BATILI, HURAFEYİ, ATALARIN İNANCINI HAK, DOĞRU ZANNETTİĞİMİZDE, İŞTE BÖYLE TUZAĞA DÜŞÜYORUZ.
Bizlerin elinden Kur’an’ı aldıklarına ve batılı rivayetleri Allah’ın dini diye elimize verdiklerine, bu makalemde sizlere güzel bir örnek vermek istiyorum. Bu arkadaşımıza hiç kızmıyorum, çünkü geçmişte bende bu yanlış inançların esiri olmuştum, ama çok şükür önce Allah’ın yardımı daha sonrada kendi çabamla birlikte Kur’an gerçekleri ile şükürler olsun buluştum. Gerçekten de neyi doğru kabul edip inandıysa bir insan, onu canı pahasına savunur, bana cevap veren kardeşimizde o düşünceyle bana cevap yazdığına inanıyorum. İnanın araştırıp gerçekle buluşmadan bende onun durumundaydım. Bu kardeşimize ve aynı düşüncelere inanan din kardeşlerimize, faydası olur diye sorduğu soruları Kur’an’dan cevap vermek istiyorum. Gerçi Kur’an’ın, imanımız adına yeterli olmadığına inanan birisini ikna etmek çok zor. Bir Müslümana düşen, din kardeşini Kur’an ile uyarmakla sorumlu olduğum için, sorduğu sorulara Kur’an’dan cevap verme zorunluluğunu kendimde hissetim. Biliyorum yine sallamış uydurmuş türü cevaplar verecek bana ama olsun, ben görevimi yapıyorum Rabbimiz Kur’an’ı okumaya başlamadan önce bakın ne yapın diyor bizlere, bunu yapamadığımız için, ne yazık ki Kur’an’ı anlayamıyoruz, çünkü inancımız adına yalnız Allah’a güvenip dayanmıyoruz da ondan.
Nahl 98: ŞİMDİ KUR'AN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH'A SIĞIN. (Elmalı meali)
Siz Allah’ın bu uyarısından ne anladınız? Bize bu ayet örnek gösterilip, Kur’an okumaya başlarken “EUZU BİLLAHİ MİNEŞŞEYTANİRRACİM, BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM.” Diyerek bizlere okumaya başlamamız gerektiği öğretildi. Her zaman olduğu gibi, Kur’an gerçeklerini gizleyerek. Hâlbuki Allah Kur’an’ı okumaya başlamadan önce, sana öğretilen şeytanın ve şeytanlaşmış insanların batıl hurafe öğretilerinden önce kurtul tertemiz ol ve yalnız Allah’a ve onun kitabına güvenerek, yalnız Allah’a sığınarak Kur’an’ı öyle okumaya başla emrini veriyor Allah. Biz Müslümanlar, bu emri ya hala tebliğ alamadık ya da tebliğ aldığımız halde, atalarımızın batıl inancını yaşayabilmek için görmezden, duymazdan geliyoruz. Bir arkadaşımın yazıma verdiği cevaptan, Kur’an’ı bu yolu izleyerek okumadığını anlıyorum. Bakın bana nasıl bir cevap vermiş önce ona bakalım, daha sonrada arkadaşımızın sorularına, bizlere öğretilen mezheplerin öğretisinden kurtulup, yalnız Rabbimize güvenip dayanarak, bizleri sorunlu tutacağına hükmettiği Kur’an’dan, düşünün aklınızı kullanın uyarıları ışığında sorularına cevap arayalım.
