KUR'AN A DAVET

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
ZEKAT KONUSUNDA YAPTIĞIMIZ YANLIŞLAR.
Zekat konusunda yazıma başlamadan önce, bu konuyla ilgili Kur’an dan bazı bilgileri sizlerle paylaşmak ve daha sonra, zekat konusu günümüzde nasıl anlaşılıyor, o konuya değinmek istiyorum. Kur’an da zekât kelimesi ayetlerde ARINMAK, TEMİZLENMEK anlamında geçer. 
 
Ala 14: Doğrusu felah buldu (günahtan) TEMİZLENEN. (Elmalı meali)
 
Taha 76: İçinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan Adn cennetleri! İşte ARINANLARIN mükâfatı budur. ( Diyanet vakfı meali)
 
Abese 3: Ne bilirsin, belki de o ARINACAK. 7- Onun ARINMAMASINDANsana ne! (Diyanet meali)
 
Şimdide farklı bir ayete bakalım, karşılaştırmalar yapalım. 
 
Nur 56: NAMAZI KILIN; ZEKÂTI VERİN; Peygamber'e itaat edin ki merhamet göresiniz. (Diyanet vakfı meali)
 
Bu ayetten de aslında, anlamamız gereken şöyle olmalıdır. Kur’an da salât kelimesi üç anlamda geçer. Bizim namaz diye çevirdiğimiz kıyam, rükû, secde ettiğimiz namaz anlamında, Allah a dua etmek anlamında ve birde destek olma anlamlarında geçer. Buradan yola çıkarak da, her salât kelimesi geçen yere namaz kelimesini koymak yerine, bu ve buna benzer ayetlerde, şöyle çevirsek ayeti daha doğru anlayacağımıza inanıyorum. Salâtta devamlı olun yani, Allah a karşı kulluk görevimizde, namazımızda ve duamızda devamlı olun, şeklinde anlamalıyız. Zekât kelimesini de diğer ayetlerde geçenARINMAK, TEMİZLENMEK anlamları ile birlikte düşünerek, günahlarımızdan arınmak ve temizlenmek içinde, VERİLMESİ GEREKENİ VERİN şeklinde anlamalıyız. Şunu da hatırlatmak isterim. Allah yaptığımız bir yanlışın, hatanın sonucunda bizlerden, kurtulmalık yani bağışlanmak için, hayırlar yapmamızı, infakta bulunmamızı ister.
 
Peki, verilmesi gereken nelerdi? Arınmanın ne olduğunu, yollarını da Kur’an dan anlıyoruz ve Allah Bakara suresi 219. ayetinde bakın ne diyor. (YİNE SANA ALLAH YOLUNDA NE HARCAYACAKLARINI SORUYORLAR. DE Kİ: “İHTİYAÇTAN ARTA KALANI.) Allah ın rızasını kazanarak, günahlarımızı affettirerek arınmanın, temizlenmenin yollarını bizlere gösteren Rabbimiz, yine Bakara suresi 245. ayetinde de; (KİMDİR ALLAH’A GÜZEL BİR BORÇ VERECEK.) örnekleriyle, bizlerin ihtiyacı olana yardımda bulunmamızın, bizleri arındıracağı anlatılmaktadır. Bakara 276. ayetinde de Allah, karşılıksız yardım eden, sadakalar verenin malının, kat kat artacağı örneğini verir. Tüm bu ayetleri,  Kur'an da geçen zekât kelimesi ile birlikte anlamamız gerekir. 
 
Bu bilgiler ışığında da, İNFAK etmek yani vermek ayetleri ile zekât kelimesini birleştirdiğimizde, günümüz de kabul ettiğimiz, ZEKÂT vermek anlamına dönüşmektedir. Yani zekât vermek bizlerin ARINMASI, TEMİZLENMEDİR. Kurban kelimesi de direk hayvan kesmek anlamında değildir Kur’an da,YAKLAŞMAK YANİ ALLAH A YAKLAŞMALIK ANLAMINDADIR. Bununda Kur’an da örnekleri vardır. İnfak etmek yani, bizlerin günümüzde söylediği gibi zekât vermek hayırda bulunmak, Allah ın rızasını kazanmak için Kurban kesmek, etini dağıtmak, oruç tutmak, hatta peygamberimizin devrini düşünürsek, köle azat etmek diye sayabiliriz. Bu davranışların hepsi, bizleri Allah a yaklaştırma yollarından biridir.
 
Gelelim Peygamberimizin dönemine. Peygamberimiz yaşadığı dönemde, aynı zamanda devletin başkanıydı. Yani toplumu yöneten bir liderdi. Elbette devleti yönetirken, o devrin şartlarında, çağın gerektirdiği ölçüde, kanunlar Koymuştur. Bunları Kur’an da aramamız ve bu güne bazı konuları, bire bir taşımamız beklenmemelidir.
 
Örnek vermemiz gerekirse.
 
6910 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselam göçeğen kuşu (surad), kurbağa, karınca ve hüdhüd kuşunu öldürmeyi yasakladı."
 
6515 - Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın: "Üzerinden bir yıl geçmedikçe, bir malda zekat yoktur" dediğini işittim."
 
Önce şunu söylemeliyim ki, vereceğim örneklerin hepsi rivayettir, doğruluğu konusunda kesin emin olamayız. Yukarıdaki iki rivayet hadis üzerinde düşünelim. İlk hadiste peygamberimizin bazı hayvan türlerinin avlanmasını, öldürülmesini yasakladığı söyleniyor. Dikkat ediniz bu türlü ve buna benzer yasaklar hükümler, din ile bağlantılı değildir. Günümüz de de belirli zamanlarda gerektiğinde, bazı hayvanların avlanması yasaklanır, daha sonra serbest bırakılır. Bunun mutlaka bir nedeni vardır. 
 
Gelelim diğer rivayete. Hz. Aişe validemiz, PEYGAMBERİMİZİN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇMEDİKÇE BİR MALDAN ZEKÂT YOKTUR DEDİĞİNİ İŞİTTİĞİNİ SÖYLÜYOR. Peki, bu sözlerden sizler, Kur’an ın emrettiği zekâtımı anladınız, yoksa devlete verilecek vergiden mi bahsediliyor?
 
Önce bir konuyu tekrar hatırlatmak isterim. Peygamberimiz halkın, devletin başkanıydı demiştim. Toplumu yönetebilmek için, halktan vergi toplanması gerekliydi. Hatta hatırlayınız savaşlarda toplanan ganimetten, halkı yönetmesi adına gereken pay ayrılırdı. Sizlere bazı rivayet hadis örneklerinden bahsetmek istiyorum, konunun daha iyi anlaşılması için.
 
6519 - İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "MÜSLÜMANLARIN ZEKÂTLARI (SÜRÜLERİNİ SULADIKLARI) SU BAŞLARINDA ALINIR. (Zekât memurları oralara gider, halk, zekâtını vermek için, zekât memurlarının ayağına gelmez)."
 
6516 - Hz. Cabir İbnu Abdillah radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "BEŞ DEVEDEN AŞAĞI MAL İÇİN ZEKÂT YOKTUR. Beş okiyyeden az (gümüş için de) zekât yoktur. Beş vask miktarından az olan (hurma, üzüm ve hububat) için de zekât yoktur."
 
6521 - Amr İbnu Şu'ayb an ebihi an ceddihi radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, (yerden çıkan mahsullerden) şu beş şeyden zekât verilmesini teşri buyurdu: "BUĞDAY, ARPA, HURMA, ÜZÜM VE DARI."
 
6514 - İbnu Ömer ve Hz. Aişe radıyallahu anhüma'nın anlattığına göre: "Resulullah aleyhissalatu vesselam, HER YİRMİ DİNAR VE DAHA FAZLASI İÇİN YARIM DİNAR (ZEKÂT) ALIRDI, KIRK DİNAR İÇİN DE BİR DİNAR (ZEKÂT) ALIRDI.
 
İlk yazdığım rivayet hadiste ne anlatılıyor? Müslüman ın zekâtlarını toplamak için ayaklarına gider ve malının başında alırlarmış. Dikkat ediniz bahsedilen hayvanların zekâtı tabiri kullanılıyor, ama bunu devletin memurları yapıyor ve yılda bir kez. Bahsedilen bu zekât fakire, olmayana verilen zekâtla, infakla hiçbir ilgisi yok. Kur’an ın tarif ettiği zekât, infak çok daha farklı.
 
Hadis rivayetlerine dikkat ederseniz, zamanın bir gerekliliği olarak örneğin, beş deveden aşağı zekât yani vergi alınmayacağına, beş okiyyden az gümüş içinde zekât olmadığı hükmü verilmiş. Ama lütfen unutmayalım, bu kanunların dini emir olmadığını, bugün bizlerin kanunlarından, hiç farkı olmadığını bilmeliyiz.
 
Yine peygamberimiz yerden çıkan mahsulden, Buğday, arpa, hurma, üzüm ve darı dan, zekat verilmesi emrini verdiğinden bahsediliyor. ZEKÂT DİYE BAHSEDİLENLERİN HEPSİ, DEVLETE VERİLEN VERGİDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL. Günümüzde bahsedilen bu ürünlerden başka şeyler ekilmiyor mu? Elbette ekiliyor. Hatta topraktan çıkan, daha çok kıymetli neler neler var.
 
En son örnek verdiğim rivayet hadis ise, aslında zekât diye bahsedilen ve peygamberimizin hükmettiği vergiden başka bir şey olmadığını çok açık gösteriyor. 
 
(HER YİRMİ DİNAR VE DAHA FAZLASI İÇİN YARIM DİNAR (ZEKÂT) ALIRDI, KIRK DİNAR İÇİN DE BİR DİNAR (ZEKÂT) ALIRDI.)
 
Bunu alan devlet, yani peygamberimiz devletin idamesi için toplatıyor. Peygamberimiz bu hükmü verirken, toplumun ödeyebilecek şartlarına göre verdiği de açıktır. Bu konularda birçok örnekler var. Ama hiçbirisi dine ilave edilen ve bizleri bağlayıcı hükümler değil bunlar. Hepside peygamberimizin döneminde, devletin bekası için verilen kararlardır. Birçoğu peygamberimizin döneminde bile, değişikliğe uğramıştır zamanla.
 
Şimdi gelelim Allah ın bahsettiği zekâta, bir başka deyişle infak etmeye, yani yoksula yardım etmeye. Allah ın bahsettiği zekâtı hiç kimse toplamaz. Hatta ona bir sınırda koyamaz, çünkü Allah böyle bir sınır asla koymamıştır. Elbette tek elden toplanıp dağıtılabilirde, bunda bir yasakta yoktur. Yalnız zekâtın ne kadar verileceği konusunda bir miktar belirlenmemiştir. ALLAH ÖZELLİKLE BUNU YAPMAYIP BİZLERE BIRAKARAK, BU YOLLA BİZLERİ İMTİHAN ETMEKTEDİR. HELE HELE ZEKÂTIN YILDA BİR KEZ VERİLMESİ EMRİ, ASLA KUR’AN IN EMRİ DEĞİLDİR. Allah yılda bir kez fakiri, yoksulu düşünmemizi sizce ister mi?
 
Allah zekâtı bolca fakirlere vermemiz için, teşviklerde bulunur Kur’an da. HATTA ZEKÂT VERMEYİ KENDİSİNE BORÇ VERME OLARAK GÖSTERİP, YOK MU BANA BİR BORÇ VERECEK DİYEREK, ZEKÂTIN BOLCA VERİLMESİNİ TEŞVİK EDER. 
 
Yakınlarımıza, imkânı olmayana yardım edilmesini, başak örneğiyle bizlere anlatarak, kat kat fazlasıyla karşılık bulacağımızı anlatır bizlere. HİÇBİR ZAMAN ZEKÂTIN, YILDA BİR KEZ VERİLECEĞİNDEN BAHSETMEZ. KAZANCIMIZIN KIRKTA BİRİNİ VERİN DİYE, BİR SINIRDA KOYMAMIŞTIR. Allah ın böyle bir hükmü de zaten yoktur.
 
Fakirin yılda bir hatırlanması, Rabbimizin adaletine de sığmaz.  Çünkü Allah zekâtı, infak etmeyi, ihtiyacımızdan arta kalandan, her an dağıtmamızı emreder bizlerden. YILDA BİR KEZ VERİLEN, HADİSLERDE GEÇEN VE ADINA ZEKÂT DENİLEN, OLSA OLSA ANCAK, DEVLETE VERİLEN VERGİDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.
 
Bakın Allah zekât, infak etme konusunda, Bakara 219. ayetinde nasıl bir açıklama yapıyor. Üç farklı mealden veriyorum ki, Allah ın zekât yani infak konusunda bizlere ne emrediyor, daha iyi anlaşılsın.
 
([Allah yolunda] neyi harcayacaklarını sana sorarlar. De ki: “O'NUN İÇİN AYIRABİLECEĞİNİZ HER ŞEYİ.” Böylece Allah mesajlarını size açıklıyor ki tefekkür edebilesiniz.)
 
(Yine sana iyilik yolunda ne harcayacaklarını sorarlar."İHTİYAÇTAN FAZLASINI" de. Allah size ayetleri böyle açıklar ki düşünesiniz.)
 
( Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: "HELAL KAZANCINIZIN SİZE VE BAKMAKLA YÜKÜMLÜ OLDUKLARINIZA YETERLİ OLANINDAN ARTANINI VERİN." Allah, ayetleri size işte böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz.)
 
Ayetten de çok açık anlaşılacağı gibi, Allah infak yani olmayana zekât vermenin, miktarını bizlere bırakmış ve her zaman, imkânımızın nispetince bunu yapmamızı emretmiştir. Dikkat ediniz yılda bir, ya da kırkta bir gibi düşünceler, asla Kur’an ın önerileri değildir. Anladığımız kadarıyla o günkü toplumlar, devlete kazandıklarından verdikleri yılda bir vergiye de, zekât ismini vermişler.
 
KONUYU ÖZETLEMEK GEREKİRSE, ZEKÂT VERİLECEK MALIN CİNSİ ÖNEMLİ DEĞİLDİR. ALLAH BÖYLE BİR LİSTE VERİP, ŞU YA DA BU MALIN ZEKÂTINI VERİN ŞEKLİNDE DEĞİL, TÜM HELAL KAZANCIMIZIN TOPLAMINDAN, İHTİYACIMIZDAN ARTA KALANINI, GEREKLİ İHTİYACI OLAN YERE, GEREKLİ OLDUĞU ANDA VERMEMİZİ ÖNERMİŞTİR. Böylece malımızın, paramızın daha çok bereketleneceğini müjdelemiştir.
 
Tekrar hatırlatmakta yarar görüyorum. Sizce Allah, bugün bizlere öğretildiği gibi, yılda bir kez, kazancımızdan zekât vermemizi bizlerden ister mi? Yılda bir fakiri, yoksulu doyurmayı, onların ihtiyacını karşılamamızı istediğini nasıl düşünür de, bu adaleti Rabbimize layık görürüz? Yorumunu sizlere bırakıyorum.
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK
 

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

 



Sayfa Kategorisi: KUR'AN DA ZEKAT VE MİRAS KONUSU.