KUR'AN A DAVET

 

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
Yusuf 108. Ali İmran 193. Cin 20. Kasas 87. Nahl 125. Rad 36.


Bizler öyle bir İslam yarattık ki, Allah'ın dini İslam ile neredeyse hiçbir ilgisi kalmadı. Çünkü İslam toplumuna Kur’an, Allah'ın kullarına mesajını anladığı dilden okutmadılar ve Allah'ın önerdiği gibi ayetler üzerinde düşünmeleri engellendi. Böyle olunca da Allah'ın dini İslam diye, uydurulmuş bir dine hizmet ettiğimizin, inanın farkında bile değiliz. SİZCE BİZLER BU YANLIŞ İNANÇ ÜZERİNDE, ALLAH'IN HUZURUNA GİDERSEK SONUMUZ NE OLUR, HESABIMIZI VEREBİLİR MİYİZ? Karar ve yorumunu sizlere bırakıyorum. Bu makalemde sizlerin üzerinde düşünmenize vesile olmak istediğim ayet, Yusuf suresi 108. ayet olacak. Ayeti önce yazalım, daha sonra üzerinde birlikte düşünelim.

Yusuf 108: De ki: “İŞTE BU, BENİM YOLUMDUR. ALLAH’A ÇAĞIRIYORUM; BEN VE BANA UYANLAR AYDINLIK BİR YOL ÜZERİNDEYİZ.  Allah yücedir! Ben asla ortak koşanlardan değilim.” (Mehmet Okuyan meali)

Bu ayeti okuduğunuzda şunu çok net anlıyorsunuz, İnançta netlik ve sadece Allah’a çağrı çok önemlidir.  İslam'ın ve Hz. Muhammed'in yolu, insanları şahıslara, liderlere, cemaatlere veya dünyevi menfaatlere değil, yalnızca tek olan Allah'a Onun kitabı Kur'an'a davet etmektir. İnancımızı yaşarken veya başkalarına anlatırken odağımız her zaman Allah'ın rızası ve O'nun birliği Kitabı Kur'an olmalıdır. Dini, kişisel çıkarlarımıza veya insanları kendimize bağlama yada çağırma davet etme aracına dönüştürmemeliyiz. AYETTE GEÇEN "AYDINLIK BİR YOL ÜZERİNDEYİZ" İFADESİ , ALLAH'IN RESULÜNÜN VE ONA UYANLARIN KÖRÜKÖRÜNE DEĞİL BİLEREK, KESİN SAĞLAM DELİLLERE DAYANARAK VE GÖREREK İMAN ETTİKLERİNİ GÖSTERİR.

İslam'ı kulaktan dolma bilgilerle değil; SORUMLU OLDUĞUMUZ KUR'AN'DAN okuyarak, anlayarak ve aklımızı kullanarak yaşamalıyiz. Taklitçi bir iman yerine, neye neden inandığını bilen bilinçli bir Müslüman olmak esastır. Resule uymak; onun gösterdiği aydınlık yoldan gitmek ve onun yaptığı gibi insanları hurafe ve batıldan uzaklaştırıp doğrudan Allah'ın vahyine çağırmaktır ki, ayettede BEN SİZİ ALLAH'A YANİ ONUN KİTABI KUR'AN'A ÇAĞIRIYORUM DİYOR. Günümüzde söylendiği gibi, Resul Kur'an'ın yanında benim hadislerimede çağırıyorum asla demiyor. Demesi de zaten mümkün değildi çünkü Allah, ben hükmüme hiç kimseyi ortak etmem, Resulüm yalnız Kur'an'ı tebliğ etmekle görevlendirilmiştir uyarısını Kur'an yapıyor. “RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18) Ayette geçen "BEN ASLA ORTAK KOŞANLARDAN DEĞİLİM" beyanı, İslam'ın en temel şartı olan tevhidi (Allah'ı birlemeyi) özellikle vurgular. İman eden Müslüman, hayatının merkezine sadece Allah'ı koymalıdır. Bu ayet bize bilinçli taklitten uzak, sadece Allah'ın rızasını hedefleyen ve Allah'ın Resulünü örnek alan, net bir duruş sahibi olmamızı öğütler.

