KUR'AN A DAVET

 

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
Allah’ın Resulünün, Görmezden Gelinen, Gizlenmeye Çalışılan ÜMMİ Gerçe

ALLAH’IN RESULÜNÜN, ADETA GÖRMEZDEN GELİNEN, GİZLENMEYE ÇALIŞILAN ÜMMİ GERÇEĞİ.

Allah Kur’an’da Resulünü bizlere örnek gösterir ve onun yaşamından bizlerin örnekler almamızı ister. Peki, Resulün bu örnekliğini nereden öğreneceğiz, çünkü onun zamanında bizler yaşamadık. Elbette en sağlam bilgi olan Kur’an’dan. Eğer Resulün örnek oluşunu Kur’an’dan değil de, emin olmadığımız rivayetlerden öğrenmeye çalışırsak hata ederiz, aldatılma ihtimalimiz çok yüksek olur. Kur’an’da Resulün hayatından, yaşamından bahseder ki, bizler doğru bilgilerin ışığında örnek alabilelim. 

Örneğin Resulünün YÜCE BİR AHLAK üzerinde olduğunu söyler. ONURLU, ŞEFKATLİ, MERHAMETLİ, ADALETLİ, İNSANLARA SAYGILI VE YUMUŞAK ÜSLUPTA DAVRANAN, KENDİSİ GİBİ DÜŞÜNMEYENLERE KÖTÜ BİR SÖZ SÖYLEMEDEN, SAYGIYLA KARŞILIK VEREN bir insan olduğunu, birçok Kur’an ayetinde öğreniyoruz. LÜTFEN UNUTMAYALIM GERÇEK İMAN EDENLER OLMAK İSTİYORSAK, ALLAH’IN RESULÜNÜ ÖRNEK ALMALIYIZ. ONUN YAŞADIĞI GİBİ YAŞAMALIYIZ DİYORUZ, SİZCE BU NE ANLAMA GELİYOR? Herhalde giydiği elbise, bıraktığı sakal yediği yemek olmasa gerek. ACABA ONUN GİBİ YAŞIYOR MUYUZ, NE DERSİNİZ? Ahzab 21. Ayetinde de Allah, Resulünün bizler için örnek oluşunu bakın nasıl bildiriyor.

“YEMİN OLSUN, ALLAH RESULÜNDE SİZİN İÇİN, ALLAH’I VE ÂHİRET GÜNÜNÜ ARZU EDENLERLE, ALLAH’I ÇOK ANANLARA GÜZEL BİR ÖRNEK VARDIR.”  (Ahzab 21)

Peki bizler, Resulün bu özelliklerinden istifade edip, onu örnek alıyor muyuz? Yoksa bu güzel davranış şeklini, yalnız kendimiz gibi düşünenlere mi layık görüyoruz, ne dersiniz? Çünkü Allah’ın Resulü tebliğ ettiği Kur'an'a işman etmeyenlere bile adaletli ve hoş görülü davranıyordu.  Günümüzde bizler, Resulün davranışlarının tam tersini yaşıyor, bu güzel ahlakı yalnız kendimize layık görüyoruz. NE YAZIK Kİ BİZLER RESULÜN BU DAVRANIŞLARINI, AHLAKINI ÖRNEK ALAMIYORUZ. ÇÜNKÜ NEFSİMİZİN VE KAFAMIZDAKİ BATILIN ETSİNDE KALIYORUZDA ONDAN. Eğer nefsimizi ve batıl inançlarımızı akılla ve doğru bilgilerle kontrol edemiyorsak, İnancımızı da asla doğru yaşayamayacağımızı bilmeliyiz. Allah Resulüne, İslam’ı tebliğ ederken ve karşısındaki insanlarla nasıl mücadele etmesi gerektiğini, bakın nasıl söylüyor.

