KUR'AN A DAVET

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1

https://hakyolkuran1.blogspot.com/


http://halukgta.blogcu.com/


http://kuranyolu.blogcu.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
KUR'AN DA GEÇEN TAĞUT NE ANLAMA GELİYOR?
Kur’an da Allah bizlerin, TAĞUT tan sakınmamızı birçok ayetinde söyler. Hatta gerçek bir iman eden olabilmek içinde, onunla mücadele etmemiz gerektiğini de belirtir. Çok daha ilginci, bir Müslüman önce tağut u açıkça ve gönülden inkâr etmeli ondan uzaklaşmalı, daha sonrada Allah ın kitabı Kur’an a sarılmalıdır der. Ayeti yazalım.
 
Bakara 256: Dinde zorlama yoktur. ÇÜNKÜ DOĞRULUK, SAPIKLIKTAN AYIRT EDİLMİŞTİR. ARTIK HER KİM TÂĞUTU İNKÂR EDİP, ALLAH'A İNANIRSA, SAĞLAM BİR KULPA YAPIŞMIŞTIR ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir. (Elmalı meali )
 
Ayette dikkat çeken en önemli konu, dinde zorlama olmadığı, herkesin isteyerek gönülden ve içten iman etmesi gerektiği, inancının zorla olamayacağını söylüyor. Devamında aslında çok önemli bir uyarı yapıyor Allah bizlere ve diyor ki; DOĞRULUK SAPIKLIKTAN AYIRT EDİLMİŞTİR. Peki, bu sözlerle Rabbimiz neyi kast ediyor? Elbette bizlere yol gösterici olarak gönderdiği KUR’AN dan.  Demek ki Kur’an ın sınırlarını aşan, bunlarda Allah katındandır diyerek Kitabın dışına çıkanlar, SAPIKLIĞA, ŞEYTANIN YOLUNA ADIM ATTIKLARINI ANLIYORUZ.
 
Ayetin devamında ise, her kim TAĞUTU inkâr edip, batıl ve hurafe olduğuna kanaat getirip uzaklaşıp, Allah ın yoluna girerde, KUR’AN ın ipine sarılırsa, sağlam ve en doğru kulpa sarılmış olur diyor. Demek ki gerçek bir Müslüman, TAĞUT un hükümranlığından tamamen kopmalı ve uzaklaşmalıymış, önce bunu anlamalıyız. BUNUN ANLAMI, KUR’AN A VE ONUN HÜKÜMLERİNE İMAN ETTİĞİNİ SÖYLEDİKTEN SONRA BİR MÜSLÜMAN, ASLA TAĞUT UN BATIL VE HURAFE İNANÇLARIN BİR TANESİNİ BİLE, İÇİNDE BARINDIRMAMASI GEREKTİĞİ, ÖZELLİKLE BELİRTİLİYOR. Bu ayetin devamındaki ayete bakalım şimdi de.
 
Bakara 257: Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. KÂFİRLERİN VELİLERİ İSE TÂĞÛTTUR. (O DA) ONLARI AYDINLIKTAN KARANLIKLARA (SÜRÜKLEYİP) ÇIKARIR. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar. (Diyanet meali)
 
Bu konuyu bu iki ayet, aslında çok açık anlatıyor. Allah iman edenlerin velisi ve dostudur diyor, ama devamında, kâfirlerin velisi ise TAĞUTTUR açıklaması yapıyor. Peki, kâfirler dediği kimler, Allah a ve kitaplarına tümden inanmayanlar mı? Öyle anlarsak anlatılanları asla doğru anlayamayız. Burada bahsedilen kâfirler, yani inkârcılardan kast edilen, Allah yalnız Kur’an ın ipine sarılın, güvenilecek veliniz yalnız Allah tır dediği halde, Allah ın kitabının yanına kitaplar koyan, yalnız Allah ı veli edinmeyip, kurtuluşları için edindikleri velilere, şeyhlere, efendilere, ihtiyaçlarının olduğunu söyleyenler bu insaanlar. BİR BAŞKA DEYİŞLE, ALLAH DAN BAŞKA ŞEFAATÇİ ARAYANLAR.
 
Bakın tüm bunlara inananların, aydınlıktan karanlığa sürükleneceğini söylüyor. Allah Kur’an ın sınırlarını aşanlara, Allah hükmetmediği halde, bunlarda Allah katındandır diyenlere, KÂFİR DİYOR. TÜM BU YANLIŞ BİLGİLERİ TOPLUMA ANLATANLAR, ALLAH KUR’AN DA EMRETMEDİĞİ HALDE, BUNLARDA ALLAH KATINDANDIR DİYEREK, TOPLUMU ALDATANLARDA TAĞUTTUR.
 
Gelelim TAĞUT kelimesinin anlamına. TAĞUT kelimesini çok kısa tarif etmek gerekirse, TAŞKINLIK YAPAN, İTİRAZ EDEN, ALLAH IN KOYDUĞU SINIRLARI AŞAN, YOLDAN SAPTIRAN diyebiliriz. Bu kelime kişiye hitap eden bir kelimedir. Daha geniş anlamda TAĞUT, Allah ın koyduğu ölçü ve kurallar dışında kurallar koyan, toplumu Allah ın yolundan saptıran, Allah ın hükümlerine sırt çevirten diye tarif edebiliriz. Bir kişi, Allah ın hükümlerinin dışına çıkarmaya çalışıyor ve Allah ın emri diye kendi kanunlarını koyuyorsa, işte o kişi TAĞUTTUR. Şimdi vereceğim ayet TAĞUT kelimesiyle, Allah ın kimden bahsettiğini daha güzel açıklıyor. 
 
Nisa 60: Şunları görmedin mi? Kendilerinin, SANA İNDİRİLENE de senden önce indirilene de inandıklarını sanarken, İNKÂR ETMEKLE EMROLUNDUKLARI TÂĞUTU ARALARINDA HAKEM YAPMAK İSTİYORLAR. Zaten şeytan da onları geri dönülmez bir sapıklıkla sersem hale getirmek istiyor. (Yaşar Nuri meali)
 
Allah elçisine hitap ederek, bakın ne diyor. Sana ve daha önce gönderdiğim kitaplara, iman ettiklerini söyledikleri halde, asla kabul etmemeleri gereken, TAĞUTUN dine soktukları batıl ve hurafelere de iman etmeleri ve daha da kötüsü, Allah ın emirleri dururken, BATILI HAKEM OLARAK KABUL EDİYORLAR DİYOR. Sanırım bu ayet hem Tağutun ne olduğunu hem de, ona inananların kimler olduğuna daha güzel açıklık getiriyor.
 
Bu ayetten aldığımız dersi, şimdide kendi yaşantımıza uygulayalım.  Allah elçisine ve toplumu yönetenlere nasıl bir emir veriyordu? SİZLERE İNDİRDİĞİMLE, YANİ KUR’AN İLE TOPLUMA HÜKMEDİN. Peki, bugün bizler neler söylüyoruz bu konuda? Ya da şeriatla yönetildiğini iddia eden ülkeler ne yapıyor? Yalnız Kur’an ın verdiği hükümlerle mi yönetiyorlar, yoksa Allah ın asla bahsetmediği, hatta bahsi geçen hükmün dahi tersi olan FIKIH yani beşerin koyduğu hükümlerle mi yönetiliyorlar. Ne yazık ki, Allah ın kelamı Kur’an, her bilginin olmadığı bir kitap ilan edilip, kimin ya da kimlerin söylediği dahi belli olmayan bilgilerle İslam yaşanıyor. 
 
Çok daha ilginci, ayrıca edindiğimiz şeyhler, efendiler, velilerin verdiği din adına hükümlerle, kişilerin yazdığı kitaplarla, inancımızı yaşıyoruz ve bu kişileri öyle yüceltiyoruz ki, Allah dan dilememiz gereken ŞEFAATİ onlardan diliyoruz. SİZCE BU VE BUNA BENZER DAVRANIŞLAR, TAĞUT UN ARDINA DÜŞMEK DEĞİL DE NEDİR?  Kur’an dan örnek verelim.
 
