KUR'AN A DAVET

 

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
Gıybet Ve İftiradan Sakınmak. Hucurat 12, İsra 36, Nur 15,16.Ayetler.

Bizler öyle bir yaşam sürüyoruz ki adeta nefislerimizin, duygularımızın esiri olmuşuz. İşimize gelen bir haberi bilgiyi hiç araştırmadan, sormadan kabul ediyor ve yakın dostlarımıza da bu haberi yaymakta bir sakınca görmüyoruz. Duyduğumuz ama doğruluğuna şahit olmadığımız, emin olamadığımız sözleri çevremize hiç çekinmeden anlatmamız sizce doğrumu? Ya bizlerin emin olamadığı ama çevremize doğruymuş gibi anlattığımız sözler yalan ve iftiraysa, bu durumda bizlerin durumu ne olacak? Sanırım böyle bir korkumuz yok. ÇÜNKÜ KUR’AN İLE BAĞIMIZ YOK DA ONDAN. 

Bizler eğer Kur’an'a iman ettiğimizi söyleyen Müslümanlardansak, şahit olmadığımız bir sözü asla bir başkasına kesin doğruymuş gibi anlatamayız. Hele hele bizler, karşımızdaki bir insanın imanı konusunda bu kişi dinsiz, günahkâr şeklinde bir sözü hiç kimseye söyleyemeyiz. Gıybet, dedikodu ölmüş bir kardeşinizin etini yemekle örneklendirilmişse Kur’an'da, lütfen birilerinin baskı ve etkisiyle, emin olmadığımız kişilerin hakkında yorumlar yapmayalım, arkasından konuşmayalım. Allah bu konuda bizleri bakın nasıl uyarıyor.

Hucurat 12: EY İMAN EDENLER! ZANDAN ÇOK SAKININIZ. ÇÜNKÜ ZANNIN BİR KISMI GÜNAHTIR. BİRBİRİNİZİN AYIPLARINI ARAŞTIRMAYINIZ. BİRBİRİNİZİN ARKASINDAN GIYBET ETMEYİNİZ. SİZDEN BİRİ, ÖLÜ KARDEŞİNİN ETİNİ YEMEKTEN HOŞLANIR MI? İŞTE BAKIN, BUNDAN TİKSİNDİNİZ. ALLAH'A SAYGI DUYUNUZ. ŞÜPHESİZ ALLAH TÖVBELERİ KABUL EDENDİR; MERHAMET SAHİBİDİR. (Bayraktar Bayraklı meali)

İsra 36: HAKKINDA KESİN BİLGİ SAHİBİ OLMADIĞIN ŞEYİN PEŞİNE DÜŞME. ÇÜNKÜ KULAK, GÖZ VE KALP, BUNLARIN HEPSİ ONDAN SORUMLUDUR. (Diyanet meali)

Bizler eğer Kur’an'a iman ettiğimizi söylüyorsak, Allah'ın bu uyarılarına özenle uymalıyız ve bizlere anlatılan, bizzat şahit olmadığımız bilgileri, sanki doğruymuş gibi inanıp, bir başka kişiye asla anlatmamalı bu haberi topluma yaymamalıyız. Eğer bilgi yanlış ise, bunun günahını kat kat artırarak yükleneceğimizi de unutmamalıyız. Doğru bile olsa, insanları yargılamak bize düşmez. Her kul yaptıklarının karşılığını Allah'tan alacaktır. Hüküm veren, cezalandıran, affeden ya da mükâfatlandıran Allah ise, lütfen nefislerimizde Allah'ın yetkisini kendimizde görüp, insanların inançları ya da yaptıkları hakkında hükümler vermeyelim, hata ederiz. Allah Kur’an'da bu konuların üzerinde çok duruyor. Çünkü toplumların birbirine düşmesi, insanların haksız yere toplumda cezalandırılması, acı çekmesi bu yanlışları yapmamızdan kaynaklanıyor. Yine Kur’an gıybet, iftira konusunda, bakın bizlerin dikkatini bir başka ayette nasıl çekiyor.

Nur suresi 15–16: ÇÜNKÜ SİZ BU İFTİRAYI, DİLDEN DİLE BİRBİRİNİZE AKTARIYOR, HAKKINDA BİLGİ SAHİBİ OLMADIĞINIZ ŞEYİ AĞIZLARINIZDA GEVELEYİP DURUYORSUNUZ. BUNUN ÖNEMSİZ OLDUĞUNU SANIYORSUNUZ. HÂLBUKİ BU, ALLAH KATINDA ÇOK BÜYÜK (BİR SUÇ) TUR. ONU DUYDUĞUNUZDA: "BUNU KONUŞUP YAYMAMIZ BİZE YAKIŞMAZ. HÂŞÂ! BU, ÇOK BÜYÜK BİR İFTİRADIR" DEMELİ DEĞİL MİYDİNİZ? (Diyanet vakfı meali)

Ayette dikkat çekilen ve uyarılan konu, HAKKINDA EMİN OLMADIĞIMIZ BİR BİLGİYİ, SANKİ ŞAHİT OLMUŞUZ GİBİ KABUL EDİP, BİRDE BU BİLGİYİ ÇEVREMİZE YAYMAMIZIN YANLIŞLIĞINDAN BAHSEDİLİYOR. Hatırlatmak isterim, bu bilgi doğruda olabilir yanlışta olabilir. Allah'ın uyardığı konu, bu habere bizlerin bizzat şahit olup olmadığımız konusuna dikkat çekiliyor. Bazı arkadaşlarımız şöyle düşünerek, emin olmasa da haberi çevresine doğuymuş gibi yayabiliyor. “BEN İNANIYORUM Kİ, O SÖZÜ BU KİŞİ SÖYLEMİŞTİR YADA YAPMIŞTIR.”

Bu düşünce ve davranış nefsidir, duygusaldır, bizleri mutlaka yanlışa götürür. ŞEYTANIN YAPMAYA ÇALIŞTIĞI BUDUR. ARAYA FİTNE VE FESAT SOKMAK, ŞÜPHE UYANDIRMAK. Allah Kur’an'da bizleri uyarırken, sevmediğiniz, hatta düşman olduğunuz kişilere bile adaletli davranın der. Eğer tüm bu uyarıları görmezden geliyor ve anlatılan, emin olmadığımız sözleri duygularımızla harmanlayıp topluma anlatıyorsak, bizler Allah'ın doğru yolundan gitmiyoruz demektir. Nur suresi 15 ve 16. ayetler, aslında günümüzde bizlerin yaptığı çok büyük yanlışlarımıza dikkat çekiyor ama nefislerimizin baskısı, bu uyarıları görmemizi engelliyor. Bizler hangi konuda olursa olsun, emin olamadığımız herhangi bir bilgiyi çevremize anlatıyorsak, bu bilginin yalan ve iftira olma ihtimalini, asla göz ardı etmeyelim. Bu durumda emin değilsek, bu riski neden göze alalım? Neden başkalarının fitne, fesat düşüncelerine hizmet edelim. Çünkü Kur’an, emin olmadığın bilgiyi topluma yaymanın, Allah katında çok büyük bir günah olduğunu söylüyor. ÇOK ÜZGÜNÜM AMA FARKINDA OLMADAN İNANCIMIZI BİLE, BU YOLLA BİZLERE ULAŞMIŞ RİVAYETLER IŞIĞINDA YAŞAMIYOR UYUZ? 

Ayette Allah, doğruluğundan emin olmadığımız bir bilgi bizlere geldiğinde, nasıl davranmamız gerektiğini  bizlere örnek vererek anlatıyor ve bakın ne diyor. ”BUNU KONUŞUP YAYMAMIZ BİZE YAKIŞMAZ. HÂŞÂ! BU, ÇOK BÜYÜK BİR İFTİRADIR, DEMELİ DEĞİL MİYDİNİZ?” Ne yazık ki bizler, kendimizi Kur’an ile eğitemediğimiz için, kendisinden nefret ettiğimiz ya da ettirildiğimiz kişiler hakkında, anlatılan kötü sözlere inanmakta hiçbir sakınca görmüyoruz. AMA AYNI YANLIŞ KENDİMİZE YAPILDIĞINDA, SİZCE TAVRIMIZ NASIL OLUYOR? Birisi size dinsiz dese, ya da söylemediğiniz bir sözü söylediğini iddia etse, iftira atsa ne dersiniz? Bu kişiyi, iddia ettiği sözü söylemediğinize ikna etseniz ve bu kişi size, bana öyle söylediler ama dese, bu yalan bilginin bu yolla topluma yayılmasına nasıl engel olursunuz? Bu yanlışı nasıl düzeltirsiniz? Düzeltmeniz mümkün değil. Onun için Allah, emin olmadığın bilginin ardına sakın düşmeyin uyarısını yapıyor. Lütfen duygularımıza değil, Allah'a kulak verelim. KENDİMİZE YAPILMASINI İSTEMEDİĞİMİZ HİÇBİR ŞEYİ, LÜTFEN BAŞKALARINA REVA GÖRMEYELİM. Yoksa aynı yanlışla bizlerinde karşılaşması, kaçınılmaz olacaktır.

Allah sakın kendinizi temize çıkartıp, karşınızdaki kişileri küçümseyerek tenkit etmeyin, suçlamayın diye uyardığı halde,  sanki bizler Allah'ın en doğru yolundaymışız gibi, karşımızdaki insanları dinsizlikle suçlayabiliyoruz. İlginçtir bunu yaparken, karşımızdaki insanda aynı peygambere ve aynı kitaba inanıyor olabiliyor.  Kur’an'a, Allah'a iman ettiğini söyleyen hiçbir insan, karşısındaki hiç kimse için bu insan kâfir, dinsiz, inkârcı deme yetkisine sahip değildir. Çünkü bunun değerlendirmesini yapacak olan yalnız Allah'tır. Dilerim Kur'an gerçekleri ile buluşup onun doğru yolunda giden, Allah'ın azınlık halis kulları arasında oluruz.

—YOLCA DAHA DOĞRU GİDENİN KİM OLDUĞUNU, RABBİNİZ DAHA İYİ BİLİR. (İsra 84)  

—ÇÜNKÜ O, ALLAH’A KARŞI GELMEKTEN SAKINANLARI EN İYİ BİLENDİR. (Necm 32)

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

 

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 



Sayfa Kategorisi: KUR'AN DAN AYETLER.