ALLAH'IN DİNİ İSLAM’I YAŞARKEN, ONUN HÜKMÜNE RESULÜNÜ ORTAK ETMEYE ÇALIŞANLARA.
Bu makalemde yine bir yazıma cevap veren bir kardeşimizin, bana verdiği cevap üzerinde sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Allah’ın dini İslam’ı Kur’an merkezli yaşamadığımızda, ipin ucunun nerelere gideceğini, inanın hiçbirimiz anlayamaz ve bu işin sonunun ATEŞTEN BATAKLIK olacağını, lütfen unutmayalım. Makaleme başlamadan önce şunu hatırlatmak isterim, EN ÇOK İNSAN KENDİSİNİ ALDATIRMIŞ. Çok ilginç değil mi. Bakın bilim adamları bunu nasıl açıklıyor. “İnsanın kendi kendini kandırması/aldatması derin edebi eserlerde ve felsefede en çok işlenen temalardan biridir. Bu durum, yüzleşmekten kaçtığımız gerçekleri görmezden gelme veya nefsimize yenik düşme anlarını vurgular.” Makalemin konusuna dönelim, bakın arkadaşımız bana nasıl bir cevap vermiş. Verdiği cevap mezheplerin öğretisi olan, geleneksel İslam inancını çok güzel anlatıyor.
“İSLAM'I SADECE KUR'AN'DAN İBARET GÖRÜP, SÜNNETİ 'RİVAYET' DİYEREK DIŞLAMANIZ, İSLAM'IN YAŞAYAN GELENEĞİNİ VE PEYGAMBERİMİZİN (SAV) VAHİYDEKİ KONUMUNU YOK SAYAN PARÇACI BİR YAKLAŞIMDIR.”
Arkadaşımız, İslam’ı sadece Kur’an’dan ibaret görüp diyerek, İslam dininin yalnız Kur’an’dan ibaret olmadığını, özellikle ilk cümlesinde söylüyor. Eğer İslam dini yalnız Kur’an’dan ibaret değilse, onun yanında farklı kaynaklarda varsa bunu Allah, bizleri sorumlu tutacağına hükmettiği Kur’an’da mutlaka söylemiş olması gerekir ve Resulümde benim vermediğim hükümleri verebilir demesi gerekir. Bu konuya Kur’an’dan bakmadan önce, bana verdiği cevaba bakalım, acaba arkadaşımız başka hangi kaynaklardan bahsediyor. Evet ben İslam’ın sadece Kur’an olduğunu söylüyorum ama bu benim düşüncem asla değil, Allah’ın Kur’an’dan emri. Allah'ın emri olmayan herhangi bir şeyi, sanki dinin emriymiş gibi gösteren, Allah'a şirk koşuyor demektir. Kur’an’a ısrarla gözlerimizi kapatıp rivayetlere açarsak, elbette Allah’ta O gözlerimize perde indirir, gerçekleri asla göremeyiz.
Kur’an dışı, mezheplerin geleneksel İslam’ını yaşarken başvurdukları ve Resule ait oldukları iddia ettikleri RİVAYET hadisleri ben, mutlaka Kur’an ile sorgulayıp onayını alıyorsa öyle kabul etmeliyiz dediğimde, arkadaşımız benim, SÜNNETİ RİVAYET DİYEREK DIŞLADIĞIMI SÖYLÜYOR. Bu dışlamayı ben yapmıyorum, Kur’an’da Allah yapıyor ve emin olmadığın sözlerin/hadislerin ardı sıra sakın gitmeyin, hesabını sorarım diyor. Önce şunu hatırlatmak isterim, Allah’ın Resulüne ait olduğu iddia edilen hadislerin tamamı, Resulün zamanında kayda alınmayan, onun vefatından yaklaşık 200-250 yıl sonra, dinin mezheplere bölünmesiyle, insanların birbirine aktarıp akıllarında kalanların, o devirde yazıya geçirdikleri sözler/hadislerdir ve hepsi ikici üçüncü şahıslardan nakledildiği için, BİR RİVAYETE GÖRE DİYE BAŞLAR, ÇÜNKÜ DOĞRULUĞUNDAN HİÇ KİMSE EMİN OLAMAZ. Hadisleri nakledenler, sorumluluktan korktukları için bir rivayete göre, yani SÖYLENTİYE göre diye başlamak zorunda kalmışlardır. İlginç olan dört halife devrinden günümüze nakledilen, hiçbir hadis bulamazsınız, hatta onun zamanında Resulün adını kullanarak hadis nakletmenin, yasak olduğuna dair rivayet hadisler vardır, ilginç değil mi? Eğer bizler için gerekli olsaydı, sizce Allah’ın Resulü Kur’an ayetlerini yazdırırken, onları da yazdırıp bunlarda önemlidir ve ayetleri açıklar, hatta ayetleri nasıl hayatınıza geçireceğiniz konusunda detay verir demez miydi? Öyle olsaydı Allah, Kur’an’ı ben koruyorum derken, Resulümün sizlere ulaşan rivayet hadislerini de ben koruyorum derdi ki, asla böyle bir bilgi Kur’an’da yoktur.
