KUR'AN A DAVET

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1

https://hakyolkuran1.blogspot.com/


http://halukgta.blogcu.com/


http://kuranyolu.blogcu.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
DİN VE İMAN NEDİR, NASIL BİR İMAN ÜZERİNDE OLMALIYIZ?


Bu makalemde sizlerin, üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim konu DİN VE İMAN NEDİR, konusu üzerine olacaktır. Eğer bizler, Kur’an ın sıklıkla ve üstünde durarak bahsettiği bu iki konuyu doğru anlayamazsak, ne dinimizi doğru yaşayabiliriz nede imanımızı. Doğru anlayamadığımızda da, Allah ın istediği yolda asla olamayız. Kur’an da Allah, insanların kendilerinin yarattığı inancada din diyor. Ama yaşadıkları ve adına din dedikleri inancın aslında din olmadığını, taklit, hurafe ve batıl olduğunu, çünkü dinin yalnız Allah katından gelen olduğu gerçeğini bizlere anlatıyor Kur’an da ve kendi inançlarına din diyenler, Allah katından indirilen ilimden sonra, kendi aralarında uydurduklarıdır diyor. “DOĞRUSU ALLAH KATINDA DİN, İSLÂM'DIR. O KİTAP VERİLENLERİN ANLAŞMAZLIKLARI İSE SIRF KENDİLERİNE İLİM GELDİKTEN SONRA, ARALARINDAKİ TAŞKINLIK VE İHTİRASTAN DOLAYIDIR. (Ali İmran 19)”

Din ve iman konusunu, daha iyi anlayabilmemiz için, önce din ve iman nedir onu Kur’an dan doğru anlamalıyız. Eğer bu konuyu Kur’an dan değil de, emin olamayacağımız rivayet ve sanı sözlerden anlamaya kalkarsak, Dinimizden ve inanın imanımızdan asla emin olamayız. Önce din en kısa haliyle nedir onu düşünelim. Size tek kelimeyle din nedir desem ne dersiniz? Ben düşüncemi söylemek isterim. DİN GÜVENMEK, İNANMAK anlamındadır. Bir başka deyişle, SIĞINACAĞIMIZ, GÜVENLİ LİMAN DİYEBİLİRİZ. Onun için Allah Kur’an da, önce kullarının güvenini sağlayabilmek adına, indirdiği ayetler üzerinde bizlerin düşünmemizi istiyor. Daha sonrada kendisinin tek ilah olduğunu, bizleri yoktan var ettiğini, öldükten sonrada bir hayatın olduğuna, indirdiği ayetlerle bizleri ikna ediyor. Tek güç benim, onun için yalnız bana kulluk edeceksiniz, yalnız benden yardım dileyeceksiniz diyerek, tek otorite olduğuna bizleri Kur’an da inandırıyor. Yani Allah önce kullarının, GÜVENİNİ KAZANIYOR, İKNA EDİYOR. 

Güvenini sağlamakla yetinmiyor, daha sonrada buyruklarının yerine getirilmesini, hayata geçirilerek yaşanmasını istiyor. Demek ki DİN GÜVENMEK, İMAN İSE GÜVENDİKLERİMİZİ HAYATIMIZA GEÇİRMEK OLDUĞU ORTAYA ÇIKIYOR.  Çünkü güvenmediğimiz, doğruluğuna inanmadığımız hiç kimsenin sözlerine inanmayız ve onu dinlemeyiz. Onun içindir ki Allah ın buyruklarına, HİÇ ŞÜPHE DUYMADAN ÖNCE GÜVENECEĞİZ Kİ,  İMAN EDİP YAŞAYABİLELİM. Şimdide bu bilgiler ışığında gelelim, yaşadığımız dine. Bu konuyla ilgili, Allah ın elçisinin Kur’an ı tebliğ ederken, karşılaştığı bazı gerçeklerden örnekler vermek istiyorum.