Nahl 125: (Ey Muhammed!) RABBİNİN YOLUNA HİKMETLE, GÜZEL ÖĞÜTLE ÇAĞIR VE ONLARLA EN GÜZEL ŞEKİLDE MÜCADELE ET. ŞÜPHESİZ SENİN RABBİN, KENDİ YOLUNDAN SAPANLARI EN İYİ BİLENDİR. O, DOĞRU YOLDA OLANLARI DA EN İYİ BİLENDİR. (Diyanet meali)

Bizler bırakın, iman etmeyenlere karşı güzel öğütle çağırıp onlara iyi davranmayı, iman ettiğini söyleyen Müslümanlara bile senin mezhebin cemaatin şöyle ya da böyle diye, mezhepler birbirine kanlı bıçaklı, nefretle davranıyor. YANİ BİZLER ALLAH’IN RESULÜNÜ ÖRNEK ALMAKTAN ÇOK UZAK, NEFİSLERİMİZİN YARATTIĞI, RİVAYETLERİN OLUŞTURDUĞU DİNİ, ZORLA TOPLUMA KABUL ETTİRMEYE ÇALIŞIYORUZ. Bizden olmayanları da zaten dışlayarak, her türlü kötülüğü yapmayı kendimize hak görüyoruz. BİR İNSANA GERÇEKLERİ KABUL ETTİREBİLMEMİZ İÇİN, ÖNCE ONUN YANLIŞ BİLGİLERE İNANDIĞINI ANLATABİLMELİYİZ. ODA GERÇEKLERE AÇIK OLMALI. BUNU YAPABİLMEK İÇİNDE, ÖNCE BİR İNSANIN KAFASINDAKİ BATILDAN KURTULMASI GEREKİR. ALLAH'IN RESULÜ BU ÖZELLİKLERE SAHİPTİ VE ALLAH ONU RESUL OLARAK SEÇTİ.  Allah’ın Resulü ümmiydi batılın etkisinde değildi ama gerçeklerin arayışındaydı. İşte bizler bu yönünü mutlaka örnek almalıyız.

Allah'ın Resulünün örnek alınacak, en önemli özelliği ÜMMİ oluşudur, ama bu gerçek neredeyse Müslüman toplumunda hiç bahsedilmez. Çünkü Ümmi kelimesine, İslam toplumu okuma yazma bilmeyen anlamı özellikle vermişler ki, gerçekler fark edilemesin. Okuma yazma bilmeyen bir kişinin, nasıl Allah tarafından Resul/Elçi olarak görevlendirileceği mantığını, topluma anlatmak elbette zordu. Onun için hiç bahsetmemek, daha doğru olur düşüncesiyle üstü örtülmüştür. BU ÖZELLİĞİNİNDEN NE DİYANET, NE CEMAATLAR, NE DE TARİKATLAR ASLA BAHSETMEZ.  Çünkü bahsedilir ve bu konu üzerinde durulursa, Resulün bu özelliği Müslüman toplumlar tarafından öğrenilirse, İslam toplumunda ne mezhep, nede tarikat, cemaat kalmaz. Peki, Resulün bu ÜMMİ özelliği ne anlama geliyor ve Resulün Ümmi oluşundan nasıl bir ders alabiliriz?

Kur'an bu durumu Ankebût Suresi 48. ayette açıkça ifade eder ve açıklama getirir. "SEN BUNDAN ÖNCE NE BİR YAZI OKUR NE DE ELİNLE ONU YAZARDIN; ÖYLE OLSAYDI, BATILA SAPANLAR KUŞKUYA DÜŞERLERDİ." diyerek, Resulünün din hakkında hiç bir bilgisinin olmadığını özellikle açıklar. Şura suresi 52. ayetinde de bu konuda detaylı açıklama yaparak şöyle der. "SEN KİTAP NEDİR, İMAN NEDİR BİLMEZDİN. SENİ DOĞRU YOLA BİZ İLETTİK."

Alınacak derse gelince. İslam’ın kaynağı insan aklı veya geçmiş kültürlerin birikimi değil, TAMAMEN İLAHİ VAHİYDİR. Allah, dininin orijinalliğini korumak için en ufak bir şüpheye yer bırakmayacak bir zemin hazırlamıştır. Kitap ehli, asırlar boyunca kendi kutsal metinlerini tahrif etmiş, din adamlarının yorumlarını dinin aslı yerine koymuş ve yoğun bir teolojik tartışma ortamı yaratmıştı. ZİHİNLERİ, GÜNÜMÜZDE OLDUĞU GİBİ, HAKTAN UZAKLAŞMIŞ DOGMALARLA DOLUYDU. Ümmi toplum ise dini konularda adeta "BOŞ VE TEMİZ BİR LEVHA" gibiydi. Doğru yolda işlenir, aklını kullanırsa gerçeklerle buluşması daha kolaydı. HAKİKATİ İNŞA ETMEK, GERÇEK HAK OLAN İLE BULŞMAK İÇİN BAZEN ESKİ, BOZULMUŞ VE TAHRİF EDİLMİŞ BİLGİLERİ DÜZELTMEYE ÇALIŞMAKTANSA; TEMİZ, ÖNYARGISIZ VE HURAFE BARINDIRMAYAN BİR ZEMİN ÜZERİNE, YENİ BİR BİNA KURMAK DAHA ETKİLİDİR. Onun için Allah, Resulünü örnek almamızı özellikle istiyor.

