KUR'AN A DAVET

 

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
Allah’ın Elçisine Verdiği Görev Yetki Ve Sorumluluk.
Bugün sizleri, üzerinde birlikte düşünmeye davet etmek istediğim konu, Allah'ın Elçisine nasıl bir görev verdiği, bu görevin tanımı, yetki ve sorumlulukları konusunda olacaktır. Kur’an'a göre Allah’ın Hz. Muhammed’e verdiği görev, yetki ve sorumluluklar, ONUN HEM BİR KUL HEM DE BİR RESUL (ELÇİ) OLMA VASFINI DENGELİ BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYAR.  Kur’an ayetleri ışığında bu dikey ve yatay sorumlulukları, şu temel başlık altında özetleyebiliriz: ELÇİNİN EN TEMEL VE BİRİNCİL GÖREVİ, ALLAH’TAN ALDIĞI VAHİYLERİ İLAVE ETMEDEN EKSİKSİZ, DEĞİŞTİRMEDEN VE GİZLEMEDEN İNSANLIĞA ULAŞTIRMAK, TEBLİĞ EDİP KUR'AN'A DAVET ETMEKTİR. Elçinin toplumsal ve ahlaki bir başka  görevi insanları şirkten, batıldan, atalar dininden cehaletten ve kötü ahlaktan vahiyle arındırmaktır. Müslümanlar için her konuda en güzel model ve rehberdir (Ahzab Suresi, 21. ayet). İnsanlar arasında adaleti sağlamak, anlaşmazlıkları Allah’ın indirdiği hükümlerle çözmekle yetkilendirilmiştir (Nisa Suresi, 105. ayet) Toplumu ilgilendiren önemli işlerde sahabeleriyle danışarak (istişare ile) hareket etmesi emredilmiştir (Âl-i İmrân Suresi, 159. ayet). ALLAH, ELÇİSİNİN YETKİLERİNİN SINIRLARINI KUR'AN'DA NET BİR ŞEKİLDE ÇİZEREK, ONUN BİR "KUL" OLDUĞUNU VURGULAR VE İSLAM'IN TEVHİD (BİRLİK) İLKESİNİ KORUR. O da her insan gibi yer, içer, hastalanır ve vefat eder. Kendisine ait müstakil bir mucize yaratma gücü yoktur; mucizeler yalnızca Allah'ın izniyle gerçekleşir (Kehf Suresi, 110. ayet). Bizler Kur'an'ın bu gerçekleri doğrultusunda Kur'an'ı anlayarak ve batıldan uzak hayatımıza geçirerek ancak doğru yaşayabiliriz. Önce Allah'ın elçisine Kur’an'ı daha rahat tebliğ edebilmesi, sözlerinin dinlenmesi için, bakın elçisine kesinlikle itaat edilmesini nasıl emrediyor. 
 
“ŞUNU DA SÖYLE: “ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN.”EĞER YÜZ ÇEVİRİRLERSE, ALLAH KÜFRE SAPANLARI SEVMEZ.” (Ali İmran 32)

“ALLAH’A VE RESULE İTAAT EDİN Kİ, MERHAMET GÖREBİLESİNİZ.” (Ali İmran 132)

“RESULE İTAAT EDEN ALLAH'A İTAAT ETMİŞ OLUR. YAN ÇİZEN ÇİZSİN, BİZ SENİ ONLAR ÜZERİNE BEKÇİ GÖNDERMEDİK.” (Nisa 80)

Yukarıdaki ayetlere benzer onlarca ayet vardır ki, Allah elçisine kesin itaati emreder. Eğer benim doğru bir kulum olmak ve cennetime gitmek istiyorsanız, onun sözlerine uyun diyerek, kullarını Elçisine itaat etmesi konusunda uyarır. Unutmamamız gereken bu ikazlar Resulün yaşadığı dönemle ilgili olup, Allah'ın Resulünün Kur’an'ı tebliğ ederken elçisine yardım etmek, işini kolaylaştırmak içindir. Yoksa bugün Allah'ın Elçisine ait olduğu iddia edilen, Elçinin haberi bile olmayan hadislere de uyun, anlamında Allah asla söylemiyor. Bu gerçeğin lütfen önce farkında olalım. Bakın bu sözüyle Rabbimiz neyi kast eder?
 