“ÜZÜLEREK İFADE EDEYİM Kİ ART NİYETLİ BİR YAZI, BİR KAÇ SORU. BİR CUMA GÜNÜ NAMAZA ÇAĞRILDIĞINDA CUMA NAMAZINI ÖĞLE VAKTİNDE Mİ KILACAĞIZ YOKSA İKİNDİ VAKTİNDE Mİ 2. SORU ZEKÂT VERİN DİYOR HANGİ MALLARDAN NE MİKTARDA 3.SORU NİYE CUMA NAMAZINI İKİ REKÂT KILIYORUZ 4.SORU NAMAZLAR KAÇ REKÂT 5.SORU ÖLEN KİŞİNİN CENAZE NAMAZINI KILACAK MIYIZ VE KAÇ TEKBİR ALACAĞIZ NİÇİN RUKUSUZ KILIYORUZ BUNU BİZE KİM ANLATTI ZİRA KURANDA YOK HAC YAPIN DİYOR ARAFAT VAKFESİ FARZ VE HANGİ GÜN BELLİ DEĞİL ŞEYTAN TAŞLAMA YOK TAVAF VAR NİYE 7 DEFA DÖNÜYORUZ SAY VAR NİYE 7 NİÇİN SAFA İLE MERVE ARASINDA YAPIYORUZ GERÇİ CEVAP VEREMEYECEĞİNİZİ BİLDİĞİM HALDE SORUYORUM ASLA CEVAP VERMEZSİNİZ, ÇÜNKÜ CEVABINIZ YOK ZATEN DERDİNİZ İSLAMİN ÖĞRENİLMESİ VE ÖĞRETİLMESİ DEĞİL KAFA KARIŞTIRMAK. BEN SİZİN MÜSLÜMAN OLDUĞUNUZDAN DAHİ ŞÜPHE DUYUYORUM. SON ZAMANDA O KADAR ÇOĞALDINIZ Kİ SANKİ BİRİLERİ BİR YERDEN DÜĞMEYE BASILMIŞ EBU CEHİL BİLE KÂFİR OLMASINA RAĞMEN SİZİN KADAR İSLAM’A ZARAR VERMEMİŞTİR. BİR İMANDA EN BÜYÜK PROBLEM ŞÜPHE UYANDIRMAKTIR.”
Şimdi de arkadaşımızın sorularına, Kur’an’dan cevap arayalım. Arkadaşımız ilk sorusunda şöyle diyor. “BİR CUMA GÜNÜ NAMAZA ÇAĞRILDIĞINDA, CUMA NAMAZINI ÖĞLE VAKTİNDE Mİ KILACAĞIZ, YOKSA İKİNDİ VAKTİNDE Mİ?” Doğru ve yerinde bir soru, eğer bu sorunun cevabını bağımsız ve ön yargılardan, atalarımızın inancından uzak Kur’an’dan arasaydı, mutlaka cevabını bulurdu ama o ayete öyle anlamlar verildi ki, HAK olanın üstü örtüldü adeta görünmez oldu. Cuma suresi 9. Ayetinde Rabbimiz bakın ne diyor. “EY İMAN EDENLER! TOPLANMA GÜNÜNDE SALÂT İÇİN ÇAĞRI YAPILDIĞINDA, HEMEN ALLAH’IN ZİKRİNE KOŞUN VE ALIŞVERİŞİ BIRAKIN” Aslında bu ayeti genellikle Cuma günü çağrıldığında diye tercüme ederler. Hâlbuki Allah toplantı salatının gününü biz kullarına bırakmıştır, bakın bu arkadaşımız bunu sormamış ama buna da cevap vereyim. Cumua kelimesi toplantı anlamına gelir. Rabbimiz toplantı salatını emretmiş ama gününü kullarına bırakmıştır. Bakın bunu eksiklik gibi görmeyin, özellikle sınırlama koymayarak, gelecekte çıkacak sorunlara da, rahatlıkla çare bulunabilmesi içindir. Allah’ın Resulü ve Müslümanlar bu ayet gelince toplanmışlar ve bu toplantı salatını ne zaman yapalım diye tartıştıklarında, şöyle bir sonuca varılmış. Yahudiler toplantı salatını cumartesi, Hristiyanlar Pazar günü yapıyorlar. Çağrıda karışmasın ya da sorun çıkmasın diye bizde CUMA günü yapalım kararını almışlar. Allah bir konuyu kullarına bırakmışsa, lütfen onu eksiklik gibi görmeyin, nedenini aklınızı kullanarak arayın. Çünkü böyle konular, Allah’ı kullarına rahmetidir.
