KUR'AN A DAVET

 

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
Şüphesiz Biz Ona Doğru Yolu Gösterdik. “İnsan Suresi 3. Ayet”

Bizler Kur’an'ın açık ve anlaşılır olduğunu, Kur’an'ın birçok ayetinden okuduğumuz ve tebliğ alıp iman ettik dediğimiz halde, ne yazık ki bu iman kalplerimize yerleşmediği için okuyup, iman ettik dediğimiz ayetlerin, tam tersini hayatımıza geçiriyoruz, ÇÜNKÜ KUR'AN'IN DEĞİL, ATALARIMIZDAN BİZLERE İNTİKAL EDEN RİVAYET İNANÇLARININ ETKİSİNDE İSLAM'I YAŞIYORUZ. Kur'an ayetlerini savunacağımıza, rivayetleri batıl inançları aklamaya çalışıyoruz. Halbuki Allah İnsan suresi 3. ayetinde: “ŞÜPHESİZ BİZ ONA DOĞRU YOLU GÖSTERDİK, İSTER İNANIR İSTER İNKAR EDER”, diyerek bizlerin izleyecek tek yolun, Kur’an yani Allah'ın vahyi olduğunu bildirmiştir. Bu hükmü veren Rabbimiz, Kur'an'da gereken açıklamayı detayı yapmamış olabilir mi?  Yorumunu sizlere bırakıyorum. Bizler acaba günümüzde, Allah'ın gösterdiği doğru yolda mı gidiyoruz, yoksa Allah'ın gösterdiği O doğru yolu yetersiz görüp, kendimize beşeri yollar mı arıyoruz, ne dersiniz?

İnsan suresi 3. ayetinde Allah bu uyarısı ile acaba bizlere, neler anlatıyor olabilir gelin önce ona bakalım. İnsan Suresi 3. ayet, İslam'ın cüz'i irade (özgür irade), sorumluluk ve hidayet-dalalet anlayışının temel taşlarından biridir. Ayet, insanın robotik bir varlık olmadığını, aksine bilerek ve seçerek hiç kimseye tabi olmadan, eylemde bulunan ahlaki bir varlık olduğunu ilan eder. Bu ayet, insanın dünyaya başıboş ve bilgisiz bırakılmadığını vurgular. Allah, akıl, vicdan ve fıtrat gibi içsel rehberlerin yanı sıra, Resuller ve vahiyler (kitaplar) göndererek dışsal rehberliği de tamamlamış, yani "DOĞRU YOLU" açıkça göstermiştir. Kur'an'a iman ettim diyen hiç bir Müslüman, atalarının yada mezhep inançlarını Kur'an'da göremediğinde, ASLA BAKIN ŞUNLAR YADA BUNLAR KUR'AN'DA YOK DİYEMEZ. Çünkü Kur'an'da olmayan DİNİN EMRİ DEĞİLDİR, BEŞERİ İLAVELERDİR. Bu aşamadan sonra tercih imtihanı gereği, tamamen insana bırakılmıştır: İnsan ya bu rehberliğe uyup şükredenlerden (inananlardan) olacak, ya da HAKTAN sırt çevirip batıla, hurafeye inanıp, nankörlük edenlerden (inkar edenlerden) olacaktır.

Kur'an'da kader ve irade konusu birbirini tamamlayan ayetlerle anlatılır. İnsan Suresi 3. ayet, Kur'an'ın genelindeki şu temel ilkelerle doğrudan ilişkilidir: Dinde zorlama yoktur. Bakara Suresi 256. ayette belirtilen "DİNDE ZORLAMA YOKTUR. DOĞRU EĞRİDEN AÇIKÇA AYRILMIŞTIR" ilkesi, İnsan Suresi 3. ayet ile tam bir uyum içindedir. Allah, insanı inanmaya zorlasaydı, imtihanın ve ahiretteki ödül/cezanın bir anlamı kalmazdı. Allah Kur'an'ın ipine sarılın ondan sorumlusunuz diyorda, bizler hala Kur'an'ı yeterli görmeyip, atalarımızın inancınıda yaşamak istiyorsak, HAK İLE BATILI KARIŞTIRIMIŞIZ DEMEKTİR. Seçim Hakkı İnsana Aittir: Kehf Suresi 29. ayette geçen "DE Kİ: HAK, RABBİNİZDENDİR. ARTIK DİLEYEN İMAN ETSİN, DİLEYEN İNKÂR ETSİN" ifadesi, insanın seçimlerinde tamamen özgür bırakıldığını teyit eder. Lütfen dikkat; HAK, ALLAH KATINDAN GELENDİR DİYOR.

