KUR'AN A DAVET

 

 

 

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://kuranadavet1.wordpress.com/

https://twitter.com/KURANA_DAVET

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
YANLIŞLARIMIZDAN HALA, DERS ALAMADIĞIMIZ ANLAŞILIYOR.....


Bu makalemde, yazıma cevap veren ve Kur’an ın tek başına tercümesinin, asla bizlere gereken bilgiyi doğru veremeyeceğini, anlayamayacağımızı anlatmaya çalışan bir arkadaşımızın, sözleri üzerinde sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Verdiği cevaplar üzerinde birlikte düşünelim. Hepimiz insanız, hata yapabiliriz, ama en az hata yapanlardan olmak istiyorsak, Allah ın önerdiği gibi aklımızı mutlaka devreye sokup, Allah ın önerdiği gibi yalnız Kur’an ın ipine sarılmalıyız. Rivayet inançlarımızı aklayabilmek içinde, ayetlere yanlış anlamlar vermemeliyiz. Sizce Kur’an yada tercümesi bizleri gerekli şekilde aydınlanmayıp, Allah yasaklamasına rağmen, araya mutlaka veli kişiler mi sokmalıyız, onu anlamaya çalışalım. ALLAH SİZCE HER DİLE TAM TERCÜME EDİLEMEYEN BİR REHBER GÖNDERİP, DAHA SONRADA BİZLERİ ONDAN HESABA ÇEKER Mİ Arkadaşımızın düşüncesine bakalım.

“Kur'an'ın her konuda yeterli bir kitap olduğu, onun dışındaki kitaplara ihtiyaç olmadığı, aksini iddia edenlerin Allah'a şirk koştuğu sık sık iddia edilmeye başlandı. Bu iddiayı ispat için de Ankebut suresi 51. ayet delil olarak sunulmaktadır. Halbuki bu ayet iddia sahiblerinin bu iddiasını hiçbir şekilde desteklemiyor. ANKEBUT 51. AYET İLE NE KASDEDİLDİĞİ 50. AYET İLE AÇIKLIK KAZANMAKTADIR. Ayetlere SİYAK VE SİBAKINDAN soyutlayarak mana vermek çok yanlış ve tehlikeli bir yoldur. Ağır bir vebal altına girmektir. Bu vebalin altından kimse kalkamaz. Ankebut 50 ve 51'de geçen "ayetler" kelimesi mucizeler manasına gelir. Tipkı maide/114 de olduğu gibi.”

Önce şunu hatırlatmak isterim, din ve iman adına Kur’an ın bizlere yeteceğini söyleyen, bizzat Kur’an ın kendisidir. Allah ın elçisinin de bizlere, yalnız Kur’an ile hükmettiği, yalnız Kur’an ı tebliğ ettiği de apaçık Kur’an ın emridir.  KUR’AN I ANLAYABİLMEK ADINA, BİZZAT KUR’AN IN KENDİSİNİN YETECEĞİNİ SÖYLEMEK BAŞKA BİR ŞEY, KUR’AN TEK BAŞINA ANLAŞILMAZ, ONU RİVAYET EDİLEN HADİSLERLE ANCAK ANLAYABİLİRİZ, KUR’AN I HADİSLER ANLAŞILIR HALE GETİRİR DEMEK, DAHA BAŞKA BİR ŞEY. İkincisine inanmak, Kur’an a şirk koşmaktır, Kur’an ı küçümsemektir. Buna inanan bir insan, Kur’an ı okumaz, Kur’an ı açıkladığına inandıkları beşeri kitapları okur. Ne yazık ki günümüzde bu yanlış inançtan dolayı, bu yol seçiliyor. Arkadaşımız Ankebut 51. ayette ne kast edilenin,  50. ayette açıklandığını söylüyor arkadaşımız. Doğrudur ayetlere bakalım, acaba arkadaşımız bu ayetlerden ne anlamış, Allah bizlere ne anlatıyor, bizler ne anlamalıyız, üzerinde düşünelim.

Ankebut 50–51: Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “MUCİZELER ANCAK ALLAH KATINDADIR ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” KENDİLERİNE OKUNAN KİTABI SANA İNDİRMİŞ OLMAMIZ ONLARA YETMEDİ Mİ? Şüphesiz bunda inanan bir kavim için bir rahmet ve bir öğüt vardır. (Diyanet meali)

Cahiliye toplumu, atalarının inancından vazgeçmedikleri için, inandıkları batıl ve hurafe hatta uydurulmuş mucizeleri de, Allah ın elçisinde görmek istiyorlardı. Tıpkı bugün rivayetlerde geçen, peygamberimizin de mucizelerinden bahsedildiği gibi. Ankebut 50–51. ayette geçen “AYET” kelimesi zaten tüm tercümelerle mucize olarak tercüme edilmiş bir yanlış anlaşılmada yok. Fakat arkadaşımız 51. ayette geçen, Allah ın cahiliye toplumunu uyardığı cümle, inandığı rivayet ve sanı inançlarını engellediği için olsa gerek bu sözlerden alınmış olmalı ki tedirgin olmuş. Bu sözlere farklı anlamlar vermeye çalışıyor ve diyor ki, aslında bu ayette, size okunan Kur’an yetmiyor mu sözünden, Kur’an ın yeterli olduğu anlaşılmaz, Elçisinin mucize getirmediği anlaşılır diyor. Çok ilginç değil mi?  ALLAH CAHİLİYE TOPLUMUNA, SİZLERE İNDİRDİĞİM KUR’AN ZATEN BAŞLI BAŞINA BİR MUCİZEDİR, BAŞKA MUCİZEMİ İSTİYORSUNUZ DİYOR, AMA ARKADAŞIMIZ BU MUCİZENİN ANLAŞILABİLMESİ İÇİN, MUTLAKA RİVAYETLERE, SANI BİLGİLERE İHTİYACIN OLDUĞUNDA İDDİA EDİYOR. Hem de kelimelere farklı anlamlar vermeye çalışarak.  

Ayetleri siyak ve sibakından ayırarak mana vermenin, yanlışlığından bahsediyor arkadaşımız. Siyak ve sibak kelimeleri ne anlama geliyor ve bizler bu bilgiler ışığında ayetleri nasıl anlamalıyız? Bu bilgilerle ayetlere anlam vermeye çalışanlar, ayetlere anlam yüklemenin şartlarını şöyle açıklıyorlar. Ayetlerin birbiri ile bütünlüğü, öncesi ve sonrasında bahsedilenler ve ayette bahsedilen maksat, verilen anlam önemlidir. Burası çok doğru, aynen böyle anlamalıyız ayetleri. Çünkü Kur’an zaten buna dikkat etmemizi istiyor ve diyor ki, ayetleri biz Kur’an da açıkladık ve kimseye muhtaç olmayasınız diye, nice örneklerle izah ettik.  Ayetlerin anlaşılması için, ayetlerin NÜZUL sebebini bilmeliyiz düşüncesi ise, bizleri ne yazık ki ayette bahsedilen gerçek anlamından uzaklaştırmaktadır. Eğer ayetin nüzul sebebi, yani ne maksatla, hangi konu yaşandı da bu ayet indirildi, bilgisini bilmiyorsak, bu ayeti doğru anlamamız mümkün değildir deniyor. İYİDE BÖYLE BİR BİLGİ KUR’ANDA YOK, BU DURUMDA KUR’AN EKSİK Mİ, ANLAŞILMASI İÇİN YETERSİZ Mİ? BU DÜŞÜNCE, AYETLERİ BELİRLİ DAR BİR DÖNEME SIKIŞTIRIR VE ÇAĞIMIZA ADAPTE ETMEMİZİ ENGELLER, HATTA HÜKMÜNÜ BİLE İPTAL EDER. 

