KUR'AN A DAVET

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1

https://hakyolkuran1.blogspot.com/


http://halukgta.blogcu.com/


http://kuranyolu.blogcu.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
ŞURA SU. 51. ALLAH AYETLERİNİ ELÇİSİNE, RÜYASINDA VAH YEDER Mİ?
Bizler İslam ı ne yazık ki, doğruluğundan emin olamadığımız beşeri rivayetleri, hiç düşünmeden Kur’an ile karşılaştırmadan, yaşamaya kabul etmeye devam ettiğimiz sürece, gerçek İslam ın güzelliğini nurunu, güneşini de görmemiz, ondan gereği gibi istifade etmemizde, mümkün olmayacaktır.
 
Bu yazımda sizleri düşünmeye davet etmek istediğim konu, bir yazıma cevap veren bir kardeşimiz, bana sitemkâr sözlerle, peygamberimize rüyasında tebliğ edilen, KUR’AN DIŞINDAN KUR’AN AYETİ HÜKMÜNDE, HADİSLERİN OLDUĞUNU SÖYLEMESİYDİ. Gerçekten böyle bir şey olabilir mi? Yani Allah ın elçisine rüyasında, Kur'an ın dışından da vahiy gelmiş olabilir mi? Aşağıdaki sözlerin Kur’an bütünlüğünde, gerçekten doğru olma şansı sizce var mı?
 
(Allah'ın resulüne ilhamı olan, ayet hükmünde olan rüya hadislerini dahi kabul etmezsiniz. Sizi uyarıyorum, yolunuz yol değil.)
 
Bu arkadaşımız bizlerin, din ve iman adına sorumlu olduğumuz, tıpkı Kur’an ayetleri gibi, bazı bilgilerin, hükümlerin peygamberimize Allah tarafından rüyasında vah yedildiğini ve bizlerinde bunlardan sorumlu olduğumuzu söylüyor. Bizler bu sözleri hemen Kur’an a müracaat ederek soralım, bakalım Allah elçilerine bu yolla, yani rüya yoluyla bizlerinde sorumlu olduğu, Kur’an dışından vahiy tebliğ etmiş olabilir mi?
 
Şura 51: Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. O yücedir, hakîmdir. (Diyanet vakfı meali)
 
Önce vahiy kelimesinin anlamına bakalım. Vahiy genel anlamda Allah ın buyruğu, yani emirlerinin elçilere bildirildiği sözlerdir. İşte bu sözlerini bakın hangi yöntemlerle bildirdiğini söylüyor Rabbimiz. İlk iki cümleyi önce anlamaya çalışalım. Aslında bu ayette veya diye ayırdığı farklı gibi yazılmış vahiy şeklinin, birbirinden farklı olmadığını anlıyoruz. Vahiy yoluyla, yada perde arkasından veya elçi melekler göndermesi, hepsinin aslında aynı konuya işaret ettiğini gösteriyor. Yani Allah yüz yüze herhangi bir vahiy bildirmiyor. Burada Allah bir insanla, elçi gönderip vahyetmesi ise, melek elçiler göndermesi ve ayetlerini bu şekilde vahyetmesi anlatılıyor. Kur'an da diğer ayetlerde, bir başka vahiydende bahsedilir. Burada anlatılan yine, başka bir yol ile de vahyedebileceğini anlatmaya çalışır. Peki, bu nasıl bir yöntem olabilir? Size bir ayet ile bunu anlatmak istiyorum.
 
Nahl 68: Senin Rabbin bal arısına şöyle vahyetti: Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin. (Elmalı meali)
 
Bu ayete baktığımızda Allah ın bir başka vahye diş şeklini, daha iyi anlıyoruz. Bu yönteminde gönüllerine verdiği, İLHAM, sessizce hükümlerinin seslenişi diyebiliriz. DAHA AÇIKÇASI ALLAH KULLARINADA BÖYLE BİR VAHİYDE BULUNABİLİR, BU ŞEKİLDE DOĞRUYU BULABİLMESİ İÇİN YARDIM EDEBİLECEĞİNİ, YOL GÖSTEREBİLECEĞİNİDE SÖYLEYEBİLİRİZ. AMA İNSANLARIN ÇOĞU BUNUN FARKINDA BİLE DEĞİLLER. AMA ALLAH ELÇİSİNE, BİZLERE İLETMESİ İÇİN KUR'AN I, BİR ELÇİ VASITASIYLA İLETTİĞİNİ AÇIKÇA ANLIYORUZ. ÇÜNKÜ VAHİYDE AÇIKLIK VE ŞAHİTLİK ÇOK ÖNEMLİDİR. Mahşer günü melekler ve elçiler vahye, şahit olacaklardır. 
 
Allah ın verdiği bu bilgi ışığında hemen düşünelim. Arkadaşımızın bana söylediği gibi, bizlerin sorumlu olduğumuz Kur’an ayetleri hükmünde, peygamberimize rüyasında vahiy gelmiş olabilir mi? Allah ın yukarıda bizlere tebliğ ettiği vahiy yöntemlerine baktığımızda rüyada vahiy yolu, asla zikredilmiyor. 
 
O halde bunu söyleyenlere inanmamız mümkün değildir. Çünkü Allah eğer bu yöntem ile elçisine rüyasında bizlere iletecek, bizleri ilgilendiren, sorumlu olduğumuz bir vahiy göndermiş olsaydı, ALLAH'IN ELÇİSİ BUNU KUR’AN A HEMEN GEÇİRİRDİ. Bazı batıl savunucuları, Peygamberimize Cebrail dışından da kalbine ayetler vahyedilmiştir, onlarda ayettir diyorlar. İyide neden Kur'an a geçmedi diye sorduğumuzda, mantıklı ve Kur'an a uyan cevaplar alamıyoruz.  Bunu neden düşünemiyoruz sizce? Bu kadar mı ağır basıyor, batılı aklama çabamız. 
 
Eğer peygamberimiz rüyasında vahiy alıp, Kur’an a geçirmediği, bizlerin sorumlu olduğumuz hükümler olsaydı, aşağıdaki ayetleri bizlere peygamberimiz tebliğ eder miydi? 
 
Enbiya 10: Andolsun ki, size öyle bir kitap indirdik ki. Bütün şanınız ondadır; hala akıllanmayacak mısınız?
 
Kehf 27: Rabbinin Kitabı'ndan sana vah yedileni oku. Onun kelimelerini değiştirebilecek yoktur. O'ndan başka bir sığınak da bulamazsın.
 
Enam 19: Sor: "Tanıklık bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Benimle sizin aranızda Allah tanıktır. Bu Kuran bana vahyolundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım…
 
Şimdide rüya konusunu içeren bazı ayet örneklerini görelim. Yusuf suresi 4. ayetinde, Yusuf peygamberimiz bir rüya görüyor ve bu rüyasını babasına anlatıyor. Rüyasında on bir yıldız ile güneş ve ayı bana secde ederken gördüğünü söylediğinde, bunu kardeşlerine anlatmaması için, babasından tembih aldığı ayeti hatırlayalım. Ayette anlatılan ve örnek verilenlerin tamamı, kişisel bilgi ve gelecekte olacakları işaret eden konuları içeriyor. Yine başka bir örnek verelim rüya konusu ile ilgili peygamberimizden. Önce bir ayet hatırlatmak istiyorum.
 
Fetih 27: Andolsun ki Allah, ELÇİSİNİN RÜYASINI DOĞRU ÇIKARDI. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram'a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.
 
Peygamberimiz Medine de gördüğü bir rüyasında, kendisine iman edenlerle birlikte huzur içinde, Mescid-i Harama gittiklerini ve kabeyi tavaf ettiklerini görüyor. Bu rüyasını da topluma anlatıyor. İman edenler buna inanmak istemiyor, çünkü iman etmeyenlerin bu ziyarete engel oldukları ve iman edenlerin zorluklar içinde kaldığı bir ortamda görüyor bu rüyayı peygamberimiz. 
 
Allah elçisi bu rüyayı görüp, topluma rüyasını anlattıktan kısa bir süre sonra, yukarıdaki ayet nazil oluyor. Bakın burası çok önemli, Allah elçisine yakın zamanda olacak bir olayı rüyasında gösterip onu onurlandırıyor ve bu olayı da kur’an a geçirerek ayetiyle sabitlendiriyor. Tabi daha sonra bu rüya gerçek oluyor ve iman edenlerin zaferleri ile toplum, Mescid-i harama huzur içinde giriyorlar.
 
İşte alacağımız kıssadan hisse. Demek ki Allah elçisine rüyasında, bizlere hüküm bazında herhangi bir ayet bildirmiyor, ancak onu mutlu edecek, saygın lığını artıracak bir konuma getirecek bir bilgi ile onurlandırıyor. Sonunda da rüyasını gerçekleştiriyor. Demek ki verilen örneklere baktığımızda, Allah elçisine rüyasında gösterdikleri, KUR’AN HÜKMÜNDE ASLA BİR BİLGİ OLMAYIPonun gücüne güç katacak, onu onurlandıracak, gelecekte olacak bir olayın ipuçlarını içeren, bilgiler olduğunu görüyoruz. 
 
Sonuç olarak, buradan da anlaşılıyor ki Allah, bizlere iletilecek ve bizlerin din ve iman adına sorumlu olacağımız vahiylerini elçisine rüyasında gönderdiğinden bahsetmez. Çünkü rüya farklı anlamlar çıkartılabilecek konuları da içerir. Yusuf peygamberimizin, zindandayken Kralın gördüğü rüyanın ne anlama geldiği konusunu hatırlayınız. Görülen rüya ile gerçekleşenlerin çok farklı şeyler olduğunu görüyoruz. Yine İbrahim peygamberimizin gördüğü rüyayı hatırlayınız. Evladını kurban etme konusu ile ilgili. Rüyada bizler çok farklı konumlarda olduğumuz için, bazen gerçekle, gerçek olmayan arasında, yanılgılara düşebiliriz.
 
Bizlere düşen, emin olamayacağımız sözlerin ardından değil, Allah ın sorumlu tutacağına söz verdiği, KUR’AN IN İPİNE SARILALIM. Unutmayalım Allah sözünde durandır.
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


Sayfa Kategorisi: PEYGAMBERİMİZ İLE İLGİLİ YAZILAR.