KUR'AN A DAVET

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
KUR'AN DA GEÇEN HİKMET SÖZÜNDEN NE ANLAMALIYIZ.
Bugün Kur’an da bazı ayetlerde geçen, hikmet sözü ile ne anlatılıyor, onu birlikte anlamaya çalışacağız. Önce bu kelimenin sözlük anlamına bakalım. 
 
Sözlükte bilgelik, ilim, özlü sözler, İnsanın mevcudatın hakikatlerini bilip hayırlı işleri yapmak sıfatı. Akıl, söz ve hareketteki uygunluk. Doğruyu batıldan ayırmak. Bu anlamların tümünü birleştirdiğinizde ilim sahibi, gerçekleri görebilen, idrak eden ve elindeki bilgiler ışığında kendisine ve topluma yön verebilen, İYİ BİR MUHAKEME YETENEĞİNE SAHİP OLMAK gibi bir insani özellik diyebiliriz. Şimdide bu bilgiler ışığında Kur’an HİKMET sözüyle bizlere ne anlatıyor, onu anlamaya çalışalım. Önce Nisa suresi 113. ayete bakalım.
 
Nisa 113: Eğer Allah'ın senin üzerindeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir grup seni şaşırtmaya mutlaka yeltenecekti. Ama onlar kendilerinden başkasını saptıramazlar. Ve sana hiçbir şekilde zarar veremezler. ALLAH SANA KİTAP'I VE HİKMETİ İNDİRMİŞ VE SANA BİLMEDİĞİN ŞEYLERİ ÖĞRETMİŞTİR. Allah'ın senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.
 
Allah bu ayetin başında dikkat ederseniz, seni şaşırtmak isteyenler mutlaka olacaktı diyor ve devamında sana zarar veremeyeceklerini, çünkü Allah sana Kur’ anı ve hikmeti verdiğini söylüyor ve bu kitapla sana bilmediğin şeyleri öğretmiştir diyor. 
 
Peki, burada geçen HİKMET sözünden acaba sana Kur’an dışından da hüküm verme yetkisi verdim, artık sen benim Kur’an da söylemediğim konularda hükümler vermeye yetkilisin diye mi anlamamız gerekir? Bu anlamı istediğiniz kadar zorlayın, çıkarmanız asla mümkün değildir. Günümüzde bu ayet delil gösterilip, söylediğim hüküm verme yetkisi çıkarılmaktadır.
 
Peki bu ayeti, nasıl anlamalıyız diye tekrar düşünelim. Allah elçisine seslenerek; Sana Kur’an ı ve ilmi vermemiş olsaydık, sana bilmediğin konuları öğretmemiş olsaydık, onlardan bir grup mutlaka seni şaşırtmayı aldatmayı deneyeceklerdi diyor. Ama sana verdiğimiz kitap, ilim ve muhakeme gücüyle onlar seni değil, ancak kendilerini kandırırlar diyor. Bu söylediklerimize delil aramaya Kur’an dan devam edelim.
 
Bakara 151: Nitekim size aranızdan bir resul göndermişiz; size ayetlerimizi okuyor, sizi temizleyip arıtıyor, SİZE KİTAP'I VE HİKMETİ ÖĞRETİYOR, size daha önce bilmediklerinizi belletiyor.
 
Ayette aranızdan bir peygamber gönderdik, size Kur’an ı tebliğ ediyor ve yaptığınız yanlışları anlatarak sizleri doğru yola iletiyor diyor. Böylece temizlenip arınmanızı sağlıyor. Sizlere Kur’an ı belletiyor, Rabbin emirlerini iletiyor ve bu kitabın Allah katından nice sırları bizlere aktardığını, nasıl ilmi bir kitap olduğunu gösterip, sizlere daha önce bilmediğiniz bilgileri Kur’an dan anlatıp öğretiyor, sizleri doğruya yöneltiyor diye uyarıyor.
 
Şimdi düşünelim, öğretilen Kur’an dışından bilgiler mi? Siz burada Kur’an dışından bilgileri, peygamberimiz verecek sizlere diye mi anladınız, yoksa peygamberiniz sizlere Kur’an dan, Allah katından bilmediklerinizi ilmiyle öğretecek, sizi Kur’an la temizleyip arındıracak diye mi anladınız? Kur’an ayetlerine bakmaya devam edelim.
 
Kasas 14: DERKEN, [Musa] erginlik çağına ulaşıp [zihnen] iyice olgunlaşınca, kendisine [doğruyla eğriyi birbirinden ayırmaya yarayan] GÜÇLÜ BİR MUHAKEME YETENEĞİ VE İLİM VERDİK; iyiliğe yatkın olanları Biz işte böyle mükâfatlandırırız.
 
