KUR'AN A DAVET

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
İSLAM DİNİNDE, İRŞAD MAKAMINA ULAŞMIŞ, MÜRŞİD İ KAMİL KONUSU.
Dinde bölünmeyin, ayrılığa düşmeyin konulu yazımı okuyan bir kardeşim, bana şöyle bir cevap yazmış ve istekte bulunmuş.
 
“Hocam Saygılar. Dinde ayrılık, konusundaki yazınızı okudum tebrikler.ANCAK KENDİ BAŞINA KALANDA YA, NEFSİNİ YA DA UYDUĞU ÖNDERİNİ İLAH EDİNİR. Yazılarınızda birazda kendilerine davet edenler ile ALLAH A DAVET EDEN İRŞAD MAKAMINA ULAŞMIŞ MÜRŞİD-İ KAMİLLERDEN, Ayetlerle açıklasan Sanırım çok faydalı olur.”
 
Aslında bu kardeşimizin sorusunu, çok önemsediğim için, bir başlık altında konu üzerinde sizleri de düşünmeye davet etmek istiyorum. Değerli kardeşimiz, bir Müslüman inancını, imanını yaşarken, kendi başına kaldığında, ya nefsinin ya da uyduğu önderini İLAH edinir diyor. Bu sözler üzerinde dikkatle düşünelim lütfen. Eğer inancını yaşamak için veliler, önderler, efendiler ediniyor da ardı sıra gidiyorsan, çok doğru onu belki ilah edinmeye bilirsin, ama RAB edinmekten kaçamazsın. 
 
Gelelim tek başına İslam ı yaşama konusuna. Hiçbir inanç zaten tek başına yaşanmaz. Eğer tek başına, hiçbir bilgiden, kaynaktan yararlanmadan yaşamaya kalkarsan, nefsini elbette ilah edinirsin, hatta sonunda Allah yoktur der çıkarsın. Bugün ateistler böyle yapıyor. BİZLER TEK BAŞIMIZA İNANCIMIZI, İSLAM I YAŞAYACAĞIZ, AMA RABBIMIZ YANİ İTAAT EDECEĞİMİZ EFENDİMİZ, DOĞRU HEDEFE ULAŞTIRAN YARADAN VE ONUN KİTABI KUR’AN YANIMIZDA OLMAK ŞARTIYLA.
 
Allah Kur’an da sakın veliler edinmeyin, güvenilecek ve yardım istenecek veliniz, yalnız benim diye bizleri uyarır. Bu uyarıyı alan bizler, inancımızı yaşamak için, mutlaka birilerine muhtacız sözünü kullanırsak, hatta bugün söylendiği gibi, velisi, şeyhi olmayan cennete gidemez dersek, Allah ın ayetlerini göz ardı etmiş, üstünü örtmüş oluruz. Hatırlayınız Allah ne diyordu? Sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum, Kur’an dan hesaba çekeceğim. Yaradılışımızın nedenlerinden bahsederken de,” O HANGİNİZİN DAHA GÜZEL İŞ YAPACAĞINIZI DENEMEK İÇİN, ÖLÜMÜ VE HAYATI YARATTI” diyerek, bizlerin bu dünyada özellikle tek başımıza, Kur’an dan imtihandan geçtiğimiz uyarısını Allah yapmıştır.
 
Arkadaşımız sorusunun son kısmında, önemli iki farklı kişilerden bahsediyor. Dini, İslam ı yaşamak ve anlatmak adına, KENDİLERİNE DAVET EDENLER ile ALLAH A DAVET EDEN, İRŞAT MAKAMINA ULAŞMIŞ, MÜRŞİD-İ KÂMİLLERDEN, bahsetmemi ve ayetlerle açıklamamı istemiş. Sanırım İslam toplumları olarak, ortasını bulamadığımız, bir türlü doğru seçimi yapamadığımız bir konu. 
 
Önce İslam ı yaşamak, anlatmak adına kendilerine davet edenler konusunu düşünelim. Aslında cemaatlerin, tarikatların genel çoğunluğu, bunu açıkça söylemez. Elbette yapanlarda var, mesela ben peygamber soyundan geliyorum, sizler benim kullarımsınız diyen cemaat, tarikat liderlerini biliyoruz. Bu ve benzeri yollar, Allah korusun bizleri Allah yolundan saptırır. Birçok cemaatin ya da tarikatın lideri bizzat kendisine davet ettiğini söylemez, kendilerinin İslam ı, Kur’an ı en doğru anladıklarını ve anlattıklarını söylerler. Bunlara inanan kişilerde, bu kişilerin ardına düşer. Örnek vermek gerekirse, Fethullah denen kişi, binlerce insanı din ve iman adına yönlendirip, dini ve Kur’an ı en doğru anladığına toplumu inandırıp, daha sonrada din kardeşine silah doğrultup, öldürtebilecek bir vahşiliğe getirmedi mi? Hatırlayınız daha düne kadar, bu şahsa nasıl hitap ediliyordu. İşte körü körüne itaat, bu kadar tehlikeli. Bu örnekten ders alabilene ve bu türlü oluşumlardan uzak durabilenlere ne mutlu.
 
