KUR'AN A DAVET

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
İSRA SURESİ 91-92-93-94. AYETLERDEN DERSLER ALALIM.
Bugün sizlerin üzerinde düşünmenizi istediğim ayetler, Allah ın elçisini kabul etmekte zorlanan, bir beşeri Allah, elçi olarak mı gönderdi diyerek kabullenmek istemeyenlerin, görmek istedikleri peygamberin ne gibi güçlere, özelliklere sahip olmasını bekledikleri üzerinde, sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Önce ayetleri yazalım, daha sonrada üzerinde birlikte düşünelim.
 
İsra suresi 91–92–93–94: Onlar, “Sen” dediler, “Bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça, sana asla inanmayacağız.” “Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; öyle ki içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın.” “Yahut iddia ettiğin gibi üzerimize gökten, parçalar yağdırmalısın veya Allah'ı ve melekleri gözümüzün önüne getirmelisin.” “Ya da altından bir evin olmalı VEYA GÖĞE ÇIKMALISIN. BİZE, OKUYACAĞIMIZ BİR KİTAP İNDİRMEDİĞİN SÜRECE, GÖĞE ÇIKTIĞINA DA ASLA İNANMAYIZ.” DE Kİ: “RABBİMİ TENZİH EDERİM. BEN, SADECE BEŞER BİR PEYGAMBERİM.” Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların buna inanmalarını sırf, “Allah, peygamber olarak bir beşer mi gönderdi?” demeleri engellemiştir. ( Bayraktar Bayraklı meali)
 
Bu ayetleri okuduğunuzda, günümüzde yaşadığımız bazı yanlış inançlar geldi aklınıza değil mi? İnsanların görmek istedikleri elçi, bir insanın yapabileceklerinin, sahip olabilecek güçlerin üzerinde dikkat ettiyseniz. Peygamberimizden, öyle şeyler bekliyorlar ki, bir beşer olarak istediklerini yapması mümkün değil. İstenilenler ancak, Allah ın yerine getirebileceği mucizeler. 
 
Dikkat ettiyseniz, Allah ın elçisini kabul edebilmeleri için, onun gökyüzüne çıkmasını, bizzat kendisinin oradan Allah tarafından gönderilen kitabı, kendisinin getirmesini özelikle bekliyorlar. Bunu yapamadığın takdirde, senin Allah ın elçisi olduğuna inanmayız diyorlar. 
 
Peki, Allah ın elçisi, o güzel örnek peygamberimizin, nasıl bir cevap vermesini istiyor Rabbimiz ve deki onlara diye ne diyor? Ben söylediklerinizi asla yapamam anlamında, Rabbimi tenzih ederim, yani bu noksansız ve büyük sıfatlar ve sonsuz güçler Allah a mahsustur. Ben böyle güçlere sahip değilim, sizler gibi beşerim, bu söylediklerinizi asla yapamam diyor. Bunları söyledikten sonrada, aslında üzerinde düşünmemiz gereken, cahiliye toplumunun yaptığı yanlışı, bizlerinde bugün yaptığı bir konuya dikkat çekiyor ve bakın ne diyor peygamberimiz. 
 
“Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların buna inanmalarını sırf, “Allah, peygamber olarak bir beşer mi gönderdi?” demeleri engellemiştir.”
 
Demek ki cahiliye toplumu, Allah katından elçi olarak, kendi aralarından bir beşeri değil, üstün güçlerle donatılmış bir melek bekliyorlarmış. Onun içinde istedikleri vasıfları sayıyorlar. Peygamberimizde, bu düşünceye kapıldıkları için, birçok insan kâfir oldular ve bana inanmadılar diyor. Aynı konuda Kur’an, birçok kez hâlbuki uyarmış ve bakın ne demişti.
 
Ankebut 50: Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “MUCİZELER ANCAK ALLAH KATINDADIR ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” (Diyanet meali)
 
Rad 7: İnkâr edenler, “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. SEN ANCAK BİR UYARICISIN. Her kavim için de bir yol gösteren vardır. (Diyanet meali)
 
İsra suresinde geçen ayetleri şimdide, günümüz İslam toplumuna, bizlerin inançlarımıza uyarlayalım isterseniz. Biz Müslümanların, acaba o gün bu sözleri, Allah ın elçisine söyleyenlerden bizim farkımız var mı? İman etmek istemeyenler, üstün vasıflarda, bir insanın yapamayacağı vasıflarda bir elçi isteyenler, ne yazık ki bugünde aynı zihniyeti taşımaktadır. Allah sizlerin arasından, sizlerden farkı olmayan bir beşer gönderdim dediği halde, bizler adeta bu gerçeği kabul etmek istemeyerek, peygamberimizi üstün vasıflarla donatmadık mı? Hatta bu yanlışlarını yüzlerine vuranlara, NE YANİ PEYGAMBERİMİZ POSTACIMIYDI, diye cevap vermiyorlar mı? Bu durumda sormak isterim, peygamberimiz HÂŞÂ, dinde Allah ın ortağımıydı? 
 
Sen olmasaydın, kâinatı yaratmazdım, bu âlemi senin için yarattım diye inanan bir toplum, acaba Allah ın elçisi peygamberimizi, sizce hangi konuma, makama, mertebeye getirmiş olabilir? Hıristiyanların, Hz. İsa yı Allah ın oğlu demesinden, sizce daha üstün ve güçlü bir vasıf değil mi? Hatırlayınız lütfen, geçmiş tarihte, peygamberimizin resmini yaptılar diye ortalığı ayağa kaldırmışlardı. Filmlerde bile yüzünü kimseye benzetip bir sanatçıya oynatmayız. Ama Hz. Âdem, Hz. İbrahim, Hz, Musa ve Hz. İsa peygamberlerimizin, neden resmedilmesine ve filmlerde bir kişinin rol almasına, yüzünün gösterilmesine izin veriyoruz ve kızmıyoruz? Bizler peygamberimizi sevdiğimiz kadar, diğer peygamberleri sevmiyor muyuz, yoksa başka bir nedeni mi var? Bu davranış sizce, içimizdeki peygamber anlayışının, cahiliye dönemi insanlarından hiç farklı olmadığını göstermiyor mu?
 
Bugün bizler, Allah ın elçisini, Kur’an da asla bahsetmemesine ve yazdığımız ayetlerde de, özellikle bahsederek, Allah ın elçisinin benim gökyüzüne çıkmam mümkün değil anlamında, ben bir beşerim bunları yapamam, BENDEN BU VASIFLARI BEKLEMEYİN DEMESİ, NE YAZIK Kİ BİZLERİ HİÇ UYARMAMIŞ. Çünkü bizler Allah ın elçisini, miraçla gökyüzüne çıkmış ve bizzat Yaradan ile yüz yüze müşerref olmuş konumuna getiriyoruz. Hâlbuki bu konuda Kur’an da, Musa peygamberimizin kıssası olmasına, Allah ın beni göremezsiniz demesine rağmen, bizler tüm bu yanlış bilgilere inanmakta, sakınca görmüyoruz. 
 
BİZLER NE YAZIK Kİ, CAHİLİYE TOPLUMUNUN YANLIŞLARINI TEKRAR EDİYORUZ VE DİKKATİMİZİ ALLAH IN BİZLERE, REHBER OLSUN DİYE GÖNDERDİĞİ NURA ÇEVİRMEK, ONU REHBER EDİNMEK, ONU ANLAMAYA ÇALIŞMAK YERİNE, NEFSİMİZİN ESİRİ OLUP, RİVAYET VE MASALLARLA KENDİMİZİ AVUTUYORUZ. HAYALİMİZDE, BİR BEŞERİN ULAŞAMAYACAĞI YETKİ VE GÜÇLERLE PEYGAMBERİMİZİ DONATIYORUZ. 
 
Hatırlayınız örnek verdiğim ayette peygamberimizden, bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça, senin Allah ın elçisi olduğuna inanmayız demişlerdi. Ama peygamberimizin tüm bu ve buna benzer güçlere sahip olmadığını söylediği halde, günümüzde toplumu batıla sürükleyen din tacirleri, dini tek ellerinde tutanlar, peygamberimizi olağan üstü güçlere sahip bir kişi olarak göstermek adına, bakın neler söylemiş ve anlatmışlardır. Sizce bu söylenenler doğru olabilir mi?
 
“Zevra ismi verilen bir yerde, üç yüz kişi kadar, Allah Resulü ile beraber bulunuyorduk. İkindi namazı için abdest almamızı emretti, fakat su bulamadık. Yalnız az bir parça su bulmamızı emretti; bulup getirdik. Mübarek ellerini içine batırdı. Gördüm ki, parmaklarından çeşme gibi su akıyor. Sonra, orada bulunan üç yüz kişinin tamamı gelip o sudan hem abdest aldılar, hem de su ihtiyaçlarını giderdiler.” (Buhari ve Müslim kaynaklarında geçmektedir.)
 
Anlatacak ve söyleyecek çok şeyler var. Ama bizler düşünmeyi ve Kur’an ı anlayarak okumayı terk ettiğimiz için, bizlerin rehberi ne yazık ki rivayetler ve sanı bilgiler olmuş. TABİ TÜM BU ANLATILAN RİVAYETLER, MASALLAR NEFSİMİZİN HOŞUNA GİDİYOR. AMA BU YANLIŞ BİLGİLER, KUR’AN I VE PEYGAMBERİMİZİ BİZLERİN DOĞRU ANLAMASINA, TANIMASINA ENGEL OLUYOR. 
 
Allah ın elçisi, bizler gibi bir beşerdi. Ama Allah ın güvenine mazhar olmuş, bizler için örnek bir insandı. Gelin Kur’an ı doğru anlayabilmek için, rivayetlerin etkisinden kendimizi kurtaralım. Daha sonrada, Kur’an ı bir öğrenci misali anlayarak ve üzerinde düşünerek okuyalım, hayatımıza geçirelim. Bakın her şeyin nasıl çok daha farklı olduğunu, o zaman göreceksiniz. 
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
 


Sayfa Kategorisi: KUR'AN DAN AYETLER.