KUR'AN A DAVET

 

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
Kalem Suresi 29-30-31-32 Ve Devamındaki Ayetlerden, Alacağımız Kıssada

KALEM SURESİ 29-30-31-32 VE DEVAMINDAKİ AYETLERDEN, ALACAĞIMIZ KISSADAN HİSSE.
 

Bu makalemde sizlere, Kur’an'da Allah’ın geçmiş toplumların yaptığı çok önemli bir yanlışını bizlere örnek verip, aynı hataları yapmayalım diye dikkatimizi çektiği ve böylece ders almamızı istediği ayetleri hatırlatmak istiyorum. Geçmiş Kitap ehli Allah’ın indirdiği kitaptan öyle uzaklaşmışlar ki, atalarının inandığı ve elleriyle yazıp adeta kendilerini oyalayıp mutlu ettiği kitaplara nasıl yöneldiğini ve sonlarının ne olduğunun örneğini veriyor bizlere Allah. Bu örneklerin verilmesinin nedeni, BİZLERİNDE AYNI YANLIŞLARI YAPMAYALIM GERÇEĞİNİ ÜSTÜNE BASA BASA, TÜM AÇIKLIĞIYLA ANLATIYOR. Peki, bizler bu kıssalardan hisse alabiliyor muyuz? Yoksa bu ayetler bize değil KİTAP EHLİNE HİTAP EDİYOR diyerek, masal dinler gibi mi dinliyoruz. Rabbimizin, bizlerin hiç ders almadığı ve aynı yanlışları bizlerinde günümüzde yaptığı yanlışlara, bakın nasıl dikkat çekici örnek veriyor.

Kalem 29-30-31-32: ONLAR, “EY RABBİMİZ! SENİ NOKSAN SIFATLARDAN UZAK TUTARIZ. GERÇEKTEN BİZ, KENDİMİZE YAZIK ETTİK” DEDİLER. BİRBİRLERİNİ SUÇLAMAYA BAŞLADILAR. SONRA ŞÖYLE DEDİLER: “YAZIKLAR OLSUN BİZE, BİZ AZGIN KİMSELERİZ. BELKİ RABBİMİZ BİZE BUNDAN DAHA İYİSİNİ VERİR. BİZ DE ÜMİTLE O'NA YÖNELECEĞİZ.” (Bayraktar Bayraklı)

Bu ayetten alacağımız derse gelince. İnsanın hırs ve bencillik yüzünden elindekileri kaybettikten sonra, yaşadığı pişmanlığı anlatıyor. Bu ayetlerden çıkarılacak en temel kıssadan hisselere gelince: İnsan hata yapabilir veya günaha düşebilir, önemli olan hatasını görüp yanlıştan dönmektir. Felaket anlarında veya hatalardan sonra insanların suçu birbirine atması (birbirlerini suçlamaya başlamaları) ortak sorumluluğu ortadan kaldırmaz. ÖNEMLİ OLAN BAŞKASINI DEĞİL, ÖNCE KENDİ NEFSİNİ HESABA ÇEKMEKTİRNe kadar büyük bir kayıp yaşanırsa yaşansın "Yazıklar olsun bize", Allah'ın rahmetinden ümit kesilmemelidir. Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir" ifadesi, samimi bir tövbenin ardından gelen ümidi ve Allah’a olan tam teslimiyeti gösterir. Bu kıssanın bütününe bakıldığında, bahçe sahipleri yoksulların hakkını vermemek için erkenden mahsulü toplamaya gitmiş ve cezalandırılmışlardır. DOLAYISIYLA EN BÜYÜK HİSSELERDEN BİRİ DE, NİMETİN ŞÜKRÜNÜN ONU İHTİYAÇ SAHİPLERİYLE PAYLAŞMAK OLDUĞUDUR. Bencillik ve hırs, eldeki nimetin de yok olmasına sebep olur.