Bakın arkadaşımızın sormadığı ama konuyla ilgili olduğu için açıklama gereği duyduğum bir konuya da değildim. Gelelim arkadaşımızın sorusuna, madem Allah toplantı salatını/namazını emretti, onun zamanını da belirtmesi gerekmez mi? Kur’an’a bakalım acaba hiç bahsetmemiş mi? Cuma suresi 9. Ayetinde, toplantı salatına çağrıldığında, işi gücü bırakıp toplantı salatına gidilmesini, 10. ayetinde de toplantı salatın bitiminde, işimize gücümüze devam etmemizi emrettiğine göre, bu toplantı salatı gündüz iş vakti zamanında olduğu anlaşılıyor. Şimdi gelelim arkadaşımızın sorusuna. Öğle vaktinde mi yoksa ikindi vaktinde mi kılacağız, çünkü her ikisi de günün iş vakti. Eğer Allah’ın ayetlerine rivayetlerin, batıl bilgilerin ışığında anlam yüklemezsek, onunda cevabı çok açık Kur’an’da var. Bakın Rabbimiz ne diyor.
Bakara 238: NAMAZLARA VE ORTA NAMAZA DEVAM EDİN. ALLAH’A GÖNÜLDEN BOYUN EĞEREK NAMAZA DURUN. (Diyanet meali)
Önce şunu belirtmek isterim, ayette namaz diye çevrilenler SALAT diye geçer. Bu ayeti özellikle Diyanetin mealinden yazdım ve Diyanet bu ayete dip not olarak bakın ne yazmış. ”ÂYETTE GEÇEN “ORTA NAMAZ”IN SABAH, ÖĞLE VE İKİNDİ NAMAZI OLDUĞU ŞEKLİNDE ÇEŞİTLİ GÖRÜŞLER VARDIR. ANCAK KUVVETLİ GÖRÜŞ, BU NAMAZIN İKİNDİ NAMAZI OLDUĞU GÖRÜŞÜDÜR.” Allah aşkına size soruyorum, bizler Allah’ın dinini birilerinin kuvvetli dediği görüşlerine göre mi yaşayacağız? Hani din ve imanımız adına dinin anası temeli olan ayetler MUHKEM, yani şüphe duyulmayacak kadar açık anlaşılıyordu, ne oldu birden bire anlaşılmaz mı oldu ayetler. İşte Allah’ın ayetlerinin anlamları ile böyle oynanıyor. Bu ayette geçen orta namaz, ayetin orijinalinde VUSTA namazı diye geçer. Peki, VUSTA kelimesi ne anlama geliyor? Vusta kelime olarak ORTA anlamına geliyor ama ayette en iyi en hayırlı orta salat/namaz anlamında kullanılmış. Gelelim ayete. Dikkat ettiyseniz Rabbimiz, salata/namaza ve VUSTA salatına devam edin diyor. DEMEK Kİ AYNI AYETTE BAHSEDİLEN İKİ SALAT, BİRBİRİNDEN FARKLI Kİ AYRI ZİKREDİLMİŞ. Yoksa hepsini tek seferde zikreder salata devam edin derdi, ama ikisini birbirinden özellikle ayırıp, birisine Vusta salatı diyor.