Aynı ayeti başka bir mealden yazalım, konu daha iyi anlaşılsın.
 
Kasas 14: Musa, olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca, BİZ ONA İLİM VE HİKMET VERDİK. Biz, iyilik edenleri böyle mükâfatlandırırız.
 
Allah Musa peygamberimize daha gençlik çağlarında, yani peygamber olmadan önce, ona hikmet yani güçlü bir muhakeme yeteneği ve ilim verdik diyor. Ayetin devamında da biz güzel düşünen, güzel davrananları böyle ödüllendiririz diye de belirtiyor. Bu ayette geçen hikmet sözünü düşündüğümüzde Hz. Musa ya Rabbimiz ilmi doğru kullanacak, akıl söz ve hareketlerinde uygunluğu sağlayacak, hak yolundan gidecek, güvenilir bir insan olacak, güçlü bir muhakeme yeteneği, yani hikmeti verdiğini söylüyor. 
 
Eğer hikmet sözcüğünden günümüz de bahsedilen, Kur’an da olmayan hükümleri verme, helal haram koyma yetkisidir dersek, Kur’an ın bütün ayetleri ile çelişir. Bakın Rabbimiz bu ayetinde açıkça GÜZEL DÜŞÜNÜP, GÜZEL DAVRANANLARI BÖYLE ÖDÜLLENDİRİRİZ diyor, yani HİKMET veririz diyor. 
 
Cumua 2: O Allah'tır ki, ümmîlere içlerinden bir resul göndermiştir de o, onlara Allah'ın ayetlerini okur, onları arıtıp temizler, ONLARA KİTAP'I VE HİKMETİ ÖĞRETİR. Onlar bundan önce tam bir sapıklık içine gömülmüşlerdi.
 
Yukarıdaki ayeti anlamaya çalışalım. Allah toplumun içinden resuller gönderir, onlara Allah ın ayetlerini okur onları arındırıp temizler, yani doğru yola iletir, onlara kitabı ve içindeki ilmi, ondan nasıl yararlanmamız gerektiğini öğretir diyor. Dikkat edin toplumu neyle uyarıyor arındırıp temizliyor, ALLAH IN AYETLERİYLE.
 
Ama bizler Kur’an dışından da hükümlerden bahsediyoruz ve diyoruz ki, Allah hikmet sözüyle peygamberimize Kur’an da olmayan konularda, hüküm verme yetkisini verdiğini, yani günümüzdeki hadis bilgilerinin de hiç şüphe duyulmadan Kur’an gibi iman edilmesi gerektiğini söylüyoruz. Hâlbuki Yaradan, emin olmadığınız bilgilerin ardı sıra gitmeyin, sizleri sorumlu tutarım, emin olduğunuz kitap Kur’an dır dememiş miydi?
 
Şimdi yazacağım ayetleri dikkatli düşündüğümüzde, hikmet sözünden Rabbim Kur’an ın içindeki ilimden, eşsiz bilgilerden, bilge bir insan olmanın yolundan bahsettiği çok net anlaşılıyor.
 
Lokman 2: İşte sana, o hikmetlerle dolu Kitap'ın ayetleri.
 
Yunus 1: Elif, Lâm, Râ. İşte sana hikmetlerle dolu Kitap'ın ayetleri.
 
Yasin 2: Yemin olsun o hikmetlerle dolu Kur'an'a ki,
 
Ali İmran 58: İşte bu sana ayetlerden ve hikmetlerle dolu Zikir’den okuduğumuzdur.
 
Yukarıdaki ayetleri okuyan herkes, hikmetle dolu Kur’an ayetleri sözünden Kur’an ın bir ilim ve bilgi yüklü bir kitap olduğunu, eğriyi doğrudan ayıran bir nur olduğunu anlayacaktır. Allah peygamberimize, sana Kur’an ı ve hikmeti verdim sözünden de, sana Kur’an ı iyice anlayabilmen ve insanlara anlatabilmen ve ikna edebilmen için, güçlü bir muhakeme yeteneği ilim ve bilgelik verdim diyor. Bizler sırf kendi çıkarlarımıza ve inançlarımıza delil aramak adına bu sözcüklere, hiç bahsedilmeyen anlamları yükleyerek, Kur’an da çelişki yaratmaktan çekinmiyoruz. Allah bizleri affetsin. Şimdide aşağıdaki ayeti anlamaya çalışalım.
 
Ali İmran 79: HİÇBİR İNSANIN, ALLAH'IN KENDİSİNE KİTAP, HİKMET VE PEYGAMBERLİK VERMESİNDEN SONRA (kalkıp) insanlara: Allah'ı bırakıp bana kul olun! demesi mümkün değildir. Bilakis (şöyle demesi gerekir): Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe halis kullar olunuz.
 
Allah bakın ne diyor, lütfen dikkatli okuyalım. Kitap, hikmet ve peygamberlik verilen hiç kimse insanlara, Allah ı bırakıp bana kul olun demez diyor. Peki, bunlar ne yapar diyor burası çok önemli. SİZE GETİRDİĞİMİZ ÖĞRENMEKTE OLDUĞUNUZ KİTAP UYARINCA YANİ KİTAPTA YAZANLARA UYGUN ALLAH A HALİS KULLAR OLUN OLUR DİYOR.
 
Dikkat ettiniz mi, kitap tebliğ edilen hikmet verilmiş peygamberler, yalnız indirilen kitaplar doğrultusunda iman edilmesini isteyeceğini söylüyor Rabbimiz. Peki, bizler ne diyoruz? 
 
(ALLAH BURADA GEÇEN HİKMET SÖZÜYLE ELÇİSİNE KUR’AN DIŞINDAN HÜKÜMLER KOYMA YETKİSİ VERMİŞTİR.) 
 
Allah bizleri affetsin. Yorum ve karar sizlerin. Kur’an hikmet sözünden bizlere neler anlatıyor, bunu anlamaya devam edelim.
 
Nahl 125: Rabbinin yoluna HİKMETLE, güzel öğütle davet et ve onlarla, en güzel olan neyse o yolla mücadele et. Şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. Ve O, gerçeğe kılavuzlananları da en iyi bilendir.
 
Allah elçisine bakın ne diyor, ben sana hikmeti verdim, sende insanları Kur’an a davet ederken, onun içindeki ilmi, bilgeliği ve yüceliği ön plana çıkar ve insanları bu yolla güzel öğütlerle Allah yoluna davet et diyor.  Bu konuyu araştırmaya devam edelim.
 
Zühruf 63: İsa, açık-seçik kanıtlarla geldiğinde şöyle demişti: "BEN SİZE HİKMET GETİRDİM ve tartışıp durduğunuz şeylerin bir kısmını size açıklayayım diye geldim. O halde, Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
 
Hz. İsa açık seçik kanıtlarla, yani İncil ile topluma gelerek; Ben size hikmeti getirdim, tartıştığınız konuların bir bölümünü sizlere açıklamak için geldim diyor. Dikkat ediniz burada hikmet sözüyle İncil den yani, Allah katından gelen kitaptan bahsediyor. Demek ki hikmet Allah katından verilen bir ilim, bilgi ve açıklayıcı sözler, onları anlayabilme kavrama becerisi olduğu anlaşılıyor. 
 
Şimdi yazacağım ayetler kafanızdaki soru işaretini kaldıracak ve sizlere hikmet sözünden ne anlamalıyız, tam karşılığını verecektir umarım.
 
Şuara 83: “EY RABBİM! BANA BİR HİKMET BAHŞET ve beni salih kimseler arasına kat.”
 
Bakara 269: O, HİKMETİ DİLEDİĞİNE VERİR. VE KENDİSİNE HİKMET VERİLMİŞ OLANA ÇOK BÜYÜK BİR HAYIR VERİLMİŞ DEMEKTİR. Gönlünü ve aklını çalıştıranlardan başkası düşünüp anlayamaz.
 
Ayetlere baktığımızda, hikmet sözcüğünün anlamı iyice su yüzüne çıkıyor. Allah bizlere nasıl dua etmemiz gerektiğini bakın ne güzel söylüyor ve nasıl dua etmemizi istiyor?
 
( BANA BİR HİKMET BAHŞET VE BENİ SALİH KİMSELER ARASINA KAT.”) 
 
Eğer Rabbin peygamberimize, sana Kur’an ı ve hikmeti verdik sözünden, bizler peygamberimize Kur’an dışından hükümler koyma, helal haram yapma yetkisi veriyor diye anlarsak, bizlerde Allah dan böyle bir yetkimi istiyoruz diyeceğiz? Elbette hayır, Allah Kur’an da hikmet sözüyle Bakın bakara 269. ayette çok daha iyi açıklayarak, Hikmeti Allah dilediğine vereceğini ve kendisine hikmet verilenler, yani ilim ve doğruyu kavrama gücü verilenlere büyük bir hayır verilmiş olur diyor Yaradan. 
 
