KUR'AN A DAVET

 

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
KUR'AN NEDEN ARAPÇA İNDİRİLMİŞTİR. ZUHRUF 2-3, FUSSİLET 44. AYETLER.
Bizler İslam ı yaşarken, gelenek ve mezheplerin beşeri fıkıh inancının o kadar etkisinde kalıyoruz ki, Allah ın ayetlerini bile görmezden gelebiliyoruz. İslam dininde, ruhban sınıfının olmadığını söyleyen Kur’an a inat, bizler kendi ellerimizle yarattığımız ruhban sınıfının, kurallarına göre yaşıyoruz İslam ı. Çünkü bu kişiler Kur’an ile bizlerin aramıza girip, Kur’an gerçeklerini bizlerden gizlediler. 
 
Allah Kur’an ı, elçisine tebliğ görevini verdikten sonra, çok dikkat çekici uyarılarda bulunmuştur. Rad suresin 40. ayetinde “SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. HESAP GÖRMEK İSE BİZE AİTTİR” Der. Daha da dikkat çekici olanı ise,  Müddesir 11. ayetinde Allah elçisine seslenerek bakın ne diyor. “BENİ, YARATTIĞIM KİŞİYLE BAŞ BAŞA BIRAK.” Ne dersiniz, Allah ın bu uyarılarından dersler aldık mı? Yoksa Allah, elçisinin bile kuluyla arasında olamayacağını ve Allah bizzat kuluyla yani bizlerin bizzat Kur'an ile baş başa kalmamız gerektiğimizi anlatıyorsa bizlere, acaba bu gerçeği hayatımıza geçirebildik mi, anlayabildik mi, YOKSA ALLAH İLE ARAMIZA, ŞEFAATÇİLER, VELİLER Mİ SOKTUK?
 
Arapçayı kutsal bir dil ilan edip, Allah böyle bir bilgi vermediği halde, cennet lisanının bile Arapça olduğunu söyleyenleyerek, Arapçayı kutsallaştırdılar. ALLAH IN MESAJLARINI, UYARILARINI ANLADIĞIMIZ DİLDEN OKUMAMIZI ENGELLEDİLER. Kur’an ın başka dillere tam olarak çevrilemeyeceğini kelimelerin, ayetlerin çok daha farklı anlamalara geldiğini söyleyerek, bu toplumu korkuttular, tedirgin ettiler. Hâlbuki Allah, Kur’an ın neden Arapça indirildiğini açıklamış ve bizleri bilgilendirmişti. İlginç olan ise Kur'an ı açıkladığını söyledikleri hadislerde Arapçaydı ama Kur'an için söylediklerini, hadisler için söylemediler ve topluma bunlardan yani hadislerden şüphe duymayın, sizleri en doğruya iletecektir, Kur'an ı açıklayacak ve anlatacaktır dediler. Allah ın kitabını şüpheli hale getirenler, beşerin rivayetlerine ise bu saygısızlığı yapmamaları, sizce düşündürücü değil mi? Her nedense hiç düşünmedik, Allah kullarının anlayacağı şekilde göndermemiş mi Kur'an ı da, beşer Haşa bu eksikliği sanki tamamlarcasına toplumu bilgilendirmiş, Kur'an ı açıklamış diyenlere inandık.  Bakın Allah ayetinde, bu konuda bizlere anlatılanları yalanlayarak, ne kadar açık ve akılcı bilgiler veriyor, Kur’an ın neden Arapça indirildiğine dair.
 
Zuhruf 2–3: Apaçık Kitab’a andolsun ki, İYİCE ANLAYASINIZ DİYE biz, onu Arapça bir Kur’an yaptık. (Diyanet meali)
 
Fussilet 44: Eğer biz bu Kur'ân'ı yabancı bir dilde indirseydik, onlar kesinlikle, “Âyetlerinin açıklanması gerekmez miydi? Bir Arap'a yabancı bir dille söylenir mi?” diyeceklerdi. De ki: “O, inananlar için bir yol gösterici ve gönüllerine şifadır. Kâfirlerin kulaklarında ağırlık vardır ve KUR'ÂN ONLARA KAPALIDIR; sanki onlara uzak bir yerden sesleniliyor.” (Bayraktar Bayraklı meali)
 
Demek ki Kur'an ın Arapça indirilmesinin amacı, Arap toplumunun kendi dilinde indirilerek, tebliğin ulaşması ve anlaşılması amacıyla Arapça inbdirilmiş. Zaten daha önce indirilen kitaplarda, o günkü toplumun diliyle indirilnmişti. Buradan da şunu anlıyoruz, her Müslüman Allah ın Tebliğini alabilmesi için, kendi diliyle Kur'an ı okumalıdır. Allah ayetinde Kur’an ın, apaçık kolaylaştırılmış yani anlaşılan bir kitap olduğunu söylemesine rağmen, Kur’an ı herkesin anlayamayacağını, her bilginin Kur’an da detaylı olmadığını bizlere söylemediler mi? KUR’AN I ANLAYARAK VE DÜŞÜNEREK OKUYAN BİR MÜSLÜMAN ASLA KANDIRILAMAZ, ALDATILAMAZ. Onun için Allah ayetleri önce okuyun ve anlayın, sonrada üzerinde düşünün emrini vermiştir.
 
Ayetleri anlamadan okutan, siz Arapçadan anlamasanız da okuyun, Allah sevap yazar zihniyetini topluma yerleştiren ruhban anlayışı, bizlerin ayetleri anlayıp üzerinde düşünmemizi de engellemişlerdir. İlginçtir Kur'an meali hakkında şüpheler yaratanlar, ayetleri kendileri tercüme ettiklerinde, hiç şüphe duyulmadan doğru anlattıklarını söyleyenler, Allah ın ayetleri ile oynayarak anlamlarını, batıl inançlarına uydurarak değiştirenlerdir. Lütfen bu tuzağa düşmeyelim ve Kur'an ı birçok farklı mealden/tercümeden okuyalım. Allah iyi niyetle gerçeklerin peşlinde olanın, GÖNÜL GÖZÜNÜ AÇAR, GERÇEKLERLE BULUŞMASINI SAĞLARIM DİYOR. Kur'an ın Arapça indirilmesi konusuna tekrar değinmek istiyorum. Allah bakın Arap toplumuna, neden Arapça Kur'an ı indirdiğini söylüyor. “İYİCE ANLAYASINIZ DİYE ARAPÇA İNDİRDİK.” Yani Araplara, kendi dillerinden indirdik ki anlasınlar diyor Rabbimiz. Din tacirlerinin tuzağına düşen bizler, bu gerçeklerle buluşamadığımız sürece, Kur’an ı anlamamız da asla mümkün olmayacaktır. Allah anlamını bilmeden, üzerinde düşünmeden okuyacağımız bir bilginin, bizlere fayda sağlayamayacağını çok iyi biliyor. Onun içinde lütfen özellikle her zaman, KUR’AN I MUTLAKA ANLAYARAK VE DÜŞÜNEREK BOLCA OKUYALIM. 
 
Devamındaki Fussilet 44. ayet, konuya çok güzel açıklama getiriyor ve bakın ne diyor. EĞER KUR’AN I ARAP TOPLUMUNA, BAŞKA DİLDE GÖNDERMİŞ OLSAYDIK, AYETLER AÇIKLANMASI GEREKMEZ MİYDİ, BİZLERİN ANLAYACAĞI DİLDE GÖNDERMENİZ GEREKMEZ MİYDİ, BİR ARABA YABANCI DİLDE KİTAP MI İNDİRİLİR, DERDİNİZ DİYOR. Çok doğru değil mi? Araplara Türkçe bir Kur’an indirildiğini düşünün, bu durumda ne yapmaları gerekirdi? Tüm toplum şaşırır kalırdı, ALLAH IN TEBLİĞİNİ DE ALAMAZLARDI? Hem Arap peygamber göndereceksin, hem de farklı dilde Kur’an ı indireceksin. Bakın böyle olsa, nasıl mantıksız olurdu değil mi? 
 
Eğer mantıksız olduğunu kabul ediyorsanız, bizlerinde anlamadığımız dilden, yani Arapça Kur’an ı okumamızın gerekli olduğunu söyleyemezsinizKUR’AN ALLAH IN KULLARINA MESAJIDIR, TEBLİĞİDİR. Bu tebliğin her dile çevrilemeyeceğini, çok farklı anlamlara geleceğini söylemek, Allah a saygısızlıktır, iftiradır. Kendimizi kandırmaktır. Allah yemin ederek, bu kitabı anlayabilmemiz için kolaylaştırdığını söyleyecek, daha sonrada her dile tam olarak çevrilemeyen bir mesaj, uyarı gönderip, tüm kullarını bundan sorumlu mu tutacak? Lütfen aklımızı başımıza toplayalım, kendimize gelelim. Bunun hesabını veremeyiz. 
 
Fussilet 44. ayette dikkat ederseniz Kur’an ın KÂFİRLERE kapalı olduğunu, onların anlayamayacağını söylüyor. Peki, burada bahsedilen kâfirler sözünden kimleri anlamalıyız? Yalnız Kur’an ı inkâr edip, İslam ı kabul etmeyenlerimi anlamalıyız. Kesinlikle hayır. Allah Maide 44. Ayetinde Bakın Ne Diyor. "ALLAH’IN İNDİRDİĞİ İLE HÜKMETMEYENLER, KÂFİRLERİN TA KENDİLERİDİR."  Araf 37. ayette de, Allah hükmetmediği halde, BUNLARDA ALLAH KATINDANDIR DİYEREK, ALLAH A İFTİRA EDENLERİN, Allah yasakladığı halde, Allah dan başka yardım istedikleri, veli ve şefaatçi edindikleri kişilerin, mahşer günü hani şefaatçileriniz, yardımcılarınız dendiğinde, hiç kimseyi yanlarında bulamayacakları ve BU KİŞİLERİN KAFİR OLDUĞU ÖRNEĞİNİ VERİYOR. Yani ben Müslüman’ım diyen, ama İslam ın, Kur’an ın gereklerini tam olarak yerine getirmeyenler bunlar. YANİ İMAN ETTİĞİNİ SÖYLEDİKLERİ HALDE,  İNANTLA BATILI DİN DİYE YAŞAYANLARIN, GÖZLERİNE PERDE ÇEKERİM, KULAK VE KALPLERİNİ MÜHÜRLERİM DİYOR ALLAH. İşte böyle kişilere Allah Kur’an ı kapattığını, Kur'an ı anlayamayacaklarını bildiriyor.
 
Allah birçok ayetinde, ayetleri bizlerin düşünmesini emrediyorsa, önce ayeti anladığımız dilden okumalıyız ki, daha sonra ayetler üzerinde düşünüp öğütler alabilelim. Hatırlatırım bizlerin yerine başkaları değil, bizzat bizler ayetler üzerinde düşüneceğiz. İMTİHANIN GEREĞİDE BU DEĞİL Mİ ZATEN. Hatırlatırım Allah, kulunun gücü nispetinde sorumlu tutacağını bildiriyor.  Bunun tersini söyleyenler, Allah ın gerçeklerinin üstünü örtenlerdir. Daha da kötüsü bunu kabul ettiğimizde, bizim yerimize bir başkalarının düşünerek, bizleri din adına yönetmesine izin vermiş oluruz, bu gerçeğin lütfen farkında olalım. Bu yanlış düşüncelere uyan-inanan insanlar düşünemediği, Kur’an ın sınırlarını aştıkları içinde, KÂFİRLERİN SAFINDA OLMAKTAN, asla kurtulamazlar. 
 
Rivayetlerin etkisinden kendisini kurtaramayıp, Kur’an gerçeklerine kulaklarını kapatanlar, gönül gözleriyle asla gerçekleri göremezler. ALLAH BÖYLE İNSANLARA, TEKRAR HATIRLATMAK İSTİYORUM, KUR’AN IN KAPALI OLDUĞUNU SÖYLÜYOR. Allah cümlemizi, batılın ve hurafenin etkisinde kalmayan, kulakları ve gönlü mühürlenmemiş, gözleri perdelenmemiş, Kur'an ı anlayarak ve düşünerek okuyup, Allah ın nuruyla buluşan kulları arasında olabilmek dileklerimle.
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK