KUR'AN A DAVET

 

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
Dini Öğrenmenin Yaşı Ne Olmalıdır?
Her zaman tartışılan bir konu, ilkokullarda zorunlu din dersinin olup olmaması konusudur. Ayrıca bazı kurumların 4-6 yaş arası çocuklara dini eğitim vermesi konusu da tartışmalara neden olabiliyor. Gerçekten de bu konu çok önemlidir. Bir örnek vermek istiyorum. Lise seviyesindeki bir konuyu, ilkokulda yada daha küçük yaştaki çocuklara okutabilir misiniz?  Elbette okutamayız diyeceksiniz. Peki, neden okutamayız? 
 
Çünkü küçük yaşta ki bir çocuğun muhakeme, soyut kavramları sorgulama kabiliyeti daha tam gelişmemiştir. Gereken değerlendirmeyi, gerektiği ölçüde yapamaz. Bunu yapabilmesi için, önce alt yapısı olmalıdır. Öğretmeye çalışsanız da, o yaşta öğrenemez hatta yanlış değerlendirmelerde bulunur. Buda çocuk için tehlikelidir, tamiri olmayacak zararlar verebilir. Örneğin Kur’an, evlilik yaşından bahsederken, evlenecek kişinin gerekli olan OLGUNLUĞA ERİŞMİŞ OLMASININgerekliliğinden bahseder. Bu konuya bakın bilim nasıl yaklaşıyor ve neler söylüyor.

"Her çocuk büyüme sürecinin bir parçası olarak sorgulama dönemine girer. Bu dönemde elbette dini kavramları da sorgulamaya başlar ve soyut olan kavramları anlamaya çalışır. 0-6 yaş dönemindeki çocuklar HENÜZ SOYUT DÜŞÜNEMEZLER. Çocuklar 4 yaşından itibaren soyut kavramlar hakkında fikir yürütmeye başlasalar da, henüz bu yaş grubu çocuklarının bilişsel süreçleri buna imkan tanımaz.

Bazı çocuklar bulunduğu kültür içerisinde dini kavramları öğrenseler de BU YETİŞKİNLERİN ANLADIĞI ŞEKİLDE BİR ALGILAMA DEĞİLDİR. Daha çok Tanrının somutlaştırılarak imgelenmesi ile ilgilidir. Çocuk 7-11 yaş arası soyut düşünmeye ve bunları işlemlemeye başlasa da bu süreç 11-12 yaşından itibaren anlamlandırılabilir. Ancak sağlıklı bir din eğitimi veya dini kavramlarının öğretim süreci de bu döneme denk düşmelidir. EĞİTİM SİSTEMİMİZDE İKİNCİ KADEME EĞİTİM DÖNEMİNE DENK DÜŞEN SÜREÇTE YER ALMASI DOĞRUDUR.

Çocuklara dini kavramları anlatırken öncelikle çocuğun yaş düzeyine göre korkutulmadan anlatılması gerekmektedir. Her kültüre göre dini kavramları öğretmenin yaşı ve sınırı farklıdır. Çevresinde kültürel olarak sıklıkla bu kavramları duyan bir çocuk elbette daha fazla sorgulayacaktır. Bu durum çocuğun bilişsel olarak hazır olduğunu göstermez. YAPILAN BİLİMSEL ÇALIŞMALARA GÖRE ÇOCUK 11-12 YAŞINA KADAR SOYUT KAVRAMLARI ANLAMLANDIRAMAZ."

Önce şunu çok açık bir şekilde söylemek isterim. Çocuklarımıza küçük yaşta din eğitimini vermeye başlamak istiyorsak, ONLARA BİZZAT AİLE İÇİNDE BİZLER ÖRNEK OLACAK ŞEKİLDE DİNİ YAŞAMALIYIZ. Yani evlatlarımıza doğru bir rol model olmalıyız. Çocukların dini eğitiminde her yaşın ayrı bir önemi vardır. Sağlıklı bir din eğitimi verebilmek için her anne-babanın yakın ve uzak plan olmak üzere belirli hedefleri olmalıdır. Yani çocuklarımızın din eğitimi hiç kimseye emanet edilemeyecek kadar önemlidir bu görev anne babaya düşer. Tabi anne baba inandığı dini en doğru bir şekilde öğrenip yaşıyorsa, çocuklarına da örnek olur. Ya anne baba bu özelliği taşımıyorsa? İşte o zaman bu toplumun gelecek neslinin istenilen özellikleri taşımasını, dindar bir neslin yetişmesini hiç beklemeyelim. Aman çocuklarımız dini bilgi alsın diye gönderdiğimiz kişiler, yada kurumların vereceği dini eğitiminin yanlış olma ihtimalinin, çok yüksek olacağını lütfen unutmayalım.
 