Kitap ehli (özellikle dönemin Medine ve çevresindeki Yahudi toplulukları), son ELÇİNİN mutlaka kendi soylarından geleceğine inanıyor ve bununla kibirleniyorlardı. Allah, Elçilik görevini onların hiç beklemediği, "KİTABA TABİ OLMAYAN DİNDE CAHİL" görerek küçümsedikleri, ÜMMİ BİR TOPLUMUN İÇİNDEN, GERÇEKLERİN ARAYIŞINDA OLAN BİR KİŞİYE VEREREK IRK, SOY VE STATÜ KİBRİNİ YERLE BİR ETMİŞTİR. Üstünlük soyla, geçmiş kültür birikimiyle veya hiyerarşik statüyle değil; yalnızca TAKVA, samimiyet ve Allah’ın lütfuyladır. Seçilmişlik iddiasında bulunan yapıların kibri, onları hakikatten mahrum bırakabilir. Ümmi bir ELÇİNİN liderliğinde, yine ümmi bir toplumdan çok kısa sürede dünyanın en medeni, en adil ve bilimde/hukukta çığır açan bir medeniyetinin doğması, başlı başına bir mucizedir. HZ. MUHAMMED'İ İNSANLAR EĞİTMEMİŞ, ONU BİZZAT ALLAH KUR'AN İLE TERBİYE ETMİŞTİR. Onun için bizlerin, Resulün ÜMMİ oluşundan alacağımız çok önemli dersler vardır.

Kur'an, Yahudi ve Hristiyanların temel teolojik hatalarını ve ahlaki yozlaşmalarını şu noktalarda açıkça eleştirir. Hakkı Gizlemek ve Değiştirmek (Tahrif): Kitap ehlinin alimleri, kendi menfaatleri doğrultusunda ilahi kelamın yerini değiştirmiş veya elleriyle yazdıkları metinleri "Bu Allah katındandır" diyerek sunmuşlardır. Âl-i İmrân Suresi 71. ayette şöyle buyrulur: "EY KİTAP EHLİ! NİÇİN HAKKI BATILLA KARIŞTIRIYOR VE BİLE BİLE HAKKI GİZLİYORSUNUZ?" Teorik bilgiye sahip olmak, her zaman doğru yaşamayı getirmemiştir. Tevbe Suresi 31. ayet, onların din adamlarının (haham ve rahiplerin) helal dediklerini helal, haram dediklerini haram sayarak onları pratik hayatta nasıl ilahlaştırdıklarını anlatır. Kitap, onlar için ahlaki bir olgunlaşma sağlamaktan ziyade, diğer toplumları küçümseme ve kendilerini "Allah'ın seçilmiş kulları" görme kibrine dönüşmüştü. Kur'an ile buluşamadığımız için, bizlerde aynı yanlışları yapamaya devam ediyoruz.

Hâlbuki Kur’an ÜMMİ kelimesini açıklıyor ve KİTAP EHLİNE TABİ OLMAYAN anlamında kullanıldığı bilgisini veriyor. Yani Allah’ın Resulü, Allah’ın indirdiği dinden sapmış batıl ve rivayetlerle yaşayan, doğru yoldan sapan Kitap Ehline hiç bir zaman tabi olmamıştı. Böyle bir dinin Allah’ın dini olamayacağı bilincindeydi ve GERÇEKLERİN ARAYIŞINDAYDI.  Özellikle tekrar etmek istiyorum, bu konuya Allah açıklama getirmek için, Resulünün Ümmi oluşunu Şura 52. Ayetinde daha net açıklıyor ve özet olarak ne diyordu hatırlayalım. “SEN KİTAP NEDİR, İMAN NEDİR BİLMEZDİN, SENİ KUR’AN İLE DOĞRU YOLA BİZ İLETTİK.”

