KUR'AN A DAVET

 

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
Allah’ın Resulünün, Gerçek Ümmeti Olabiliyor Muyuz?
Bugün sizlerle Kur'an'dan araştıracağımız çok önemli konu, Kur’an'da farklı anlamlarda geçen ÜMMET konusunda olacaktır. Allah acaba ümmet sözünden neleri kast etmiş Kur'an'da gelin birlikte, elimizde bulunan Rabbin rehberinden anlamaya çalışalım. Allah Bakara suresi 128. ayetinde, Hz. İbrahim'in Kâbe de, Allah'a yaptığı dua üzerinde düşünelim önce.
 
Bakara 128: “RABBİMİZ! BİZİ SANA TESLİM OLMUŞ KİMSELER KIL. SOYUMUZDAN DA SANA TESLİM OLMUŞ BİR ÜMMET KIL. BİZE İBADET YERLERİNİ VE İLKELERİNİ GÖSTER. TÖVBEMİZİ KABUL ET. ÇÜNKÜ SEN, TÖVBELERİ ÇOK KABUL EDENSİN, ÇOK MERHAMETLİ OLANSIN.” (Diyanet meali)
 
Ayet üzerinde dikkatle düşünürsek, bizlere ayet çok açık bilgi veriyor bu konuda. Ayette Hz. İbrahim'in kendisi ve ailesinin Allah'a teslim olmuş kullar olmasını dilerken, soyundan gelenlerin de Allah'a teslim olmuş bir ÜMMET olması için dua ediyor. Bakın teslim olunacak ve hükümlerine itaat edilecek tek bir makam ve güç var, oda ALLAH. Demek ki ümmet sözcüğünden bir soyun, ırkın, topluluğun kast edildiği çok açık. Bir örnek daha vermek gerekirse, Araf 181. ayet diyebiliriz. Ümmet toplum, topluluk anlamında kullanılmış. Bakara 128. ayet ayrıca, çok önemli bir konuda da bizleri uyarıyor ve ders veriyor, ondan da bahsetmeden geçemeyeceğim. Hz. İbrahim ayetin devamında, başka bir duada buluyor Rabbimize ve bakın ne diyor. "BİZE İBADET YERLERİNİ VE İLKELERİNİ GÖSTER."
 
Dikkat ederseniz Hz. İbrahim, Rabbimize nasıl ibadet edileceğinin açıklanmasını istiyor Allah'tan, çok dikkat çekici değil mi sizce? Bunlar neler olabilir? Salat emrini verdiyse nasıl salat edeceğimizi soruyor. Oruç tutun, hacca gidin, kurban kesin, zekât verin emrini veriyorsa bunları nasıl yapılacağını soruyor. Hatırlarsanız Allah, Kur’an'da saydığım tüm bu ibadetleri, sizden önceki ehli kitaba da farz kıldım diyordu. Ama bizlere ne öğretmişlerdi günümüzde, ibadetlerin ilkelerini yani detaylarını Allah Kur’an'da açıklamamış, onun nasıl yapılacağını Allah'ın elçisine bırakmıştır diye öğrettiler. Demek ki öyle değilmiş, Resulüne bırakmamış onu da Rabbimiz açıklamış vahyi ayetleri ile bildirmiş.
 
Demek ki bizlere öğretilenler doğru değilmiş. Çünkü Allah Kur'an'ı açıklamak bizim görevimiz dedikten sonra, nice örnekler verdik ki anlayasınız diye de bilgi veriyordu. Hatta hiç bir eksik bırakmadık diye de açıklama yapıyordu. Demek ki Rabbimiz verdiği hükümlerin detayını Resulüne bırakmamış, Hz. İbrahim dahi, bu konuda Allah'tan detaylı bilgi istiyor. Sizce gereken bilgiyi Allah Hz. İbrahim'e verip, bunları da indirdiğim kitaba yazmana gerek yok. Sen kullarıma öğret, onlar nesilden nesile birbirinden öğrensin, demiş olabilir mi? ZERRE KADAR DÜŞÜNEN, AKLI OLAN BUNU KABUL ETMEZ.
 
Çünkü Allah gönderdiği tüm kitaplarda, bahsettiğim ibadetleri açıkladığını ve gereken kadarını bizlere bildirdiğini söylüyor. Bir başka deyişle Hz. İbrahim nasıl Allah'a salat edeceğini, zekat vereceğini, oruç tutacağını Allah'tan öğrendiyse, Hz. Muhammed de aynı şekilde Kur'an'dan yani vahiyden öğrenmiş, ümmetine tebliğ etmiştir. Onun izahı ve açıklaması da, Kur’an'da vardır. Olmaması düşünülemez. Çünkü Allah'ın elçisi ümmiydi, din adına hiç bir bilgisi yoktu ve ne öğrendiyse Kur'an'dan öğrendi. Bugün mezheplerin ve geleneğin namaza ya da diğer ibadetlere ilavelerini Kur’an'da bulamadığımızda, Kur’an'a karşı takındığımız tavır, dikkatle düşünülmelidir. Konuyu biraz dağıttık, toplayalım. Kur’an'da ümmet sözcüğünün topluluk, cemaat, bir gurup insan anlamında kullanıldığını görmüştük. Fakat Yunus 19. ayet ve Enbiya 92. ayette ümmet kelimesi iman eden toplumlar anlamında kullanılmış. Yine aynı kelime bakın aşağıdaki ayette nasıl kullanılmış.
 
Nahl 120: ŞÜPHESİZ Kİ İBRAHİM (ALLAH’I BİRLEYEN), ALLAH’A İTAAT EDEN, (TEK BAŞINA) BİR ÜMMETTİ;  ORTAK KOŞANLARDAN DEĞİLDİ.(Mehmet Okuyan)
 
Bu ayette dini önder, lider Allah'ın kulu anlamında kullanılmış dikkat ederseniz. Şimdi sizlere vereceğim ayet örneği, aslında genel anlamda ÜMMET sözünün topluluk anlamını yansıtıyor.
 
"SİZ, İNSANLAR İÇİN ÇIKARILMIŞ EN HAYIRLI ÜMMETSİNİZ: İYİLİK VE GÜZELLİĞİ BELİRLENMİŞ OLANA ÖZENDİRİRSİNİZ, KÖTÜLÜK VE ÇİRKİNLİĞİ BELİRLENMİŞ OLANDAN SAKINDIRIRSINIZ, ALLAH'A İMAN EDERSİNİZ. EHLİKİTAP DA İMAN ETSEYDİ, KENDİLERİ İÇİN, ELBETTE HAYIRLI OLURDU. İÇLERİNDE MÜMİNLER VARDIR AMA ONLARIN ÇOĞU SAPIKLARIN TA KENDİLERİDİR. (Ali İmran 110)
 
Allah gönderdiği Resullerine ve tebliğ ettiği kitaplara inanan iman eden, Allah'ın emirlerine özendiren, kötülükten çirkinlikten sakındıran toplumları, o dönemin Resullerinin ÜMMETİ olarak kabul ediyor. Ayrıca bu toplumların en hayırlı ÜMMET olduğunu söylüyor. Allah Resullerine ve ona indirilene iman eden topluluğa ayeti indirirken, siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz diyordu. Peki, bu hayırlı ümmet olma vasfını, bizler taşımaya devamı mı ettik sizce günümüze kadar? Allah bu hayırlı ümmete, dinde sakın bölünmeyin emrini tebliğ ettiği halde bölünmedik mi? Allah, yalnız benden yardım dileyin, yalnız bana kulluk edin, şefaat tümden bana aittir dediği halde, bizler yardımı, şefaati yalnız Allah'tan mı dileyip, yalnız Allah'a kulluk ettik? Ben hükmüme kimseyi ortak etmem, hüküm verenlerin en hayırlısı Allak tır. Allah hiçbir şeyi unutucu değildir diyen Rahmana, hiç kuşku duymadan, asla hakka batıl karıştırmadan iman eden Resulün ümmeti, acaba bugün bu ayetlerin hükmünü yerine getiriyor mu?
 
Allah Zühruf suresi 44. ayetinde, SİZLERİ YALNIZ KUR’AN'DAN SORUMLU TUTUYORUM diye hüküm verdiği halde, bugün bu ayeti görmezden gelenler, yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz diyenler, acaba Resulün ümmeti olmaya devam ediyoruz, diyebilir miyiz? Yoksa Ehli kitabın hatalarını, bizlerde tekrar mı ediyoruz? Allah elçisine, sende aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendisidir diyen Allah'ın ayetlerine inatla, Kur’an'ı yeterli detaylı görmeyerek, yalnız Kur’an'ın hükümleriyle İslam'ı yaşayamayız diyenler, sizce Hz. Muhammed'in gerçek ümmeti olma vasıflarını hala taşıyor olabilir mi?
 
Değerli din kardeşlerim, BİZLER NE YAZIK Kİ O ÖRNEK İNSAN, HZ. MUHAMMED'İN ÜMMETİ OLMA ŞANSIMIZI KAYBETTİK. Mahşer günü Allah'ın elçisi, benim ümmetin Kur’an'ı devre dışı bıraktılar diyecekse eğer, SİZCE HZ. MUHAMMED BU TOPLUM BENİM ÜMMETİM DİYE ÖĞÜNÜR MÜ?
 
HZ. MUHAMMED'İN ÜMMETİ olan, yalnız KUR’AN'A sarılır, çünkü Kur’an Hz. Muhammed'in bizlere emanetidir.  Bu emanetten başka asla emanet bırakmadığını Allah Kur'an'da bildiriyor. Çok daha önemlisi, bizlerin yalnız Kur'an'ın ipine sarılmamızı emrediyor. Bu emanete lütfen ihanet etmeyelim. Bakın Mahşer günü Allah hesap sormak için, bizleri nereye çağıracakmış, lütfen üzerinde dikkatle düşünelim.
 
Casiye 28: O GÜN HER ÜMMETİ, DİZ ÇÖKMÜŞ GÖRÜRSÜN. HER ÜMMET KENDİ KİTABINA ÇAĞIRILIR, (ONLARA ŞÖYLE DENİLİR:) "BU GÜN, YAPTIKLARINIZLA CEZALANDIRILACAKSINIZ!"
 
Lütfen Allah aşkına bakar mısınız lütfen. Rabbimiz hesap günü bizleri hangi kitaba çağıracağını açıkça bildiriyor. Yani bizleri Kur’an'ın önünde hesap vermeye çağıracak. Peki neden? Çünkü sorumlu olduğumuz kitap, Allah'ın gönderdiği kitapta ondan? Ne dersiniz bizler dersimizi çalışırken yada imanımızı yaşarken, YALNIZ ALLAH'IN KİTABINDAN MI ÇALIŞIP YAŞIYORUZ?  Karar sizin imtihan sizin imtihanınız. O çetin gün acaba kullarım, benim gönderdiğim rehberin hükümlerine göre mi yaşamış, yoksa Allah'ın hiç hükmetmediği, emin olamadığımız bilgilere göre mi yaşamış tüm yaptıklarımız, söylediklerimiz önümüze bir bir dökülecek. LÜTFEN BU SAHNEYİ VE BU ANI GÖZÜMÜZDE CANLANDIRALIM. Eğer pişmanlık duymak istemiyorsak elde Kur’an, düşünerek iman edelim.
 
Değerli din kardeşlerim, bu şartlarda bizler Allah'ın Resulünün ümmeti olabilir miyiz? Hesap günü Resulün şahitliğinde, Allah benim hükümlerime sende ilave ettin mi, dinde benim hükümlerime ortak oldun mu diye sorduğunda Resulüne, sizce Allah'ın Resulü Rabbimize, nasıl bir cevap verecektir? Hz. İsa ile Allah'ın mahşer günü konuşacakları örneğini, lütfen hatırlayınız Kur’an'dan. Rabbimiz bu örnekleri boşuna vermiyor. Allah, sen mi söyledin ben Allah'ın oğluyum diye sorduğunda, Hz. İsa'nın verdiği cevaptan, bir cümle hatırlatmak istiyorum. "BEN ONLARA, ANCAK BANA EMRETTİĞİNİ SÖYLEDİM." Ne dersiniz Hz. Muhammed, Hz. İsa dan farklı bir şey yapmış olabilir mi, yani farklı bir cevap vermesi mümkün mü sizce? Allah'ın emrettiklerinden başka hükümleri, bunlarda Allah katındandır diyerek, ümmetine bildirmiş, sorumlu tutmuş olabilir mi? 
 
Yorum ve karar sizlerin. Allah, Hz. Muhammed'ten önce gelen toplumların yaptığı hataların örneklerini, dersler alalım diye bizlere Kur’an'da bildirmiş. ONLARDAN DERSLER ALANLARA NE MUTLU.
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABK


Sayfa Kategorisi: GENEL İSLAMİ YAZILAR.