Bu konu çok önemli, onun içindir ki neredeyse yazdığım makalelerimin bir çoğunun ana konusunu, yaptığımız bu yanlışlar oluşturuyor. Peki sonuç alıyor musunuz diye sorarsanız, azınlık bir kısım kardeşlerim hariç, genel çoğunluğumuz ne yazık ki İslam'ı Kur‘an merkezli yaşamadığı için, anlamamakta ısrar ediyorlar. Tabi bu durumda çok açık ve basit, belki de birkaç cümleyle bahsedeceğimiz, hatırlatacağımız ayetleri daha detaylı, Kur’an'dan bir çok örnekler vererek, yaptığımız yanlışı anlatma, hatırlatma gereği duyuyorum. Bu konu, bir kardeşimizin dikkatini çekmiş olmalı ki, bakın bana kısaca nasıl bir cevap yazma gereği duymuş. Önemsediğim için, sizlerle paylaşmak istedim.

“HALUK HOCA, ALLAH'IN BİR İKİ SATIRDA ANLATTIĞI MESELEYİ, SİZ BİR KAÇ SAYFADA ANLATIYORSUNUZ. KUR'AN BU KADAR ANLAŞILMAZ BİR KİTAP MI?”

Çok doğru, Allah anlayasınız ve ibret alasınız diye gönderdiğim ayetleri yemin ederek kolay, açık ve nice örneklerle izah ettik ve öyle gönderdik der bizlere. Bizler bunca ayetleri tebliğ aldığımız halde hala, açıkta ne kadar açık, her ayeti herkes anlayamaz, bakın şunlar yada bunlar Kur'an'da var mı diyerek mezheplerin beşeri ilavelerini Kur'an'da göremediğimizde, Kur'an'dan yana çıkacağımıza, rivayetlerden yana çıkıp, KUR'AN'IN YETERSİZ DETAYSIZ  OLDUĞUNU GÖSTERME YARIŞINA GİRİYORUZ. ÖYLE OLUNCADA BİRKAÇ CÜMLEYLE ANLATILACAK BİR KONUYU, SAYFALARCA ÖRNEKLER VERMEK GEREKİYOR. Çok daha ilginci, Allah dinin anası temeli, bizlerin sorumlu olduğumuz ayetleri MUHKEM, yani şüphe duyulmayacak kadar açık gönderdim dediği halde, bizler Allah'ın ayetlerini izlememiz gerekirken, inatla beşerin rivayetlerinin ardı sıra gidiyor, Allah'ın ayetlerini, anlaşılması zor ilan edip,  görmezden geliyoruz.

Bilinç altı bir insan için çok önemlidir. Bilinç altımıza yerleşen inançlar ve çocukluktan itibaren kodlanan kalıplar, yaşadığımız İslam'ı, Allah tasavvurumuzu ve ibadet pratiklerimizi doğrudan şekillendirir. Çoğu zaman dini hassasiyet zannettiğimiz birçok davranış, aslında bilinçaltımızın dini kavramlar üzerinden kendini dışa vurma şeklidir. Bilinçaltında "yetersizlik", "değersizlik" veya "hiçbir şeyi doğru yapamama" korkusu olan bireyler, ibadetlerde aşırı şekilciliğe ve vesveseye düşer. Abdest alırken "Oldu mu, olmadı mı?", namaz kılarken "Kaçıncı rekattı?" şüpheleri, aslında kişinin kendi derinliklerindeki onaylanma ve hata yapma korkusunun dine yansımasıdır. BÖYLE DURUMLARDA BEN KUR'AN'I ANLAYAMAM, HATA YAPARIM KORKUSU İLERİ DERECEDE İNSANI ETKİLER VE BİRİLERİNE BAĞLANMA YANİ GÜDÜLENME DUYGUSU AĞIR BASAR. Bilinçaltı özgüven ve adalet duygusuyla beslenen kişi ise İslam'ın asıl emri olan "önce deveni bağla, sonra tevekkül et" prensibini hayatına doğru uygular. ALLAH'IN SORUMLU TUTACAĞINA HÜKMETTİĞİ KUR'AN'I, ÖZGÜVENİN VERDİĞİ GÜCÜYLE ANLAMA ÇABASI İÇİNE GİRER. Bilinçaltı, bireyin büyüdüğü kültürün ve ailenin dini yorumlarını "mutlak din" gibi algılar. BU DURUM, KİŞİNİN FARKLI FIKHİ YORUMLARA, MEZHEPLERE VEYA DİNİ YAŞAYIŞ TARZLARINA KARŞI KATI, HOŞGÖRÜSÜZ VE DIŞLAYICI BİR TUTUM SERGİLEMESİNE YOL AÇABİLİR. 

Bu gerçekleri görmezden gelen kardeşlerime, sabırla Kur’an'dan birçok örnekler vermek zorunda kalıyorum. Tabi böyle olunca, bir cümleyle anlatabileceğimiz bir konuyu, sayfalarca örnekler vererek anlatmak gerekiyor. Şöyle düşünebilirsiniz İsteyen anlar, istemeyen anlamaz dersek, kolayı seçmiş oluruz. Yüzlerce yıldır, toplumu Allah ile aldatan din tacirleri, toplumun kanına öyle girmiş ki, Müslümanlar HAKKI BATIL, BATILI HAK OLARAK KABUL EDER OLMUŞ. 

Böyle bir topluma bir konuyu anlatırken, kısaca bir cümleyle kestirip atamazsınız. Çünkü minareyi çalan din tacirleri, yalanlarının ortaya çıkmaması için öyle sözleri, Allah'ın elçisinin adıyla topluma anlatmışlar ki, bu bilgiler tüplumun BİLİÇ ALTINA YERLEŞMİŞ, farklı şeyler anlatanlara karşı toplum, yanlış yapmaktan korkarken, farkında olmadan Kur’an'ı inkar ettiğinin farkına bile varamaz olmuşlar. DAHA AÇIKÇASI KAFALAR ÖYLE KARIŞIK Kİ, MÜSLÜMANLAR KİME İNANACAĞINA KARAR VEREMEZ BİR DURUMDA. Günümüz mezhep ve fıkıh inancının şekillendirdiği İslam, farkında olmadan Kur’an'da çelişki yaratıyor ama bunun bile farkına varamıyoruz, çünkü bizlerin Kur'an ile bağı kesilmiş. Allah ile aldatılmış bu toplum, ne yazık ki BİLİNÇ ALTININ BASKISIYLA kolay ikna olmuyor. 

Allah çok basit ve birkaç cümleyle ŞEFAAT, yani bağışlanma affetme konusunu apaçık bir şekilde açıklamış ve demiş ki: “ Şefaat tümden bana aittir. Hiç bir şefaatin fayda etmediği o günden sakının” Sizlere sorsam ve desem ki, Allah bu hükümlerinde, kendisinden başka affedici, şefaat eden olabilir diyor mu? Yada daha sonra bu hükmünden vazgeçer mi? Eğer Kur’an'ın diğer ayetlerinde, kelimelere farklı anlamlar yükleyip, evet Allah'ın yanında Resuller, veli, evliya kişilerde şefaatçidir dediğimiz andan itibaren, Kur’an'da çelişki yaratacağımız gibi, Allah'a da saygısızlığın en büyüğünü yapmış oluruz.

İşte makalelerimin daha detaylı olmasının ve birçok ayetlerle konuyu izah etmeye, hatırlatmaya, düşünmeye vesile olmamın, çaba göstermemin nedeni, bu yanlışlarımıza ışık tutabilmek ve azda olsa bazı kardeşlerimizin, farkındalığını sağlamaktır amacım. Zaten böyle aldatıcıların çıkarak, toplumun kafasını karıştırmak isteyenlerin önüne geçebilmek için Allah, şöyle diyor Kur’an'da. ” BİZ HER ŞEYDEN NİCE ÖRNEKLERİ, DEĞİŞİK İFADELERLE VERDİK Kİ ANLAYASINIZ” Benimde yaptığım bundan ibarettir. Hurafe inançların, İslam'a yapılan ilavelerinin yanlışlığını kardeşlerime anlatabilmek için, bir konunun doğru anlaşılabilmesi adına, bir çok ayet örneği vermek zorunda kalıyorum. HATIRLATMAK İSTERİM, BEN AYETLERİ AÇIKLAMIYORUM, ÇÜNKÜ AYETLERİ AÇIKLAYAN, TEFSİR EDEN YALNIZ ALLAH'TIR. Haşa Allah'ın açıklayamadığını anlayan ve açıklayanlar mı var aramızda.

Benim yaptığım, HAK İLE BATILI KARŞILAŞTIRMAK VE DİN KARDEŞLERİMİN KUR'AN İLE DÜŞÜNMESİNE VESİLE OLMAKTIR AMACIM.  Bunun dışında hiç kimsenin, ben ayeti açıkladım, açığa çıkardım, anlaşılır hale getrdim deme hakkı yoktur. Açıklayan, uyaran imtihan eden yalnız Allah'tır. AÇIK OLMAYAN BİR KİTAPTAN, NASIL İMTİHAN OLABİLECEĞİMİZİ DÜŞÜNÜRÜZ. Bizler, apaçık olan muhkem ayetlerden yola çıkarak, ayetler üzerinde düşünerek hayatımıza geçirmeliyiz. 

Yaşadığımız mezheplerin dayattığı FIKIH  İslam'ı, öyle kemikleşmiş ve rivayetlerle şekillendirilmiş yaşanıyor ki, mezheplerin yaptığı ilaveleri Kur’an'da göremediğimizde, neredeyse Kur’an'ın tamamı unutulup, bakın işte namazın kaç rekat olduğu bile Kur’an'da yazmıyor deyip, işin içinden çıkıyoruz. ALLAH'IN SINIRLAMADIĞINI, KİMİN HADDİNE SINIRLAMAK. BU SÖZLERİ SÖYLEYEN VE DÜŞÜNMEDEN İNANAN BİR İNSANA, NE YAZIK Kİ BİR AYETLE YANLIŞINI ANLATMAK O KADAR ZOR Kİ, BUNU ANLATAMAM. 

Beni sünnet inkarcısı olarak suçlayan kardeşlerimin, farkında olmadan Kur’an inkarcısı olduklarını onlara anlatabilmek, onların farkındalığını sağlayabilmek için, sabırla yazmaya, sağlığım yetttiği sürece ve Allah'ın izniyle devam edeceğim. Lütfen unutmayalım, hepimiz beşeriz ve hata yapabiliriz. Onun içindir ki en az hata yapanlardan olmak istiyorsak rivayet ve sanı bilgilerin ardından değil, elimizde Allah'ın korumasında ki vahyi Kur'an, yalnız ona srılıp onun izinden gitmeliyiz. Unutmayalım Allah'ın elçisi yalnız Allah'ın sünnetine, yani Kur'an'a uymuş ve yalnız Kur'an'ı tebliğ ederek, Kur'an ile hükmetmiştir. Bizlerde Allah'ın elçisini örnek almak istiyorsak, yalnız Allah'ın sünneti Kur’an'a uymalıyız.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 

 



Sayfa Kategorisi: GENEL İSLAMİ YAZILAR.