için kurumlardan alınır. Dolayısıyla burada zayıfın sömürülmesi değil, ticari bir ortaklık veya finansman mekanizması söz konusudur ve dünyanın her yerinde kullanılır.
Kur'an'ın indiği dönemdeki yıkıcı ve KAT KAT ARTAN TEFECİLİK modeli ile günümüzün modern bankacılık faaliyetlerini birbirinden ayıran ve banka faizinin RİBA ile aynı şey olmadığı apaçık anlaşılmaktadır. Ancak İslam dünyasındaki genel dini otorite ve beşeri fıkıh meclisleri, paranın vade karşılığında kesin bir kar taahhüdüyle artırılmasını, sistemin özü itibariyle RİBA olarak görmeye devam etmektedir. Bu Kur’an’ın değil mezheplerin, yani insanların şahsi görüşüdür. Hâlbuki bankalara yatırılan paralar, anaparaya belirli bir kar getiriyor gibi görünse de, aslında kardan ziyade kişilerin PARASININ ENFLASYONDA DEĞER KAYBINI TELAFİ ETMEKTEN BAŞKA, HİÇ BİR ARTIŞI YOKTUR.
Mezheplerin klasik fıkıh inancında para, bizzat kendisi bir mal değil, MALLARIN DEĞERİNİ ÖLÇEN BİR BİRİMDİR. İster altın olsun ister devletin bastığı kâğıt para, borç verilen paranın üzerinde geri alınan her fazlalık "RİBA" kapsamına girer diye kabul edilir. Paranın cinsi sistemin bu fıkhı kuralını değiştirmez. 1400 yıl öncesini düşündüğümüzde, belki buna hak verebiliriz ama günümüzde, devletlerin alış verişte kullanmak için bastığı paralar, HER ÜLKENİN GÜCÜ NİSPETİNDE YA ÇOK DEĞERLİ, YA DA ÇOK DEĞERSİZ HALE ZAMANLA GELEBİLİR. Öyle olunca da farklı ülkelerin paraları, aynı malı çok daha farklı miktarlarla satın alabiliyor. Bu farklılık toplumlar arasında ENFLASYON UÇURUMUNU YARATMIŞTIR. Örneğin bir ülkede enflasyon yüzde 1 ya da 2 iken bir başka ülkede yüzde 30 ya da 40 hatta daha fazla olabiliyor. BUDA PARANIN ALIM GÜCÜNÜ DİREK ETKİLİYOR.
Kur'an'ın indiği dönemde kullanılan dinar (altın) ve dirhem (gümüş) kendi içsel değerine sahipti. ENFLASYON NEDENİYLE SIFIRLANIP YOK OLMA RİSKLERİ YOKTU. Günümüz kâğıt paraları ise devletlerin güvencesine dayalı itibari paralardır ve enflasyon karşısında erirler. ENFLASYON ORANINDAKİ BİR FAİZ ARTIŞI, ASLINDA BİR "KAZANÇ" DEĞİL, PARANIN SATIN ALMA GÜCÜNÜ KORUMA (ORİJİNAL HAKKINI GERİ ALMA) ÇABASIDIR. Dolayısıyla enflasyon kadar olan kısım RİBA sayılamaz. Kur’an ileride insanların karşılaşacağı her konuyu bildiğinden, bazı konularda çok fazla detaya girip hükümler vermemiş, toplumun ihtiyaçlarını kendilerinin sağlamalarına izin vermiştir. ONUN İÇİN ALLAH BİRBİRİMİZE BORÇ VERİRKEN BİLE, ÇOK DİKKAT ÇEKİCİ BİR CÜMLE KULLANIP, GELECEKTE YAŞANACAKLARA KAPIYI AÇIK BIRAKMIŞTIR.“RİBAYI ÖYLE KAT KAT KATLAYARAK YEMEYİN” Allah onlarca ayetinde düşün aklını kullan diyorsa ayetler üzerinde, gelin bu ayet üzerinde de bizler düşünelim, Allah Kat kat artırarak alacağınızı geri almayın diyorsa, paranızın bu zaman zarfında değer kaybını gözeterek gerin alın dediği çok açıktır.
Konumuzu özetlemek gerekirse. Günümüzde kurumsal bankalar, insanların veya kurumların paralarını haksızca elinden alan bir sömürü aracı değildir. AKSİNE ENFLASYON HESABI YAPILARAK, PARASI OLANLAR İLE PARAYA İHTİYACI OLANLARI YASAL BİR ZEMİN ÜZERİNDE GÖNÜLLÜK ESASIYLA BİR ARAYA GETİREN ARABULUCULARDIR. Bakın burası çok önemli. Parası olanla olmayanı YASAL BİR ZEMİNDE BİR ARAYA GETİRMEK. Sizce bu ne demek? Hiçbir banka kendi keyfine göre faiz artırıp azaltamaz ENFLASYON ORANINDA artırır anlamındadır. Bankaya parasını yatıranla, bankadan ihtiyacını görmek için borç alan yasal bir zeminde kayıtlı ve gönüllü olunduğundan asla SÖZLEŞMENİN DIŞINA ÇIKIP FAZLA ALAMAZ. Her şey daha önceden belli ama Kur’an’ın bahsettiği RİBA da hiçbir şey belli olmayıp kayıt altında olmadığından, istenildiği gibi artırılabildiği için, ALLAH BUNU HARAM KILMIŞ YASAKLAMIŞTIR.
