Değerli dostlarım bu makalemde sizleri, Araf suresi 6. Ayet üzerinde düşünmenize vesile olmak istiyorum. Kur’an bizleri öyle bir yönlendiriyor ve uyarıyor ki adeta hata ve yanlış yapmamızın önüne set çekiyor ama bizler Kur’an ile gereken bağımızı kuramadıysak, inanın O seti farkında olmadan ellerimizle yıkıyoruz. Böyle olunca da, geçmişte yapılan hatalardan ders alamadığımız için, AYNI YANLIŞI YAPMAYA DEVAM EDİYORUZ. Tıpkı küçükken, büyük sözü dinlemeyen çocuklar gibiyiz. Ayeti önce hatırlayalım, daha sonra üzerinde birlikte düşünelim.
Araf 6: HEM KENDİLERİNE İLÂHÎ MESAJ GÖNDERİLENLERİ, HEM DE (ONLARA) İLÂHÎ MESAJI İLETMEKLE GÖREVLİ OLANLARI ELBET HESABA ÇEKECEĞİZ. (Mustafa İslamoğlu)
Bu ayetten alacağımız dersi kısaca önce özetleyelim. Resullerin, Allah’ın sevgili kulları olmalarına rağmen, onlarında görevlerini eksiksiz yapıp yamadıklarının sorgulanacağını bildiriyor. Kendilerine elçi gönderilen biz insanlar, bize ulaşan rehbere yani KUR’AN’A NE KADAR UYDUĞUMUZDAN, ONU HAYATIMIZA NE KADAR YANSITTIĞIMIZDAN HESABA ÇEKİLECEĞİZ. Vahiy elçiler aracılığıyla, doğru yol insanlığa bildirildiği için, hiç kimsenin "DUYMADIM, BİLMİYORDUM" deme lüksü kalmamıştır. Elçiler, görevlerini yaptıklarına dair şahitlik ederken, TOPLUMLAR DA BU ÇAĞRIYA VERDİKLERİ CEVABIN VE NE DERECE HAYATA GEÇİRDİKLERİNİN HESABINI VERECEKTİR.
Aslında ayet bizleri çok önemli bir konuda uyarıyor ve diyor ki, Resulümün sizlere tebliğ ettiği Kur’an’ı, ben koruma altına alarak sizlere ulaşmasını sağladım. Sizlere ulaşan vahyimin hükümlerini, eksiksiz ve ilavesiz arı, duru yerine getirdiniz mi? Lütfen bu soruyu kendimize soralım ki, mahşer günü şaşkın şaşkın dili tutulmuşlar gibi bakmayalım. Allah’ın Resulünün biz ümmetine tebliğ ettiği Kur’an, apaçık elimizin altında duruyor. Geçen gün Kur’an apaçık dediğimde, bir arkadaşımız bana sen Kur’an apaçık diyorsun diyerek, bakın şu ya da bu konu var mı diye sormuş. Hâlbuki Kur’an’ın apaçık olduğunu söyleyen ben değilim, yüce Rabbimiz Kur’an’da söylüyor. Kur’an’da olandan sorumluyuz, beşeri ilavelerden değil, bunu bile hala anlayamadık. Soruyorum sizlere, ALLAH’IN EMRETTİĞİ GİBİ KUR’AN’I, AYETLER ÜZERİNDE DİKKATLE DÜŞÜNEREK, AKLIMIZI KULLANARAK OKUYOR MUYUZ? Hiç okumadığımız, birbirimize sorduğumuz sorulardan anlaşılıyor. Yani Allah’ın mesajını aracısız tebliğ aldık ve hayatımıza geçirdik mi? Geçirmedik, çünkü sen Kur’an’ı anlayamazsın diyenlere inandık. Makalemin detayına girmeden önce sizlere Hz. Nuh’tan iki ayet örnek vermek istiyorum. Atalarının inancına dalmış, Allah’ın daha önce kitaplarından sapmış toplumlara Allah, Hz. Nuh’u Resul olarak gönderdiğinde, ona karşı bakın neler söylemişler.
