Bu makalemde yine, ısrarla yaptığımız o büyük yanlışımıza bir örnek vermek istiyorum. Bizler söylediklerimizin ve inandıklarımızın kontrolünü, denetimini sorumlu olduğumuz Kur’an’dan yapma zahmetinde bulunabilsek, gerçekleri çok açık bir şekilde göreceğiz ama rehberimiz ana kaynağımız Kur’an olmaktan çıkıp rivayetler olunca, aynı yanlışları yapmaya ısrarla toplum olarak devam ediyoruz. Çünkü yanlışı doğru zannediyoruz da ondan. Elimizden Kur’an alınmış, verdikleri kitaplarla inancımızı yaşıyoruz, böylece gerçeklerle buluşmamız çok zor görünüyor. Anlatılan ve yaşanan İslam ile Allah’ın emrettiği İslam dini Kur’an’da, neredeyse taban tabana zıt. BUNUN FARK EDİLMESİ NE YAZIK Kİ İSTENMİYOR. Bu yanlış inancımıza bu makalemde çok dikkat çekici bir örnek vermek istiyorum. Bana cevap yazan bir arkadaşımız, inandığı İslam’ı bana anlatırken, günümüzde yaşanan yanlışlıklara çok güzel örnek teşkil ediyor ve bakın ne diyor.
“ALLAH’IN RESULÜNÜN ÜÇ GÖREVİ VARDIR. TEBLİĞ, TEBYİN, TATBİK. TEBLİĞ VAHYİ İNSANLARA ULAŞTIRMAK. TEBYİN KUR’AN’DA Kİ HÜKÜMLERİN TEFERRUATINI AÇIKLAMAKTIR. TATBİK İSE BUNLARI FİİLEN UYGULAMAK, GÖSTERMEKTİR.”
Gerçekten de Allah bu üç görevi Resulüne vermiş mi, yoksa Allah’ın vermediği yetkileri, sırf atalarımızın inancını yaşayabilmek için bizler mi vermeye çalışıyoruz? Bu söylenenler sizce, Kur’an’a göre doğru olabilir mi? Önce şöyle düşünelim. Hiç Kur’an’ı anlayarak okumamış olalım. Bu sözlenenlerin üzerinde, aklı başında bir insan nasıl düşünür? Allah madem insanların doğru yola ulaşması için bir rehber kitap gönderiyor, BU KİTAPTA EMRETTİKLERİNİ NEDEN AÇIKLAMASIN? Neden Resulüne açıklama ve hayata geçirme görevini versin? Bugün Allah’ın Resulünün kendisi aramızda yok. Bu bilgiler Kur’an’da detaylı yoksa günümüze bizlere rivayet ve söylenti yoluyla gelen bilgiler ışığında mı Allah, hükümlerini hayatımıza geçirmemizi yaşamamızı istiyor? YADA KUR'AN YALNIZ RESULÜNÜN DÖNEMİ İLE Mİ SINIRLI? Bakın bu söylediklerinin doğru olduğunu düşündüğümüzde aklın, mantığın ve Kur'an'ın onaylamayacağı sorular çıkıyor. Demek ki söyledikleri, doğru bir yol yöntem asla olamaz. Bu söylenti ve rivayetler ile de doğru bir din yaşanmaz, yüzlerce yıl insanların nakli ile gelen bilgilerin arasına, mutlaka yanlış bilgilerin karışması kaçınılmazdır der, aklı başında hiç kimse buna inanmaz. Ne dersiniz? Bakın vahiyden hiç nasibini almamış, ama aklını kullanan bir insan bunu rahatlıkla söyler. Dinimizi elimizden alan Yahudi fitnesi ve çıkar çevreleri bu gerçek fark edilmesin diye de, AKILLA İSLAM YAŞANMAZ mantıksızlığını, ne yazık ki Müslümanlara, cemaat ve tarikatlar aracılığıyla kabul ettirmişlerdir.
Elbette Allah, indirdiği Kur’an’ı bu arkadaşımızın söylediği gibi, asla göndermediğini Kur’an’da açıkça bizlere bildiriyor. Çünkü böyle göndermiş olsaydı, Rabbimiz tüm kullarını Kur’an’dan sorumlu tutmazdı ve Allah şu ayetleri indirir miydi? “DOĞRUSU KUR'AN, SANA VE KAVMİNE BİR ÖĞÜTTÜR. İLERİDE ONDAN SORUMLU TUTULACAKSINIZ. Zuhruf 44” “HEP BİRLİKTE ALLAH’IN İPİNE (KUR’AN’A) SIMSIKI SARILIN. PARÇALANIP BÖLÜNMEYİN.” (Ali İmran 103) HAKKINDA KESİN BİLGİ SAHİBİ OLMADIĞIN ŞEYİN PEŞİNE DÜŞME! ÇÜNKÜ KULAK, GÖZ VE KALP, BUNLARIN HEPSİ ONDAN SORUMLU TUTULACAKTIR. (İsra 36)
Sizce başka ayetlere, uyarılara gerek var mı? Allah sizleri Kur’an’dan sorumlu tutuyorum, hesaba çekeceğim, yalnız Allah’ın ipi Kur’an’a sarılın diye hükmünü verecek ama verdiği hükümleri açıklayıp, detayını vermeyecek, bizlerin bu detayı yüzlerce yıl sonra rivayetlerden öğreneceğiz, öylemi? Çok daha ilginç olan, bir rivayete göre diye başlayan hadisleri dinin ana unsuru yapan bizlere Allah, emin olmadığın bilgilerin ardına sakın düşmeyin, yoksa söylediklerinizden, inandıklarınızdan ve anlattıklarınız o yanlış bilgilerden sorumlu olursunuz diye uyardıktan sonra, bizlerde hiç şüphe duymadan, bu arkadaşımızın ve milyonlarca Müslümanın, inandığı söylediği bu sözlere nasıl inanırız. Hâlbuki Allah Resulünün yetkisini, görev ve sorumluluğunu Kur’an’da açıklarken ne demişti hatırlayalım. Acaba bu ayetler, anlatılanlara onay veriyor mu?
“RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18) BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ. (Kehf 56) “SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40) BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM. (Ahkaf 9 )
Siz Resulün görev ve sorumluluğundan, Tebliğin dışında açık olmayan ayetleri Tebyin edip yani açıklama detaylandırıp anlaşılır uygulanır hale getirmek gibi, bir görevinin olduğunu mu anladınız? Rabbimiz Resulümün görevi sadece TEBLİĞ ETMEKTİR dediği halde, birileri Allah’ın Resulüne vermediği yetkileri de vererek, bizlerde buna seyirci kalacağız öylemi. Sizce bunu yapanlar, şirk batağına batmış olmuyor mu? Allah Kur’an’dan bahsederken, hadi bir benzerini getirin bakalım diye bizlere meydan okuyor ama bizler eşi benzeri olmayan Allah’ın NURU KUR’AN için, Allah’ın Resulünün rivayet hadisleri olmasaydı, Kur’an anlaşılmaz kapalı kalırdı demekten korkmuyoruz. Bakalım gerçekten Kur’an açıklanmamış ve detaylı değil miymiş? Bu konuda Allah ne diyor.
Hud 1: ELİF-LÂM-RÂ! ÖYLE BİR KİTAPTIR Kİ (BU), HER HÜKMÜNDE TAM İSABET SAHİBİ VE HER ŞEYDEN HABERDAR OLAN (ALLAH) TARAFINDAN, ÂYETLERİ MUHKEM/ ŞÜPHEDEN ARINDIRILMIŞ VE HAYATTA KARŞILIĞI OLAN DOĞRU HÜKÜMLERLE SABİTLENMİŞ, DAHASI AYRINTILI VE ANLAŞILIR KILINMIŞTIR. (Mustafa İslamoğlu)
Kıyame 18-19: O HALDE ONU OKUDUĞUMUZ ZAMAN SEN ONUN OKUNUŞUNU TAKİP ET. SONRA ONU AÇIKLAMAK DA BİZE AİTTİR. (Diyanet meali)
Ayette çok önemli iki konudan bahsediyor. Bizlerin sorumlu olduğu ayetleri Allah ŞÜPHEDEN ARINDIRILMIŞ, AYRINTILI VE ANLAŞILIR bir şekilde göndermiş. Peki, muhkem ne anlama geliyor? Muhkem sağlamlaştırılmış, güçlü başka ihtimal taşımayan yani şüphe duyulmayacak kadar açık manalı ayet anlamına geliyor. Rabbimiz dinin anası temeli olan ayetleri, MUHKEM yani şüphe duyulmayacak kadar anlaşılan açık gönderdiğini söylediği halde, hala bu yanlış düşüncenin ardı sıra gidenlere, söyleyecek sözüm yok. Kıyamet süresinde de bakın Allah Resulüne, Kur’an’ı kimin açıklayacağını söylüyor. ONU AÇIKLAMAK DA BİZE AİTTİR. Allah Kur’an’ı açıklamak bizim görevimiz dediği halde, batılı hurafeyi dine sokabilmek için, zorla batıl kapısını ellerimizle açmaya çaba gösteriyoruz.
HUD SURESİ 1. AYETİN SONUNDA DA, MUHKEM AYETLERİN, ALLAH TARAFINDAN AÇIKLANDIĞINI SÖYLÜYOR. Bu ayetin devamın da yani Hud 2. Ayetinde, batılın hurafenin ardına gitmeyelim diye bakın nasıl uyarıyor ve Kur’an’ı bizzat kendisinin açıkladığını bildiriyor. “ALLAH'TAN BAŞKASINA KESİNLİKLE KULLUK ETMEYİNİZ. ŞÜPHESİZ BEN SİZE ALLAH'TAN GELEN BİR UYARICIYIM; BİR MÜJDECİYİM.” Bakın çok açık bir şekilde Kur’an’ı detaylı muhkem bir şekilde açıklamamızın nedeni, Allah’tan başkasına kulluk etmeyesiniz diyedir diye bilgi veriyor. Ama batılı, rivayetleri din diye yaşamak isteyenler, Allah’ın kitabının açık olmadığını, hatta hükümlerin teferruatı detayı olmadığını iddia ederek bizleri rivayetlere, sanı bilgilere mahkûm etmeye çalışıyorlar. Böylece kendilerine muhtaç edip onlara da kulluk etmemizi istiyorlar.