Nisa 51: GÖRMEDİN Mİ ŞU KENDİLERİNE KİTAP'TAN BİR PAY VERİLMİŞ OLANLARI? PUTA, TÂĞUTA İNANIYORLAR; küfre batmışlar için, "Bunlar inananlardan daha doğru yoldadır!" diyorlar. Yaşar Nuri meali
 
Aslında ayette bahsedilen TAĞUT un ve onlara inananların, hangi konularda inandığı çok açık anlaşılıyor. Allah kendilerine, yol gösterici kitaplar gönderdiğim halde, KİTAPLARDAN SAPARAK, Allah ın yanında, puta ve tağuta inanıyorlar diyor. Hatırlatmak isterim tüm bunları yapanlar Allah ı, elçilerini, hatta gönderdikleri kitapları tamamen inkâr etmiyorlar. Bunları bildikleri halde, tam tersini hayatlarına geçirerek, kendilerince putlaştırmış olduğu kişileri, Allah ın yanında şefaatçiler edindikleri için Allah bunları ikaz ediyor. 
 
Kur’an da isimleri ile örnekleri verilen putlar LAT, UZZA, MENAT tır biliyorsunuz. O günkü toplumlar bunlara Allah diye tapmıyorlardı bunu unutmayalım. Bunlar kendi dönemlerinde yaşamış, toplum tarafından sevilen, HACCA gelen insanlara yardımda bulunan kişilerin isimleriydi. Cahiliye toplumu, Allah ın gönderdiği kitaplardan o kadar sapmışlardı ki, şefaati ve yardımı yalnız Allah dan dilemeleri gerekirken, heykellerini yapıp, KABEYE koyan toplum, ibadetlerini yaparken, bu kişilerden şefaat dilemekteydiler. Allah da yapılan bu yanlışa dikkat çekiyor. Bizlerde camilerimizde, bireysel ibadetlerimizde, yalnız Allah dan mı şefaat diliyoruz sizce? ŞEFAAT YA RESULALLAH, NE DEMEK FARKINDAMISINIZ? Allah dan dilememiz gereken şefaati, nasıl olurda Allah ın elçisinden dileriz. Hâlbuki peygamberimiz kendi günahları için affı, şefaati Allah dan dilemiyor muydu? İşte bizler TAĞUTLARIN öğretisiyle, böyle yaşıyoruz İslam ı. Ama farkında bile değiliz.
 
Putlaştırdıkları insanların yanında, yine Allah ın gönderdiği kitaplarda yapılan uyarılar göz ardı edilerek, Allah ın kanunlarının dışına sakın çıkmayın dendiği halde, sırf çıkarları ve menfaatleri için, TAĞUTLAR edinmekten çekinmemişler ve inançlarını Allah ın yolundan saptırmışlardır. Düşünebiliyor musunuz, Allah ın koyduğu kanunun dışına çıkmak, onu görmezden gelmek, onun yerine başka hükümleri din diye kabul etmek bile, bizleri nefislerimizde TAĞUTLARIN ESİRİ YAPAR
 
Gelelim günümüze, sizce bizler TAĞUT un tüm batılından, hurafesinden kurtulup, arınıp Kur’an ın yolundan mı gidiyoruz, yoksa nefislerimizde putlaştırdığımız rivayet ve sanı inançları dine sokarak, TAĞUTLARIN ardı sıra mı gidiyoruz? Değerli din kardeşlerim, eğer Allah ın kelamı Kur’an ın dışına çıkıyor ve Kur’an da her şey yoktur diyerek, asla emin olmadığımız sözlerin, kişilerin ardı sıra gidiyorsak, BİZLERDE TAĞUTU İNKÂR ETMEDEN, İMAN ETMİŞLERDEN SAYILIRIZ. Yani hakka batıl karıştıranlardan oluruz. BÖYLECE ALLAH IN İSTEDİĞİ, SAĞLAM BİR İMAN SAHİBİ ASLA OLAMAYIZ. 
 
TAĞUTU tamamen inkâr eden, terk eden bir insan, Allah ın kitabı Kur’an da bahsetmediği hiçbir şeyi, dinin aslı unsuru asla yapmaz. Sağlam ve güçlü bir imana sahip olmak isteyen bir Müslüman, asla hakka batıl karıştırmaz, emin olmadığı bir bilgininde ardı sıra gitmez.
 
Dilerim cümlemiz, TAĞUTUN etkisinden tamamen kurtulmuş, yalnız Allah ın ipine sarılan, Rabbin azınlık Halis kullarından oluruz. 
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
 


Sayfa Kategorisi: GENEL İSLAMİ YAZILAR.