“Ey resul! Kalpleri inanmamış olduğu halde, ağızlarıyla "inandık" diyenlerin küfürde yarışırcasına koşanları seni üzmesin.”  (Maide 41)

"Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur." (Rad 28)

"Peki bunlar, Kur'an'ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı? YOKSA KALPLERİ ÜZERİNDE, O KALPLERİN KİLİTLERİ Mİ VAR?"  (Muhammed 24)

Allah Kur’an da ayetleri üzerinde düşünmemizi, aklımızı kullanmamızı ister ama burada, inandığını iman ettiğini söyleyen bazı kişilerin, kalplerinin inanmadığından bahsediliyor.  Ayrıca diğer ayetlerde de, Allah ı anmakla, onun hükümlerini, emirlerini hayatlarına geçirip yaşayanların huzura kavuşacağını, onun içinde mutlaka Allah ın indirdiği Kur’an ı anlayarak düşünerek okunması gerektiğini söyledikten sonra, bunu yaptığını iddia edenlere, çok dikkat çekici bir söz söylüyor Allah. “YOKSA KALPLERİ ÜZERİNDE, O KALPLERİN KİLİTLERİ Mİ VAR?” Demek ki bizler Allah ın dinine tabi olmamız için, önce yalnız Allah a güveneceğiz. Daha sonrada güvencimizi hayata geçirmek adına da, Allah ın buyruklarını bizzat yaşayacağız. Allah ın istediği iman budur. Allah ın indirdiği kitap Kur’an için, her bilgi yoktur ve herkes anlayamaz diyorsak, bizler Allah a gereği gibi güvenmiyoruz demektir. 

Allah Kur’an da özellikle aklın yanında kalpten bahseder. Muhammed suresi 24. ayetinde olduğu gibi, düşünme sözcüğünün sonunda, sanki kalple düşünüyormuşuz gibi, yoksa kalplerin üzerinde kilitlerimi var diyor.  Demek ki kalbin iman ile doğrudan bir bağlantısı var. Bazı kötü insanlara kalpsiz, vicdansız deriz. Böyle insanlar düşünmeyi bir kenara bırakan, kendi arzu ve istekleri ile hareket eden insanlardır. Buradan şunu çıkartabiliriz. Beynimizle düşünüp, kalbimiz yani duygularımızla mutlaka onay verip, bir işi öyle yapmalıyız. Kalp ve beyin eğer birlikte hareket etmezse, mutlaka yanılabileceği çıkıyor ortaya. Örneğin çok akıllı ve birkaç üniversite bitirmiş ama kalbiyle, duygularıyla hareket etmeyen nice katil kötü davranışlarda bulunan insanlar vardır. Buradan da şunu anlıyoruz. Duygularımızın merkezi kalp, düşüncenin merkezi beynimizdir. Bu iki çok önemli organı eğer tek başına kullanır, birisini devre dışı bırakırsak, her zaman yanılacağımız ortaya çıkıyor.

Hucurat suresi 14. ayetinde, Bedevilerden şöyle bir örnek veriyor Allah. ”Bedevîler «İnandık» dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama «Boyun eğdik» deyin. HENÜZ İMAN KALPLERİNİZE YERLEŞMEDİ.” Buradan da şunu anlıyoruz. İman sözle değil, boyun eğerek yani Allah ın kitabı Kur’an ı batıldan ve sanı sözlerden uzak, hayatlarına geçirmekle olur. Bunun haricinde, iman ettiğini söyleyenler, eğer Allah ın hak kitabına, rivayet ve sanı sözleri, bunlarda Allah katından dır diyor da hayatlarına geçiriyorlarsa, böyle insanların imanları, KALPLERİNE GEREĞİ GİBİ YERLEŞMEMİŞ DEMEKTİR. Böyle insanlar istedikleri kadar düşünsünler, akıllarını kullansınlar, kalpleri ile gereken bağı kuramıyorlarsa, O DİN ALLAH IN DİNİ OLAMAYACAĞI GİBİ, O İMAN ALLAH IN KİTABINA İMAN DEĞİLDİR.

Ne yazık ki günümüzde bugün bizler, Allah ın dinine güvendiğimizi söylediğimiz halde, yaşadığımız inancımıza, aslında çokta güvenmediğimizi açıkça kanıtlıyoruz yaşadıklarımızla. Onun içinde imanımız kalplerimize ne yazık ki yerleşemiyor. Bizlerin genel çoğunluğu, bedevilerin inancından farklı değiliz. Onlarda inandık diyorlardı ama imanları kalplerine yerleşmemişti. Çünkü atalarının inançlarından tamamen uzaklaşıp, yalnız Allah ın kitabına boyun eğmemişlerdi de ondan. Bizler Allah ın dinine inandık ve güvendik diyoruz ama bu sözleri yaşıyor hayatımıza geçiriyor muyuz? 