Yazıma cevap veren arkadaşımızın sözlerine tekrar dönelim. Allah’ın Resulünün üç görevi olduğunu söylüyordu. Birincisi TEBLİĞ etmek. Yazımda da örneğini verdiğim gibi Allah, Resulünün görev tanımını bizlere bildirirken, SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR diyordu. Allah’ın Resulüne verdiği yetkiyi beğenmeyenler günümüzde ne diyordu? “NE YANİ ALLAH RESULÜNÜ POSTACI DİYEMİ GÖNDERDİ?” Elbette Allah Resulünü postacı diye göndermedi, O örnek insan, ALLAH’IN GÜVEN ELÇİSİYDİ. Bundan daha büyük onur, makam olabilir mi? Arkadaşımız, Resulün 2. Görevinin TEBYİN, yani açıklama görevinin olduğunu söylüyordu. Hâlbuki Rabbimiz birçok ayetinde, Kur’an’ı hiç kimseye muhtaç olmayasınız diye BİZ AÇIKLADIK, KUR’AN’I AÇIKLAMAK BİZİM GÖREVİMİZ diye Kur’an’da bildiriyordu. Üçüncü görevi ise TATBİK yani Allah’ın verdiği emirleri, nasıl hayatımıza geçirebileceğimizin açıklanması, gösterilmesi hayata geçirilmesi. Yüce Rabbimiz bunu da apaçık Kur’an’da bildirdiğini ve ayetlerimizi nice örneklerle açıkladık diyordu.
Rabbimiz tüm bu açıklamaları bizlere Kur’an’da yapmadan, bizleri Kur’an’dan hesaba çekeceğine hükmeder mi? Buna inanan var mı aramızda? Elbette hayır. Bunu topluma kabul ettirmek istemelerinin nedeni: ÖZELLİKLE YAHİDİLERİN KENDİ İNANÇLARINI, BİZİM İNANCIMIZA SOKABİLECEĞİ BİR KAPININ AÇILABİLMESİNİ KOLAYLAŞTIRABİLMEK İÇİNDİR. Lütfen bu tuzağa artık düşmeyelim. Kur’an ile buluşamayana yol göstermek, Kur’an’a davet etmek inanın çok zor. Bakın Kur’an’ı Rabbimiz hesap günü hiç kimse bahane bulmasın, kendilerini haklı çıkarmaya çalışmasınlar diye, Kur’an’ı nasıl indirdik diyor.
“ŞAYET BİZ ONU YABANCI DİLDE OKUNAN BİR KİTAP OLARAK İNDİRSEYDİK MUTLAKA ŞÖYLE DİYECEKLERDİ: “AYETLERİNİN AÇIK SEÇİK ANLAŞILIR OLMASI GEREKMEZ MİYDİ? BİR ARAP’A YABANCI DİLDEN BİR KİTAP, ÖYLE Mİ?” (Fussilet 44)
Bu ve benzeri onlarca ayet vardır ki, Kur’an’ı Allah biz açıkladık detaylandırıp öyle gönderdik, yokmu düşünen aklını kullan diye uyarıyor. Bu uyarılar Kur'an'ın açık anlaşılır ve hayata geçirilecek şekilde olduğunun apaçık kanıtıdır. Buna toplum inanırsa, yaşadıkları batıl inançlar kabul görmeyeceğinden, ne yazık ki toplum ile Kur’an’ın arasına girip, sakın Kur’an’ın Türkçesini okumayın dinden çıkarsın diyenleri bile duymuşsunuzdur. Tekrar hatırlatırım Allah bizleri, yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı istiyor. SİZCE ALLAH HESAP SORACAĞI VE SARILACAĞIMIZ KİTABI GEREKTİĞİ KADAR AÇIKLAMADAN, DETAYLANDIRMADAN GÖNDERİP, DAHA SONRADA KULLARINI DOĞRULUĞUNDAN EMİN OLAMAYACAĞIMIZ RİVAYETLERE MUHTAÇ BIRAKIR MI?
Aklını zerre kadar kullanan gerçek bir Müslüman aklın ve Kur’an’ın asla kabul etmeyeceği bu tür sözlere inanmaz. İnanmak isteyene de elbette kimse engel olamaz. Onun için Allah dinde zorlama yoktur diyor ve gerçeklerden inatla uzaklaşıp atalarının batıl, rivayet ve sanı inançlarına sapanlara da şunu söylememizi istiyor. Dilerim Kur’an gerçekleri ile buluşan, Allah’ın halis kullarından oluruz.
“SİZİN DİNİNİZ SİZE, BENİM DİNİM BANADIR.” (Kafirun 6)
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
http://www.hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
https://hakyolkuran1.blogspot.com/