KUR'AN A DAVET

 

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
SAYIN M. İSLAMOĞLUNUN KUR'AN A BAKIŞINDAKİ FARKLILIKLAR VE FARKLI SONU
SAYIN MUSTAFA  İSLAMOĞLUNUN, KUR'AN A BAKIŞINDAKİ FARKLILIKLAR VE FARKLI SONUÇLARI.
 
Sayın Mustafa İslamoğlu nun, bir konuşmasını izledim. Kur’an hakkında çok doğru bilgiler veriyordu. Bu konuşmasından bazı alıntılar yapmak ve daha sonra üzerinde birlikte sizleri düşünmeye davet etmek ediyorum. Bakın Sayın İslamoğlu neler söylüyor Kur’an ile ilgili.
 
“ Biz Kur’an ı anlayamayız demek, 1-Allah a iftiradır. ZİRA ALLAH BU KİTABI AÇIK VE ANLAŞILIR KILDIM DEDİĞİ HALDE, MUBİN KİTAP DEDİĞİ HALDE, O diyor ki hayır, senin kitabın açık ve anlaşılır değil ben anlayamam. 2-Allah a, hem anlaşılmayan mesaj gönderip, hem de hesap sormuş demektir. 
 
Hem anlaşılmayan bir mesaj gönderecek, hem de niye anlamadınız diye hesap soracak, olur mu böyle bir şey. 3-Kur’an ile İslam ın hattına geçmektir. Neden, Kur’an ın hakkı onu yaşamaktır. ANLAYAMADIĞINIZ BİR ŞEYİ YAŞAYAMAZSINIZ. Önce anlarsınız sonra yaşarsınız. Yaşamanın şartı onu anlamaktır. 
 
Biz Kur’an ı anlayamayız diyenler, yaşamak istemeyenlerdir. O zaman neyi yaşıyorlar bunlar, üstelikte iyi dindar olduklarını söylüyorlar. SIKINTI ORADA. KUR’AN ANLAŞILDIĞI ANDA, YAŞADIKLARI DİNİN BU DİN OLMADIĞI, İNDİRİLEN DİN OLMADIĞI ORTAYA ÇIKACAK. Sıkıntı orada. Yani foya ortaya çıkacak. 
 
KUR’AN HERKES TARAFINDAN ANLAŞILABİLİR KABUL ETTİĞİ ANDA, KENDİSİ ARACILIK YAPAMAYACAK. Aracılık yapmaktan mütevellit aldığı komisyonu alamayacak. Maddi ya da manevi. O saltanatı süremeyecek. Elaleme tepeden bakamayacak. Binlerce insanı köle gibi çalıştıramayacak. Elini öptüremeyecek. İnsanları sıraya dizemeyecek. Yani tezgâh gidecek. Onun içinde Kur’an anlaşılmaz. 
 
Yani Allah ın kitabıyla yüz yüze gelme ey Müslüman. Niye biz girelim arana. Biz sana çevirmen olalım. Tercüman olalım. Peki, sen niye giriyorsun Allah ile arama, bunun karşılığı ne olacak? Elbette sende bizi görürsün. 
 
Kurulmuş bir düzen, kurulmuş bir tezgâh, kurulmuş bir değirmen, üstten insan atıyorlar, alttan bambaşka bir şey çıkıyor. İnsan öğüten bir değirmen. Yazık değil mi Allah ın kullarına. Allah ın kullarına bunu yapmaya kimin hakkı var.
 
Öyle demiyor muydu O büyük sahabi, “Allah ın özgür yarattıklarını ne zamandan beri kendinize köle edindiniz.”
 
Sayın İslamoğlu nun bu sözlerinin tamamına katılıyorum. Katılıyor olmamın nedeni, bu sözlerin nefsimi hoşnut ettiği için değil, Allah ın Kur’an da bizleri, bu şekilde uyardığı ve yol gösterdiği içindir. Yüzlerce makalemde bu gerçekleri anlatmaya çalışıyorum. Her Müslüman İnancını yaşarken, Kur’an ın apaçık öğretisi, uyarıları ışığında bu gerçekleri yaşamalıdır. 
 
Bu gerçekleri söylemek, elbette çok güzel ama en güzeli ve doğrusu, BU GERÇEKLERİ, UYARILARI İNANCIMIZIN HER ANINDA REFERANS VE REHBER OLARAK KULLANMAMIZ, HAYATA GEÇİRMEMİZDİR. Eğer bizler Kur’an ın, Allah ın söylediği gibi muhkem ayetlerinin apaçık ve nice örneklerle anlayabilmemiz için anlatıldığına, izah edildiğine inanıp, bunu da açıkça söyleyebiliyorsak, HER KONUDA BUNU HAYATIMIZA GEÇİREBİLMELİYİZ. Sözde kalmamalı. Yani Kur’an ın hiç bahsetmediği, söylemediği açıklık getirmediği, izah etmediği bazı konuları dinin içinde sayıp, bir kısmını Kur’an bunlardan bahsetmiyor, bilgi vermiyor diye karşı çıkarsak, Kur’an ı gereği gibi anlamak istememiş ve hükümlerini yerine getirmemiş sayılırız. YANİ KARŞIMIZDAKİ KİŞİLERE, YANLIŞ YAPIYORSUNUZ DİYE SÖYLEDİĞİMİZ SÖZLERİ, BİZLERDE YAPMIŞ OLURUZ. 
 
İsterseniz şimdi gelin, Sayın Mustafa İslamoğlu, İslam ı topluma anlatırken, yukarıda sizlere alıntı yaptığım konuşmasında olduğu gibi, Kur’an ın apaçık bilgilerinden mi yararlanarak İslam ı anlatıyor, yoksa bazı konularda, Kur’an ın asla açıkça bahsetmediği, hüküm vermediği konularda, FIKIH inancının oluşturduğu, geleneğin ve Arap kültürünün, rivayet bilgilerin etkisinde mi konuşuyor, gelin diğer konuşmalarından alıntılar yaparak, onu anlamaya çalışalım. 
 
Sayın İslamoğlu, bir konuşmasında ay halinde olan bir kadının, oruç tutabileceğini ama namaz kılamayacağını anlatıyor. Bununda delilini Kur’an dan göstererek bakın ne diyor.” NAMAZ İÇİN ABDEST GEREKLİ, ORUÇ İÇİN ABDEST ŞART DEĞİLDİR. ZATEN HADİSTE DE NAMAZ KILMAYANA KAZA GEREKMEZ ÖZEL HALDE, ORUÇ TUTMAYANA İSE KAZA GEREKİR.”  Bakara 185. ayeti örnek veriliyor konuşmasında ve kadın bu haldeyken rahatsızlık, eza halidir, ister tutar isterse daha sonra tutabilir, Allah bu ruhsatı vermiştir örneğini veriyor. Çok doğru, rahatsızlık hali, yalnız kadınların bu hali için değil, tüm insanlar için geçerlidir.
 
Sayın İslamoğlu bu düşüncesiyle, yazımın başında sizlere naklettiğim sözlerinin tam tersine inanmış oluyor. Peki neden? Çünkü Allah hayızlı/ay halinde olan bir kadının, asla ne oruç tutamayacağını, nede ibadet yapamayacağına hükmetmemiştir. Kur’an Bakara 222. ayetinde, ay halindeki kadın konusunda, lütfen bu kısma dikkat edelim, erkeklere hitaben, KADIN BU HALDEYKEN ONLARLA CİNSEL İLİŞKİYE GİRMEYİN, ÇÜNKÜ BU HALLERİ ONLARA RAHATSIZLIK VERİR. BU HALLERİ GEÇTİKTEN SONRA, ALLAH IN EMRETTİĞİ YERDEN VARINIZ DER. 
 
Kur’an ın hiçbir yerinde, bu haldeki kadın ibadet edemez demediği halde, Sayın İslamoğlu rivayet hadislerin etkisinde böyle bir yasağa inandığı açıktır. Hani Kur’an açıktı? Hani bizler aracısız anlayabilirdik? ELBETTE AÇIK VE ARACISIZ ANLAYABİLİRİZ, MUHKEM AYETLERİ. AMA SÖYLEMLERİMİZ HAYATIMIZA HER KONUDA MUTLAKA YANSIMALIDIR. 
 
Kur’an da abdesti bozan haller açıklanmıştır. Tuvalete gitmek ve cinsel ilişkiyle cünüp olmak ki, buna gusül abdesti de gerekir. Bunun dışında kadın ay halinde abdest alamaz, cünüptür şeklinde Kur’an ın asla bir hükmü yoktur. İlginçtir hastalık halinde orucumuzu erteleyebileceğimizi söyleyen Kur’an, hasta olduğumuzda namazımızı erteleyebileceğimizi söylemez. Kolaylaştırılmış bir şekilde yapmamız örneğini verir. Çünkü namaz Allah ile sohbet kapısı dr, çok kolay bir şekilde yerine getirebiliriz. 
 