Hatırlayalım, Allah şefaat tümden bana aittir, hiçbir şefaatin fayda etmediği o günden sakının dediği halde, eğer Allah ın Resulleri, din ulemaları, veliler de şefaatçidir diyorsak, bizler Allah ın dinine sizce gereği gibi riayet ediyor ve güveniyoruz diyebilir miyiz? Allah Kur’an ı açıklamak bize düşer, onu anlayasınız diye yemin olsun ki kolaylaştırdık. Biz kitapta hiçbir eksik bırakmadık, her şeyden nice örnekleri değişik ifadelerle verdik dediği halde, eğer bizler hala bu ayetlerin tam tersine inanıp, Kur’an da her bilgi yoktur ve açıklanmamıştır, Kur’an ı herkes anlayamaz veli insanlar anlar diyorsak, bizler ne yazık ki Allah ın kitabına gereği kadar güvenmiyoruz, inanmıyoruz demektir. Böyle olunca da İmanımız, kalplerimize ne yazık ki yerleşmiyor, gerçekleri de göremiyoruz. Sizlere bir ayet hatırlatmak istiyorum.

Bakara 121: Kendilerine kitap verdiklerimizin bazısı, ONU, HAKKINI GÖZETEREK OKURLAR. ÇÜNKÜ ONLAR ONA İMAN EDERLER. Onu inkâr edenler var ya, gerçekten zarara uğrayanlar onlardır. (Bayraktar Bayraklı)

Allah ayetinde, kitap gönderdiği tüm toplumlarının yaptığı yanlışları ve yaptığı doğru davranışa çok güzel bir örnek veriyor. Bakın Allah gerçek iman edenlerden örnek verirken ne diyor.  ALLAH IN GÖNDERDİĞİ KİTABI HAKKINI GÖZETEREK OKURLAR DİYOR. Peki, Hakkını gözeterek okumak nasıl olur? Batıl ve hurafeden sanı bilgilerden uzak, yalnız Allah ın verdiği hükümleri anlamaya çalışmak, hakkı gözeterek okumaktır. Eğer Kur’an ı okumaya başlamadan önce, ŞEYTANIN BİZLERE DAYATTIĞI BATILDAN KURTULAMADIYSAK, Kur’an da her bilgi yoktur, açıklanmamıştır düşüncesiyle okuyorsak, hakkı gözeterek okumuyoruz demektir. Nahl suresi 98. ayet aslında bizlerin Kur’an ı anlayarak ve düşünerek tarafsız okumaya başlamadan önce, nasıl bir düşünceyle Kur’an ı okumamızı istiyor Allah, lütfen dikkatle üzerinde düşünelim.

Nahl 98: ŞİMDİ KUR'ÂN OKUMAK İSTEDİĞİN ZAMAN, ÖNCE O KOVULMUŞ ŞEYTANDAN ALLAH'A SIĞIN. (Elmalı meali)

Bu ayetten de anlıyoruz ki, Kur’an ı anlayarak ve üzerinde düşünerek okumaya başlamadan önce, kendimizi yalnız Kur’an a teslim etmeliyiz, kafamızdaki tüm batıl, rivayet ve sanı düşüncelerden kurtulmalıyız. Daha sonrada ALLAH A GÜVENİMİZİN KANITI OLARAK, yine Allah ın uyardığı gibi, yalnız Kur’an ın ipine sarılıp, Kur’an ın hakkını gözeterek ona güvenerek okumalıyız. Eğer Kur’an da her bilginin olmadığına inanarak okuyorsak, buna hakkını gözeterek okumak diyemeyiz.

Dilerim cümlemiz, yalnız Allah ın kitabına güvenerek İslam ı yaşayan, imanını yalnız Allah ın sınırları içinde yaşayan, Allah ın azınlık halis kullarından oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

http://hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/



Sayfa Kategorisi: GENEL İSLAMİ YAZILAR.