“EY İNSANLAR! RESUL SİZE RABBİNİZDEN GERÇEĞİ GETİRDİ, ŞU HALDE KENDİ İYİLİĞİNİZE OLARAK ONA İMAN EDİN. EĞER İNKÂR EDERSENİZ, GÖKLERDE VE YERDE NE VARSA, ŞÜPHESİZ HEPSİ ALLAH'INDIR. ALLAH GENİŞ İLİM VE HİKMET SAHİBİDİR.” (Nisa 170)
 
Bakın ayet ne güzel açıklıyor ve Ey iman edenler diyor, Resulünüz size benim gönderdiğim gerçekleri, yani Kur’an'ı getirdi onun tebliğ ettiğine uyun. Demek ki Resulün/Elçinin bizlere vereceği, Allah'ın gönderdiği gerçek yol gösterici Kur’an'dan başka bir şey olmadığı, çok açık anlaşılıyor. Kur’an'da Haşr suresi 7. ayette şöyle bir cümle geçer. İki farklı mealden yazmak istiyorum ki, daha iyi anlaşılsın.
 
"PEYGAMBER SİZE NE VERDİYSE ONU ALIN, NEYİ DE SİZE YASAK ETTİYSE ONDAN VAZGEÇİN." 
"ELÇİ SİZE [ONDAN] NE KADAR VERİRSE [GÖNÜLDEN] KABUL EDİN VE SİZE VERMEDİĞİ ŞEY[İ İSTEMEK]TEN KAÇININ."
 
Bu ayette geçen bu cümleyi örnek göstererek, bakın Resulü ne verdiyse onu alın, neleri yasakladıysa, haram kıldıysa ondan uzaklaşın diye anlatarak, Allah'ın Resulünün de dine hükümler koyabileceği, helal ve haramlar getirebileceği çıkartılmıştır. İşte Allah'ın ayetlerini, kendi hurafe inançlarımızı aklamak, temize çıkarmak için, ancak ayetler böyle kullanılır, demekten kendimi alamıyorum. Farklı mealden yazdığım cümle, aslında çok açık ayetin anlatmak istediğini anlatıyor. Lütfen ayetin tamamını ve önceki/sonraki ayetleriyle birlikte okuyup düşününüz. Bu ayette savaşa katılmadıkları halde, ganimetlerden pay almak isteyen ve bizlerinde hakları var diyenlere, Allah'ın uyarısıdır. Resulüm/elçim size ganimeti dağıtırken kime ne verdiyse onu alsın, vermeyenler benimde hakkım var diyerek istemesin, itiraz etmesin diyor Allah. 
 
Tüm bu ayetlerden sonra, şimdide Kur’an'a tekrar bakalım, acaba Allah nasıl bir görev vermiş elçisine? DAHA AÇIKÇASI ELÇİSİNİN GÖREV TANIMINI NASIL YAPIYOR. Bunu öğrendikten sonra, işimiz daha kolay olacak. Çünkü görevi veren Allah, elbette yetki ve sorumluluklarını da, O tespit edecektir. Eğer Rabbin vermediği bir yetkiyi bizler vermeye kalkarsak, çok büyük bir günah işlemiş, RABBİMİZE YALAN BİR SÖZ İSNAT ETMİŞ OLURUZ. Bunu yapanların, hesap günü yüzlerine bile bakmayacağım, onların yüzleri kapkara olacaktır diyor Allah. Bakın Allah, elçisinin görev tanımını nasıl yapıyor.
 