Demek ki ilk zikredilen salat, Kur’an’da açıkça örnekleri verilmiş salat/namaz. Peki, ikincisi ne olabilir. Çünkü VUSTA yani en iyi en hayırlı orta salat/namaz sözüyle neyi kast ediyor olabilir? Nisa suresi 103. Ayetinde Allah şu bilgiyi verir. “ŞÜPHE YOK Kİ SALAT/NAMAZ, MÜMİNLER ÜZERİNE VAKİTLERİ BELLİ OLARAK YAZILMIŞ BİR FARZ ÖDEVDİR.” Demek ki salatın/namazın vakti mutlaka belirlenmiş olması gerekiyor. Gelelim arkadaşımızın sorusuna. Cuma salatı/namazı Allah’ın emrettiği ve çok özenle işi gücü bırakarak çağrıldığında gelinmesini istediği bir salat/namaz olduğuna göre, mutlaka onunda Kur’an’da vakti açıklamış olması gerekir. Dikkatle ayetleri okuduğumuzda, ön yargılarımız yoksa hemen anlaşılıyor o vaktin ne olduğu. Bakara 238. Ayete tekrar dönelim. İlk emrettiği salat zaten diğer ayetlerde vakitleri açıklanmıştı, peki en iyi orta VUSTA salat/namaz bu durumda sizce ne olabilir? ELBETTE CUMA NAMAZI. Çağrıldığında işinizi gücünüzü bırakıp, toplantı salatına günün ortasında, hatta öğlen dinlenme vaktinde olduğu, çok açık anlaşılıyor. Kur’an’ı yine Kur’an ayetlerinden istifade ederek Allah’ın emrettiği gibi, üzerinde dikkatle düşündüğümüzde, işte böyle her sorumuza şükürler olsun cevap veriyor. Tabi inanmak istemeyip rivayetleri din edinenlere, Kur’an gerçeklerini kabul ettirmemiz mümkün olmayacaktır. Eğer vusta salata başka bir anlam verirsek, Kur'an'da asla cuma namazının vaktini bulamayız, Kur'an'ın salat konusundaki hükümlerine de ters düşeriz.
Arkadaşımız mezheplerin öğretisinden kurtulamadığından yalnız Kur’an ile İslam’ın yaşanamayacağına o kadar inandırılmış ki, sordukları sorular bunu çok açık gösteriyor. Sorusuna bakar mısınız lütfen. “ZEKÂT VERİN DİYOR, HANGİ MALLARDAN NE MİKTARDA” Gerçekten çok üzülüyorum bu ve benzeri sorulara. Kitap Ehlinden farkımız kalmadı, hatta onları da solladık geçtik. Rabbimiz ayetler üzerine, aklınızı kullanın uyarısını çok fazla kullanır ama bizler duymazdan gelerek, böylece Kur’an’dan uzaklaşıyoruz. Kur’an’da ZEKÂT verin emri çok fazla geçer, hatta özendirmek içinde birçok örneklerle teşvik eder ama imtihanımız gereği, bu konuda özellikle detaya girmeden, sınırlama koymadan çok açık hükmünü bakın nasıl verir. “SANA NEYİ İNFAK EDECEKLERİNİ DE SORUYORLAR. DE Kİ: İHTİYAÇ FAZLASINI. ALLAH SİZİN İÇİN ÂYETLERİNİ İŞTE BÖYLE AÇIKLIYOR Kİ DÜŞÜNESİNİZ. (BAKARA 219) Rabbimiz gerçekten sen çok basit anlayacağımız şekilde anlatıyorsun çok şükür, ama gözlerini elleriyle perdeleyip, kulaklarını ve kalplerini mühürleyenlere gerçekten hiç kimse anlatamıyormuş. Çok açık Allah söylediği halde hala, bakın hangi maldan ve ne kadar vereceğimiz bile yazmıyor Kur'an'da diyebiliyoruz. Demek ki şu maldan bu kadar bu maldan bu kapar vereceksin diye Allah’ın bir emri yokmuş, imtihanımız gereği özellikle bizlere bırakıyor Allah. Kazancımızdan vereceğiz. Günümüzde mezheplerin verdiği örnekler, Allah’ın Resulünün devlet başkanıyken, devletin idamesi için koyduğu vergidir, bununda Allah’ın diniyle zekatla hiçbir ilgisi yoktur.
