Bir makale yayınlamıştım konusu, KUR’AN'MI TEMEL BELİRLEYİCİDİR, HADİSLER Mİ? Aslında Kur’an'ı anlayarak ve biraz dikkatle Kur’an'ı okuyan bir Müslüman, bu sorunun cevabını hemen verir ve elbette dini konularda temel belirleyici yalnız Kur’an'dır, çünkü Allah SİZLERİ KUR'AN'DAN HESABA ÇEKECEĞİM HÜKMÜNÜ VERİYOR. İslam'ı yaşarken, Kur’an eğer anlaşılması zor, açıklanmamış her bilginin olmadığı ve herkesin anlayamayacağı bir kitap ilan edilmişse, zaten böyle insanlara Kur’an'dan bahsetmenin, onlara Kur’an dinde temel belirleyicidir demenin de bir faydası asla olmayacaktır. Makaleme benim yaşlarımda, yani yaşını almış bir kardeşimiz, bakın nasıl bir cevap vermiş. Bu cevaplar, bizlerin İslam'ı nasıl anladığımızı ve nasıl yanlış yaşadığımıza çok güzel örnekler.
“ET TIRNAK GİBİDİR, BİRİ BİRİNİ TAMAMLAYAN BİR VÜCUT GİBİDİR. Birini hafife almak iman’ı tehlikeye sokar. Eğer birileri birbirinden ayrıştırmaya kalkışırsa, kesinlikle fitnecilik çıkarmaya çalışıyor demektir. ÇÜNKÜ YÜCE DİNÎMİZ ÖYLE ÖNÜNE GELENİN YORUM YAPACAĞI BİR ŞEY DEGİL. 1400 yıldan beri çerçevesi çizilmiş. Büyük Âlimler ulamalar günümüze kadar gelmesine vesile olmuşlar.”
Kısaca bu sözleri değerlendirmek gerekirse; Kur'an, doğrudan Allah’ın kelamı yani sözleridir. Bilgisi ve lafzı sonsuz, kusursuz ve eksiksiz bir mutlak otoriteye dayanır. HADİSLER İNSAN AKLININ, TECRÜBESİNİN, DUYGULARININ VEYA SINIRLI BİLGİSİNİN ÜRÜNÜDÜR. NE KADAR EDEBİ, BİLİMSEL VEYA FELSEFİ AÇIDAN GÜÇLÜ OLURLARSA OLSUNLAR, İNSAN ACZİYETİNİ VE HATAYA AÇIKLIĞI BARINDIRIRLAR. KUR'AN'IN HÜKÜMLERİ VE REHBERLİĞİ EVRENSELDİR; TÜM ZAMANLARA VE MEKÂNLARA HİTAP EDER. Zamanın geçmesiyle eskimez veya geçerliliğini yitirmez. Beşeri Kitaplar yazıldığı dönemin şartlarından, yazarın ideolojisinden, kültüründen ve dönemsel bilimsel algılardan doğrudan etkilenir. Zamanla güncelliğini kaybedebilir ya da yeni keşiflerle geçerliliğini yitirebilir. Kur'an'ı Kerim, indirilmesinden itibaren değişmeden, ilahi koruma altında günümüze kadar ulaşmıştır. BEŞERİ KİTAPLAR İNSANLAR TARAFINDAN HER AN TAHRİF EDİLEBİLİR, DEĞİŞTİRİLEBİLİR, ÜZERİNDE EKLEME VEYA ÇIKARMA YAPILABİLİR. Bu gerçekleri gözardı ediyorsak, mutlaka inancımız etki ve baskı altında demektir. Bu durumda kendimize gelip, lütfen inancımızı Kur'an ile sorgulayalım.