Ahkaf 9: DE Kİ: 'BEN ELÇİLERDEN BİR TÜREDİ DEĞİLİM, BANA VE SİZE NE YAPILACAĞINI DA BİLEMİYORUM. BEN, YALNIZCA BANA VAH YEDİLMEKTE OLANA UYUYORUM VE BEN, APAÇIK BİR UYARICIDAN BAŞKASI DEĞİLİM.

Enam 50: DE Kİ: “BEN SİZE, ‘ALLAH’IN HAZİNELERİ BENİM YANIMDADIR’ DEMİYORUM. BEN GAYBI DA BİLMEM. SİZE ‘BEN BİR MELEĞİM’ DE DEMİYORUM. BEN SADECE, BANA GÖNDERİLEN VAHYE UYUYORUM.” DE Kİ: “GÖRMEYENLE GÖREN BİR OLUR MU? SİZ HİÇ DÜŞÜNMEZ MİSİNİZ?”

Ankebut 18: EĞER SİZ YALANLARSANIZ, BİLİN Kİ, SİZDEN ÖNCE BİR TAKIM MİLLETLER DE YALANLAMIŞLARDI. RESULÜN GÖREVİ İSE AÇIK BİR TEBLİĞDEN İBARETTİR.

Neml 92: 'VE KUR'AN'I OKUMAKLA DA (EMROLUNDUM). ARTIK KİM HİDAYETE GELİRSE, KENDİ NEFSİ İÇİN HİDAYETE GELMİŞTİR; KİM SAPACAK OLURSA, DE Kİ: 'BEN YALNIZCA UYARICILARDANIM.

Enam 57: DE Kİ: “ŞÜPHESİZ BEN, RABBİMDEN (GELEN) KESİN BİR BELGE ÜZEREYİM. SİZ İSE ONU YALANLADINIZ. SİZİN ACELE İSTEDİĞİNİZ AZAP BENİM ELİMDE DEĞİL. HÜKÜM YALNIZCA ALLAH’A AİTTİR. O, HAKKI ANLATIR. O, HAKKI BATILDAN AYIRT EDENLERİN EN HAYIRLISIDIR.”

Rad 40: ONLARA VA’DETTİĞİMİZ AZABIN BİR KISMINI SANA GÖSTERSEK DE, (GÖSTERMEDEN) SENİN RUHUNU ALSAK DA SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. HESAP GÖRMEK İSE BİZE AİTTİR.

Nur 54: DE Kİ: ALLAH'A İTAAT EDİN; RESULE DE İTAAT EDİN. EĞER YÜZ ÇEVİRİRSENİZ ŞUNU BİLİN Kİ, RESULÜN SORUMLULUĞU KENDİSİNE YÜKLENEN (TEBLİĞ GÖREVİNİ YAPMAK), SİZİN SORUMLULUĞUNUZ DA SİZE YÜKLENEN (GÖREVLERİ YERİNE GETİRMENİZ)DİR. EĞER ONA İTAAT EDERSENİZ, DOĞRU YOLU BULMUŞ OLURSUNUZ. RESUL'E DÜŞEN, SADECE AÇIK-SEÇİK DUYURMAKTIR.

Enam 48: BİZ, RESULLERİ ANCAK MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ. KİM İMAN EDER VE KENDİNİ DÜZELTİRSE ONLARA KORKU YOKTUR. ONLAR ÜZÜNTÜ DE ÇEKMEYECEKLER.

Gaşiye 21: ARTIK SEN, ÖĞÜT VERİP-HATIRLAT. SEN, YALNIZCA BİR ÖĞÜT VERİCİ-BİR HATIRLATICISIN.

Allah çok açık ve net, görev verdiği elçisinin, görev tanımını yapmış. Lütfen dikkatle tekrar okuyunuz, bu görevin içinde, Kur’an'ın vermediği hükümleri de elçisi verir, Kur’an dışından helal haram koyma yetkisi de vardır, benim hüküm verdiğim gibi, hüküm koyma yetkisini de ona veriyorum, türünden tek bir görevi var mı, böyle bir yetkiyi Rabbimiz vermiş mi elçisine? Elbette hayır. Çünkü Allah hükmü yalnız ben veririm diyor açıkça. HÜKMÜME HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEM, DEMİYOR MUYDU? Adı üstünde elçi. Verileni, iletmek istenileni, hiç değiştirmeden direk ileten anlamındadır. Bunca açık ayetleri gördüğümüz halde, atalarımızın inancını yaşayabilmek ve batılı Hak gibi gösterebilmek için, NE YANİ ALLAH RESULÜNÜ, POSTACI DİYE Mİ GÖNDERDİ NASIL DERİZ?
 
Buraya kadar iki konuyu gördük, birincisi Allah ayetleri tebliğ ederken kesinlikle elçisine uyulmasını, ikincisi ise Allah'ın elçisine verdiği görev ve yetkisinin sınırları neler olduğu konusunda, açıklamalar vardı. Şimdide acaba Allah bu görevi elçisine verirken, bizzat kendisine nasıl bir tembihte bulunmuş ve görev esnasında nasıl hareket etmesini istemiş, onu anlamaya çalışalım. Çünkü Allah elçisine bir görev verdiyse, sınırlarını da belirlemiş olmalı, kendisine bizzat bazı tembihler, ikazlar yapmış olmalı, şimdide onları araştıralım. 
 

Maide 67: EY RESUL! RABBİNDEN SANA İNDİRİLENİ TEBLİĞ ET. EĞER BUNU YAPMAZSAN ONUN VERDİĞİ ELÇİLİK GÖREVİNİ YERİNE GETİRMEMİŞ OLURSUN. ALLAH SENİ İNSANLARDAN KORUR. ALLAH, KÜFRE BATMIŞ TOPLULUĞA KILAVUZLUK ETMEZ.

Zühruf 43: SEN, SANA VAH YEDİLENE SIMSIKI SARIL!  HİÇ KUŞKUSUZ, SEN, DOSDOĞRU BİR YOL ÜZERİNDESİN.

Tur 48: ARTIK, RABBİNİN HÜKMÜNE SABRET; ÇÜNKÜ GERÇEKTEN SEN, GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDESİN. VE HER KALKIŞINDA RABBİNİ HAMD İLE TESBİH ET.

Hakka 44; EĞER BAZI LAFLARI BİZİM SÖZLERİMİZ DİYE ORTAYA SÜRSEYDİ, 45- YEMİN OLSUN, ONDAN SAĞ ELİNİ KOPARIRDIK. 46 -SONRA ONDAN CAN DAMARINI MUTLAKA KESERDİK.

Yukarıdaki ayetlere dikkat ederseniz, Allah Resulüne hitaben bu uyarıları yapıyor ve bakın neler söylüyor. "Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği RESULÜK görevini yerine getirmemiş olursun." Demek ki asıl görevi, ALLAH'IN İNDİRDİĞİ KUR’AN'I TEBLİĞ ETMEK, TOPLUMA BUNLARI ANLATMAK ONLARI İKNA ETMEK olduğu çok açık. Ne yazık ki bu gerçeği Hz. Muhammed Kitap ehline kabul ettiremediği gibi, BUGÜN GÜNÜMÜZDE İSLAM'I MEZHEP, CEMAAT VE TARİKAT EKSENLİ YAŞAYANLARDA KABUL ETMEK İSTEMİYORLAR. Daha sonrada çok açık bir tembihte bulunuyor Allah. "SEN, SANA VAH YEDİLENE SIMSIKI SARIL."  Demek ki sarılacağı, dayanacağı tebliğ edeceği kitap yalnız ve yalnız Kur’an. Şimdide elçisini bakın Rabbimiz, görevi konusunda nasıl açıkça uyarıyor ve ne söylüyor? "BAZI LAFLARI ALLAH SÖZÜDÜR DİYE ORTAYA SÜRSEYDİ, ONUN CANINI ALIRDIK." Sanırım her şey çok açık. Bu kadar açık bir tembih alan Allah'ın elçisi, Allah'ın emretmediği, vermediği bir konuda hükümler verir mi? Zaten verilen hükümlerde Kur’an'da apaçık var. Demek ki Allah'ın Resulü, yalnız Kur’an'a uymuş ve yalnız Kur’an'ı tebliğ etmiş. Tur 48. ayetinde de Allah'ın hükmü konusunda SABRET diyor. Yani gerektiğinde ben, hükmümü gönderirim bilgisini veriyor. Allah bir ayetinde elçisinden bahsederek, O KENDİ HEVASINDAN KONUŞMAZ DER. PEKİ, NEREDEN ESİNLENEREK KONUŞUR DEMEMİZ GEREKİR, TÜM BU BİLGİLERDEN SONRA? ELBETTE KUR’AN'DAN ALDIĞI BİLGİLER IŞIĞINDA KONUŞUR DİYOR. Nasıl olurda bunca ayet varken, bunu farklı anlarız. Kur’an'a baktığımızda bazı ayetlerde, Allah'ın elçisini bazı konularda uyardığının örneklerini görüyoruz. Peki, niçin bu örnekleri veriyor ve bu olayları anlatıyor Rabbimiz bizlere Kur’an'da? İsteseydi Kur’an'a geçirmeden, bizlere bildirmeden bizzat kendisine yapabilirdi bu ikazları. Elbette hiçbirisi boşuna değildir, bizlere çok önemli mesajları vardır bu ayetlerin. Tüm bu ayetlerle Rabbimiz şunu anlatıyor bizlere. 

Ben elçimi yalnız bırakmadım, benim kontrolümdedir. O benim yönetimimde asla yanlış yapmaz, onun için onun sözlerine kesinlikle uyunuz, onun söyledikleri benim sizlere gönderdiğim Kur’an'dır diyor, o gün kü topluma. ÇÜNKÜ O SİZLERİ YALNIZ VE YALNIZ BENİM GÖNDERDİĞİM KUR’AN İLE UYARACAKTIR, diye bizlere kesin garanti veriyor. Hatırlayınız Allah bir ayetinde, SİZLERİ KUR’AN'DAN HESABA ÇEKECEĞİM demiyor muydu? Bu sözü veren Yaradan, Kur’an'da olmayan bir hükümden, sorumlu tutar mı bizleri? Bakın bahsettiğimiz ayetlerden, birkaç örnek verelim.
 
“ONLAR NEREDEYSE, SANA VAH YETTİĞİMİZDEN BAŞKASINI BİZE KARŞI DÜZÜP UYDURMAN İÇİN SENİ FİTNEYE DÜŞÜRECEKLERDİ; O ZAMAN SENİ DOST EDİNECEKLERDİ.” (İsra 73)

“EĞER BİZ SENİ SAĞLAMLAŞTIRMASAYDIK, ANDOLSUN, ONLARA AZ BİR ŞEY (DE OLSA) EĞİLİM GÖSTERECEKTİN.” (İsra 74)

Buradan da anlıyoruz ki, Allah işi garantiye almış, elçisinin yalnız Kur’an ile hükmetmesi, batıla sapmaması için kontrol altında tutuyor. Allah'ın kontrolündeki elçisi içinde, kullarına bakın ne diyor? "Yemin olsun, Allah resulünde sizin için, Allah'ı ve âhiret gününü arzu edenlerle Allah'ı çok ananlara güzel bir ÖRNEK VARDIR."Ahzap 21 Peki, Allah örnek olarak sunduğu elçisinin, nesini örnek almamızı istiyor olabilir? Elbette yaşamı, davranışları, Kur’an'ı hayatına geçirmesindeki örneklik, adalet anlayışı hepsi Allah'ın Resulünde toplanmış ki, sizler için en güzel örnek benim resulümdür diyor. 

Buraya kadar Allah'ın açıkça verdiği görev, yetki ve sorumlulukları tembihleri, ikazları ve uyarılarını gördük. Dikkat ederseniz bu görevleri arasında, Kur’an'da hiç bahsedilmeyen konularda, hüküm verme konusunda elçim benim adıma hükümler verir asla demiyor. ALLAH'IN VERDİĞİ, KUR’AN'IN HÜKÜMLERİNDEN YOLA ÇIKARAK, HÜKÜM KOYMA, YANİ KARAR VERME YETKİSİ VAR. Allah'ın Kur'an'da özellikle bahsetmedikleri konularda Allah kullarına, serbestlik sağlıyor. Ama birileri haşa bunu bir eksiklik gibi görüp, ilavelerle din zorlaştırılıyor. Bakın Allah hüküm verme konusunda çok net hükmünü veriyor ve neler söylüyor bizlere?
 
"…. O HİÇBİR KİMSEYİ HÜKMÜNDE ORTAK KABUL ETMEZ. ( Kehf 26)

"DE Kİ: ŞÜPHESİZ BEN RABBİMDEN GELEN APAÇIK BİR DELİLE DAYANIYORUM. SİZ İSE ONU YALANLADINIZ. ÇABUCAK GELMESİNİ İSTEDİĞİNİZ (AZAP) BENİM YANIMDA DEĞİLDİR. HÜKÜM ANCAK ALLAH'INDIR. O HAKKI ANLATIR VE O, DOĞRU HÜKÜM VERENLERİN EN HAYIRLISIDIR." (Enam 57)

"SANA VAHYOLUNANA UY VE ALLAH HÜKMÜNÜ VERİNCEYE KADAR SABRET. O, HÜKÜM VERENLERİN EN İYİSİDİR." (Yunus 109)

Bu ayetlerden de açıkça anlaşılıyor ki, hüküm verme konusu yalnız Allah'a aitmiş. Hiç kimseyi hükmüne ortak etmeyeceğini, hükmü verecek yalnız kendisinin olduğu ve herhangi bir konuda Allah, hüküm verinceye kadar sabırla bekle, yalnız sana vah yettiğimize uy diyor. Şimdi de şöyle düşünelim. Peki, Allah'ın Elçisinin görevi yalnız tebliğ etmek miydi? Elbette hayır, eğer öyle olsaydı onca savaşlar yapılmazdı. Demek ki bu iş bu kadar kolay değil. Toplumu Allah'tan gelen yeni bir kitaba alıştırmak, onlara yeni gelen ayetlerin nedenlerini, sebeplerini anlatmak ve en zoru onları İKNA ETMEK, sanırım o kadar kolay olmasa gerek. İşte Allah'ın elçisine verdiği HİKMET burada devreye giriyor ve bu görevi de layığı ile yapıyor. ÇÜNKÜ HİKMET, İLİM VE BİLGELİK VERİR İNSANA. Kur’an'da öyle ayetler var ki, daha önce indirilen kitaplarda hükmü olup ama hükmü Kur’an da kaldırılıp, yerine yenileri gelmiş ayetler vardı. Bu durumda ehli kitabı ikna etmek, çok zor olsa gerek. İşte onun içindir ki Allah'ın Resulünün, o günkü isyankâr topluma, ayetleri anlatması, onları ikna etmesi yönünde, çok zor bir görevi de vardı. Alışkanlıklardan, geleneklerden özellikle ataların inançlarından vazgeçmek kolay değildir. İşte Allah'ın Resulü o devrin uslanmaz, isyankâr, fuhşun, sapıklığın kol gezdiği bir ortamda, Allah'ın kitabını, dinini tebliğ etmek, anlatmak yaymak büyük bir beceri ister. Allah Kur’an'da, toplumları yöneten ister elçisi olsun, ister toplumu yöneten liderler olsun, bakın topluma nasıl hükmedilmesini istiyor.

“KİM ALLAH'IN İNDİRDİĞİ (HÜKÜMLER) İLE HÜKMETMEZSE, İŞTE ONLAR KÂFİRLERİN TA KENDİLERİDİR.” (Maide 44)

“KİM ALLAH'IN İNDİRDİĞİ İLE HÜKMETMEZSE İŞTE ONLAR ZALİMLERDİR.” (Maide 45)

Buradan da çok net anlaşılıyor ki, Allah'ın Resulü yada onun ölümünden sonra ki toplumların yöneticileri, Allah'ın Anayasası olan, yalnız KUR’AN'DAN hüküm veriyordu ve Allah'ta Kur’an'ın dışına çıkılmaması gerektiği konusunda, çok açık bizleri uyarıyor. Tabi tüm bu uyarılara, bizleri yönetenler ne kadar uyuyor, ya da geçmişte uymuş, yorum sizlerin. Şeriat izlenecek doğru yol demektir. TEK BİR ŞERİAT VARDIR, ODA KUR'AN'IN EMRETTİĞİ ŞERİATTIR. ONA HİÇ KİMSE İLAVE EDİP, KENDİ BATIL İNANCINI AKLAMAYA ÇALIŞAMAZ.

 
Buradan da anlaşılıyor ki, Allah'ın Resulü din ve inanç adına hükümler veriyor, ama Allah'ın anayasa konumundaki KUR’AN'DAN yola çıkarak veriyordu. Din harici verdiği hükümler ise devletin başı olarak o devrin, dönemin şartlarında toplumu yönetmek adına verdiği kararlardır. Bunları lütfen din ve iman ile karıştırmayalım. Bu kanunlar ve hükümler zamana ve mekâna göre değişen konulardır ve din değildir. Yazımda sizlere birçok örnekler verdim. Hüküm koyucu, yalnız Allah'ın olduğu çok açık anlaşılıyor. Bir an tüm ayetleri unutalım ve aşağıdaki ayeti yalnız hatırlayalım. “DOĞRUSU KUR'AN, SANA VE KAVMİNE BİR ÖĞÜTTÜR. İLERİDE ONDAN SORUMLU TUTULACAKSINIZ.” (Zuhruf 44)
 
Değerli kardeşlerim, Allah, Zühruf suresi 44. ayetinde, sizleri hesap günü Kur’an'dan sorumlu tutacağım dediği halde, bizlere Kur’an'da apaçık verilmeyen hükümlerden, rivayet ve sanı bilgilerden de sorumlu tutar mı? Böyle bir düşünceyi, adaletsizliği Rabbimize isnat etmekle, nasıl bir adaleti Allah'a uygun gördüğümüzün farkın damıyız? Hiç sanmıyorum, farkında olsaydık Allah'a yaptığımız saygısızlıktan dolayı, oturup günlerce Allah'a bağışlaması için yalvarırdık. Bizlere düşen elde Kur’an, rivayet edilen ve Resulün hadisleridir dedikleri her sözü, Kur’an süzgecinden geçirmek, onun onayını almak olmalıdır. Kur’an'ın onayını alan her bilgi bizlerin başının tacıdır. Allah ın Resulü söylemediği halde, bu Resulün sözüdür demenin, büyük yanılgısının sonuçlarına katlanmak istemiyorsak, İslam'ı Kur’an merkezinde yaşamalıyız. Çünkü Allah'ın Resulü yalnız Kur’an'a uymuş, yalnız Kur’an ile topluma hükmetmiştir. Yorum ve karar sizlerin.
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK
 


Sayfa Kategorisi: GENEL İSLAMİ YAZILAR.
 
Yorum Yaz
Ad-Soyad:
E-Mail :
Mesaj:
En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.
Güvenlik:
Yorumlar
sehim güney saygıdeğer
Tebrikler. Çok doğru bir yoldasınız. Henüz yeni keşfedilen nebi-resul farkını araştırınız. Ben araştırdım bitti. Selamlar.