KUR'AN A DAVET

 

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
Zümer Suresi 45. Ayetten Ders Almayanlar, Mahşer Günü Sürprizle.......

ZÜMER SURESİ 45. AYETDEN DERS ALMAYANLAR, MAHŞER GÜNÜ HİÇ HESAP ETMEDİKLERİ SÜRPRİZLE KARŞILAŞACAKLARDIR.....

Bu makalemde sizleri, düşünmeye davet etmek istediğim ayet, Zümer suresi 45. ayet olacaktır. Bu ayet üzerinde dikkatle düşündüğümüzde, bizlere vereceği çok önemli bilgiler, uyarılar olduğuna inanıyorum. Önce ayeti yazalım, daha sonra birlikte üzerinde düşünelim.

Zümer 45: ALLAH TEK BAŞINA ANILINCA, AHİRET’E İNANMAYANLARIN İÇLERİ DARALIR. O’NUNLA ARALARINA KOYDUKLARINDAN SÖZ EDİLİNCE DE YÜZLERİ GÜLER. (Süleymaniye vakfı)

Bu ayet, insan psikolojisi ve inanç dünyasına dair çok temel bir gerçeği gözler önüne serer. Bu ayetten çıkarabileceğimiz en önemli derse gelince. Samimiyet ve İhlas Testi diyebiliriz. Bir insanın inancının ne kadar samimi olduğu, doğrudan doğruya Yaratıcı ile kurduğu BAĞIN ARI, DURU KATIKSIZLIĞINDA SAKLIDIR. Gerçek iman, araya hiçbir aracı, menfaat veya şirk unsuru koymadan, sadece Allah'ın rızasını gözetmeyi gerektirir. İnsanın bir kavram, isim veya hakikat anıldığında hissettiği duygu (iç sıkıntısı veya neşe), kalbinin gerçekte neye bağlı olduğunu gösterir. EĞER BİR KALBE ARI DURU SAF GERÇEK AĞIR GELİYOR VE ANCAK BATIL, TEFERRUAT VEYA ARACILAR DEVREYE GİRDİĞİNDE RAHATLIYORSA, O KALBİN YÖNELİŞİNDE BİR PROBLEM VAR DEMEKTİR. Bu durumda inancını mutlaka sorgulamalıdır.

Ayet, iman ve inanç adına hüküm veren Allah'ın tekliğinden rahatsız olanların aynı zamanda "ahirete inanmayanlar" olduğunu vurgular. Demek ki sorumluluk bilinci, hesap verme düşüncesi ve mutlak adalet fikri (ahiret), sadece fani dünyaya ve aradaki sahte sığınaklara bel bağlayanlara ağır gelir. İnsanoğlu tarih boyunca acizliğini örtmek veya sorumluluktan kaçmak için Yaratıcı ile arasına kutsallık atfettiği şahıslar, nesneler veya dünyevi otoriteler koyma eğiliminde olmuştur. Hakiki tevhid, yani Allah'ın tek ilah hüküm verici olduğuna inanmak, BU ARACILARIN TAMAMINI ARADAN ÇIKARIP DOĞRUDAN DOĞRUYA VE SADECE ALLAH'A YÖNELMEKTİR. Özetle şunu söyleyebiliriz. Bu ayet bizleri kendi iç dünyamızla yüzleşmeye çağırır. İslam'ın özü olan tevhid (Allah'ı birleme) inancı karşısında kalbimizin aldığı pozisyonu sorgulamamızı; hayatımızda Allah'ın rızasından ve hakikatten daha fazla bizi heyecanlandıran, kalbimizi rahatlatan sahte öncelikler (makam, para, şahıslar, ideolojiler) olup olmadığını gözden geçirmemizi öğütler.

Özellikle hatırlatmak isterim, Allah'ın bu ayette verdiği örnek ve uyarı, Allah'a hiç iman etmeyenlere karşı söylenmiyor. Lütfen bu kısmını doğru anlayalım. Çünkü Kur’an, Allah'a hiç iman etmeyen kâfirlerle çok fazla uğraşmaz. Elbette onları da uyarır ama genellikle iman ettiğini söyleyen ama yoldan sapmışlarla ilgilenir, onları ikaz eder ve hak olan yola davet eder. Ayeti düşünerek okuduğunuzda, Kitap Ehlinin yaptığı yanlışların aynısını, bizlerin de günümüzde nasıl tekrar ettiğimizi hatırladınız eminim. Bizlerin bu ayetten alacağımız çok ama çok büyük dersler var. 