Önce şunu hatırlatmak isterim, günümüze kadar korunarak gelen yalnız Kur’an'dır ve onu Allah ben koruyorum diyor, büyük alim ulema dediğimiz kişiler değil. Rivayet ve sanı bilgiler ise asla koruma altında değildir, onun içindir ki Allah, emin olmadığın bilginin ardına düşmeyin diye bizleri uyarıyor. Arkadaşımızın verdiği cevap ile Kur’an ayetlerini karşılaştırmak gerekirse, bu sözlerin Kur’an'a şirk koşmak olduğu hemen anlaşılacaktır. Arkadaşımız Kur’an ve Allah'ın Resulüne ait olduğu iddia edilen, ama doğruluğundan asla emin olamayacağımız rivayet edilen hadislerin İslam dininde KUR'AN İLE BİRLİKTE, ET VE TIRNAK GİBİ OLDUĞUNU, hiç korkmadan söyleyebiliyor. Gerçeklerin farkında olsaydı, bu kardeşimiz asla bu sözleri söylemezdi. Çünkü Allah ne diyordu tekrar edelim. Yalnız Kur’an'ın ipine sarılın, Kur'an'dan hesaba çekileceksiniz, haydi Kur’an'ın bir benzerini getirin bakalım diyerek bizleri Allah, yalnız Kur’an'a yönlendirmiyor muydu?
Adı üstünde rivayet, doğruluğundan emin olamayacağımız sözler, doğruda olabilir yanlışta. Bu bilgilerle nasıl Kur’an'ı bir tutarız da, Kur’an'ın ayrılmaz bir parçasıdır deriz, bu kadar mı Kur’an'ı terk ettik. HAŞA KUR’AN EKSİK Mİ DE, HADİSLER KUR’AN'I TAMAMLIYOR? Hatırlayınız lütfen Allah, biz kitapta hiç bir eksik bırakmadık diyordu. Ayrıca sormazlar mı insana, acaba hangi mezhebin doğru kabul ettiği hadisler Kur’an ile et ve tırnak gibi? Bakın bunu kabul ettiğimiz andan itibaren şüpheye düştük. Hatırlatmak isterim, Kur’an ile eş tutulan rivayet hadislerin hiç birisi, Allah'ın Resulü tarafından onun sağlığında kayda alınmış sözler değildir. Onun onayından da geçmiş değildir. Hatta dört halife devrinde de kayda alınmamıştır, çünkü Allah'ın Resulü, kendi sözlerini naklederken nasıl çarpıtılarak aktarıldığını görmüş ve kayda aldırdığı Kur’an dışından, hiçbir sözün din adına nakledilmesine izin vermemiştir. Onun içindir ki yıllar sonra hadis toplanmaya başlanmış, ama kişilerin kendi düşünceleri ile karıştırılarak nakledilmiştir. Arkadaşımız hadisleri kabul etmeyenlerin, dinde fitne çıkaranlar olduğunu, gönül rahatlığıyla söyleyebiliyor. Bu kardeşimizi tekrar uyarıyorum ve diyorum ki, LÜTFEN ALLAH'IN ZİKRİYLE, NURUYLA HİÇBİR BEŞERİ SÖZÜ/HADİSİ BİR TUTMAYIN, ONLARIN KUR’AN'I AÇIKLADIĞINI TAMAMLADIĞINI SÖYLEMEYİN, ONLARIN KUR'AN İLE ET VE TIRNAK GİBİ OLDUĞUNA İNANMAYIN. ALLAH'A VE KİTABINA ŞİRK KOŞMUŞ OLURSUNUZ. Allah bunu yapanları asla affetmem diyor.
Yine bir kardeşimiz, benim hadisler konusundaki titizliğimden memnun olmamış olsa gerek, yazıma şöyle cevap vermiş. “BU ADAM HER YAZISINDA PEYGAMBERİMİZİ VE HADİSLERİ DEĞERSİZLEŞTİRİYOR ELÇİ FOTOKOPİ MAKİNASI DEĞİLDİR, HADİSLE KUR'AN BİRBİRİNİ TAMAMLAR BU ADAMI OKUYUP TA ÇOK BEĞENEN ARKADAŞLAR, LÜTFEN YAZILARI İYİCE ANLAYIN YOKSA ALLAH'IN ÂLEMLERİ UĞRUNA YARATTIĞI EN DEĞERLİSİNİ GÜCENDİRMEYİN.”Allah şahittir ki bu adam dediği yani bendeniz, Allah'ın uyardığı gibi Kur’an süzgecinden geçmeyen hiçbir sözün, Allah'ın Resulü tarafından söylenmeyeceğini bildiğim için, titiz davranıyorum ve her söylenene inanmıyorum, yoksa Allah'ın elçisine iftira atanların safında olurum. Allah'ın elçisi elbette fotokopi makinası değildi, böyle bir benzetmeyi ona yapmaktan Rabbime sığınırım. Elbette Allah'ın Elçisi Allah'ın dinde hüküm ortağı da değildi, Allah'ın GÜVEN ELÇİSİYDİ. Allah hükmüme asla hiç kimseyi ortak etmem diyor. Allah'ın Elçisine verdiği yetki ve sorumluluk, çok açık Kur'an'da belirtilmiştir. Bizler ona asla ilaveler yaparak, nefsimizi aldatamayız. Hadisler Kur’an'ı tamamlar demek, Kur’an eksik demektir ki, bunun hesabını vermek çok zor, hatırlatmak isterim.