Bu cemaatin mensuplarına sorduğunuzda liderlerini, İrşat yani en doğru yola yönlendiren makama ulaşmış, MÜRŞİT yani tabi olunacak kişi, kılavuz olduğuna inanıyorlardı.  Sonucu ne oldu? Müslüman ı Müslüman a kırdıran, Amerikan uşağı olduğu çıktı ortaya. Peki, Kur’an bizlerin, böyle insanlara tabi olmamızı istiyor mu? Kur’an ı birkaç kez anlayarak ve düşünerek okumuş bir Müslüman, Allah ın asla böyle bir yola kullarının yönelmesini istemediği gibi, bizlerin veliler, şeyhler, efendiler edinmemizi ve ardı sıra gitmemizi yasaklamıştır. 
 
Önce şunu söylemeliyim. ALLAH KİMİN TAKVACA ÜSTÜN OLDUĞUNU, YANİ KİMİN EN DOĞRU YOLDA OLDUĞUNU YALNIZ BEN BİLİRİM DER. Onun içinde hiç kimseye, bu kişi Allah katında üstündür, en doğru yoldadır diyemeyiz. BU DÜNYADA TABİ OLACAĞIMIZ TEK MAKAM VARDIR, ODA ALLAH TIR VE ELÇİSİNİN BİZLERE TEBLİĞ ETTİĞİ KUR’AN DIR. Peygamberimiz ümmetine yalnız Kur’an ile hükmetmiş ve yalnız Kur’an ı anlatmıştır. İRŞAT MAKAMINA ULAŞMIŞ MÜRŞİT–İ KAMİL YALNIZ ALLAH IN ELÇİSİDİR. Bunun dışında varsa da, bunu bizler bilemeyiz Allah bilir. Çünkü bunu Allah, yalnız ben bilirim diyor. Bunun nedeni vardır. Allah elçisini korumakta, kontrol altında tutmaktadır ve en küçük yanlışında ikaz etmekteydi. Onun içinde bizler peygamberimizden sonra, güvenebileceğimiz hatasız, hiç kimse olamayacağından, kimseye tabi olamayız ve onun ardı sıra gidemeyiz. GİTMEMEMİZ GEREKTİĞİ UYARISINI DA YAPAN, BİZZAT KUR’AN DIR. HATIRLAYINIZ PEYGAMBERİMİZ, ÖLMEDEN ÖNCE KENDİSİNDEN SONRA, BENİM ADIMA ŞU KİŞİ DEVAM ETSİN, DİNİ KONULARDA SORUMLU OLSUN, ONA TABİ OLUN DEDİ Mİ? Asla söylemedi, zaten söylemesi de mümkün değildi.
 
Allah bizleri imtihan için yarattığını söylüyorsa, bizler imtihanımızı hiç kimseye havale edemeyiz, güvenemeyiz. İmtihanımızı yalnız Kur’an dan çalışmalıyız. Çünkü Allah sizleri, yalnız Kur’an dan sorumlu tutuyorum, Kur’an dan hesaba çekeceğim demiştir. Elbette imtihanımıza çalışırken yardım almalıyız, hepimiz aynı kapasitede yaratılmadık. Ama ilk çabayı bizler göstermeli öğrenmeye çalışmalıyız. Daha sonra her kitaptan, ya da kişiden bilgi alabiliriz.  TIPKI OKULUNDA DERSİNİ ÇALIŞAN, AMA ANLAMADIĞI YERLERİ ÖĞRENME ÇABASINDA OLAN, ÖĞRENCİ MİSALİ OLMALIYIZ. ANA KAYNAKTAN SAPMADAN, KONUNUN DIŞINA ÇIKMADAN. Okulda hiçbir öğrenci, ben bu kitapları anlayamam diyerek okulu terk etmez, çabası nispetince sonuca ulaşır.  Birileri siz Kur’an ı anlayamazsınız diyorsa, sakın onlara aldanmayınız. Onlar sizleri kendi saflarına çekmek isteyen, sapmışlardır. Bakın Allah Kur’an için ne diyor, eğer Kur’an ı anlayamadığını söyleyenler varsa, onların kalplerinde kilitleri vardır diyor.
 