ARADAN YÜZLERCE YIL GEÇMİŞ, AYETİN HANGİ NÜZUL SEBEBİNDEN DOLAYI İNDİRİLDİĞİNE, KESİN EN DOĞRU KANITIMIZ NEDİR? RİVAYET BİLGİLER IŞIĞINDA MI AYETLERİ ANLAYACAĞIZ? YA YANLIŞ BİR BİLGİNİN IŞIĞINDA ANALARSAK NE OLACAK? ALLAH BİZLERİN AYETLERDEN BU YOLLAMI FAYDALANMAMIZI İSTİYOR SİZCE? HANİ EMİN OLMADIĞIN BİLGİNİN ARDINA DÜŞMEYİN DİYORDU, NE OLACAK BU UYARI? BU BİLGİLER OLMADAN AYETLERİ ANLAYAMIYORSAK, ALLAH IN ELÇİSİ HÂŞÂ GÖREVİNİ TAM YAPAMADI, BUNLARI KAYDA ALDIRAMADIDA, YÜZLERCE YIL SONRAMI BU BİLGİLER KAYDA ALINDI, BİZLERİN İMANLARINI MI KURTARDILAR? 

Eğer ayetlerin siyak ve sibakına bakarak Ankebut 51. ayette geçen KENDİLERİNE OKUNAN KİTABI SANA İNDİRMİŞ OLMAMIZ ONLARA YETMEDİMİ sözünden Allah bizlere ne anlatmaya çalıştığını tam kesin anlamak istiyorsak, bakın şu ayetlerden ders almalıyız, faydalanmalıyız. “ALLAH'TAN VE O'NUN AYETLERİNDEN SONRA HANGİ SÖZE İNANACAKLAR?” (casiye 6) “O HALDE KUR'ÂN'DAN SONRA HANGİ SÖZE İNANACAKLAR?” (Araf 185) “BU KURAN BANA VAHYOLUNDU Kİ, ONUNLA SİZİ VE ULAŞTIĞI HERKESİ UYARAYIM.” (Enam 19)” AND OLSUN, SİZE ÖYLE BİR KİTAP İNDİRDİK Kİ, BÜTÜN ŞAN VE ŞEREFİNİZ ONDADIR. HÂLÂ AKILLANMAYACAK MISINIZ?” (Enbiya 10) Arkadaşımıza bu ve benzeri onlarca ayetin, siyak-sibakına bakmasını tavsiye ederim, rivayetlere değil. Tabi önce Allah ın önerdiği gibi, batılın ve hurafenin dayattığı şeytanın vesvesesinden kurtulup, Kur’an ı öyle okumasını özellikle tavsiye ederim. Arkadaşımızın bana verdiği cevabın bir bölümünde de bakın neler söylüyor. İşte bizlerin İslam anlayışı.

“Elbette Kur'an'ın 'beyan', 'tebyin', 'tafsil' ettiği her konuda tek otorite Allah'dır. Bu manada Kur'an yeterlidir. ANCAK KUR'AN'IN KAYDA DEĞER BULMADIĞI, 'TENEZZÜL ETMEDİĞİ' KONULARDA OTORİTE KİME AİTTİR? Bu konularda resülün ve bizden olan ulül-emrin (ilim ve yönetim erkine sahip olanlar) yetkili olduğu Nisa/59. ayette beyan edilmiştir.”

Nisa 59: Ey inanıp güvenenler, ALLAH’A İTAAT EDİN, BU ELÇİ'NİN GETİRDİĞİ KİTABA itaat edin ve sizden olan yetki sahiplerine de. Eğer (o yetkililerle) bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz onu, Allah'a ve Elçisine götürün. Allah’a ve ahiret gününe inanıp güveniyorsanız böyle yaparsınız. Böylesi hayırlı olur ve çok güzel sonuç verir. (Süleymaniye vakfı meali)

Ayeti tercüme ederken, genelde Allah a ve elçisine itaat edin diye geçer. Süleymaniye vakfı burada geçen elçiye itaatin, ayetin diğer ayetlerle bağlantısını kurduğunda, yani siyak ve sibakına battığında, Allah ın elçisine verdiği görev ve yetkilerinden yola çıkarak, elçisinin yalnız ümmetini Kur’an ile uyaracağı bilgisinden dolayı, elçiye uymanın onun tebliğ edeceği Kur’an a uymak olduğundan, elçinin getirdiği kitaba uyun şeklinde tercüme etmişlerdir ki, doğrudur. “BU KURAN BANA VAHYOLUNDU Kİ, ONUNLA SİZİ VE ULAŞTIĞI HERKESİ UYARAYIM.” (Enam 19) BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ.  (Kehf 56) RESULE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. (Ankebut 18) Ayetlerin anlamlarıyla oynarsak, ancak kendimizi kandırmış oluruz.

Değerli din kardeşlerim, işte sizlere dikkat çekici, yaptığımız en büyük yanlışlara inanılmaz bir örnek. Düşünebiliyor musunuz akıl ve Kur’an işte böyle devre dışı kalıyor ve kendimize bu mantıkla, yeni bir din yaratıyoruz ama farkında değiliz. Kur’an ın, yani Allah ın kayda değer bulmadığı, açıklamada yapılmış parantez içinde tenezzül etmediği denmiş, konularda otorite kime aittir diye soruyor ve cevabı da veriyor bakın ne diyor. BU KONULARDA RESULÜN VE BİZDEN OLAN ULÜL EMRİN YETKİLİ OLDUĞUNU SÖYLÜYOR. Böylece Kur’an din adına her bilginin verilmediği, açıklık getirmediği hatta arkadaşımızın tabiriyle, her konuya tenezzül etmediği konulara da dinde hüküm koymak, Elçisinin hatta ulül emr dediği ilim ve yöneticilerinde, dinde hükümler koyabileceğini gönül rahatlıkla söyleyebiliyor. 

Hani ayetleri siyak sibakına bakacaktık, hani ayetler arasında bağlantı kuracaktık ne oldu? Hatırlatmak isterim, ne din âlimleri nede seçimle bizleri yönetime gelen Ulül emr, yani yöneticiler, asla dinde Allah ın bahsetmediği, hüküm koymadığı konularda hükümler koyamaz, yalnız günün ihtiyacına yaşam şartlarına göre, dinin dışında ihtiyaca binaen kanunlar çıkartır. Buda şartlara göre zaten değişir. Hani ayetlerle bağlantı kuracaktık. UNUTTUK MU ALLAH, ZUHRUF 44. AYETİNDE, BİZLERİ KUR’AN DAN HESABA ÇEKECEKTİ NE OLDU ALLAH IN BU HÜKMÜ?  TAM TERSİNE ULÜL EMR, TOPLUMA ALLAH IN İNDİRDİĞİYLE HÜKMEDER. BU KUR’AN IN EMRİDİR. İşte bizler batılı yaşayabilmek adına kendi nefsimizde böyle şeyler uyduruyoruz. Kur’an ın diğer ayetlerine bakalım, bu arkadaşımız doğru söylüyor mu?

SÖZ BAKIMINDAN, ALLAH'TAN DAHA DOĞRU KIM VARDIR! (Nisa 87)

ALLAH KENDİ HÜKMÜNDE, HİÇ KİMSEYİ ORTAK KILMAZ. (Kehf 26)

BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM. (Ahkaf 9 )

YOKSA ONLAR, CAHİLİYE KANUNUNU MU İSTİYORLAR? İYİ ANLAYANLAR İÇİN ALLAH'TAN DAHA İYİ KANUN KOYUCU OLABİLİR Mİ? (Maide 50: ) 

(EY MUHAMMED!) SANA VAHYOLUNANA UY VE ALLAH HÜKMÜNÜ VERİNCEYE KADAR SABRET. O, HÜKÜM VERENLERİN EN HAYIRLISIDIR. Yunus 109)

Daha yüzlerce ayeti örnek verebilirim. Ne dersiniz siz bu ve benzeri yüzlerce ayetin, arkadaşımızın örnek verdiği gibi, siyak-sibakına öncesine sonrasına ve Kur’an da aynı konularda geçen ayetlerle karşılaştırdığınızda, dinde Kur’an ın verdiği hükümler dışında, Allah dan başka din ve imanımız adına hükümler koyabilecek, Resulü yada başka kişilerin olabileceğini mi anladınız? Karar sizin, imtihan sizin imtihanınız. Batıl inancın etkisinde kalan, kafasından rivayet, söylenti inançları atamayan, asla Kur’an ı anlayamayacağını Rabbimiz söylüyor. BİR MÜSLÜMANA DÜŞEN DİN KARDEŞİNİ, ALLAH IN ELÇİSİNİN YAPTIĞI GİBİ, YALNIZ KUR’AN İLE UYARMAK OLMALIDIR.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK 

https://twitter.com/HGumustabak

http://www.hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/

https://hakyolkuran1.blogspot.com/