Çok dikkat çekici bir örnek vermek istiyorum. Daha önceleri Sayın Abdülaziz Bayındır hocamız, regli/ay halinde ki kadının oruç tutacağını, ama namaz kılamayacağını söylerdi. Son çalışma ve araştırmalarından sonra fikrini değiştirdiğini VE AY HALİNDEKİ BİR KADININ, NAMAZDA KILABİLECEĞİNİ AÇIK YÜREKLİLİKLE SÖYLEYEBİLİYOR. Buda güzel bir gelişme. Bizler Kur’an a her konuda aynı pencereden bakarda, Allah ın apaçık hükmetmediklerini dinin sınırlarına almazsak, Allah ın en doğru yolundan gitmiş oluruz. 
 
Kur’an penceresinden bakamadığımız, bir örnek daha vermek istiyorum. Sayın M. İslamoğlu ile geçmiş yıllarda başörtüsü konusunda yazdığım bir yazıma verdiği cevap nedeniyle, bir tartışmamız olmuştu. Sayın İslamoğlu nun, başörtüsünün Allah emri olduğunu anlatan, bir konuşmasından da kısa alıntı yapmak istiyorum. Lütfen bu sözlerini yazımın başında verdiğim, kendi sözleriyle karşılaştırınız. Bakın neler diyor, başörtüsü konusunda ki konuşmasının ilk bölümünden kısa bir alıntı yapmak istiyorum.
 
“Eğer İslami bir meseleyi, ilmi olarak konuşmak istiyorsanız, mutlaka kendi içerisinde, bir yöntemi olmalı. Tutarlı bir yöntemi. Bu usulde İslam ın kendi ortaya koyduğu usul olmalı. Çünkü İslam, özgün bir bilgi sistemi ortaya koymuştur. Kendisiyle başlattığı bilgi sistemi. FIKIH USULÜ DEDİĞİMİZ USUL, ASLINDA İSLAM I FIKIH MEDENİYETİ KILAN BU USULDÜR. Dolayısıyla biz bir meseleyi elimize aldığımız zaman, İslami bir bağlamda konuşuyorsak o meseleyi, MUTLAKA BU USUL ÜZERİNDEN KONUŞMALIYIZ…… Müslüman olmak kitabına uydurmak değil, kitaba uymaktır….. BU DİN EMİR VE YASAKLARINI, MUBİN BİR KİTAP İLE İFADE EDİYOR APAÇIK. ÖZÜNDE AÇIK VE ANLAŞILIR VE AÇIKLAYAN ve anlaşılan. Mubin budur.”
 
Bu düşüncelerin, yazıma başlarken söylediği sözlerle, ne yazık ki hiçbir ilgisinin olmadığını görüyoruz. Bizler İslami bir meseleyi, tutarlı ve açık ve kesin bir kanıt olan Kur’an ayetlerinden anlamaya çalışmıyorsak, asla doğru olduğundan da emin olamayız.  Sayın İslamoğlu Kur’an ı anlamak için beşeri bir yöntem, yani FIKIH inancı edinerek bu bilgileri en tutarlı ve en doğru yöntem olarak görebiliyor ve başörtüsünün Allah emri olduğunu da ne yazık ki beşeri FIKIH inancı yoluyla anlatmaya çalışıyor. 
 
FIKIH yöntemini, İslam dini ortaya koşmamıştır lütfen bunu önce söyleyelim. Fıkıh dinin mezheplere bölünmesiyle, beşerin batıl inançlarıyla yoğrulmuş ve de bu bilgiler olmasaydı ne Kur’an ı anlardık nede ibadetlerimizi yapamazdık dedikleri bilgiler, kitaplardır. Bu bilgilere bakarsanız elbette başörtüsünün Allah emri olduğunu söyleyebilirsiniz. PEKİ, BU BİLGİLER IŞIĞINDA, ALLAH IN EMRİNİN BU OLDUĞUNU KANITLAYABİLİR MİSİNİZ? 
 
Yine Sayın İslamoğlu nun sözlerinden yola çıkarak bu sorumuzu anlamaya çalışalım. “MÜSLÜMAN OLMAK KİTABINA UYDURMAK DEĞİL, KİTABA UYMAKTIR” diyor Sayın İslamoğlu. Hemen soralım HANGİ KİTABA UYMAKTIR? Allah ın kitabı Kur’an a mı, yoksa beşerin yarattığı FIKIH kitaplarına mı? Ne yazık ki başörtüsünün Allah emri olduğunu anlatanlar, Nur suresi 31. ayette geçen bir kelimenin (HIMAR) etrafında öyle dolanıyorlar ve bu kelimeye öyle anlamlar veriyorlar ki, işte bak bu ayette hımar başörtüsü demek, belki ayette açıkça kadın başını örtmelidir demiyor, göğüs açıklığını örtün diyor ama bakın Kur’an da başörtüsü geçiyor. Demek ki kadının başını örtmesi, Allah emriymiş diye kanıt gösterilmektedir. 
 
Bu yanlışlarına yine Sayın İslamoğlu nun sözleriyle cevap vermek istiyorum. Bakın Sayın İslamoğlu Kur’an için ne diyor.” BU DİN EMİR VE YASAKLARINI, MUBİN BİR KİTAP İLE İFADE EDİYOR APAÇIK. ÖZÜNDE AÇIK VE ANLAŞILIR VE AÇIKLAYAN” Bu sözlerden sonra hemen soralım tekrar kendisine. Kur’an ın açık olduğu doğru, hatta nice örneklerle izah ettik ki daha iyi anlayasınız diyor Allah. Bu durumda Allah, KADIN BAŞINI ÖRTMELİDİR, KOCASINDAN BAŞKA KİMSEYE GÖSTERMEMELİDİR, BUNU YASAKLIYORUM HARAM KILIYORUM DİYE HÜKMETTİĞİ TEK BİR AYET GÖSTEREBİLİR MİSİNİZ? Kur’an dan gösteremezsiniz, ama inandığınız beşeri FIKIH bilgilerinden gösterebilirsiniz. Çünkü Allah ın böyle bir hükmü, haramları içinde böyle bir yasağı asla yoktur.
 
Allah açıklamadığı, izah etmediği hiçbir konudan bizleri sorumlu tutmayacağına göre, kadının başını örtmesinin de Allah emri olduğunu söyleyemeyiz. SÖYLERSEK ALLAH A İFTİRA ATMIŞ OLURUZ. İŞİMİZE GELDİĞİNDE KUR’AN VE ONUN APAÇIK AYETLERİ DİYECEĞİZ, İŞİMİZE GELDİĞİNDE EMİN OLAMAYACAĞIMIZ BEŞERİN FIKIH İNANCINI ÖRNEK GÖSTERECEĞİZ. BU YOL VE YÖNTEM KENDİMİZİ ALDATMAKTAN BAŞKA İŞE YARAMAZ. 
 
Peygamberimizin ve dört halife devrinde Kur’an ın dışından, rehber olarak aldıkları hiçbir kitap yoktu. DOLAYISIYLA FIKIH İNANCI DİYE ÖNE SÜRDÜKLERİ BİLGİLERDE YOKTU. Lütfen kendimizi aldatmayalım. Nefislerimizin esiri olmayalım. Allah ın yemin ederek kolaylaştırdığı ve sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum dediği kitabın dışına, asla çıkmayalım. Çıkarsak mutlaka hem bu dünyada, hem de hesabın görüleceği o çetin gün, çok üzülür, hatta şaşkınlığımızdan dolayı, pişman olanların safında oluruz.
 
Unutmamamız ve üzerinde dikkatle düşünmemiz gereken konu ise Allah, yeni doğan bir çocuğun iki yıl süt emmesi gerektiğini, aynı anneden süt emen sütkardeşin, birbiriyle evlenemeyeceğinin açıklamasını dahi yapıyorsa Kur’an da, AY HALİNDEKİ BİR KADIN İBADET YAPAMASAYDI, KADIN BAŞI AÇIK DOLAŞAMASAYDI, TÜM BU BİLGİLERİ DE APAÇIK KUR’AN DA BİZLERE BİLDİRİRDİ. Kur’an da bu konularda açıkça bir hüküm göremiyorsak, lütfen bu yanlış bilgileri Kur’an ile sorgulayalım.
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
 


Sayfa Kategorisi: GENEL İSLAMİ YAZILAR.