Hatırlayınız Rabbimiz, sakın dinde bölünenler gibi olmayın diye uyardığı halde, günümüzde İslam toplumunun mezheplere ayrıldığı yetmiyormuş gibi, birde cemaat ve tarikatlara ayrıldığını düşünün? Hangi mezhebin, cemaatin, tarikatın sözleriyle, öğretileriyle bizler yada çocuklarımız, en doğru İslam'ı öğrenip yaşayacağımızı, hiç düşündünüz mü? Dindar nesil yetiştireceğim derken, kindar ataist bir nesil yetiştirebiliriz, Allah korusun. Lütfen aileler önce kendisini bu konuda, Allah'ın korumasındaki ve bizleri sorumlu tuttuğu Kur'an'dan, dinini inancını bizzat kendisi doğru öğrenmeli ki, çocuklarınada doğru örnek olup öğretebilsin. Hatırlatırım İslam dininde RUHBAN sınıfı yoktur. Buda demektir ki dini bizlere öğretecek, anlatacak bir sınıf Rabbimiz oluşturmamıştır. NE BİZLER NEDE ÇOCUKLARIMIZ, İNANCIMIZI İMANIMIZI BİRİLERİNE ENDEKSLEYEREK ONLARDAN ÖĞRENDİĞİMİZ BİLGİLER IŞIĞINDA ÖĞRENİP YAŞAYAMAYIZ.  Bu yol ve yöntem, Allah'ın bizleri sorumlu tuttuğu Kur'an ilkesine ters düşer.
 
Bu çerçevede okul öncesi dönem çocuklarımıza dini, İslam'ı SEVDİRME VE BENİMSETME konusunda bizlerin, bizzat ÖRNEK OLMA dönemidir, lütfen unutmayalım çocuklar örnek aldıklarını taklit ederler. Çok güzel bir söz vardır. "NE EKERSEN ONU BİÇERSİN." Bizlerde çocuklarımıza ne verirsek onun sonucunu alırız, onun için bu konuda çok dikkatli olmalıyız. Eğer bizler bilim adamlarının tavsiyelerine uymayıp, günümüzde 4-6 yaş arası çocuklara din eğitimi vermeye çalışanları sorgulamadan, araştırmadan çocuklarımızı bu kurslara gönderirsek, sizce sorgulama ve soyut kavramlar hakkında değerlendirme yaşı gelmemiş evlatlarımız, ileride büyük sorunlar yaşamaz mı, ne dersiniz? Bizler dinin gerektiği emirlerin, yerine getirme yaşından bahsederken, Akıl ve baliğ olmak gerektiğini söyleriz, tıpkı Kur’an'ın evlenme yaşından bahsettiği gibi. Akil olmak aklı başında olmaktır. Baliğ olmak ise çocukluktan çıkıp, ergen olması buluğa ermesi yani mukayese yapabilecek olgunlukta olması anlamına gelir. Bu tarifin tam bir yaşının olduğunu söyleyemeyiz. Kızlarda ve erkeklerde bile farklıdır. Her çocuğa göre bile değiştiğini söyleyebiliriz.
 
Kur’an'ı anladığı dilden okuyan bir Müslüman, Allah'ın ayetleri üzerinde derin derin düşünmemizi emrettiğini bilir. BUNUN NEDENİ DE İNANCIN, İMANIN SAĞLAM TEMELLER ÜZERİNDE OLABİLMESİ İÇİN, AYETLERİN ÖZÜNE İNEBİLMENİN DÜŞÜNEREK İDRAK EDEREK, SORGULAYARAK İNANMANIN ÖNEMİNİ ANLATIR KUR'AN BİZLERE. Küçük yaşta Allah'ın bu emri yerine getirilemez, yanlış anlaşılmalara neden olur, ayrıca çocuklarımıza dini öğretmesi için gönderdiğimiz kişilerin vereceği yanlış dini bilgiler, çocuğumuzun kafasında tamiri mümkün olmayan yaralar açabilir. Çok daha kötüsü, küçük yaşta ki beyinleri, soyut kavramları değerlendirme becerisi olmadan, onların din adına sorgulama özelliklerini ellerinden almış ve bir kalıba sokarak düşünme özelliklerini kısıtlamış hapsetmiş oluruz ki, böyle bir nesil, ALLAH İLE ALDATILMAKTAN ASLA KURTULAMAZ. ACABA BÖYLE BİR TOPLUM YARATILMAK MI İSTENİYOR?
 
Eğer toplum İslam'ı Kur'an'dan anlayarak, düşünerek okumaya çalışmıyorsa, o toplumu inancıyla yönetmek daha kolay olur. İslam'ı kullanan terör örgütlerinin, yada din tacirlerinin de izledikleri yollardan biriside, küçük çocukları din dersi adı altında verdiği yanlış bilgi ve telkinlerdir. Düşünme melekesi gelişmemiş, soyut kavramlar hakkında hiç bir değerlendirme yapamayan, baliğ olmamış çocuğu nasıl isterseniz öyle yönlendirirsiniz. İsterseniz bir melek, isterseniz bir şeytan yetiştirmek elinizdedir. Onun içindir ki küçük yaştaki çocuklara, din bilgisi adı altında yanlış bilgiler vermeye kalkarsanız, daha sonra tamir edilemeyecek, geri dönüşü olmayan bir nesil yaratabilirsiniz. ÖĞRETİLEN BİLGİ DOĞRU BİLE OLSA, SORGULAMA YETENEĞİ GELİŞMEMİŞ, AKIL, BALİĞ OLMAMMIŞ BİR ÇOCUK, KENDİ İÇ DÜNYASINDA YANLIŞ DEĞERLENDİRMELER YAPARAK, DİNDEN BİLE SOĞUMASINA NEDEN OLABİLİRSİNİZ.
 
Bundan dolayıdır ki, toplum bu konuda çok fazla duyarlıdır. Şöyle düşünebilirsiniz, neden yanlış bilgiler verilsin, bizler Allah'ı peygamberi anlatıyoruz, bunun neresi yanlış. Bu sözlerle başlayan ama bugün İslam âlemi içinde, sayısını bile bilmediğimiz bir bölünmüşlük yaşıyoruz dinde. Hiçbirisinin bir diğerine ne güveni var, nede saygısı. Hepsi kendi inancını doğru kabul ediyor ve aynı kitaba ve aynı Resule inandığımız halde, birbirimizi öldürmekte bile bir sakınca görmüyoruz. Çocuğu yanlış telkinlerle  etkilersek, gelecekte Allah'ın imtihanı ile baş başa kaldığında, gerçekleri görememe tehlikesi ile baş başa bırakabiliriz. Bir çocuğa küçük yaşta, Kur'an'da her bilgiyi bulamasınız, zaten siz Kur'an'ı kendi başınıza anlayamazsınız mantıksızlığını yerleştirdiğiniz andan itibaren, O çocuk Kur'an'ı bir kenara koyar ve doğru bildiği beşeri kitapları okur. Bundan sonrada O çocuğun Kur'an ile buluşması, neredeyse imkansız olur. BİR BAŞKA AÇIDAN BAKMAK GEREKİRSE, BİZLERİN YAPTIĞI YANLIŞLARIN, EVLATLARIMIZ TARAFINDAN DEVAM ETMESİNE NEDEN OLABİLİRİZ.
 