Şöyle diyebilirsiniz, ayette AHİRETE İNANMAYANLARDAN BAHSEDİYOR, bu durumda bunlar Allah'a iman etmeyen kâfirler diyebilirsiniz.  AYETTE BAHSEDİLENLER AHİRETE HİÇ İNANMIYOR DEĞİLLER, AHİRETE İNANIYORLAR ÇÜNKÜ BUNLAR KİTAP EHLİ. İNANMADIKLARI, AHİRET DE ALLAH'IN KOYDUĞU KURALLARA, ORADA HEPİMİZİN KARŞILAŞACAKLARI GERÇEKLERE İMAN ETMEK İSTEMİYORLAR, ÇÜNKÜ İŞLERİNE GELMİYOR. Yani aihret de karşılaşacağımız kural ve hükümleri, kendilerine göre değiştirdiklerinden, böylece ahiretin kanunlarına, kurallarına inanmıyorlardı. Allah hesap günü için ne demişti. İncir çekirdeği kadar yapılanlar önümüze gelecek ve her şeyin hesabı sorulup, adaletle yalnız Allah hüküm verecek. Allah hükmüne hiç kimseyi ortak etmez. Güvenilecek ve yardım istenecek VELİNİZ yalnız Allah'tır. ALLAH BİZLERİ UYARIYOR VE BENDEN BAŞKA ŞEFATÇİ SAKIN EDİNMEYİN. HİÇBİR ŞEFAATİN FAYDA ETMEDİĞİ, O GÜNDEN SAKININ DİYE UYARIYORDU. Allah mahşer günü için bunlara benzer birçok hüküm verdiği halde, kendilerine Allah'ın berisinden veliler, şefaatçiler edinenler, cehennem azabı bize dokunmayacak diyorlardı. Zümer 3. ayetinde,  ne demişlerdi bu insanlar onu da hatırlayalım.

“Gözünüzü açıp kendinize gelin! ARI-DURU DİN YALNIZ VE YALNIZ ALLAH'IN DIR! O'NUN YANINDA BİRİLERİNİ DAHA VELİLER EDİNEREK, "BİZ ONLARA, BİZİ ALLAH'A YAKLAŞTIRMALARI DIŞINDA BİR ŞEY İÇİN KULLUK ETMİYORUZ." diyenlere gelince, hiç kuşkusuz, ALLAH ONLAR ARASINDA, TARTIŞIP DURDUKLARI KONUYLA İLGİLİ HÜKMÜ VERECEKTİR. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.” (Zümer 3)

Demek ki Zümer 45. ayette bahsedilenler, Allah'a iman etmeyenler değil, tam tersine iman eden kitap Ehlinden bahsediliyor. Allah dinin tek sahibi kendisi olduğunu ve katışıksız, arı duru dinin yalnız Allah katından gelen olduğu gerçeğini, üstüne basa basa söylüyor ve bizleri uyarıyor. Çünkü Kitap Ehli tıpkı günümüzde bizlerin yaptığı gibi, Allah'ın dinine, beşeri hükümler ilave ederek, arı duru Allah'ın dinini bozmuşlar, mezheplere, cemaatlere bölünmüşler, kendi hükümlerini Allah'ın emri diye topluma kabul ettirmişlerdi. AYNI YANLIŞLARI BİZLERDE GÜNÜMÜZDE YAPIYORUZ VE NE DİYORUZ? YALNIZ KUR’AN İLE İSLAM YAŞANMAZ DİYEREK KUR’AN, PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETİ YANİ RİVAYET HADİSLER, MEZHEP İMAMLARININ İÇTİHATLARI, MEZHEPLERİN DİNE KOYDUĞU KURALLAR DİYE SAYMAYA DEVAM EDİYORUZ. Yani Allah'ın halis dinine ilaveler yaparak, Allah'ın hükmüne kendilerini ortak ederek, Resulün ismini de kullanarak şirk batağına batıyoruz. FARKINDA DEĞİLİZ AMA VELİLER, ŞEYHLER, EFENDİLER EDİNİP, ONLARA ALLAH'IN YETKİLERİNİ VEREREK, ALLAH'IN YANINDA KÜÇÜK İLAHLAR EDİNİYORUZ. BU APAÇIK ŞİRKTİR. Bizlerde günümüzde, Allah'ın Elçisine verdiği yetki ve sorumlulukları Kur'an'da apaçık gördüğümüz halde ne diyoruz. Allah'ın Resulünün de dinde hüküm koyma yetkisi vardır. ALLAH RESULÜNÜ POSTACI OLARAK MI GÖNDERDİ diyerek, Allah'ın dinde ortağı yapmaktan çekinmiyoruz.