Arkadaşımız, dinimizin önüne gelenin yorum yapacağı bir şey değildir diyor. Bakın bu söz çok doğru. Yorum açık ve anlaşılmayan sözlere yapılır. Allah dinin anası, temeli olan ayetleri muhkem yani apaçık anlaşılır olarak gönderdiğini, nice örneklerle izah ettiğini açıkladığını birçok ayetinde söylüyor. Bu kardeşimize hemen soralım. Madem Allah'ın ayetlerine her önüne gelen yorum yapamaz, bahsettiğiniz o büyük âlim dediğiniz kişilerin, günümüze rivayet yollarla gelen sözlerinin, bizzat onlara ait olduğuna ve doğruluğuna emin misiniz? Ya da, doğruluğuna kanıtınız var mıdır? Ya doğru değilse, imanınızın hesabını mahşer günü verebilecek misiniz? Güvendiğiniz kişiler sizi kurtaracak mı? HATIRLATIRIM ALLAH, SAKIN VELİLER EDİNİP ARDIRA GİTMEYİN, GÜVENİLECEK VELİNİZ YALNIZ BENİM DİYOR KUR’AN'DA. YOKSA ARAMIZDA ALLAH'A, ONUN KİTABINA GÜVENMEYENLER Mİ VAR?
Çok üzücü ama bu ne yazık ki bir gerçek. Bizler farkında olmadan, Allah'ın kitabına güvenmiyoruz. Çünkü Allah Kur’an'ı anlayasınız ve hiç kimseye muhtaç olmayasınız diye sizlere nice örneklerle biz açıkladık. Kur’an'ı açıklamak bize düşer, biz kitapta hiçbir eksik bırakmadık, yemin olsun ki Kur’an'ı anlayasınız diye kolaylaştırdık dediği halde onlarca ayetinde, bizler tam tersine neler söylüyorduk hatırlayalım. Kur’an özet bilgiler verir, Peygamberimizin hadisleri Kur’an'ı açıklar. Kur’an'ı herkes anlayamaz onu veli insanlar anlar. Hadisler olmasaydı Kur’an kapalı kalırdı demiyor muyuz? Bu sözler ve düşünceler, Allah'a ve kitabına yapılabilecek en büyük saygısızlıktır. Bunu yapanlara Allah, kâfir oldular diyor Kur'an'da hatırlatırım. Eğer Kur’an özet bilgi verseydi, açık ve detaylı olmasaydı, bizleri Allah nasıl olurda Kur’an'dan sizleri sorumlu tutuyorum derdi, bunu da mı düşünemiyoruz? Bu kadar mı gözlerimiz perdeli, gönüller taş kesmiş. Bana cevap yazan kardeşimiz, bir başka cevabında şöyle diyor.
“YÜCE KUR'ÂN'I KERİM, EŞİTTİR HADİS, yüce RABBİM'İZ Kur'ân'ı keriminde benim peygamberim kendiliğinden bir şey konuşmaz diyor. Hal böyle iken birileri hadisi Şerifleri hafife alıyorsa, aklı sıra Kur'ân'ı kerimi belirleyici diye hadisi Şerifleri hafife alıyorsa, kesinlikle art niyetlidir. Hiç kimse yüce Kur'ân'ı kerimin belirleyici olduğundan şüphesi yok. Burada Kur'ân'ı kerimi kullanarak hadisi yok saymak veya hafife almak, insanları hadissiz bir din istismarcılığına sürükler. Bu çok önemli ve çok tehlikeli.”
Eğer bir Müslüman hiçbir ayrım yapmadan, Kur’an'ı kerim eşittik hadislerdir diyorsa, O kişiyi Allah affetsin diyeceğim ama buda pek mümkün görünmüyor. Bu sözler Kur’an'a şirk koşmaktır, bu kardeşimizi tekrar Kur’an ile uyarıyorum. Allah'ın elçisi ÜMMİYDİ yani daha önce dini konularda hiçbir bilgisi yoktu. Arkadaşımız, Peygamber kendiliğinden konuşmaz diyor, elbette kendiliğinden konuşmaz, ne konuştuysa Allah'ın sözlerini bizlere iletti, yani Kur’an ile konuştu, bunun açıklaması Kur’an'da var. Allah'ın elçisi, ne öğrendiyse Kur’an'dan öğrendi ve konuştukları her söz Kur’an'ın emrettiği sözlerdi. Elbette Allah'ın Resulüne atfedilen sözler Kur’an'ın onayladığı sözlerse, alalım faydalanalım. Ama Kur’an'ın hükmetmediği bir şeyi, kendisine zorla iftira atarak söyletmeye çalışanlar varsa, lütfen onlara inanmayalım. Çünkü şirk koşmanın yanında, Allah'ın elçisine de iftira etmiş oluruz.
Bana cevap veren ve İslam'ı Allah'ın kitabı ile rivayet edilen hadisleri eş tutan arkadaşımız, kendi sitesinde şöyle bir yazı paylaşmış dikkatimi çekti. Konumuzla aslında ilgili olduğu için paylaşmak istiyorum, “KADINA ŞİDDETİ EVİNİN ÖNÜNE POLİS KOYARAK DEĞİL, EVİN İÇİNE İSLAM'I KOYARAK KÖKTEN ÇÖZEBİLİRİZ.” Eğer bizler İslam'ı Allah'ın kitabına göre değil de rivayet edilen Allah'ın elçisine iftira niteliğinde olan hadislerle yaşarsak, kadın zaten özgür birey olamaz ve erkek kadına hükmeden, onun emrinden çıkamayan bir köle niteliğinde olur. BUDA ZATEN İSLAM DİNİ DEĞİL, KENDİ ELLERİMİZLE YARATTIĞIMIZ RİVAYETLERİN DİNİ OLUR. Lütfen bu konuda rivayet edilen sözleri/hadisleri araştırın, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Kadına bu zulmü, baskıyı yaparsan elbette kadının evde sesi çıkmaz. Allah'ın elçisi kadınlarımıza şu sözleri söylemiş olabilir mi? Bu iftiraya nasıl inanırız?
“Eğer bir kimsenin bir kimseye secde etmesini emretseydim, erkeklerin kadınlar üzerinde olan haklarından dolayı kadınların erkeklere secde etmelerini emrederdim. (Tirmizi, Rada; Ebu Davud, Nikâh; Ahmed b. Hanbel, Müsned; İbn Mace, Nikâh)
“Kocanın vücudu irin ile kaplı dahi olsa ve karısı onu yalayarak temizlese, yine de kocasının hakkını ödemiş olmaz.”(İbni Hacer El Heytemi; Ahmed b. Hanbel, Müsned)
“Çok lanet ediyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Aklı başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen, AKLI VE DİNİ EKSİK BAŞKA BİR VARLIK GÖRMEDİM.” (Müslim, İman; İbn Mace, Fiten)
“Ey kadınlar topluluğu! Sadaka veriniz ve çok istiğfar ediniz. ÇÜNKÜ BEN, CEHENNEM HALKININ ÇOĞUNUN SİZLER OLDUĞUNU GÖRDÜM.” (Müslim, İman; İbn Mace, Fite)
İslam dininin tek kaynağı Kur’an'dır, bunu söyleyen Allah. Eğer din adına başka kaynaklara inanırsanız yukarıda örneklerini verdiğim, asla Allah'ın Resulünün söylemesi mümkün olmayan sözlere inanıp, kadınlarımıza haksızlık etmiş oluruz. Lütfen çok değil biraz düşünün. Allah sizleri Kur’an'dan hesaba çekeceğim, Kur’an'ın ipine sarılın sakın emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin hesabını sorarım, velilerin ardına düşmeyin, güvenilecek veliniz yalnız benim dedikten sonra, ALLAH BİZLERİ KUR’AN'DAN BAŞKA, ARKADAŞIMIZIN SÖYLEDİĞİ GİBİ, ALLAH'IN RESULÜNE ATFEN SÖYLENEN, HADİSLERDEN/SÖZLERDEN DE SORUMLU TUTARMI? Tutacağını söyleyenler, ALLAH'IN ADALETİNİ SINAYANLAR VE ALLAH'A GÜVENMEYENLERDİR. Değerli din kardeşlerim lütfen uyanalım artık. Kur'an gerçeklerini Kur’an'dan öğrenelim ve bizleri Allah ile nasıl aldatıyorlar farkına varalım. Yazacağım ayetler sizce Allah'ın dini, Kur’an ve Kur’an dışından rivayet edilen hadislerle mi yaşanır, yoksa kanun koyan yargılayan hüküm veren yalnız Allah mıdır? Karar sizin, imtihan sizin imtihanınız.
ALLAH HÜKMÜNE HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEZ. (Kehf 26)
Araf 174: Hakka dönsünler diye İŞTE AYETLERİ BÖYLECE AYRI AYRI AÇIKLIYORUZ. (Diyanet meali)
Zuhruf 44: Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ONDAN HESABA ÇEKİLECEKSİNİZ. (Diyanet meali)
Araf 203: Onlara bir ayet getirmediğin zaman, “SEN BİR TANE DERLESEYDİN YA!” DERLER. De ki: “BEN ANCAK RABBİM TARAFINDAN BANA VAHYOLUNANA UYARIM. Bu kitap, Rabbinizden gelen göz açıcı belgeler olup, inanmış bir topluma rehber ve rahmettir.” (Bayraktar Bayraklı)
Ali İmran 78: Onlardan bir grup var ki, KİTAPTA OLMAYAN BİR ŞEYİ SİZ KİTAPTAN SANASINIZ DİYE, DİLLERİYLE KİTABI ÇARPITIRLAR ve Allah'tan olmadığı halde, “Bu, Allah katındandır!” derler, böylece bile bile ALLAH HAKKINDA YALANLAR UYDURURLAR. (Bayraktar Bayraklı)
Enam 116: Yeryüzünde bulunanların ÇOĞUNA UYACAK OLURSAN, SENİ ALLAH'IN YOLUNDAN SAPTIRIRLAR. ONLAR ZANDAN BAŞKA BİR ŞEYE TÂBİ OLMAZ, yalandan başka söz de söylemezler. (Diyanet vakfı meali)
Enbiya 10: Andolsun, SİZE ÖYLE BİR KİTAP İNDİRDİK Kİ SİZİN BÜTÜN ŞEREF VE ŞANINIZ ONDADIR. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız? (Diyanet meali)
Zuhruf 5: SİZ, HADDİ AŞAN KİMSELER OLDUNUZ DİYE, SİZİ KUR'AN'LA UYARMAKTAN VAZ MI GEÇELİM? (Diyanet vakfı meali)
RABBİNİZDEN SİZE İNDİRİLENE UYUN, O'NDAN BAŞKA VELİLERE UYMAYIN. NE AZ ÖĞÜT ALIYORSUNUZ? (Araf 3)
KARŞILARINDA OKUNUP DURAN BIR KITABI, SANA İNDİRMİŞ OLMAMIZ ONLARA YETMİYOR MU? (Ankebut 51)
O HALDE KUR'ÂN'DAN SONRA HANGİ SÖZE İNANACAKLAR? (Araf 185)
ALLAH'TAN VE O'NUN AYETLERİNDEN SONRA HANGİ SÖZE İNANACAKLAR? (Casiye 6)
RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. (Ankebut 18) Diyanet meali.
BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ. (Kehf 56) Diyanet vakfı meali
SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. (Rad 40) Diyanet meali.
BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM. (Ahkaf 9 ) Diyanet meali.
ÖMRÜMÜZ BİR SU MİSALİ AKIP GİDİYOR. HESAP GÜNÜ OKADAR YAKIN Kİ, AH BİR FARKINA VARABİLSEK. Dilerim batıl ve hurafenin etkisinde kalmadan, yalnız Allah'ın ipi Kur'an'a sarılan, Allah'ın azınlık halis kulları arasında oluruz.
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
http://www.hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
https://hakyolkuran1.blogspot.com/