KUR'AN A DAVET

 

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
Düşünecek Kalp Ve Kalplerin Kör Olması Ne Anlama Geliyor?
Bu yazımda sizleri düşünmeye davet etmek istediğim ayet, Hac suresi 46. ayette geçen, kalplerin kör olması, kalbin düşünmesi ne anlama geliyor, onu birlikte anlamaya çalışalım. Önce ayeti yazalım.
 
HAC 46: YERYÜZÜNDE DOLAŞMIYORLAR MI Kİ, DÜŞÜNECEK KALPLERİ VE İŞİTECEK KULAKLARI OLSUN. GERÇEK ŞU Kİ, GÖZLER KÖR OLMAZ, FAKAT ASIL SİNELERDEKİ KALPLER KÖR OLUR. (Bayraktar Bayraklı meali)
 
Ayeti okuduğunuzda, çok dikkat çeken bir cümleyi fark etmişsinizdir. Düşünecek kalplerden bahsediyor. Bu sözleri normal şartlarda düşünürseniz, kalbin düşünme organı olmadığını söylersiniz ve size mantıksız gelir. Bu ayette ve buna benzer birçok ayette bu şekilde kullanılmıştır. Beyin düşünme merkezidir ve insanın en önemli organıdır. Hatta tüm uzuvlarımızın yönetim merkezidir. Bu yöntem Kur’an'da çok kullanılmış ve KALP DÜŞÜNME ORGANIYLA BİRLİKTE, ÖZELLİKLE ZİKREDİLMİŞTİR. ÇÜNKÜ BEYNE BİLGİ VEREN, ONU KARAR VERME KONUSUNDA ETKİLEYEN, KALPTİR, GÖZDÜR, DUYU ORGANLARIDIR. Bu organlar beyne doğru bilgi aktarmazsa, beyin de doğru karar veremez. Demek ki aklın en önemli öğeleri, yardımcıları beyni yönlendiriyormuş.
 

Bunu farklı bir açıdan bilimsel olarak değerlendirmek gerekirse, Hac Suresi 46. ayetinde geçen "düşünecek kalpleri olsun" ifadesi, Kur'an'ın insan psikolojisi, bilgi felsefesi (epistemoloji) ve inanç dünyasına dair çok derin bir gerçeğe işaret eder. Ayetin temel mesajı ve bu ifadeyle ne kastedildiğine gelince. Kur'an terminolojisinde kalp sadece kan pompalayan fizyolojik bir organ değildir. Kalp insanın idrak, kavrayış, niyet ve şuur merkezidir. Akıl etme ve derinlemesine düşünme eyleminin asıl kaynağı olarak kabul edilir. İslam düşüncesinde akıl ve kalp birbirinden ayrılmaz. AYET, KURU VE MEKANİK BİR MANTIK YÜRÜTMEYİ DEĞİL; VİCDANLA HARMANLANMIŞ BİR AKLI ÖVER. "Düşünen kalp", hakikati sadece zihnen değil, tüm benliğiyle ve hissederek onaylayan akıldır.

Her insana Allah akıl vermiştir. Şöyle bir çevrenize bakın, Müslüman olduğunu söyleyen ama okadar farklı inanca sahip olanlar varki, madem akıl, beyin herşeyi çözüyor, neden farklı kararlar veriyor, hatta büyük yanlışlar yapılıyor? Demek ki yalnız akılla olmuyormuş. Ona bilgi aktaran her uzuv, aklı etkiliyor. Ayete dikkat ettiyseniz, yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı diyor. Peki, gezip dolaşınca ne göreceklerdi? Elbette Allah'ın yarattığı mucizeleri. 

 
Düşünme ve kalp kelimesinin birlikte anılmasının, çok daha önemli nedenleri olmalı. Beyin sabit düşünüyor ama kalp her anıyla hareket halinde veri topluyor ve çok daha ilginci yaşadığımız her anın etkisiyle farklı ritimlerde hareket ediyor. Peki, farklı ritimlerde çalışmasının en önemli nedenleri nedir? DUYGULARIMIZ, VİCDANİ HAREKETLENMELER VE OLAYLARDAN ETKİLENMEMİZ, kalbimizin ritmini değiştiriyor. Demek ki düşündüklerimizin hayata geçirdiğimiz ve bizleri etkileyen en önemli organın, kalbimiz olduğunu ve beyne görülen ve duyulanları hissederek gönderdiğini görüyoruz. Allah'ta özellikle buna dikkat çekiyor. Rabbimiz Kur'an'da size şiir indirmedik der. Çünkü şiir süslü etkili söz dizimidir. Kur'an ise nesir düz yazıdır, doğru  bilgiler verir, bilimsel açıklamalar yapar, insanları düşünmeye yönlendirir. Kalplerimizin körleşmesini, etki altına girmesini istemiyorsak, nefsi duygularla değil, akıl ve kalp birlikte hareket etmelidir.
 