TOPLUMU KORKUTAN, BU DİNDE BÖLÜNMÜŞLÜĞÜN VERDİĞİ GÜVENSİZLİKTİR. Bir çocuğun eğer muhakeme, sorgulama kabiliyeti gelişmediyse, baliğ olmadıysa, yeterli altyapı bilgisi de yoksa ona din dersini, dini bilgileri bir başkasının vermesini hiçbir anne baba kabul etmez. Tedirgin olur ve derki, ya yanlış bilgilerle çocuğumun inancını etki altına alırlarsa. Bu düşünce hepimizde vardır. Çokta normaldir böyle düşünmek. YOKSA HER ANNE BABA, DİNİ BİLGİLERİ HER YAŞTA, AMA DOZAJINDA YAVAŞ YAVAŞ  GEREKTİĞİ KADAR, EVLADINA VERİR VERMELİDİRDE. Laik bir toplumda yaşadığımızı söylüyorsak, devletin topluma dikte ettirdiği bir inancı, zorunlu tutarak öğretmeye kalkması düşünülemez. Din ailelerin, hatta kişilerin Allah'a karşı kendi sorumluluklarıdır. Buna hiç kimse müdahale edemez ve zorla öğretmeye kalkamaz.  
 
Elbette din çocuklarımıza öğretilmelidir, ama detaylı din eğitimi, muhakeme yeteneklerinin geliştiği, baliğ olduğu bir çağda yapılmalıdır. Çocuklarımıza lisede, DİN DİYE MEZHEPLERİN ÖĞRETİSİ DEĞİL, YALNIZ KUR'AN ÖĞRETİLMELİDİR, HATTA ÇOK DETAYLI BİR ŞEKİLDE. Eğer bir çocuk anlatılanları sorgulayamıyorsa, karşılaştırma yapacak yetenekleri daha gelişmemişse, öğretilenlerin doğru ya da yanlış olabileceğinin farkında olamaz. BÖYLE YAPARAK BİLİNÇSİZ, SORGULAMADAN İTAAT EDEN BİR TOPLUM YARATMIŞ OLURUZ. Çocuklarımıza İslam'ı korkutarak, ürküterek, tehdit ederek değil, güzel bir üslupla anlatmalıyız ki, evlatlarımız İslam dairesi içinde kalabilsin. Bunun tersini yaparsak, dinden bahseden her kişiden uzaklaşacaklardır. Bugün ne yazık ki gençlik, yapılan yanlışlardan dolayı dinden uzak durmaktadır.
 
Din eğitimi çocuklara, önce yaşatılarak öğretilir. Eğer bir toplumda hırsızlık, zina, büyüklere saygısızlık almış başını gidiyorsa, o toplumun gençlerine, çocuklarına da dinden söz edemezsiniz. DAHA AÇIKÇASI ÇOCUKLARIMIZA DİNİ ÖĞRETMEDEN ÖNCE, BİZLER İYİ AHLAKLI BİR MODEL OLMALIYIZ. Din sözle, konuşarak değil yaşayarak öğretilir. Çocuklarımıza örnek olamıyorsak, bizler dini yanlış öğrenmişiz demektir. Çocuklarımıza da doğru öğretmemiz mümkün olmayacaktır.
 
Dilerim toplum olarak, bu gerçeklerin farkında oluruz. Din ve iman bir başkasına zorla öğretilmez, önce bunun bilincinde olmalıyız. DİNİN ÖĞRETİLMESİ KONUSU, DEVLETİN ASLİ GÖREVİ DEĞİLDİR. Din eğitiminin ilk basamağı ailedir. Daha sonrada bireyin bizzat kendisidir. Bunun dışında hiç kimse, zorla araya girerek bu görevi üstlenemez. Din ve iman kişinin, Allah'a karşı imtihanıdır. Hiç kimse bu imtihana müdahale edemez. Devletin kabul ettiği din ve mezhep inancını, zorla topluma kabul ettirmesine kötü bir örnek İran'ı gösterebiliriz. Hepimiz yaptıklarımızdan sorumlu tutulacağız. Dinde zorlama yoktur diyen Allah'ın hükmünü lütfen hatırlayalım. Yaradan hiç kimsenin zorlanarak bir inanç yaşamasını istemez. Din gönüllülük esasına dayanır ve yalnız ALLAH İLE KULU ARASINDADIR.
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
 


Sayfa Kategorisi: GENEL İSLAMİ YAZILAR.