Bankalar Arz ve talebi bir araya getiren işletmelerdir. Elinde birikimi, sermayesi olan ve bunu değerlendirmek parasının değer kaybını önlemek (örneğin mevduat hesabı açarak faiz/getiri kazanmak) isteyen kişiler veya şirketler. Yatırım yapmak, işini büyütmek veya ihtiyaçlarını karşılamak için paraya (krediye) ihtiyacı olan kişiler veya şirketler. Bu buluşmanın rastgele ya da keyfi değil; iki tarafın da haklarını koruyan, devletin ve yasaların denetiminde olan resmi, yasal kurallarla (sözleşmelerle) yapıldığını belirtir. Bu yöntemle insanlar ev ve araba aldıklarını biliyorsunuz. Tabi enflasyonu yüksek olan ülkelerde bankacılık ne yazık ki toplumu zorladığını söyleyebilirim. Ama burada suç bankalarda değil, O ÜLKEYİ YÖNETENLERDE YANİ ENFLASYONU DÜŞÜREMEYENLERDEDİR. Özetle; bankalar aslında kendi paralarını satmazlar. Evini, arabasını almak isteyen ya da fabrika kurmak isteyen kişilere (fon talep edenler), parasını bankaya vadeli olarak yatıran insanların (fon arz edenler) parasını aktarırlar. Bu sürecin tamamen yasal, şeffaf ve gönül rızası ile yapılan, ekonomiyi büyüten profesyonel bir köprü görevi olduğunu vurgulamaktadır. Bankaya yatırılan para ihtiyacı olan tarafından kredi alınarak ticaret yapılıyor ve bu ticaretten kazılan kar payının bir kısmı böylece, anapara sahibine aktarılıyor. Karşılıklı anlaşarak şartlarını değerlendirerek alınan bu şekilde borcun, Kur’an tarafından onaylandığına bir örnek vermek istiyorum.
"EY İMAN EDENLER! MALLARINIZI ARANIZDA HAKSIZLIKLA YEMEYİN; ANCAK KARŞILIKLI RIZÂNIZA DAYANAN TİCARET BÖYLE DEĞİLDİR VE KENDİNİZİ ÖLDÜRMEYİN. ŞÜPHESİZ ALLAH SİZE KARŞI ÇOK MERHAMETLİDİR." (Nisa 29)
Bu ayetten de anlaşıldığı gibi, RİBA da olduğu gibi borcun ödenmesinde, neyle karşılaşacağın belli olmayan bir durum değil, tam tersine açık haksızlık olmadan önceden anlaşıp karşılıklı her iki tarafın rızasına dayanan bir borçlanma ve bu borçlanma ile yapılan alış veriş yani ticaretin, Allah’ın katında RİBA olmadığı çok açıktır. Makaleme son vermeden önce, faizin haram olduğuna örnek gösterdikleri bir ayeti de hatırlatmak istiyorum.
Bakara 279: EĞER BÖYLE YAPMAZSANIZ, ALLAH VE RESÛLÜYLE SAVAŞA GİRDİĞİNİZİ BİLİN. EĞER TÖVBE EDECEK OLURSANIZ, ANAPARALARINIZ SİZİNDİR. BÖYLECE SİZ NE BAŞKALARINA HAKSIZLIK ETMİŞ OLURSUNUZ, NE DE BAŞKALARI SİZE HAKSIZLIK ETMİŞ OLUR. (Diyanet meali)
Allah Kur’an’da boşuna aklını kullan ve ayetler arasında bir bağlantı kurup düşün öyle iman et, sakın başkalarının sözlerinin sorgusuzca ardına düşme diye boşuna uyarmıyor. Bakın Allah ayetin sonunda ne diyor. Böylece siz ne başkalarına haksızlık etmiş olursunuz, nede başkaları size haksızlık etmiş olur diyor. Siz bundan ne anladınız? Örnekle açıklamak isterim. Günümüzde bir arkadaşınıza 500.000 TL borç verdiniz ve bir yıl sonra geri alacaksınız. Rabbimiz diyor ki, geri alırken enflasyon oranında geri al ki, ne sen kendine haksızlık etmiş ol, nede karşındaki kişiye haksızlık etmiş olmayasın. Demek ki bizler Allah’ın ayetleri üzerinde düşünüp aklımızı kullandığımızda, HİÇ KİMSE BİZLERİ ALLAH İLE ALDATAMIYORMUŞ.
Dilerim Kur’an nuru ile nurlanan ve batılın hurafenin ataların inancının etkisinden kurtulup, Allah’ın vahyini anlayabilmek için çaba harcayan ve onu yaşayabilmek için çırpınan ALLAH’IN AZINLIK HALİS KULLARI ARASINDA OLURUZ.
Haluk GÜMÜŞTABAK
https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
http://www.hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
https://hakyolkuran1.blogspot.com/