Allah ayette, başka bir konuya dikkatimizi çekiyor ve diyor ki, “ Gerçek şu ki gözler kör olmaz, fakat asıl sinelerdeki kalpler kör olur.”  Allah bu ayette (Hac, 46.), inkarcıların ve hakikati göremeyenlerin durumunu fiziksel bir benzetmeyle açıklar. Ayetin kastettiği temel mesajlar şunlardır: İnsanın baş gözünün görmesi, doğruyu bulması için yetmez. Asıl körlük, kalbin gerçekleri algılama yeteneğini kaybetmesidir. Gerçekleri inatla reddedenlerin kalbi zamanla körelir. Onun içindir ki  slam dininde Kalp, doğrunun ve yanlışın ayırt edildiği manevi kavrayış merkezidir. Ayet, vicdanı ve sağduyusu kapanan insanın dünyadaki hiçbir mucizeyi göremeyeceğini vurgular. İbret alamayan bu kişiler, dünyadaki harika düzeni ve geçmiş kavimlerin yıkılışını görürler. Ancak baş gözüyle gördükleri bu olaylardan manevi bir ders çıkaramazlar. Bu konuda iki örnek verelim.
 

"HAKKINDA KESİN BİLGİ SAHİBİ OLMADIĞIN ŞEYİN PEŞİNE DÜŞME. ÇÜNKÜ KULAK, GÖZ VE KALP, BUNLARIN HEPSİ ONDAN SORUMLUDUR." (İsra 36)

"BU (KUR'AN) İNSANLARIN KALP GÖZÜNÜ AÇAN BİR NUR, KESİN BİLGİ EDİNMEK İSTEYEN BİR TOPLUM İÇİN DE HİDAYET VE RAHMETTİR." (Casiye 20)

 
Allah özellikle bizlerin dikkatini çekmek istediği konu aklın, düşüncenin sonuca varması için, çok önemli bir etkenin devre dışı bırakılmaması gerektiği konusunda dikkatimizi çekiyor. HATTA AKLINI KULLANMAYANI, PİSLİK İÇİNDE BIRAKIRIM DİYEDE UYARIYOR. Çok önemlisi emin olmadığın bilginin ardına düşme, araştır diyor Allah. Kendine yol çizerken duyduklarınla, nefsinin, duygularının hoşuna gidenlerle değil, gerçeklerle ilgilen. Yoksa duyduğun yanlış bilgiler, nefsinin hoşlandığı o şeylerden sorumlu tutulacaksın. Çünkü bu yanlış bilgiler aklını, nefsini, kalbini etkileyip yanlış kararlar vermeni sağlayacaktır. Casiye 20. ayetinde de, aslında konuya çok net bir açıklama getiriyor. Kur’an'ın, insanların kalp gözlerini açacağından bahsediyor. Kalp elbette ne düşünme, nede görme organı değildir. Ama öyle bir konuya dikkat çekilmişki, adeta bir insanın can damarı, hayat merkezinin bir insan için adeta kalbi olduğu anlatılmaya çalışıyor. ELBETTE BURADA ANLATILMAK İSTENEN, RUHUMUZUN DUYGULARIMIZIN HAYAT MERKEZİ, KALBİMİZ OLARAK GÖSTERİLİYOR. 
 
Bazı kişilerden bahsederken, toplum içinde çok vicdansız, kalpsiz biriymiş diye bahsedildiğini duyarsınız. İşte bu duygu aslında insanın özünde hep vardır. Allah'ta bu duygunun merkezi olarak kalbi gösteriyor. Yoksa kalbin elbette fiziki olarak böyle bir görevi yok. Ama bu duyguların sahipsiz kalmaması adına bir merkezinin, çıkış noktasının gösterilmesi aslında, konunun dikkatini çekmek, önemini unutturmamak adına çok önemli bir görevi vardır. UNUTMAYALIM KALP DURURSA HAYAT DURUR.  AMA BEYNİN DURMASI, HAYATIN SONA ERMESİ ANLAMINDA DEĞİLDİRBU KONUYU ANLAMANIZA YARDIMCI OLACAK, FARKLI BİR BİLGİYİ DE SİZLERLE PAYLAŞMAK İSTERİM.

''Hearth Math'' enstitüsü tarafından yazılmış ''Science of the heart'' kitabında kalple ilgili şu bilgiler verilmiştir:

Aşk hormonu olarak bilinen, biliş, hoşgörü, arkadaşlık bağı ve güven gibi duygusal fonksiyonlara etkisi olan oksitosinin  kalp tarafından da üretilip salgılandığı hatta kalpteki üretimin beyindekiyle aynı aralıkta olduğu keşfedildi. Ayrıca beyindeki duygusal işlem merkezi olan amigdaladaki ve alakalı çekirdeklerdeki işlevlerin kalp tarafından doğrudan etkilenmiş olduğu da  keşfedildi.

Bunların yanı sıra, kalbin beyne, beynin sadece anlamakla kalmadığı aynı zamanda itaat ettiği mesajlar gönderdiği biliniyor. DEMEKKİ KALP, BEYNİ KENDİSİNE İTAAT ETTİRİYOR. AYRICA KALP VE BEYİN SÜREKLİ OLARAK, İKİ TARAFLI BİR DİYALOG HALİNDE BİR BAĞLANTIYA SAHİP OLUP, HER İKİSİ DE BİRBİRİNİN FONKSİYONLARINI ETKİLİYOR. ÜSTELİK KALP, BEYNİN KALBE YOLLADIĞINDAN FAZLA BİLGİYİ, BEYNE YOLLUYOR. 

İlgili kitap, kalbin kendi aklı varmış gibi davrandığını, gündelik etkileşimlerimizde algılarımızı ve tepkilerimizi önemli ölçüde etkilemiş olduğunu, kişiliğimizi, algılarımızı ve zekamızı etkileyebileceğini belirtmektedir .Bunun yanı sıra kalbin daha pek çok fonksiyonlarından da bahsetmektedir. Yani kalp, sanılanın aksine; sadece kan pompalamaz. Ayetlerde belirtildiği üzere ve ilgili kitap tarafından da teyit edildiği üzere, kalbin duyguları ve düşünceye etkisi vardır. KUR'AN'IN SIKLIKLA KALBE, DÜŞÜNME ÖZELLİĞİNİ ATIF ETME SEBEBİ DE BU OLMALIDIR."

İşte Kur'an işte bilmin Kur'an ayetlerini onaylamasına güzel bir örnek. Doğru düşüncelerimizi, hayata doğru geçirebilmek istiyorsak, önce gönül yani kalp gözlerimizi Kur’an ile açmamız gerekir. Yoksa gerçekleri asla göremeyiz, hissedemeyiz. Eğer kalp gözümüzü, beşeri rivayet kaynaklarla açmaya çalışırsak, yaptıklarımızın doğruluğundan asla emin olamayız. Enfal suresi 22. ayetinde Allah bakın nasıl uyarıyor. "ŞÜPHESİZ ALLAH KATINDA CANLILARIN EN KÖTÜSÜ, DÜŞÜNMEYEN SAĞIRLAR VE DİLSİZLERDİR." Yine Araf suresi 179. ayetinde Allah araştırıp doğru bilgiler toplamayıp, aklı olupta onu gereği gibi kullanmayanları ne yapacağım diyor.    "ANDOLSUN Kİ, KALPLERİ OLUP DÜŞÜNMEYEN, GÖZLERİ OLUP GÖRMEYEN, KULAKLARI OLUP DİNLEMEYEN CİNLERİ VE İNSANLARI CEHENNEM İÇİN YARATTIK."

Allah'ın bu uyarılarından sonra, kalp gözlerini doğru bilgilerle açmayıp batıl, rivayet ve sanı bilgilerle doldurup, aklı çalışmaz doğru karar veremez hale getirenlerden olmak istemiyorsak, ALLAH'IN ÖNERDİĞİ GİBİ, BATILDAN UZAK, YALNIZ ALLAH'IN İPİNE SARILMALIYIZ. Dilerim Kur'an gerçeklerini hayatına geçiren, kalp gözlerini Kur'an ile açan, azınlık Allah'ın halis kullarından oluruz.

 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
 


Sayfa Kategorisi: GENEL İSLAMİ YAZILAR.