Arkadaşımız Resulün rivayet hadislerini RESULÜN SÜNNETİ olarak kabul ediyor. Geleneksel İslam bunu şu anlamda anlıyor. Hz. Muhammed'in sözleri, fiilleri ve onayladığı davranışların bütünüdür. Çok ilginçtir Kur’an’da SÜNNET kelimesi birçok kez geçer ve anlamı, sünnetullah yani ALLAH’IN SÜNNETİ, ALLAH’IN KANUNLARI DİYE GEÇER. Sizce Allah'ın Resulü Allah'ın sünnetine, yani kanunlarına ilave etmiş olabilir mi? Böyle birşey yapamayacağını Allah, onlarca ayetinde bizlere bildiriyor. Küçük bir örnek; “ÖTEDEN BERİ UYGULANAN ALLAH'IN SÜNNETİ BUDUR. ALLAH'IN SÜNNETİNDE, KESİNLİKLE BİR DEĞİŞME BULAMAZSIN." (Fetih 23.) Rabbimiz Allah’ın sünnetinde, kanunlarında asla bir değişme yoktur diyorsa, Allah’ın sünnetine, Resulünü ortak eder mi? Sizce Allah, Resulüm sünnetime ilave edebilir mi diyor, bir başka ayetinde? Kesinlikle hayır tam tersine, BEN HÜKMÜME HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEM DİYOR. Demek ki bizler, bu konuda çok dikkatli olmalı ve Resulünü Allah'ın hüküm ortağı yapmamalıyız. Çünkü Resulün adı kullanılarak günümüze ulaşan hadislerin tamamı, emin olamayacağımız, doğruluğu konusunda delilimizin olmadığı rivayet sanı bilgilerdir. Neden inanmamız mümkün değil, onu da Kur’an’da Rabbimiz söylüyor.
İsra 36: HAKKINDA, KESİN BİLGİ SAHİBİ OLMADIĞIN ŞEYİN PEŞİNE DÜŞME. ÇÜNKÜ KULAK, GÖZ VE KALP, BUNLARIN HEPSİ ONDAN SORUMLUDUR. (Diyanet meali)
Değerli dostlarım, bu konuya özellikle tekrar dönmek istiyorum. Sizlere sormak isterim, Allah’ın Resulüne ait olduğu iddia edilen hadislerin, doğruluğundan siz emin olabilir misini? Hadisler yazıya, Resulün vefatından yaklaşık 250 yıl sonra kayda alındığı rivayet ediliyor ve günümüzden 1400 yıl önce Allah’ın Resulünün, bu sözleri/hadisleri bu şekliyle söylediğine hangimiz, içimiz rahat emin olabiliriz? Hiçbirimiz emin olamayacağı gibi, ALLAH BU YOLLA İSLAM’I YAŞAMAMIZI YASAKLIYOR, HATTA HESABI SORARIM DİYOR. İsteyen Allah’ın uyarısını dinler, isteyen mezheplerinin öğretisini. İlginç olan Allah’ın, dinde sakın bölünmeyin diye uyarısını görmezden gelip, dinde bölünmekte zenginlik bereket vardır deyip, her mezhebin doğru ya da yanlış kabul ettiği hadislere inanmalarıdır. İlginç olan her mezhep, kabul ettiği rivayet hadisi doğru kabul ediyor. Evet ben, Allah’ın Resulüne ait olduğu iddia edilen her hadise inanmam. Sorumlu olduğum Kur’an’a bakarım onay veriyorsa, O SÖZÜ RESUL SÖYLEMİŞ OLABİLİR DERİM, onay vermiyorsa asla böyle bir sözü, Resul söylememiştir diyerek kabul etmem. Daha doğrusu imanı asla riske atamam.
Arkadaşımız sözlerinin son cümlesinde, şunu söylüyor. “İSLAM'IN YAŞAYAN GELENEĞİNİ VE PEYGAMBERİMİZİN (SAV) VAHİYDEKİ KONUMUNU YOK SAYAN PARÇACI BİR YAKLAŞIMDIR.” Kur’an aynı yanlışı Kitap ehlinin de yaptığını, atalarının batıl inancını, Allah’ın dini diye yaşadıkları örneğini veriyor. Önce şunu hatırlatmak isterim, İslam GELENEKLERE GÖRE yaşanmaz, ALLAH’IN VAHYİ KUR’AN’A GÖRE YAŞANIR. Peki neden Kur’an’a göre yaşanır? Bakın bu konuda Allah bizleri, nereye yönlendiriyor. “ŞÜPHESİZ BU KUR’AN, SANA VE KAVMİNE BİR ÖĞÜT VE BİR ŞEREFTİR, ONDAN HESABA ÇEKİLECEKSİNİZ.” (ZUHRUF 44) “HEP BİRLİKTE ALLAH’IN İPİNE (KUR’AN’A) SIMSIKI SARILIN. PARÇALANIP BÖLÜNMEYİN.” (Ali İmran 103) Sizce Allah Kur’an’dan hesaba çekileceksiniz, Kur’an’ın ipine sarılın dedikten sonra, bizlerin hala yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz, Resulün sünneti, hadisleri de vardır deme şansımız var mı? Var diyenlere sözüm yok, onların işi Allah’a kalmıştır. Kur’an’da onlarca ayet vardır ki, Allah’ın Resulü ben sizi yalnız Kur’an ile uyarma görevi aldım diyor. İSLAM’I NE ARAP GELENEĞİNE GÖRE YAŞAYABİLİRİZ, NEDE KENDİ GELENEKLERİMİZE GÖRE YAŞAYABİLİRİZ. ALLAH’IN DİNİ İSLAM’I, ALLAH’IN VAHYİ KUR’AN’A GÖRE YAŞAMALIYIZ, BU ALLAH’IN EMRİDİR. Ne yazık ki Arap geleneğini bizler, günümüzde Allah’ın dini İslam diye yaşıyoruz. İslam tüm zamana insanlara hitap edecek şekilde gönderilmiştir, değiştirme ilave etme ya da eksiltme yetkisi hiç kimsede yoktur, bunu Allah Kur’an’da söylüyor.
Arkadaşımız, RESULÜN VAHİYDEKİ KONUMUNU, YOK SAYAN PARÇACI BİR YAKLAŞIMDIR demiş. Sizce Allah Resulüne, vahiydeki konumu konusunda nasıl bir görev, yetki vermiştir? Çok üzgünüm ama bu ayetleri hatırlattığımda, yine görmezden duymazdan gelip şunu söyleyecekler. “NE YANİ ALLAH RESULÜNÜ, POSTACI DİYEMİ GÖNDERDİ?” İsteyen istediğini söylemeye devam edebilir, Allah şahittir ben yaşadığım sürece yalnız, HAK OLAN KUR’AN’I DİN KARDEŞLERİME HATIRLATMAYA DEVAM EDECEĞİM. Allah’ın Resulünü, kendisinin hiç haberi bile olmadan, Allah’ın hükmüne ortak edenler, mahşer günü onun şahitliğinde, inanın saklanacak yer arayacaklardır. Çünkü Resulünün Kur’an’a göre asla söylemesi mümkün olmayan öyle sözleri, O söylemiş gibi inanıyorlar ki, BU AÇIKÇA RESULE İFTİRADIR. Bakın Rabbimiz Resulünün vahiydeki konumu konusunda, bizlere nasıl bilgiler veriyor. İsteyen iman ettim der hayatına geçirir, isteyen beğenmez atalarının inancını yaşamaya devam eder. İmtihan işte böyle bir şey.
“BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM.” (Ahkaf 9)
“RESULE DÜŞEN, APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18)
“BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ.” (Kehf 56)
“SENİN RUHUNU ALSAK DA SENİN GÖREVİN SADECE, TEBLİĞ ETMEKTİR. HESAP GÖRMEK İSE BİZE AİTTİR.” (Rad 40)
Allah’ın Resulünün, vahiydeki apaçık konumunu, yetkisini gördünüz mü? Bu ve benzeri onlarca ayeti görmezden gelip, diğer ayetlerde geçen bazı kelimelere farklı anlamlar verip, bakın bu ayette Allah Resulüne, Allah’ın vermediği hükümleri de verme yetkisi veriyor diyerek, atalarının inancını yaşayabilmek için, KUR’AN’DA ELLERİYLE ÇELİŞKİ YARATANLARI ALLAH, MAHŞER GÜNÜ HEM KÖR HEMDE SAĞIR OLARAK HAŞRECEĞİNİ BİLDİRİYOR, HATIRLATIRIM. Müslümana düşen, din kardeşini yalnız Kur’an ile uyarmak, Allah’ın vahyini hatırlatmaktır. Allah cümlemizin yardımcısı olsun.
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
http://www.hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
https://hakyolkuran1.blogspot.com/