Demek ki Allah’ın Resulünün, ÜMMİ oluşundan bizlerin alması gereken çok önemli dersler var. ÖZELLİKLE GÜNÜMÜZDE BU ÖRNEKLİĞE ÇOK İHTİYACIMIZ VAR. Resulün ümmi oluşundan çıkaracağımız çok önemli derse gelince. ALLAH İNANCINI, EMİN OLMADIĞI RİVAYET VE SANI BİLGİLERLE YAŞAYIP, GERÇEKLERİN ARAYIŞINDA OLMAYIP BİRİLERİNE SORGUSUZCA TABİ OLARAK İMANINI YAŞAMAKTANSA, GERÇEKLERİN ARAYIŞINDA OLAN VE BU KONUDA ÇABA HARCAYAN KULUNA, DAHA ÇOK DEĞER VERİYOR VE ONA YARDIM EDEREK, GERÇEKLERLE BULUŞTURUYOR. Allah’ın Resulü yaşanan batıl inanca asla tabi olmadığını anlıyoruz. Bu örnekten yola çıkarak, bizlerde Allah’ın emrettiği ve Resulünün bizlere tebliğ ettiği ayetler ışığında, yalnız Kur’an’ın ipine sarılarak, batıl ve rivayetlerden uzak İslam’ı yaşamalıyız. BU KONUDA RESULÜNÜ ÖRNEK ALANA NE MUTLU.

Günümüz İslam inancı, Allah’ın Resulünü gerektiği gibi örnek almadığı için, Kitap Ehlinin yaptığı yanlışlarla yaşanıyor, belki de daha ileri gittiğini söyleyebiliriz. Demek ki Allah’ın ilk önce kulundan istediği özellikler adaletli, yardımsever, insanlara saygılı olma özelliklerinin yanında ASLA BATILI, HURAFEYİ DİN EDİNMEDEN, YALNIZ ALLAH’IN GERÇEKLERİNİN ARAYIŞINDA OLAN KULUNA YARDIM EDİYOR VE ONU ÖDÜLLENDİRİP GERÇEKLERLE, DOĞRULARLA BULUŞMASINI SAĞLIYOR. ONUN İÇİN ALLAH, YALNIZ KUR'AN'A SARILMAMIZI EMREDİYOR. ÇÜNKÜ KAFASINI BATIL İLE MEŞKUL EDEN, ALLAH'IN GERÇEKLERİ KUR'AN İLE ASLA BULUŞAMAZ. LÜTFEN BU GERÇEĞİN ARTIK FARKINDA OLALIM. 

Bizlere de düşen Resulün bu özelliğini asla unutmadan onu örnek alıp batılı ve hurafeyi din edinmeden, emin olduğumuz bilgilerin peşine düşüp araştıran kullar olmalıyız. Bunu yapabilmek içinde önce kafamızdaki Kur’an dışı batıl, yanlış bilgilerden kurtulmalıyız. Allah’ın Resulü de öyle yapmış ve atalarının batıl inancını yaşayan Yahudi ve Hıristiyan topluma tabi olmamış,  ama gerçeklerin arayışında olduğu için, YÜCE RABBİMİZ ONU GÜVEN ELÇİSİ OLARAK SEÇEREK ÖDÜLLENDİRMİŞTİR. Güven elçisi olan Allah’ın Resulünün en önemli özelliğini lütfen unutmayalım ve unutturmayalım. Batılın ve sanı bilgilerin asla peşine düşmeden, gerçeklerin arayışında olalım. DEMEK Kİ ALLAH’IN KULUNDAN İLK ÖNCE İSTEDİĞİ ADALETLİ VE DÜRÜST, YARDIMSEVER OLUŞUNUN YANINDA BATILDAN UZAK, ALLAH’IN GERÇEKLERİ İLE BULUŞMA ÇABASINDA OLUP OLMADIĞIDIR. Allah'ın yardımını bekliyorsak, önce onun istediği sevgili kulları arasında olmalıyız. Bunu açıkça Resulün hayatından, onun örnek davranışlarından anlıyoruz.

Dilerim Allah’ın Resulünün her davranışından, ama özellikle ÜMMİ oluşundan bizler, güzel örnekler alır ve hayatımıza geçir, daha sonrada Allah’ın korumasındaki Kitabına sarılarak, onun gerçekleri ile buluşma çabasında oluruz. Lütfen İslam dinini Allah’ın ipine sarılarak anlamaya çalışalım. Kendimize beşeri ipler aramayalım. YOKSA BİZLERİ ALLAH İLE ALDATANLARDAN ASLA KURTULAMAYIZ. UNUTMAYALIM NEYE LAYIKSAL, ONU BULURUZ.

Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/