Bu ayette Resulüne uymanın ne anlama geldiğini Allah bizlere açıklıyor ve diyor ki, ALLAH'IN ELÇİSİNİN YOLU, ALLAH'IN KUR’AN'DA İNDİRDİĞİ YOLUDUR. ÇÜNKÜ ELÇİM SİZLERİ BANA YANİ ALLAH'A ONUN VAHYİ KUR’AN'A ÇAĞIRIYOR. ELÇİM BENİM VAHYİME UYMUŞTUR, ELÇİME UYAN BANA UYMUŞ DEMEKTİR. ÇÜNKÜ ELÇİM SİZLERİ YALNIZ KURAN İLE UYARACAK, YALNIZ KUR’AN'A DAVET EDECEKTİR. ELÇİMİN DAVETİNE UYANLAR, AYDINLIK BİR YOL ÜZERİNDEDİRLER DİYOR.

Aslında zerre kadar düşünene, her şey çok açık. Allah'ın Elçisi yalnız Kur’an'a iman ettiğine göre batıl ve rivayetlerden uzak yalnız Kur’an'a uyan bir Müslüman, Resulün yolundan gidiyor demektir. HATIRLATIRIM BUNU SÖYLEYEN ALLAH'TIR. Lütfen atalarımızdan bizlere ulaşan yanlış inançlarımızı aklayabilmek adına, ayetlere yanlış anlamlar yükleyerek, batıl inançlarımızı aklamaya çalışmayalım, Allah'ın doğru yolundan saparız. Allah'ın Elçisi ve İlk Müslüman olanlar, bakın neye iman etmişler, lütfen üzerinde dikkatle düşünelim.

Ali İmran 193: “Rabbimiz! Biz, ‘RABBİNİZE İMAN EDİN’ DİYE İMANA ÇAĞIRAN BİR DAVETÇİ İŞİTTİK, hemen iman ettik. RABBİMİZ! GÜNAHLARIMIZI BAĞIŞLA. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al.” (Diyanet meali)

Cin 20: De ki: “BEN SADECE RABBİME DUA EDERİM (O’na çağırırım)  ve O’na kimseyi ortak koşmam.” (Mehmet Okuyan meali)

Allah'ın Elçisi ve İlk iman edenler, biz Rabbinize iman edin diye imana çağıran, Elçinin davetine uyduk ve iman ettik diyor. Allah'ın Elçisi de ben sadece Rabbime dua ederim diyor. Devamında ise günümüzde yaptığımız, O çok büyük yanlışımıza aslında açıklık getiriyor ayet ve bakın O ilk Müslüman olanlar kime dua ediyorlar. “RABBİMİZ! GÜNAHLARIMIZI BAĞIŞLA” Yani günahlarının affı için, yalnız Allah'a dua ediyorlar. Peki bizler günümüzde yalnız Allah'tan mı yardım istiyoruz? Yoksa kitap Ehlinin yaptığı yanlışları yapıp, Allah'ın Elçisini adeta ilahlaştırıp daha sonrada Veli, Evliya, alim ilan ettikleri kişilerden de mi yardım bağışlanma istiyoruz, ne dersiniz?  O GÜN İLK MÜSLÜMAN OLANLARIN HİÇ BİRİSİ, EY ALLAH'IN RESULÜ, ALLAH SENİ SEVİYOR Kİ ELÇİ YAPMIŞ, BİZE ŞEFAAT ET DE GÜNAHLARIMIZDAN KURTULALIM DEMİYOR. Çünkü Allah'ın Elçisi ve tüm iman edenler yalnız Allah'tan yardım, şefaat diliyorlar. Peki, bizler ne yapıyoruz günümüzde? Camilerimize koskoca harflerle, ŞEFAAT YA RESULLAH diyorsak ve bağışlanmayı Allah'tan dilememiz gerekirden, Elçisinden hatta edindiğimiz veli, Evliya dediğimiz kişilerden bekliyorsak, bizler Allah'ın tek elinde olan bağışlama, şefaat yetkisini birilerine de veriyor ve şirk koşuyoruz demektir. Daha da kötüsü bu yanlışı yapanlar, Allah'ın Resulünün yolundan sapmış demektir. Konumuzla ilgili Nahl suresi 125. ayeti de, sizlere hatırlatmak istiyorum.

Nahl 125: SEN, RABBİNİN YOLUNA HİKMET VE GÜZEL ÖĞÜTLE ÇAĞIR ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! RABBİN, KENDİ YOLUNDAN SAPANLARI EN İYİ BİLENDİR VE O, HİDAYETE ERENLERİ DE ÇOK İYİ BİLİR.(Bayraktar Bayraklı)

Demek ki Allah'ın Elçisinin görevi, güzel bir şekilde ALLAH'A davet etmekmiş. Bu konuda Allah'ın Elçisine verdiği görev ve sorumluluklarını da hatırlayalım. Bakın onlarda da aynı şeyi nasıl tekrar ediyor. “RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.” (Ankebut 18). “BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ.”  (Kehf 56). “SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR.” (Rad 40) Ne dersiniz, her şey çok açık değil mi? Bunca açık uyarı ve bilgilerden sonra hala, NE YANİ PEYGAMBERİMİZ POSTACIMIYDI DİYEBİLİR MİYİZ? Söylemek isteyene elbette engel olamayız, çünkü herkes kendi imtihanını özgürce yaşıyor. Ayetin sonunda Allah, Rabbin doğru yolda gidip gitmeyeni en iyi bilendir, yani onu yalnız Allah bilir dediği halde bizler bu ve benzeri ayetleri görmezden gelip, bazı kişileri Allah dostu, cennetlik, Allah'ın en doğru yolunda giden kulları ilan ediyor, bazı kişileri de kafir inkarcı ilan etmekten korkmuyoruz. Allah'ın, Elçisini nasıl uyardığı konusunda bir ayeti hatırlatmak istiyorum. Bakın Allah Elçisine ne diyor.

Kasas 87: SANA İNDİRİLDİKTEN SONRA, ARTIK ONLAR SENİ ALLAH’IN AYETLERİNDEN SAKIN HA ALIKOYMASINLAR! RABBİNE DAVET ET VE ASLA MÜŞRİKLERDEN OLMA!  (Mehmet Okuyan meali)

Sizce Allah Elçisini, hangi konuda uyarıyor olabilir?  Allah sana, senin ve kullarımın uyması gereken, onun ipine sarılacağınız Kur’an'ı indirdim. Sakın onun sınırlarını aşarak, Kitap Ehlinin şunlar ya da bunlarda, dinin Allah'ın emridir, bizler atalarımızdan bunları da biliyor ve yaşıyoruz diyerek, sana vah yettiğimiz Kur’an'a ters düşen onunla ilgisi olmayan sözlerini de kabul ederek, seni vahyimden alıkoymasınlar diyor. SEN ONLARI YALNIZ SANA VAHYETTİĞİME, YANİ KUR’AN'A DAVET ET DİYE UYARIYOR. EĞER BUNUN DIŞINA ÇIKARDA, KUR’AN'DA EMRETMEDİĞİM KONULAR HAKKINDA, BUNLARDA ALLAH'IN EMRİDİR DERSEN, MÜŞRİKLERDEN OLURSUN DİYE ELÇİSİNİ İKAZ EDİYOR.

BU AYETTEN ŞUNU ANLIYORUZ. ALLAH EMRETMEDİĞİ, DETAY VERMEDİĞİ HALDE, BUNLARDA ALLAH KATINDANDIR, ALLAH'IN, DİNİN EMRİDİR DEMEK, ALLAH KATINDA MÜŞRİKÇE BİR DAVRANIŞTIR.  Sizlere hatırlatmak istediğim ama üzerinde çok dikkatle düşünmemiz gereken bir ayeti daha yazmak istiyorum. Bakın Allah ne diyor.

Rad 36: KENDİLERİNE KİTAP VERDİĞİMİZ KİŞİLER, SANA İNDİRİLENE (KUR’AN’A) SEVİNİRLER. FAKAT (DİĞER) GRUPLARDAN ONUN BİR KISMINI İNKÂR EDEN DE VARDIR. De ki: “BANA, YALNIZCA ALLAH’A KULLUK ETMEM VE O’NA ORTAK KOŞMAMAM EMROLUNDU. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O’nadır.” (Mehmet Okuyan meali)

Bu ayette aslında günümüzde, bizlerin farkında olmadan yaptığımız bir yanlışımıza da dikkat çekiyor. Tabi düşünüp aklını kullanana. Dikkat ederseniz, Allah'ın yolunda gitmeye çalışan bazı kitap Ehli, Kur’an'ın Allah katından geldiğine memnuniyetle inanıyorlar. Çünkü onlara indirilen kitapta, bir Elçisinin geleceği bildiriliyor. Peki bir gurup neden, indirilen Kur’an'ın bir kısmına inanıp, bir kısmına inanmıyorlar olabilir? Çünkü batıl ve hurafe ile dinlerini yaşayan bu gurup, Kur’an'ın atalarının rivayet ve sanı inançlarından sıyrılıp, yalnız Kur’an'ın ipine sarılmasını emrediyor. Böylece atalarının dininden de vazgeçmeleri gerekiyor. İşte bunu yapmak istemeyenleri Allah örnek veriyor ki, bizlerde aynı yanlışı yapmayalım. Ne yazık ki günümüzde bizlerde, O cahiliye toplumun yaptığı gibi, farkında olmadan Kur’an'ın bir kısmına inanıyor, bir kısmına farkında olmadan inanmıyoruz. Hatta yüzlerce yıldır onca âlim yanlış yapmışta, sen mi doğru anlıyorsun demiyorlar mı? Allah kişilere yada guruplara değil, Allah'ın kitabına uymamızı ve yalnız onun ayetlerine tabi olmamızı emrediyor.

Peki, neler diyoruz? ŞU AYET GELİNCE, BU AYETİN HÜKMÜ KALKMIŞTIR. ŞU HADİS, BU AYETİN HÜKMÜNÜ NESH ETMİŞ, HÜKMÜNÜ KALDIRMIŞTIR DEMİYOR MUYUZ? YALNIZ KUR’AN İLE İSLAM YAŞANMAZ. ATALARIMIZDAN İNTİKAL EDEN HADİSLER OLMASAYDI, KUR'AN KAPALI KALIR ANLAŞILAMAZDI. KUR’AN'DA ŞU YA DA BU AYETLER NESH EDİLMİŞ HÜKMÜ KALKMIŞTIR. KUR'AN DETAY VERMEZ, DETAYINI DA ALLAH'IN ELÇİSİNİN RİVAYET HADİSLERİNDEN VE MEZHEP İMAMLARINDAN ÖĞRENİYORUZ DEMİYOR MUYUZ? Bunları söylediğimizde ve inandığımızda Kur’an yetersiz görülüyor, hatta ayetlerin bir kısmına da iman etmemiş oluyoruz.  Allah Kur’an'ı açıklamak bizim görevimizdir, sizleri ondan sorumlu tutuyoruz, Kur’an'ı anlayasınız diye nice örneklerle açıkladık, hiçbir eksik bırakmadık onun sınırlarını aşmayın, yalnız onun ipine sarılın diyorsa, Kur’an'ı açıklanmamış detaysız ilan ederek, Kur’an'ın birçok ayetine iman etmiyoruz demektir. Allah şefaat tümden bana aittir dediği halde, Elçisine ve edindikleri Veli kişilere şefaat yetkisi verenler, Kur’an'ın bazı ayetlerini inkâr ediyor demektir. Bu yanlışı yapanlara Allah, müşrik oldular diyor.

Allah'ın ve Elçisinin yolundan gitmek istiyorsak, yalnız Allah'ın ipi Kur’an'a sarılıp, ONUN DAVETİNE UYMALIYIZ. Asla atalarımızdan ve mezheplerin öğretisi olan, günümüze intikal eden ve Kur’an'da hiç bahsedilmeyen konuları din diye yaşamamalıyız, yoksa müşriklerin safında buluruz kendimizi. Allah iman edenlerin çoğunluğunun, yaptığı yanlış konusunda nasıl uyarıyordu bizleri hatırlayalım.

Yusuf 106: ONLARIN ÇOĞU, ALLAH’A ANCAK ORTAK KOŞARAK İNANIRLAR.

Adiyat 6:  İNSAN, RABBİNE KARŞI ÇOK NANKÖRDÜR.

Dilerim batıl ve hurafeden uzak, yalnız Allah'ın ipine sarılan, Allah'ın azınlık halis kulları arasında oluruz.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 



Sayfa Kategorisi: KUR'AN DAN AYETLER.