KUR'AN A DAVET

 

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1

https://hakyolkuran1.blogspot.com/


http://halukgta.blogcu.com/


http://kuranyolu.blogcu.com/

 

https://twitter.com/home

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
ANNEYE BABAYA, MÜSLÜMAN OLMAYANLARA HAYIR, ZEKAT VERİLİR Mİ?
Zekât Allah yolunda, onun rızasını kazanmak adına, harcayacağımız para ya da mal olarak kazancımızdan, gelirimizden, durumu iyi olmayanlara, ihtiyacı olanlara verdiklerimizdir. Bunun Kur'an da geçen genel ismi İNFAK, yani ihtiyaçtan fazlasını vermektir. Kur'an da yine aynı anlamlara gelen hayır, sadaka olarak değişik isimlerde de adlandırılır. Hepsindeki ana amaç az yada çok Allah adına, malımızdan ya da kazancımızdan olmayanlara, ihtiyaç sahiplerine vermek, onların ihtiyaçlarını gidermektir. 
 
Mezheplerin fıkıh inancı, Kur'an da geçen bu farklı kelimelere, anlam bakımından Kur'an ın farklı bir açıklaması, izahı olmadığı halde, farklı anlamlar vermişlerdir. Lütfen şunu unutmayalım, Kur'an da geçen sözcüklerin, kelimelerin ne anlama geldiğini anlatan ve açıklayan yalnız Allah dır. Eğer bu konuda, Allah farklı bir anlam vermiyorda, hepsini infak etmek anlamında birleştiriyorsa, bunun tersini düşünüp, bizler farklı anlamlar vermeyelim. 
 
Allah için hayır yapan bir kişinin, (zekât veren, infakta bulunan, sadaka veren) Rabbimiz Kur'an da kendisine borç vermiş sayıyor. Bu ne güzellik, bu ne muazzam bir fırsat bizler için. Yaşadığımız bu dünyada yaptığımız hayırların, Allah için verdiğimiz zekâtların hepsini, birlikte Allah ın huzuruna götüreceğimiz çok açıktır, hem de kat kat fazlasıyla geri alarak. Allah yolunda yapacağımız tüm hayırların, kimlere verileceğini de, Kur’an da açıklanmıştır. Gelin şimdide ona bakalım. 
 
Tevbe 60: Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, KALPLERİ İSLÂM’A ISINDIRILACAK OLANLARLA (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Diyanet meali)
 
Yukarıda ki ayette Rabbimiz, kimlere sadaka( zekât) verileceğini çok açık anlatmış. Müslüman olmayana zekât verilmez düşüncesinin yukarıdaki ayet, doğru olmadığını kanıtlıyor. Müslüman olmayan bir insana, zor halinde yardım ederek, ONUN İSLAM A GÖNLÜNÜN ISINDIRILMASININ öneminden bahsediyor ayet. İslam dini, ırkçı ya da bölücü değil birleştirici, hoşgörülü bir din olduğunu lütfen unutmayalım. Ona göre bu güzelim dini batıldan, hurafeden uzak yaşayalım ve yaşatalım. Yine aynı konuda, Allah yolunda nerelere infak edeceğimizi, harcayacağımız konusuna açıklık getirmeye, bakın nasıl devam ediyor Kur’an.
 
Bakara 215: Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: 'Hayır olarak infak edeceğiniz şey, ANNE - BABAYA, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışadır. Hayır, olarak her ne yaparsanız, Allah onu şüphesiz bilir.
 
Demek ki anaya babaya hayır (zekât) verilmez diyerek, toplumu yanlış yönlendirmek, büyük hata olur. Bu ayette sayılanların tamamına, Allah ın rızasını kzanmak için, hayırda bulunmak adına infak edebileceğimiz, çok açık bildirilmiştir. Anneye babaya bir şartla verilir, şimdide aşağıdaki ayeti önce okuyalım, anlamaya çalışalım ve üzerinde düşünelim.
 
Bakara 219: ……Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: İHTİYAÇTAN ARTA KALANI.' Böylece Allah, size ayetlerini açıklar; umulur ki düşünürsünüz.
 
Bu ayette Allah, ihtiyaçtan arta kalanı sözüyle, bakmakla yükümlü olduğumuz, ailemizin geçimini sağladıktan, ihtiyaçlarını gördükten sonra, artan kısımdan zekât vermemizi, hayır yapmamızı yani infak etmemizi söylüyor. Vereceğimiz zekâtın miktarını da bizzat kendimize bırakıyor Allah. Tabi yine Kur’an da birçok ayetinde de, bolca zekât vermemiz için teşvik ediyor Rabbimiz bizleri. İmtihanımızın en zor kısmı da bu olsa gerek malımızdan, paramızdan ihtiyacı olanlara gönülden verebilmek.
 
Eğer anne ve babamızın geçimini bizler sağlıyorsak, onlara bizler bakıyorsak, AYNI GELİRİ PAYLAŞIYORSAK, BAŞKA GELİRLERİ YOKSA, elbette onlara ortak olan kazançtan, hayır adı altında zekât veremeyiz.  Yok, eğer geçim kaynağımız farklı, kazançlarımız ayrı ise, o zaman Bakara 215. ayet devreye giriyor. Bu ayette Allah ne diyordu hatırlayalım. 
 
(Hayır, olarak infak edeceğiniz şey, ANNE- BABAYA, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışadır.) 
 
Bizler ne yazık ki Kur’an ı rehber almaktan uzak, onu anlamaya çalışmak yerine, öyle batıl inançlarla yaşıyoruz ki İslam ı, bunun cezasını da hep birlikte toplum olarak çekiyoruz. Hatırlayınız öyle aileler var ki geçimleri, gelir kaynakları çok farklı. Farklı yerlerde yaşıyorlar evlatlarıyla. Anne babalar, zor durumda, fakat çocukları farkında bile değil. Çünkü evlatlarının bunu anlamasını, hissetmesini istemiyorlar. Evlatlar ise, anne babayı unutmuş, birde anne babaya hayır yapılmaz, zekât verilmez, düşüncesi ile ilk yardım edeceğimiz yerden değil, belki de en son yerden başlarız hayırlarımızı, zekâtlarımızı vermeye. Birde yanlış bir bilgi olan, zekatın yılda bir verileceği bilgisiyle fakirler, ihtiyacı olanlar unutulmakta, yılda bir hatırlanmaktadır. Zekat her zaman verilmesi gereken, FARZ bir emirdir lütfen unutmayalım.
 
Bizler Kur’an ın rehberliğinden uzaklaştırılmışız. Ne yazık ki, beşerin rivayetleri olmuş rehberimiz. Öyle olunca da, ne huzur kalmış toplumda, ne mutluluk, nede adalet. Bu ayeti hatırlattığımda ise, çok ilginç tepki aldım bazı kişlerden ve dediler ki; Böyle mantıksızlık olmaz, anneye babaya hayır, zekât verilmez. İYİDE BUNU BEN SÖYLEMİYORUM Kİ, ALLAH KUR’AN DA SÖYLÜYOR. BU TEPKİ NİYE VE KİME?
 
Kur’an verdiği hükümlerde bizleri bağlayıcıdır, önce bunu unutmayalım. Kur’an ın vermediği bir hükmü de vermiş gibi gösterirsek, Kur’an ı anlamaya çalışmak yerine, kendi nefislerimizin esiri oluruz. Kur’an her insanın bizzat kendisinin çalışıp çabalayarak, kendi hayatını idame ettirmesi ve imtihanını bizzat yaşaması gerektiğini öğretir bizlere. Anne baba zor duruma düşmüşse, evlatların yardım etmesi gerektiği özellikle vurgulanır. Elbette Kur'an anne baya saygıda kusur etmememiz gerektiği, onların zor durumunda yanında olmamızın örneklerini verir ve özellikle Lokman 14. ayette uyarır. Hatta günümüzde eğer babanın emekli maaşı yoksa ve geliri çok düşükse ve evlat babasına, annesine yardım etmiyorsa, kanun bu konuya el koyar ve anne babaya nafaka bağlar. Zekâtlarımızı, hayırlarımızı verirken, nasıl hareket etmeliyiz, gelin şimdide ona bakalım. 
 
Bakara 271: Yardımları açıktan yapmanız güzeldir; AMA MUHTACA GİZLİCE VERMENİZ SİZİN İÇİN DAHA HAYIRLI OLUR ve günahlarınızın bir kısmını bağışlatır. Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.
 
Zekât konusu Kur’an da, en çok zikredilen bir konudur. Fakat bizler her zaman yaptığımız gibi, özellikle tekrar etmek istiyorum, bu konuda da çok büyük yanlış yaparak, yılda bir zekât vereceğimizi kabul etmişiz. Peki, bu hükmü Allah Kur’an da mı vermiş? Elbette hayır. Kur’an fakiri, fukarayı yılda bir düşünecek bir adaletin kaynağı asla olamaz, değil de zaten. Ne yazık ki rivayetler bu konuda da ağır basmış ve peygamberimizin devrinde yılda bir devlete verilen vergiler, sanki Kur’an ın bahsettiği zekâtmış gibi algılanmış, kabul edilmiştir. Hâlbuki bugün bahsedilen ve rivayet hadislerde geçen örnekler, devlete verilen vergilerdir. Lütfen bunları karıştırmayalım.
 
Gelin Allah ın nuru Furkan ı rehber alalım. Gelin Rahmanın güneşi ile aydınlanalım, onun ne anlatmak istediğini anlamak için çaba harcayalım. Rivayetlere göre değil, Kur’an a göre dinimizi yaşayalım. Elbette Kur’an a uyan her bilgiden, peygamberimizin hadislerinden de istifade edelim, faydalanalım ama Kur’an ın süzgecinden, onayından geçirerek. İşte o zaman gerçekleri görecek ve yaptığımız yanlışın farkına varacağız.
 
Dilerim Allah dan İslam âlemi, bu gerçeği geç olmadan farkına varır. Eğer farkına varamazsak, sonumuzu düşünmek bile istemiyorum.
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK