Allah bu ve benzeri onlarca ayetinde kullarına diyor ki, YALNIZ BANA UYUCAKSINIZ, YALNIZ BENİM GÖNDERİĞİM KUR’AN'IN İPİNE SARILACAKSINIZ. Allah'ın Resulü yalnız Kur’an'a uyduysa, bizlerin de uyacağı çok açık değil mi? Bunlardan daha açık ayet mi olur, yalnız Allah bana yani benim kitabıma uyacaksınız emrini veriyor ve sizleri yalnız Kur’an'dan hesaba çekeceğim diyor. RESULÜME UYUN DERKEN ALLAH, ONUN TEBLİĞ ETTİĞİ KUR'AN'A UYUN EMRİNİ VERİYOR. Bu nasıl bir anlayış tarzıdır ki, sap ile samanı birbirine karıştırıyor ve kendimize adeta farkında olmadan, bir din yaratıyoruz.
Allah Resulüme uyun derken, farklı bir şeyden mi bahsediyor? Aslında onunda izahını Kur’an'da yapıyor ve Elçisine uymanın, kendisine uymak olduğunu, çünkü Elçisinin yalnız Kur’an'ı tebliğ etme görevi aldığını, O'nun dışına asla çıkamayacağını, hatta çıkmaya çalışırsa O'nun şah damarını keseriz uyarısını yaptığını bizlere bildiriyor. Ayrıca onun her anını da kontrol ettiğini, gerektiğinde uyardığını bizlere örnekleri ile bildiriyor Kur’an'da. Birçok ayette DEKİ ONLARA diye başlayan ayetler vardır. Konumuzla ilgili bir tanesini hatırlayalım. Enam 50. ayetinde Allah Elçisinin, bakın ne demesini istiyor. “BEN SİZE, ‘ALLAH'IN HAZİNELERİ BENİM YANIMDADIR DEMİYORUM. BEN GAYBI DA BİLMEM. SİZE ‘BEN BİR MELEĞİM' DE DEMİYORUM. BEN, SADECE BANA VAHYOLUNANA UYARIM.” Bakın özellikle Allah Elçisinin, yalnız Kur’an'a iman ettiğini, uyduğunu söylemesini istiyor. Bu durumda, bizlerinde yalnız Allah'a yani Allah'ın indirdiği Kur’an'a iman etmemiz, uymamız yönelmemiz gerekmez mi? Yine Ahkaf suresi 9. ayetinde de aynı şeyi tekrar ediyor ve ne diyordu? “BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM.” Bu örnekleri elbette çoğaltabiliriz. Çünkü Allah Elçisinin görev ve sorumluluklarını bizlere Kur’an'da anlatırken, çok net hükümlerini vermiş ve ne demişti. “SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40) “RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18) Allah Elçime uyun derken, Elçisinin tebliğini kolaylaştırmaya çalışıyor, yoksa kendi hükmüne ortak etmeye çalışmıyor. Ayrıca şunu da özellikle hatırlatmak isterim. Allah Resulüme uyun emrini, onun yaşadığı dönemde, Kur'an'ı tebliğinde kolaylık sağlamak için veriyor. Yoksa Resulüm vefat ettikten sonra, O'nun rivayet yoluyla sizlere ulaşan hadislerine/sözlerine de uyun asla demiyor.
Şimdide gelelim Allah'ın Resulüne, Nebinin bizler gibi yanlışlar yapıp yapmayacağı konusuna. Eğer Kur’an'ı batıl inançlarımızın etkisinden kurtulup, Nahl suresi 98. ayetin gereğini yerine getirip okumuş olsaydık, bunları asla söylemezdik ve Kur’an, Elçisinin de bizler gibi bir insan/beşer olduğunu, hatta bazen hata yapabileceğini ama Allah'ın kontrolünde olduğu için, hemen hatasını uyarılarak düzelttiği örneklerini Kur’an'dan görebiliriz. ELÇİLER BÜYÜK GÜNAHLARDAN SAKINDIKLARI VE TOPUMA YAŞANTISI İLE ÖRNEK OLDUKLARI İÇİN, ALLAH ONLARI GÜVEN ELÇİ OLARAK SEÇMİŞTİR. Yoksa hatasız ve günahsız insan yoktur.
Fussilet 6: De ki: “BEN DE ANCAK SİZİN GİBİ BİR İNSANIM. Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. ARTIK O’NA YÖNELİN VE O’NDAN BAĞIŞLANMA DİLEYİN. Allah’a ortak koşanların vay hâline!” (Diyanet meali)
Bu ayette yine Allah, özellikle DEKİ ONLARA diye başlayarak, bizzat kendisinin, bizler gibi bir insan olduğunu, sakın kitap Ehlinin yaptığı yanlışları yaparak, Elçilerimi ilahlaştırmayın, onları benim vermediğim yetkilerle donatmayın diye uyarıyor. Çok daha ilginci, bakın ayetin devamında ne diyor. “ARTIK O’NA YÖNELİN VE O’NDAN BAĞIŞLANMA DİLEYİN.” Yani Allah'a yani Kur'an'a yönelmemiz emrediliyor. Bunca açık ayetleri görmezden gelen bizler hala, ne yani Peygamberimiz postacımıydı, onunda dinde hükümler koyma yetkisi vardır demeye devam ediyoruz. Hâlbuki Allah, HÜKMÜME HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEM demiyor muydu? Allah Elçisine deki kullarıma diyor, yalnız Allah'a yönelin ve yalnız Allah'tan yadım/bağışlanma isteyin. Peki, bizler bu ayete iman eden Müslümanlar olarak, ayetin gereğini yerine getiriyor muyuz? Elbette hayır, bu ve benzeri yüzlerce ayetin üstünü, rivayet batıl inançlarımızı yaşayabilmek için örtüyoruz, görmezden geliyoruz ve Kitap Ehlinin Resulleri adeta ilahlaştırdığı hatayı yaparak, ŞEFAAT YA RESULALLAH demekten korkmuyoruz. Halbuki bağışlanmayı, affı yalnız Allah'tan dileyin demiyor muydu Allah? ALLAH'IN RESULÜ GÜNAHLARININ AFFI İÇİN YALNIZ ALLAH'A DUA EDİYORSA, BİZLER NASIL OLURDA RESULÜNDEN ŞEFAAT DİLERİZ, BUNUNU DA MI AKIL EDEMİYORUZ? (Muhammed 19) Rabbimiz Furkan 7. ayetinde müşriklerin hatalarına, nasıl bir örnek veriyordu hatırlayalım. “ŞUNU DA DEDİLER: “ BU NASIL ELÇİ? YİYOR, İÇİYOR, ÇARŞIDA PAZARDA DOLAŞIYOR.” Müşriklerin kafasında, işte böyle Resul algısı vardı. Gerçi günümüzde de farklı olmadığını görüyoruz.
Resullerde bizler gibi bir insandı ama Elbette onlar toplumda sevilen, örnek gösterilen en az hata yapan, büyük günahlardan sakınan, Allah'ın sevgili örnek kullarıydı. Onlar günahsızdı demek, Kur’an'dan habersiz olmakla aynıdır. Bizler hiç kimsenin günah yada sevap defterini tutmuyoruz, onun içinde yorum yapamayız. Kur’an'da özellikle Allah, Elçisinin yaptığı hataları Kur’an'a alıp, nasıl ikaz ettiği örneklerini verir. Örneğin Abese suresinin ilk dört ayetinde, Resulüne gelen bir ağma yani gönül gözü kör, inançsız kişiyi görmezden gelmesi ve ona zaman ayırmak istememesi, Allah tarafından bakın nasıl ikaz edilmiş. “NE BİLİRSİN, BELKİ DE O ARINACAK YAHUT ÖĞÜT ALACAK DA BU ÖĞÜT KENDİSİNE FAYDA VERECEK.” Yine Tevbe suresi 43. ayetinde Allah Elçisini bakın nasıl uyarıyor, ikaz ediyor. “ALLAH SENİ AFFETSİN, KİMİN ÖZÜ SÖZÜ DOĞRU OLDUĞU SENİN İÇİN İYİCE ORTAYA ÇIKMADAN VE KİMİN DE YALANCI OLDUĞUNU İYİCE ANLAMADAN ONLARA NE DİYE İZİN VERDİN?” Yine Tahrim suresinin 1. ayetinde Allah'ın Elçisi, eşleri arasında bir konuda çözüm bulmak adına, Allah'ın haram demediği bir konuya haram dediğinde, Allah'ın Elçisini uyarması ve benim haram demediğim bir şeye sen, nasıl haram dersin ikazı da, Elçilerinde hatasız insanlar olmadığını bizlere anlatan düşündürücü örneklerdir. TÜM BU ÖRNEKLERİN VERİLMESİNİN NEDENİ, BİZLERİN GEÇMİŞ TOPLUMLARIN YAPTIĞI YANLIŞLARI YAPMAMAMIZ ADINADIR.
Hatasız hiç kimse yoktur. Çünkü Allah yarattığı kullarının özelliklerinden bahsederken Kur’an'da, TARTIŞMAYA MEYİLLİDİR DER. ACELECİ TABİATTA YARATILMIŞTIR diyerek, insanın bir başka özelliğinden bahseder. Yine bir başka özelliğinden bahsederken de, ZAYIF YARATILMIŞTIR diyerek, nefsinin etkisinde kalabileceği vurgusunu yapar. Bu özelliklere sahip olan biz insanların, hata yapmaması mümkün değil. Peki, bu eksikliklerimizin üstesinden nasıl geleceğiz? İşte onunda yolunu gösteriyor Allah. İmtihanı gereği, yarattığı hiç bir kuluna, canlıya vermediği bir gücü veriyor. ÖZGÜR İRADE, AKIL, DÜŞÜNME GÜCÜ. Bu özelliklerini kullanan kulum, NEFSİNİN ETKİSİNDE KALMAYIP AKLINI KULLANDIĞINDA büyük hatalardan uzak, ez az hatayla yaşar diyor. Onun içindir ki Kur’an'da bahsettiği büyük günahlardan sakınırsanız, küçük günahlarınızı affederim diyor. İmtihanımızın da en önemli özelliği, Allah hangi kulum aklını kullanarak, onlara gönderdiğim rehber ile doğru yolunu bulacak, onun takibini yapıyor. İMTİHAN İŞTE BÖYLE BİR ŞEY. Özellikle tekrar etmek istiyorum, Allah Elçisine Muhammed suresi 19. ayetinde bakın ne diyor. Bu ayet sanırım tek başına, sorumuza cevap veriyor. “BİL Kİ ALLAH’TAN BAŞKA HİÇBİR İLÂH YOKTUR. HEM KENDİNİN, HEM DE İNANMIŞ ERKEK VE KADINLARIN GÜNAHLARININ BAĞIŞLANMASINI DİLE!”
Gelelim Allah'ın Elçisinin, Kur’an'da örnek gösterilmesine. Allah'ın Elçisi ÜMMİYDİ, yani kitap Ehline tabi değildi. Hatırlatmak isterim, günümüzde ÜMMİ kelimesine okuma yazma bilmeyen anlamı verilir ve gerçekler böylece gizlenmeye çalışılır. Bu bir iftiradır aldatmacadır. Allah'ın Elçisi Ümmi olmasına rağmen, herkes tarafından sevilen, sayılan, güvenilir, adaletli bir insandı. Allah'ın Elçisi sürekli doğrunun, gerçeklerin arayışında olup, batılın peşinden gitmektense, onlara hiçbir konuda tabi olmadan doğrunun arayışında olmanın, daha akılcı ve mantıklı olduğuna inanmıştı. Bizler için Allah'ın Elçisinin ÜMMİ oluşundan alacağımız çok önemli bir ders vardır, ama bu hiç gündeme bile getirilmez. Allah'ta Elçi olarak kitap Ehli arasından değil ama gerçeklerin arayışında olan bir kulunu, Elçi olarak ÜMMİLERİN içinden seçmiş ve onurlandırmıştır. Allah'ta bizlere Elçim sizler için güzel bir örnektir derken, bizlere şunu da tavsiye ediyor aslında. BENİM KULUM ADALETLİ, GÜVENİLİR, YARDIM SEVER OLMALIDIR. ASLA EMİN OLMADIĞI BİLGİLERİN, RİVAYETLERİN ARDINDAN GİTMEZ, BATILIN VE HURAFENİN TAKİPÇİSİ OLMAZ. YALNIZ ALLAH'IN DOĞRU YOLUNUN ARAYIŞINDA OLUR VE ONUN İPİNE SARILMAK İÇİN ÇABA HARCAR. İşte Allah Resulünü bizlere, onun için örnek gösteriyor.
Dilerim cümlemiz batıldan ve hurafeden uzak, yalnız Allah'ın ipine sarılan ve Resulünü örnek alan, Kur’an gerçekleri ile buluşabilmek adına çaba harcayan, Allah'ın azınlık halis azınlık kullarından oluruz.
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
https://kuranadavet1.wordpress.com/
https://twitter.com/KURANA_DAVET
http://www.hakyolkuran.com/
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/
https://hakyolkuran1.blogspot.com/