Bu ayette yakınan ve Allah’tan özür dilemeye çalışanlar, Allah’a iman etmeyenler değil tam tersine kendilerine kitap indirilenler, ama vahyin değil nefislerinin duygularının etkisinde oldukları anlaşılıyor. Kalem 29. Ayetin öncesine baktığımızda, ayetlerde anlatılan kıssada, babalarının ölümünden sonra zengin bir bahçeyi devralan ve yoksulların hakkını vermemek için, sabah erkenden gizlice hasat yapmaya karar veren, YANİ ZENGİNLİKLERİNİ GİZLEMEYE ÇALIŞAN, hırslı kardeşlerin hikâyesi anlatılıyor. Ancak onlar daha bahçeye varmadan Allah, bir afetle bahçeyi küle çeviriyor. Kardeşler bahçeyi görünce önce şaşırıyor, ardından hatayı birbirlerinde arayıp, en sonunda pişman olup tövbe ediyorlar. “İÇLERİNDEN AKLI BAŞINDA OLAN BİRİ ŞÖYLE DEDİ: “BEN SİZE, ‘ALLAH’IN YÜCELİĞİNİ DİLE GETİRMELİSİNİZ’ DEMEMİŞ MİYDİM?” Diyerek, toplumların aslında yaptığı en büyük hatanın, VAHYE İNANDIKLARI HALDE, VAHYİN DIŞINA ÇIKIP HİÇ DUYMAMIŞ GİBİ YAŞAYIP, NEFİSLERİNİN NASIL ESİRİ OLDUKLARINI GÖSTERİYOR.

Bahçe sahipleri, ya da malı mülkü olan servetin kendilerine, Allah tarafından imtihan için verildiğini unuttukları özellikle vurgulanıyor. Bu dünyada bizlere verilen mal ve mülk geçicidir asıl sahibi Allah'tır. MUHTAÇLARDAN MAL KAÇIRMAK, PAYLAŞMAMAK ELDEKİ NİMETİN DE TAMAMEN YOK OLMASINA SEBEP OLUR GERÇEĞİNİ ALLAH, VERDİĞİ ÖRNEKLE ÇOK GÜZEL ANLATIYOR. İnsan ne kadar kusursuz plan yaparsa yapsın, Allah'ın takdiri her şeyin üzerindedir. Bahçe sahipleri felaketi görünce önce birbirlerini suçlamaya başladılar. Birbirlerini suçlamayı bırakıp "BİZ AZGIN KİMSELERİZ, KENDİMİZE YAZIK ETTİK" diyerek kendi hatalarını itiraf ettiklerinde, KURTULUŞ KAPISI ARALANMIŞTIR. Alacağımız bir başka derse gelince; DÜNYA MALI KAYBEDİLSE BİLE, AHİRETİ KURTARMAK İÇİN HÂLÂ FIRSAT VAR DEMEKTİR. Şimdide bu ayetlerin devamına bakalım.

Kalem 33-34-35: İŞTE, AZAP BÖYLEDİR. ÂHİRET AZABI, ELBETTE DAHA BÜYÜKTÜR. KEŞKE BİLSELERDİ! ŞÜPHESİZ TAKVÂ SAHİPLERİ İÇİN DE NİMET CENNETLERİ VARDIR. ÖYLE YA, ALLAH'A TESLİM OLANLARLA SUÇLULARI BİR TUTAR MIYIZ HİÇ? (Bayraktar Bayraklı)

Allah bu ayetlerinde yine biz kullarını uyarıyor ve bakın nasıl dersler veriyor. Dünyevi cezalar ve mahrumiyetler ne kadar ağır görünürse görünsün, hepsi geçicidir ve dünya hayatıyla sınırlıdır. Ahiret azabı dünyadaki her türlü acıdan ve cezadan kıyaslanamayacak kadar büyüktür, şiddetlidir ve süreklidir. İnsanın asıl korkması ve önlem alması gereken yer ahiret hayatıdır. Allah’ın emirlerine saygı gösteren, günahlardan sakınan (takva sahibi) kişilerin varacağı yer nimetlerle dolu cennetlerdir. GERÇEK VE KALICI BAŞARIYA ANCAK, SORUMLULUK BİLİNCİYLE ULAŞILIR. Allah katında iyilik yapanla kötülük yapan, itaat edenle isyan eden asla bir tutulmayacağı vurgulanıyor. Herkes bu dünyadaki tercihlerinin ve amellerinin karşılığını ahirette tam olarak alacağını müjdeliyor. Sizce sorumluluk bilincini nereden ve nasıl edinebiliriz? Sorumlu olduğumuz Kur’an’dan mı, yoksa edindiğimiz VELİ, GAVS dedikleri kişilerden, yada Resule ait olduğu iddia edilen rivayet hadislerden mi? SORUMLUK BİLİNCİ YALNIZ, ALLAH’IN İPİ KUR’AN’A SARILARAK, ÖĞRENİLECEĞİNİ ALLAH BİZZAT BİZLERE BİLDİRİYOR VE BU ÖRNEKLERİ BOŞUNA VERMİYOR. Ne yazık ki bu bilinci İslam toplumu olarak edinemedik, çünkü hala Allah’ın vahyi Kur’an ile buluşamadık ta ondan. Devamındaki ayetlere bakalım şimdide.  

Kalem 36-37-38-39: SİZE NE OLUYOR? NE BİÇİM HÜKÜM VERİYORSUNUZ? YOKSA SİZE AİT BİR KİTAP VAR DA, BEĞENDİĞİNİZ HER ŞEYİN SİZİN İÇİN OLACAĞINI, ONDA MI OKUYORSUNUZ? YOKSA “NE HÜKMEDERSENİZ MUTLAKA SİZİNDİR” DİYE, SİZİN LEHİNİZE OLARAK TARAFIMIZDAN VERİLMİŞ, KIYAMET GÜNÜNE KADAR GEÇERLİ, KESİN SÖZLER Mİ VAR? (Bayraktar Bayraklı)

Allah, Kendisine teslim olanlarla yani Müslümanlarla, günahkâr ve asileri asla bir tutmayacağını bildiriyor. İyilik yapanla kötülük yapanın aynı muameleyi göreceğini düşünmek, ilahi adalet ilkelerine tamamen aykırıdır. Ayetteki "YOKSA SİZE AİT BİR KİTAP VAR DA... ONDAN MI OKUYORSUNUZ?" ifadesi, dini iddiaların mutlaka ilahi bir kaynağa yani Allah’ın VAHYİNE dayanması gerektiğini apaçık belirtiyor. Ne dersiniz biz Müslümanlar, din adına konuşurken ya da birbirimize İslam dinini anlatırken, delilimiz kanıtımız yalnız Allah’ın vahyi Kur’an mı oluyor, yoksa emin olamayacağımız rivayetler olmasaydı Kur’an kapalı kalır anlaşılamazdı diyerek, Kur’an’ı yeterli görmeyip Mekkeli müşrikler gibi atalarımızın inancını, vahyin önüne mi geçiyoruz, ne dersiniz? 

Ayetten alaçağımız çok öneli derslerden biriside insan, KENDİ ARZU VE İSTEKLERİNİ ATALARININ İNANCINI DİNLEŞTİREMEZ. KEYFİ BEŞERİ RİVAYET KURALLAR KOYARAK, "BANA BİR ŞEY OLMAZ" MANTIĞIYLA HAREKET EDEMEZ. Sanırım bu satırları okuduğunuzda, Allah’ın Resulünün şefaatiyle, mahşer günü günahlarımızdan arınacağımıza ve cennete gideceğimize inanan, milyonlarca Müslüman vardır. Hristiyanlarda aynı mantıkla cehenneme gitmeyeceklerine, Hz. İsa’nın onların yerine azap çektiğine inanıyorlar. Allah bu ve benzeri yanlışları sakın yapmayın diye bizleri uyarıyor. İnsanın sadece canının öyle istemesi veya kendini haklı görmesi, onu ahirette kurtarmaya yetmez. İnanç ve ahlak dünyamızı kendi nefislerimizin isteğine göre değil, SOMUT HAK OLAN KUR’AN GERÇEKLERİ VE ONUN KOYDUĞU HÜKÜMLER ÜZERİNE İNŞA ETMELİYİZ. Onun kaynağı da, sorumlu olduğumuz YALNIZ KUR’AN’DIR. Hiç kimsenin elinde Allah'tan alınmış özel bir garanti, imtiyaz veya sözleşme yoktur. Dünyadaki makam, servet veya soy, ahirette otomatik bir imtiyaz sağlamaz. Kurtuluş ancak iman ve ihlaslı amellerle yani batıldan ve hurafeden uzak YALNIZ ALLAH’IN İPİNE SARILMAKLA MÜMKÜNDÜR.

Makaleme son vermeden önce birkaç cümleyle özetlemek isterim. Bu ayetler bizleri özeleştiri yapmaya, iddialarımızı ALLAH KATINDA GEÇERLİ BİLGİ VE BELGEYE DAYANDIRMAYA ve Allah'ın huzurunda kibirli değil, mütevazı bir kul olmaya davet etmektedir. Dilerim Kur’an gerçeklerinin farkında olan, Allah’ın azınlık halis kulları arasında oluruz. 


Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/



Sayfa Kategorisi: KUR'AN DAN AYETLER.
 
Yorum Yaz
Ad-Soyad:
E-Mail :
Mesaj:
En fazla 500 karakter. 500 karakter kaldı.
Güvenlik:
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı.