KUR'AN A DAVET

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
KUTSİ HADİS GERÇEKLERİ.
Günümüzde üzerinde çok konuşulan ve geleneksel İslam’ın çok önemsediği bir konu olan, kutsi hadis inancını sizlerle konuşmak ve Kur’an ışığında değerlendirmek istiyorum. Rabbimiz bakın, Kur’an ile ilgili bizlere neler söylüyor, önce onları hatırlayalım.
 
Enbiya 10; And olsun, size öyle bir kitap indirdik ki, bütün şan ve şerefiniz ondadır. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?
 
Ali İmran 79: Hiçbir insanın, Allah’ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara: Allah’ı bırakıp bana kul olun! demesi mümkün değildir. Bilakis (şöyle demesi gerekir): Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe halis kullar olunuz.
 
Ahzap 2: Rabbinden sana vahyedilene uy! Allah, yapmakta olduklarınızdan en iyi biçimde haberdardır.
 
İbrahim 52: İşte bu, onunla uyarılsınlar, Allah’ın tek ilah olduğunu bilsinler, aklı ve gönlü işleyenler de ibret alsınlar diye, insanlara yöneltilmiş bir tebliğdir.
 
Araf 3; Rabbinizden size indirilene uyun; O’nun berisinden bir takım velilerin/dostların ardına düşmeyin! Siz ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.
 
Nisa  174; Ey insanlar, bakın size Rabbinizden kesin bir delil geldi; size açık bir nur indirdik. 175. ayet; Allah’a inanıp O’na sarılanları O, kendisinden bir rahmetin ve lütfun içine sokacak ve onları kendisine ulaşan dosdoğru bir yola kılavuzlayacaktır.
 
Kehf 54; Yemin olsun, biz, bu Kuran’da, insanlar için her türlü örneği değişik ifadelerle gözler önüne koyduk. İnsan ise varlığın, tartışmaya en çok tutkun olanıdır.
 
Yukarıdaki ayetlere örnek onlarca, hatta yüzlerce verebiliriz. Ne diyor Allah özet olarak? Size indirdiğimiz kitaba sarılın, onun emirleri uyarınca Allah a halis kullar olun. Kur’an sizlere apaçık bir tebliğdir, sizlere indirilen Kur’an’a uyun, ondan başka velilerin sözlerine sakın uymayın. Bütün şan ve şerefiniz Kur’an’dadır. Sizlere Kur’an ile kesin, açık ve her türlü örneği değişik ifadelerle verdik, bu tebliği okuyup ona uyarsanız, Rahmanda sizi dosdoğru yola kılavuzlayacaktır, diye ayetlerinde çok açık anlatıyor ve bizleri uyarıyor.
 
Şimdi de gelelim konumuza, günümüzde neredeyse Kur’an ayetleri mertebesinde görülen, onunla eş tutulan kutsi hadis konusu üzerinde, çok düşünmemiz gerektiği kanısındayım. Ayrıca benzeri bir konuda SAHİH HADİS konudur. Anlamı halis, kusursuz, şüphesiz anlamındadır. Şüphe duyulmadan iman edilecek bilginin, yalnız Kur’an olduğunu söyler Rabbimiz ve bizleri uyararak, emin olmadığınız bilginin ardına gitmeyin, sizleri sorumlu tutarım der.
 
Sizlerden şunu düşünmenizi rica ediyorum. Yukarıda okuduğunuz ayetlerden sizler, Kur’an’ın bizlere, ALLAH’A ulaşabilmemiz ve onun doğru yolundan gidebilmemiz için, yeterli olamayacağını mı anladınız? Eğer evet Kur’an’ın bizlere yetmeyeceğini anladım diyorsanız, yazının devamını lütfen okuma zahmetine girmeyiniz. Yok eğer, Kur’an’da her konudan nice örnek verdiğini söyleyen Rabbimiz, Kur’an’a sarıldığımızda ALLAH’A ulaşacağımızı ve yalnız Kur’an ile sizlere ulaştım, bilgi verdim diye anladım diyorsanız, birlikte düşünmeye devam edelim.
 
Önce şunu iyice anlayalım, kutsi kelimesi ne anlama geliyor? Kutsi sözcük anlamı mukaddes, kutsal anlamına geliyor. Kutsal mukaddes olan, yani hiç şüphelenmeden kabul edeceğimiz kaynağın ne olduğunu söylüyordu Allah? Elbette Kur’an, hatta ayetinde hadi bir benzerini getirsinler diye, nasıl bizlere meydan okuduğunu hatırlayınız.
 
Peki, kutsi kelimesi ile hadislerin içinden ayrım yaparak, bir kısmını Rabbin kelamıyla eş tutup, ona kutsallık vererek, ALLAH’IN hitap ediş şekliyle nakledilmesi, sizce ne kadar doğru?  Bizlere, bazı hadisleri yüce Rabbin mertebesine oturtup, onlara tıpkı Kur’an gibi kabul ettirmelerine niçin ses çıkarmıyoruz, hiç bunu düşündünüz mü?
 
Konuya devam etmeden önce, bir Cuma vaazında müftünün yaptığı bir konuşmadan bahsetmek istiyorum. Bu kişi herhangi bir kişi değil, devletin müftüsü bunu da unutmayalım. Hadisler konusunda şu sözleri söyledi.
 
(Bizler Kur’an ayetlerinden, bir tanesini nasıl kabul etmediğimizde, gerçek iman etmemiş sayılıyorsak, hadislerde aynen öyledir. Eğer bir hadisi, ben kabul etmiyorum derseniz, gerçek iman etmemiş sayılırsınız.)
 
İşte bizlere İslam’ı anlatan kişiler ve sözleri. Bu düşünceyle, inançla, Kur’an’a şirk koştuğunun sanırım farkında bile değil. Eğer bunları söyleyen tahsil, terbiye, eğitim görmüş bir insan ise, eğitim görmemiş bir insan neler yapar, neler söyler ve İslam’ı nasıl yaşar düşünmek bile istemiyorum. Bu sözleri söyleyenlerin, toplumu yanlış bir inanç doğrultusunda yönlendirenlerin hükmünü, Rabbim mahşer günü verecektir.
 
Hadisleri kendilerince tasnif edip, bir kısmını kutsallaştırıp, bizlere ALLAH’IN emri gibi gösterenlere, neden şu soruyu sormuyoruz lütfen düşünün? Acaba Allah Kur’an’da her şeyden nice örnekler verdim Kur’an’a sarılın, sizleri Kur’an’dan sorumlu tutuyorum dedikten sonra, hâşâ bazı konuları, Kur’an’a yazdırmadan mı peygamberimize nakletmiştir?
 
Elbette böyle mantıksız bir soruyu, kimseye sormaya cesaret edemiyoruz, peki neden inanmaya devam ediyoruz? İşte bu soruya da cevap veren ne yazık ki yok. Kutsi ya da sahih hadis sözleri öyle büyük bir silah ki, adeta Kur’an’a şirk koşmak ve Kur’an’ın karşısına, kaynağı bilinmeyen bir Kur’an koymaktan farksızdır. Bakın Kutsi hadisin özelliği nasıl anlatılıyor.
 
(Hepimizin de anlayabileceği tarifiyle, Kutsi Hadisler Cenab–ı Hakk’a ait olan ve Peygamber efendimiz(SAV)’in mübarek ağızlarıyla ifade edilen sözlerdir.)
 
Bu sözlerin ŞİRK olduğunun, hepimiz farkında olmalıyız. ALLAH’IN emirleri, hükümleri yalnız Kur’an olduğunu ve bizlerin yalnız Kur’an’ın ipine sarılmamızı, çok açık Yaradan Kur’an’da birçok ayetinde açıklamıştır. Kutsi hadis diye nakledilen hadisleri inceleyin, bir kısmının en önemli özelliği, peygamberimizden değil, Allah tarafından nakledilen bir sözmüş gibi anlatılmasıdır, işte en büyük tehlikede bundan sonra başlıyor.
 
Elbette bu hadisler içinde de, Kur’an’dan ilham alınarak söylenen doğru hadislerde vardır, ama buradaki hata bu sözleri sanki Allah Kur’an dışından söylemiş gibi nakletmektir. Çünkü o kadar yanlış bilgiler bu yolla içimize girmiş ve kabul görmüş ki, zarar çok büyük olmuştur. Çok daha ilginci sahih hadisler içinde bahsedilen, misyonerlerin uydurdukları hadisler dahi geçmektedir.
 
Kutsi hadislere dikkat ettiğinizde, sözlerdeki hitaplar Rabbin elçisine ve kullarına hitap ediş şeklindedir, tıpkı Kur’an ayetlerinde ki hitap şeklinde olduğu gibi. Örnek vermek gerekirse;
 
—Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: Âdemoğlunun her ameli kendisi içindir. Fakat oruç böyle değildir. O, sırf benim (rızam) için yapılan ibadettir. Onun (sayısız) mükâfatını bizzat ben vereceğim.”
 
—Her kim dünya için hüzünlenir ve kederlenirse bana kızmış gibidir. Kim bir musibetten şikâyette bulunursa benden şikâyette bulunmuş olur.
 
—Her kim bir zenginin yanına çıkar ve ona sırf zenginliği sebebiyle tevazuda bulunursa dininin üçte biri gider.
 
—İşlerde şaşırırsanız kabirler ehlinden yardım isteyiniz.
 
Allah rızası için lütfen düşünün, eğer Allah bu sözleri söylemiş olsaydı, neden sorumlu olduğumuz Kur’an’a dâhil ettirmesin tüm bunları? Neden Allah, yazdığım ayetlerde olduğu gibi, bizlere yalnız Kur’an’a sarılın desin?
 
Ne yazık ki doğruların içine öyle yanlış inançlar, itikatlar itinayla kasten yerleştirilmiş ki, ayır ayırabilirsen. Yukarıdaki kutsi hadis örneklerini lütfen inceleyiniz, Kur’an ile karşılaştırınız, değerlendirmesini herkes kendi nefsinde yapsın. Bakın Allah bizleri nereden hesaba çekecekti hatırlayalım.
 
Zühruf 44: Doğrusu o Kur’an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür ve siz ondan sorguya çekileceksiniz.
 
ALLAH’IN hakka batıl karıştırmayın, emin olmadığınız bilgilerin ardından gitmeyin, sorumlu tutarım ikazlarını duyan bile yok. Çünkü Kur’an ile aramıza öyle bir duvar örmüşler ki, bu engelin farkında bile değiliz. Elbette bunun nedeni, aklımızı devre dışı bırakmamızdan kaynaklanmaktadır.
 
Hadisler konusunda bu ayrım ve tasnif elbette ne peygamberimizin devrinde, nede dört halife devrinde yoktu. İslam’ın mezheplere bölünmesi, siyasi çekişmelerin etkisiyle, toplumu istedikleri ölçüde yönlendirmek, dine sokulan hadislerin kabul edilmesini kolaylaştırmak ve garantiye almak adına, ne yazık ki hadis silahını güçlendirmek için kutsi hadis, yani asla şüphelenmeyeceğimiz, Kur’an ayetleri ile eş değerde, ALLAH’IN sözleri adı altında, hadisler yaratılmıştır.
 
Bazı hurafe hadis üretenler, din düşmanları, ya da dini kendi menfaatlerine kullananlar, PEYGAMBERİMİZİ KULLANMAK ONLARA YETMEMİŞ, YÜCE RABBİMİZİ DE KULLANMAKTAN, İŞİN İÇİNE SOKMAKTAN, ONUN ADINA SANKİ ALLAH EMRETMİŞ GİBİ SÖZLER SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEMİŞLERDİR. Kur’an’dan uzaklaştırılan toplum da, tüm söylenenlerin doğruluğunu kontrol etme gücü ellerinden alındığı için, inanmak zorunda kalmıştır.
 
Hemen açıklık getirelim, tüm bunları söylemekle, hadisleri devre dışı bırakalım demiyorum elbette. Kur’an’ın tastiklediği her söz ve bilgiden yararlanmak, bizlere fayda sağlayacaktır, bunda hiç şüphe yok. Burada anlatmak istediğim, yapılan en büyük yanlış, hadisler arasında tasnif yaparak, bir kısmını ALLAH’IN kitabıyla eş tutup, kutsi hadis silahıyla topluma istediklerini kabul ettiren düşüncenin, yanlışlığını anlatmaya çalışmaktır amacım.
 
ALLAH’IN elçisi kanalıyla gönderdiği her vahiy, her söz, her bilgi bizlere Kur’an ile ulaşmıştır ve Allah korumasındadır. Bunun dışından başka bir sözün, bilginin, hükmün Allah katından geldiğini söylemek, Kur’an’a şirk koşmaktır. Rabbimiz sizleri Kur’an’dan hesaba çekeceğim diyorsa, bizleri bağlayan tüm bilgiler, hükümler Kur’an’da yazılı olanlardır, bunu asla unutmayalım. Bunun tersini düşünmek ve inanmak Kur’an ayetleri arasında çelişki yaratılmasını sağlayacaktır. Sizlere yazacağım şu ayet üzerinde lütfen çok iyi düşününüz.
 
Maide 67: Ey resul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan onun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah, küfre batmış topluluğa kılavuzluk etmez.
 
Maide suresi 67. ayette Allah elçisine bakın ne diyor? Sana indirdiğimi tebliğ et. Burada eğer sana ayrıca Kur’an dışından ilettiklerim diye bir açıklama var mı? Ayetin devamındaki uyarı çok önemli. Eğer bunu yapmazsan görevini yerine getirmemiş sayarım diyor.
 
Madem kutsi hadisler Rabbin sözleri, neden Kur’an’a geçirilmemişte, sözlü rivayetler yoluyla iletilmiş, yoksa HÂŞÂ Kur an eksik mi toplanmış? Doğrusu bu soruları kendimize sorduğumuzda aslında her şey ortaya çıkıyor, ama acaba farkında olabiliyor muyuz, işte bu çok önemli. Bizler Rabbin ayetlerine gözlerimizi kapayıp, edindiğimiz velilerin kitapları ile amel ediniyoruz ama farkında bile değiliz. Artık uyanmanın, aklımızı başımıza almanın zamanı geldi de geçiyor bile.
 
Yanlışlar hayatımıza, ruhumuza, kanımıza öyle bir girmiş ki, doğru bilgi artık yanlış görünür olmuş bizlere. ALLAH’IN bizlere uyarısı olan, mahşerde peygamberimizin söyleyeceği o acı uyarı bile kendimize getirmemiş bizleri.
 
(BENİM KAVMİN BU KUR’AN’I DEVRE DIŞI BIRAKTILAR)
 
Kimse üzerine bile alınmamış bu uyarıyı, herkes ben doğru yoldayım nasıl olsa diye. Uzaklaşmışız Rabbin kelamından, emrettiği dininden, ama farkında olan bile yok.
 
Gelin artık gözlerimizi açalım, uyanalım gaflet uykusundan. Bırakalım onun bunun sözlerini, kulak verelim Rabbin sözlerine. Aklımızı devreye sokalım, anlamak için Kur’an’ı. Bizlerin imtihan olacağı kitap, anayasa, kanun KUR AN olduğunu söyleyen Rabbimiz e kulak verelim. Allah Enam suresi 19. ayetinde, şu sözleri bizlere tebliğ ettiyse Kur’an’dan, sizce daha neyi arıyoruz? Kimlerin sözlerine inanıyoruz. Bunlar bizlere yetmiyor mu?
 
(BU KUR’AN BANA VAHYOLUNDU Kİ, ONUNLA SİZİ VE ULAŞTIĞI HERKESİ UYARAYIM.)
 
Rabbim bizlere Kur’an’ı verdin, sana çok şükürler olsun. Onun kıymetini bilmeyenlerin, farkında olmasını sağla ne olur. Sana yalvarıyorum Rabbim, sen bağışlayıcısın, bizlerin gözlerindeki bu kara perdeyi kaldır. Aklımızı kullanmamızı nasip et bizlere ki, bizi din ile Allah ile aldatanlardan kurtulalım.
 
Kulaklarımızdaki pası sök at ne olur. Taşlaşmış, hissetmeyen kalbimizi Furkan ın la aydınlat, güç ver de, senin nurun güneşinle aydınlanalım. 
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


Sayfa Kategorisi: MEZHEPLER, HADİSLER VE BATIL KONULAR.