Hâlbuki Allah'ın Elçisi Kur’an'ı tebliğ ederken, ben sizlere yalnız Kur’an ile hükmetme görevi aldım, benim görevim yalnız tebliğ etmektir, onun dışına asla çıkamam, hüküm veren şefaat eden, yardım eden velimiz yalnız Allah'tır diye ayetleri tebliğ etmişti. Bu bilgiler, uyarılar diğer Kitap ehline de gelmişti ama onlar bu gerçekleri göz ardı edip, Allah'ın kanunlarını değiştirerek, kendilerinin asla cehennem cezası çekmeyeceklerine ve Allah'ın sevgili kulu olduklarına, çünkü Allah'ın Elçisinin ve edindikleri şefaatçilerin onları hesap günü, azaptan kurtaracaklarına inanıyorlardı. AYNI YANLIŞI BİZLERDE YAPIYOR VE İMAN ETTİĞİNİ SÖYLEYEN BİR MÜSLÜMANIN, ASLA CEHENNEM CEZASI ÇEKMEYECEĞİNE, PEYGAMBERİMİZİN ŞEFAATİYLE CENNETE GİDECEĞİMİZE İNANMIYOR MUYUZ? ALLAH'TA ONLARA BU HATALARINDAN DOLAYI, AHİRETTE HESAP GÜNÜNDE, HİÇ KİMSENİN HİÇ KİMSEYE TEK BİR YARDIMI DAHİ OLAMAYACAĞI GERÇEĞİNE İMAN ETMEDİKLERİNDEN DOLAYI, ONLAR AHİRETE İNANMAYANLAR DİYOR. Bakın bu ayetin devamında, Rabbimiz ne diyor. 

Zümer 46: De ki “Göklerin ve yerin yaratıcısı, görüneni de görünmeyeni de bilen Allah’ım! KULLARININ TARTIŞTIĞI HER KONUDA, ARALARINDA HÜKÜM VERECEK OLAN SENSİN.” (Süleymaniye vakfı)

Zümer 47: (Mezardan) kalkış günü, yeryüzündeki her şey ve bir o kadarı daha yanlışlar içindeki o kimselerin elinde olsa, o azabın sıkıntısından kurtulmak için hepsini verirlerdi. ALLAH, HİÇ HESAP ETMEDİKLERİ ŞEYLERİ, KARŞILARINA ÇIKARACAKTIR. (Süleymaniye vakfı)

Zümer 46. ayette, kendilerini temize çıkarıp, bizlere azap dokunmayacak diyerek, edindikleri velilerin ya da Allah'ın Elçilerinin onları azaptan kurtaracağına inanlara Allah, bakın nasıl uyarıyor ve tek hüküm sahibinin kim olduğunu, nasıl hatırlatıyor. Ders alıp hatalarından dönene ne mutlu. “KULLARININ TARTIŞTIĞI HER KONUDA, ARALARINDA HÜKÜM VERECEK OLAN SENSİN” Zümer 47. ayette de hesap günü, uydurduklarının gerçek olmadığını gördüklerinde, varını yoğunu vermeye hazırdırlar ama çok geç kaldıklarını Rabbimiz bizlere şimdiden hatırlatıyor. Ders alıyor muyuz? Hiç sanmıyorum.  Ayetin son kısmında da yine, kendilerini temize çıkarıp veliler, efendiler ve şeyhler edinenlere, kendilerine Allah'ın dininin yanında din yaratanlara, Allah'a adeta din öğretmeye çalışanlara, Allah bakın ne diyor ve pişman olacakları uyarısını nasıl yapıyor. “ALLAH, HİÇ HESAP ETMEDİKLERİ ŞEYLERİ, KARŞILARINA ÇIKARACAKTIR."

Dilerim bu hataları yapmayan, Allah'ın halis, arı-duru dinine hiçbir hurafe, batıl, rivayet karıştırmadan yaşayan, iman eden Allah'ın azınlık halis kulları arasında oluruz. LÜTFEN UNUTMAYALIM, DİNİN SAHİBİ, HÜKÜM GÜNÜN MALİKİ YALNIZ ALLAH'TIR. HÜKÜM VEREN, YARDIM EDEN, ŞEFAAT EDECEK OLAN DA YALNIZ ALLAH'TIR. ONUN YANINDA YARDIM EDECEK, ŞEFAAT EDECEK DİYE EDİNDİĞİMİZ VELİLER, BİZLERİ ALLAH'A DEĞİL, YOLDAN SAPMIŞ İNSANLARA YAKLAŞTIRACAK VE BÖYLE İNSANLAR MAHŞER GÜNÜ, HİÇ HESAP ETMEDİKLERİ ŞEYLERLE KARŞILAŞACAKLARDIR.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/



Sayfa Kategorisi: KUR'AN DAN AYETLER.