Gelelim arkadaşımızın diğer sorusuna. “NİYE CUMA NAMAZINI İKİ REKÂT KILIYORUZ 4.SORU NAMAZLAR KAÇ REKÂT.” Allah biz kitapta hiçbir eksik bırakmadık, nice örnekle açıkladık yok mu aklını kullanan düşünen diyorsa, lütfen Rabbimize güvenelim ve batıl inançlarımızı aklayabilmek, dine ilave edebilmek için Kur’an’da eksik aramaya çalışacağımıza, Kur’an’ı anlamaya çalışalım. Allah Kur’an’da salatın şekilsel boyutu olan namazın zor bir anımızda, tehlike halinde bizim tabirimizle bir rekât olduğunun örneğini Nisa 101. ayetinde verir. Bu tehlike geçtiğinde ise 103. Ayetinde, SÜKÛNET BULDUĞUNUZDA, NAMAZI/DUAYI TAM BİR BİÇİMDE YERİNE GETİRİN DER. Peki, tam bir biçimde derken ne anlayacağız? Elbette onu da Kur’an’dan öğreneceğiz, rivayetlerden sanı bilgilerden değil. Bakın Bakara 239. Ayetinde ne diyor Allah. “KORKUNUZ GEÇİNCE ALLAH’I, DAHA ÖNCE BİLMEDİĞİNİZİ SİZE ÖĞRETTİĞİ GİBİ ANIN.” Mü’minun suresi 2. Ayetinde de namazlarımızda bakın nasıl olmamız gerektiği örneğini veriyor. “ONLAR Kİ NAMAZLARINI, HUŞU İÇİNDE KILARLAR.” Bu ayetten de anlıyoruz ki Allah’ın huzuruna salata/namaza dururken, huşu içinde durabileceğimiz zaman kadar durmalıyız. Demek ki salatı, duayı öğreten kimmiş YÜCE RABBİMİZ. Kime güvenip inanacağınız, size kalmış. Allah kendi huzurunda duracağı kullarının, zor durumdaki bir durumuna örnek vermiş ama daha sonra sükûnete vardığında, namazını kaç rekât kılacağı konusunda asla bir sınırlama yapmadığını, kullarına özellikle bıraktığını görüyoruz. Zaten din âlimleri de aynı mantıktan, Kur’an bilgilerinden yola çıkarak, kısaltılmış salat/namaz bir rekâtsa, normal zamanda kılınacak namaz bir rekâttan fazladır düşüncesinden yola çıkarak, namazlarını 2 ya da 3 ya da 4 rekât olarak belirlemişlerdir. Yoksa bu konuda Allah’ın Resulünün asla bu kadar olacak şeklinde bir emri yoktur. Böyle kesin bir hüküm veremeyeceğini, Kur’an’dan öğreniyoruz. “RASULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18)
Arkadaşımızın diğer sorusuna gelelim, şöyle sormuştu hatırlayalım. “ÖLEN KİŞİNİN CENAZE NAMAZINI KILACAK MIYIZ VE KAÇ TEKBİR ALACAĞIZ NİÇİN RUKUSUZ KILIYORUZ” Bu sorusuna cevap vermeden önce Kur’an’dan bu konu ile ilgili ayeti yazalım.
Tevbe 84: ONLARDAN ÖLMÜŞ OLAN HİÇBİRİNE ASLA SALÂT (DUA) ETME, ONUN KABRİ BAŞINDA DA DURMA! ŞÜPHESİZ Kİ ONLAR, ALLAH’I VE ELÇİSİNİ İNKÂR ETTİLER VE YOLDAN ÇIKANLAR OLARAK ÖLDÜLER. (Mehmet Okuyan meali)
Her zaman yaptığımız hatamızı, bu konuda da yapıyoruz. Kur’an’da her geçen SALAT kelimesini namaz diye çevirdiğimizden, ayette ne anlatılıyor onu doğru anlayamıyoruz. Bu ayette bahsedilen cenaze namazı değil CENAZE TÖRENİNDE ÖLMÜŞ KİŞİYE YAPACAĞIMIZ DUA TÖRENİDİR. Salat Kur’an’da kıyam, rükû, secde ile yaptığımız bizim farsça namaz dediğimiz ibadet anlamına geldiği gibi, SALAT DUA ANLAMINADA GELİR, AYRICA İNSANLARIN BİRBİRİNE DESTEK OLMASI ANLAMINADA GELİR. Bu ayette ölmüş bir insanın cenaze töreninde yapılan DUA töreninden bahsediliyor. Hemen arkadaşımızın sorusuna, bu bilgiden sonra cevap verelim. Ölmüş bir kardeşimizin cenaze törenini yapacağız, bu Allah’ın emri. Ona dua edeceğiz onu saygıyla anacağız, ebedi hayata yolcu edeceğiz. Allah’ın emrettiği namazda özellikle abdest emri olduğu gibi kıyam, rükû ve secde vardır ama cenaze salatında böyle bir emir Kur’an’da asla yoktur. Bugün cenaze namazı diyerek kıldığımız şeklin, zamanla mezheplerin ve geleneklerin ilaveleri ile oluştuğunu söylememiz yanlış olmaz. Çünkü Kur’an normal namazın nasıl kılınacağı konusunda detaylı bilgisini verdiği halde, cenaze töreni hakkında herhangi bir sınır şekil belirlememiş, Tevbe 84. Ayette kısa bir açıklama yapmıştır. YANİ CENAZE NAMAZI DEĞİL CENAZE DUA TÖRENİDİR. Bizler arkadaşımızın sorduğu gibi, bizlere öğretilenleri Kur’an’da göremediğimiz de, bakın demek ki Kur’an’da her bilgi detay olmuyormuş yanılgısına düşüyoruz. Allah’a dua ederken herhangi bir sınırlama Allah koymadıysa, burada da ölen kişiye dua ettiğimize göre, normal namazın/salatın şartları olmadığını açıkça söyleyebiliriz. RABBİMİZ CENAZE SALAT/DUA TÖRENİ İÇİN, HERHANGİ BİR SINIRLAMA KOYMADIYSA, BUNU HİÇ KİMSE KOYAMAZ, LÜTFEN BUNU UNUTMAYALIM. ÇÜNKÜ ALLAH, UNUTUCU DEĞİLDİR DİYE KUR'AN'DA ÖZELLİKLE UYARIYOR.
Arkadaşımız bu sorularıma cevap veremezsiniz demiş. Belki onun istediği gibi veremedim ama Allah’ın istediği gibi, YALNIZ KUR’AN’IN İPİNE SARILARAK, ONUN SINIRLARINI AŞMADAN VERMEYE ÇALIŞTIM. Dilerim Rabbimden, gerçekleri Hak olanı Kur’an’dan fark edip yaşayabilen, Allah’ın halis azınlık kulları arasına oluruz. Rabbimize kulak verip onu dinleyene, uyana ne mutlu.
“AND OLSUN, SİZE ÖYLE BİR KİTAP İNDİRDİK Kİ, BÜTÜN ŞAN VE ŞEREFİNİZ ONDADIR. HÂLÂ AKILLANMAYACAK MISINIZ?” (Enbiya 10)
“GERÇEK HAK OLAN, RABBİNDEN GELENDİR. O HALDE KUŞKULANANLARDAN OLMA!” (Bakara 147)
“ALLAH'TAN VE O'NUN AYETLERİNDEN SONRA HANGİ SÖZE İNANACAKLAR?” (Casiye 6)
“SÖZ BAKIMINDAN, ALLAH'TAN DAHA DOĞRU KİM VARDIR!” (Nisa 87)
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
http://www.hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
https://hakyolkuran1.blogspot.com/