Daha önce yazdığım bir ayette de, güzel düşünüp güzel davrananlara hikmet bahşettiğini söylüyordu lütfen hatırlayınız. Ayetin sonunda ise Allah, çok açık ve net sesleniyor aklını çalıştırmayanlara bakın ne diyor? 
 
(GÖNLÜNÜ VE AKLINI ÇALIŞTIRANLARDAN BAŞKASI DÜŞÜNÜP ANLAYAMAZ.) 
 
Aşağıdaki ayet aslında, hikmet sözüne yanlış anlama verenlere çok güzel cevap veriyor ve bakın ne diyor. 
 
Kehf 26: De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. O'nun elindedir göklerin ve yerin gaybı. Ne güzel görendir O, ne güzel işitendir. Onların, O'ndan başka bir dostları da yoktur. VE O, HÜKMÜNE HİÇ KİMSEYİ ORTAK ETMEZ.
 
Başka hiçbir ayet örnek vermesem bile, bu ayet her şeyi çok net anlatmıyor mu sizce? Allah asla hüküm verme konusunda, kimseyi ortak etmez kendisine dediği halde, nasıl olurda bunun tersine inanmaya devam ederiz? Kur’an a bakmaya devam edelim.
 
Enam 62: Nihayet onlar gerçek Mevlâ'ları olan Allah'a götürülürler. Gözünüzü açın! HÜKÜM YALNIZ O'NUNDUR. Ve hesap görenlerin en süratlisi de O'dur
 
Enbiya 10: Andolsun ki, SİZE ÖYLE BİR KİTAP İNDİRDİK Kİ. BÜTÜN ŞANINIZ ONDADIR, HALA AKILLANMAYACAK MISINIZ?
 
Yukarıdaki iki ayeti anlamaya çalışalım. Allah dikkat ederseniz dikkatimizi çekmek için GÖZÜNÜZÜ AÇIN diyor ve HÜKÜM YALNIZ ONUNDUR diyerek hükmü yalnız Allah vereceğini açıkça söylüyor. Enbiya suresi 10. ayet aslında bizlerin sarılacağı, bizlerin şanı şerefi, rehberi olan yalnız KUR’AN olduğunu sizce çok açık söylemiyor mu? Bizlere Kur’an dışından da bilgiler olduğunu mu söylüyor, yoksa bütün bilginiz, kaynağınız orada mıdır(Kur’an damıdır) diyor? Ama bu sözleri dikkate almayacağımızı bilen Rabbim ayetin sonunda söylediği sözler çok üzücüdür. (HALA AKILLANMAYACAK MISINIZ?) Rabbim çok haklısın hala akıllanmadık. Şimdi yazacağım ayet üzerinde dikkatle düşünelim.
 
Bakara 170:  Onlara, "ALLAH'IN İNDİRDİĞİNE UYUN!" dendiğinde: "Hayır! Biz, ATALARIMIZI ÜZERİNDE BULDUĞUMUZ ŞEYE UYARIZ." derler. Peki, ataları bir şeye akıl erdiremiyor, doğruya ve güzele ulaşamıyor idiyseler.
 
Ayete baktığımızda, peygamberimiz o devrin insanlarına bakın nasıl bir tebliğ yapıyor ve karşılığında cevap alıyor?
 
( "ALLAH'IN İNDİRDİĞİNE UYUN!" )
 
Demek ki o devrin insanlarına da, yalnız Kur’an tebliğ edilmiş ve Allah ın indirdiğine uyun diye uyarılmış. Peki, onlar ne cevap veriyor? 
 
("HAYIR! BİZ, ATALARIMIZI ÜZERİNDE BULDUĞUMUZ ŞEYE UYARIZ.")
 
Bence bu cevabın üzerinde çok düşünmeliyiz. Peygamberimiz o devrin insanlarına Allah ın indirdiği Kur’an a uyun diyor, onlarda biz atalarımızdan gördüklerimize inanırız diyor. Burada geçen sözlerle, günümüzde buna benzer inancın bağlantısını sizler düşünün lütfen, yorum sizlerin.
 
Allah aklını kullanmayan kullarını, pislik içinde bırakırım diyorsa, gelin akıl ve Kur’an ı birlikte kullanalım. Bakın her şeyin o zaman, nasıl daha güzel olduğunu göreceğiz. 
 
Peygamberimizin gerçek ümmeti, Kur’an ın ipine sarılan ve hurafeden uzak İslam ı yaşandır. Allah yardımcımız olsun. 
 
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK


Sayfa Kategorisi: GENEL İSLAMİ YAZILAR.