Araf 59: ŞÜPHESİZ Kİ NUH’U ELÇİ OLARAK KAVMİNE BİZ GÖNDERMİŞTİK DE “EY KAVMİM! ALLAH’A KULLUK EDİN! SİZİN İÇİN O’NDAN BAŞKA İLAH YOKTUR. ŞÜPHESİZ Kİ ÜZERİNİZE GELECEK BÜYÜK BİR GÜNÜN AZABINDAN KORKUYORUM!” DEMİŞTİ. (Mehmet Okuyan)
Araf 60: KAVMİNDEN YÖNETİCİLER ONA “DOĞRUSU BİZ SENİ APAÇIK BİR SAPKINLIK İÇİNDE GÖRÜYORUZ!” DEMİŞLERDİ. (Mehmet Okuyan)
Lütfen ayete dikkat! Hz. Nuh Allah’ın vahyinden saparak, atalarının inancına dalan toplumu uyarırken bakın onlara ne diyor. “EY KAVMİM! ALLAH’A KULLUK EDİN! SİZİN İÇİN O’NDAN BAŞKA İLAH YOKTUR.” Allah’tan başka ilah yoktur demek, Allah’tan başka sorgusuz güvenilecek, yüceliği karşısında hayrete düşülen ve gönülden sorgusuz bağlanıp sığınılan varlık anlamına gelir. Hz. Nuh sakın bu yanlışı yapıp kendinize veliler, evliyalar edinmeyin diyor. Peki, ona O günkü toplum ne cevap veriyor. “DOĞRUSU BİZ SENİ, APAÇIK BİR SAPKINLIK İÇİNDE GÖRÜYORUZ!” Bakar mısınız lütfen kimler kime sapık diyor. Daha öncede bu topluma, aynı vahiy gelmiş Allah katından ama hepsi atalarının batıl, beşeri inançlarına dalmışlar, aslında kendileri sapık bir yolda ama karşışındakilere sapık diyorlar. Günümüzde de bizler aynı kitaba aynı Resule inandığımız halde, birbirimize aynı şeyi söylüyor SAPIKLIKLA SUÇLUYORUZ. Yalnız Kur’an ile İslam’ı yaşamalıyız, O’nun ipine sarılmalıyız çünkü ondan hesaba çekileceğiz diyenlere de, KUR’AN SAPIKLARI demiyorlar mı?
Ayete tekrar dönelim. Allah tarafından gönderilen İLAHİ mesaja, yani Kur’an’a iman ettik Allah’ım dedikten sonra imanımızın gereği, Allah’ın yemin ederek kolaylaştırdım dediği kitabı, YALNIZ ALLAH’IN İPİNE SARILARAK, ASLA ONUN SINIRLARINI AŞMADAN ONU ARI, DURU İLAVESİZ YAŞIYOR MUYUZ? Yoksa yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz, Kur’an özet bilgi verir detay vermez diyerek, Allah’ın koyduğu sınırları bolca aşarak, doğruluğundan asla emin olmamız mümkün olmayan, Allah’ın Resulünün adını kullanarak bizlere nakledilen, rivayetlerle mi Allah’ın dinini yaşadık? Allah boşuna bu uyarıyı bizlere yapmıyor. AKILLARINI BAŞLARINA ŞİMDİDEN ALSINLAR DA, KULLARIM BANA MAHCUP OLMASINLAR DİYE UYARIYOR.
Ayette Allah, hem vahyin kendilerine ulaşanlara hesap soracağı gibi, O vahyi bizlere ulaştıran Resulleri de hesaba çekeceğini söylüyor. İşte burası çok önemli. Sizce Allah Resullerine, nasıl bir soru soracak olabilir? Bu ayeti Nisa suresi 41. Ve İsra suresi 71. Ayet ışığında anlamalıyız. “Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve SENİ DE ONLARA ŞAHİT TUTTUĞUMUZ ZAMAN halleri nice olacak!”(Nisa 41) “Bir gün BÜTÜN İNSANLARI ÖNDERLERİYLE BERABER ÇAĞIRIRIZ. O gün kitabı sağından verilenler, işte onlar Kitaplarını okurlar. Onlara kıl kadar haksızlık edilmez.” (İsra 71) Demek ki mahşer günü Allah, bizlere gönderdiği vahye karşı nasıl bir tavır içinde olduğumuz konusunda hesaba çekecekmiş. Vahyi tebliğ etmekle görevli resullerini de hesaba çekeceğini söylediği gibi, yazdığım ayetlerde de, RESULLERİNİ ŞAHİT OLARAK GÖSTERECEĞİ BİLDİRİLİYOR.
Sizce Allah, görev verdiği Resullerini hangi konuda şahit olarak çağıracak ve onları da hesaba çekecek olabilir? Aslında o konuda da çok dikkat çekici ve önemli bir ayet var. Allah Hz. İsa’ya Allah’ın oğlu yakıştırmasını yapanlara karşı, mahşer günü bakın nasıl bir soru soracağını ve O'nun ümmetine karşı nasıl şahitlik yapacağı örneğini veriyor.
“HANİ ALLAH “EY MERYEM OĞLU İSA! İNSANLARA ‘BENİ VE ANNEMİ, ALLAH’IN PEŞİ SIRA İKİ İLAH EDİNİN!’ DİYE SEN Mİ DEDİN?” DEDİĞİ ZAMAN, (İSA) “(HAŞA)! SEN YÜCESİN. HAKKIM OLMAYAN ŞEYİ SÖYLEMEK BANA YAKIŞMAZ. BEN ONU SÖYLESEYDİM SEN ONU ELBETTE BİLİRDİN. SEN BENDEKİNİ BİLİRSİN, (OYSA) BEN SENDE OLANI BİLEMEM. ŞÜPHESİZ Kİ GİZLİLİKLERİ BİLEN ANCAK SENSİN SEN.” DEMİŞ (OLACAK)TIR.” (Maide 116)
Devamında Maide suresi 117. Ayetinde, Hz. İsa’nın Allah’a verdiği cevap çok dikkat çekici, bakın nasıl cevap verecekmiş. “İÇLERİNDE BULUNDUĞUM MÜDDETÇE, ONLAR ÜZERİNDE KONTROLCÜ İDİM. BENİ VEFAT ETTİRİNCE, ARTIK ONLAR ÜZERİNDE GÖZETLEYİCİ YALNIZ SEN OLDUN.” Hz. Muhammed'in de buna benzer bir cevap vereceğinden eminim. Çünkü kendisi hayattayken ümmeti, onun uyarılarıyla çok doğru yaşıyordu. Vefat ettikten sonra menfaat ve çıkar ön plana alındı ve sonuç ortada. Allah yaşanmışlardan özellikle Kur’an’da örnekler veriyor ki ders alalım. Yaşayacaklarımız bizlerin imtihanıdır. Şimdide bu kıssadan nasıl bir hisse almalıyız ona bakalım. Hz. Muhammed, sizce biz ümmetine karşı Hz. İsa’nın benzeri bizlerin yaptığı hatalarımıza yanlışlarımıza, nasıl şahitlik yapabilir? Bildiğiniz gibi, geleneksel mezhep inancının çoğu, Kur’an’ı herkesin anlayamayacağı, O’nu en doğru Allah’ın Resulü anladığı ve bizlerde O’nun rivayet hadislerinden istifade edip, ancak Kur’an’ı doğru anlayacağımıza inanırız. Hatta Allah’ın Resulünün hadisleri olmasaydı, Kur’an anlaşılmaz kapalı kalırdı dendiği gibi. Yine Resulün şunu söylediği iddia edilir. "BANA KUR'ÂN VE ONUN BİR MİSLİ (BENZERİ/HÜKÜM KOYMADA EŞ DEĞER BİR VAHY-İ GAYRİ METLUV) YETKİSİ VERİLMİŞTİR.”
Bu örnekten sonra, kendimize şu soruyu lütfen soralım. Hz. Muhammed bizlerin üzerine ŞAHİT olarak çağrılıp, Allah tarafından hesaba çekildiğinde sizce Allah’ın Resulü, O örnek insan, Hz. Muhammed sizce inandığımız bu rivayetler konusunda, Allah’a nasıl bir cevap verecektir? Bu sorunun cevabını lütfen şimdiden çok ama çokkkk düşünelim. Yoksa pişman olanların safında buluruz kendimizi.
Kısaca bu soruya Kur’an’dan cevap arayalım, gerçekten Allah’ın resulü evet ben bunu söyledim demiş olabilir mi? Elbette Kur’an ile buluşan hiçbir Müslüman, asla Allah’ın Resulünün bunu söylemesi mümkün değildir diyecektir. Peki neden, çünkü Allah’ın Resulüne verdiği görev ve sorumluluk çok açıkta ondan. Hatırlayalım. “BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM.” (Ahkaf 9 ) “RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18) “SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40) Allah’tan böyle bir yetki alan Resul, sizce ümmetine, bana Allah Kur’an’ın misli kadar hüküm verme yetkisi vermiştir demesi mümkün mü? Mümkün olamayacağı Kur’an’ın yüzlerce ayetinde çok açık bildiriliyor. Kur’an ile buluşamayana ne söylerseniz söyleyin batılın ve hurafenin gözlerini perdeleyip kulak ve kalplerini mühürlediğinden, gerçekleri asla fark edemeyecektir. Bir an Allah'ın sen ümmetine, böyle bir şey söyledin mi diye sorduğunu düşünelim. Sizce nasıl cevap verecektir? Allah bu örnekleri Kur'an'da boşuna vermiyor. “Allah’ım benim böyle bir şey söylemem mümkün değil. Sen bana ne emrettiysen, ben onlara onu söyledim. Enbiya 45. Ayeti onlara tebliğ ederken, şunu söyledim: "DE Kİ: 'BEN SİZİ SADECE VAHİYLE UYARIYORUM.” Maide 99. Ayeti tebliğ ederken, “RESULÜN GÖREVİ, TEBLİĞ ETMEKTEN İBARETTİR.” Diye bildirdim, sen şahitsin Allah’ım. Bunun dışında asla hiçbir söz söylemedim dediğinde, biz Müslümanların halini düşünmek bile istemiyorum.
Değerli dostlarım, gelelim Araf suresi 6. Ayetin ilk cümlesine. Allah bakın ayetinde, kendisine mesaj gönderilene soracağız diyor. Bu mesaj nereden geliyor, Allah katından yani mesaj İLAHİ. Peki, bizler yalnız İLAHİ yani Allah katından gelen mesajın hükümleri ile mi inancımızı yaşıyoruz, yoksa İlahi mesajın yanında beşeri, Resulün hükümleri olduğunu zannettiğimiz bilgilere de mi inanıyoruz? İşte bu soruyu da kendimize soralım, çünkü ALLAH’IN SORGUSUNDA BU SORUDA KARŞIMIZA ÇIKACAK. Allah diyecek ki, BEN HÜKMÜME HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEM DEDİM, siz benim dinim İslam’ı yaşarken, bu emrin gereğini yerine getirdiniz mi? Yoksa atalarınızın inancını yaşayabilmek için, benim hükmüme ortaklar mı yarattınız? Sorulacak sorular çok, aslınca tüm cevaplar KUR’AN’DA VAR. Dersini sorumlu olduğu Kur’an’dan çalışan, tüm cevaplara doğru cevap verecektir. Kendisini kurtaracak VELİLER edinip dersini onların kitaplarından çalışanların halini, doğrusu düşünmek bile istemiyorum.
Dilerim İslam’ı yaşarken, dersini sorumlu olduğumuz Kur’an’dan çalışan ve her soruya doğru cevap veren, Allah’ın azınlık halis kulları arasında oluruz.
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
http://www.hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
https://hakyolkuran1.blogspot.com/