Muhammed 24: ONLAR KUR’AN’I DÜŞÜNMÜYORLAR MI? YOKSA KALPLERİN ÜZERİNDE KİLİTLERİ Mİ VAR. (Diyanet meali)
 
Bu konuda yaptığımız yanlışa, bir örnek vermek istiyorum. Cemaatlerin ve tarikatların yaptığı büyük yanlış, İrşat makamına ulaşmış ve Mürşit-i kâmil bir kişi olarak kabul edilen, Said-i Nursi ve kitapları okunmakta ve bu kişinin kitaplarının,KUR’AN I EN İYİ, EN GÜZEL VE ANLAŞILIR BİR ŞEKİLDE ANLATTIĞI SÖYLENMEKTEDİR. Bu kardeşlerimizin küçük bir toplantılarına katılmıştım. Kitaptan bölümler okundu, konuşmalar bittikten sonra, bende bir şeyler söyleme gereği duydum. Çünkü Kur’an ın onaylamayacağı şeyler söyleniyordu. Dedim ki, “elbette bunları da okuyalım, ama önce Kur’an ı anlayarak ve düşünerek bizler okuyalım ki, yanlış bilgilere kapılmayalım.” Nasıl bir cevap aldım biliyor musunuz? “Kur’an ı siz okuyun, bizim kaybedecek vaktimiz yok. Çünkü bizler Risale-i Nur kitaplarından, en doğruyu ve en güzelini öğreniyoruz.”
 
İşte bu zihniyet, ne yazık ki cemaat ve tarikatlara hâkim konumunda. Doğruluğundan emin olamayacağımız kişileri, eğer İRŞAT MAKAMINA ULAŞMIŞ, MÜRŞİD-İ KAMİL insanlar olarak kabul ederde, hiç şüphe duymadan sözlerine inanırsak, Allah korusun KÂFİRLERDEN OLURUZDA, FARKINA BİLE VARAMAYIZ.  Söz bakımından, Allah dan daha doğru kim vardır diyen, Rabbimizin sözlerine kulak verelim. Allah ın apaçık ve nice örneklerle size Kur’an ı gönderdim, açıkladım uyarılarını göz ardı edip, beşerin kitaplarını daha anlaşılır ilan ederek, Kur’an da tek kelime bile bahsedilmeyen konuları da Allah katındandır diyenlere uyanları, Kur’an a davet ediyorum. Yaradan Kur’an ın sınırlarını aşanlara, Allah hükmetmediği halde, bunlarda Allah katındandır diyenlere KÂFİR diyor hatırlatırım. Said-i Nursi ye Bediüzzaman unvanı verilmiştir inananları tarafından. Bedii kelimesi benzersiz, eşsiz demektir ki, bu unvan Allah dan başka hiçbir beşere uygun değildir. Bu unvanın anlamı, kimseye benzemeyen, zamanın efendisi anlamındadır. Böyle güçlü, eşsiz bir unvan Allah ın elçilerine bile verilmemiştir. Bunu da dikkate almanızı rica ediyorum.
 
Son olarak şunları söylemek isterim. Güvenilecek ve hesabını vereceğimiz tek kaynak KUR’AN DIR. Onu anlamaya çalışmak ve İslam ı en doğru yaşamak da bizlerin görevidir. Bunu yaparken, hiçbir beşere tabi olamayız. Hatırlayınız peygamberimiz ÜMMİYDİ ve yalnız Allah a tabi olmuştu. Onun içindir ki bizlerde,ALLAH A VE ONUN ELÇİSİNE TABİ OLDUK. Bunun dışında hiç kimseye tabi olamayız, şüphe duymadan ardı sıra gidemeyiz. Elbette danışacağımız öğretmenlerimiz olacaktır, bunda şüphe yok. Ama onlarında hata ve yanlışlar yapabileceğinin bilince olarak onlara yaklaşmalıyız. Gönülden Kur’an ı anlamak ve yaşamak için çaba gösterenlerin, Allah gönül gözünü açarım diyorsa, lütfen gelin imanımızı birilerine havale etmeden, Kur’an ı başucu kitabı yapalım ve onu anlamak adına çaba gösterelim. Bakın her şeyin nasıl çok daha farklı olduğunu, o zaman göreceğiz.  
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
 


Sayfa Kategorisi: GENEL İSLAMİ YAZILAR.