KUR'AN A DAVET

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
ALLAH HIRSIZLIK YAPANIN, ELLERİNİ KESİN Mİ DİYOR.
Kur’an bizlere indirilmiş bir yaşam kaynağıdır, rehberdir. Bu kaynaktan doğru istifade etmek isteyen, onun özünde yatan öğretiyi, mantığı ve hayata bakışını, önce anlamak adına çaba harcamalıdır. Bunu yaparken de, yine bizzat Kur’an dan istifade etmelidir. Bunu yapmıyor da, birilerinin etkisinde Kur’an ı anlamaya çalışıyorsak, asla doğru yol üzerinde olduğumuzdan emin olamayız.
 
 
Bu yazımda sizlere bir ayet hatırlatmak, DAHA SONRADA BU AYET ÜZERİNDE SİZLERİ ÇOK HASSAS, DİKKATLE HİÇBİR ETKİ ALTINDA KALMADAN, KUR’AN BÜTÜNLÜĞÜNDE, DÜŞÜNMEYE DAVET ETMEK İSTİYORUM. Çünkü bu ayete ve içinde geçen bir kelimeye, öyle anlamlar veriyoruz ki günümüzde, Kur’an ın özüne, öğretisine, Allah ın adalet anlayışına tamamen ters düşüyor. Konu biraz uzun ve detaylı, lütfen sabırla okuyunuz.
 
 
Maide 38: Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah'tan bir ibret olmak üzere ELLERİNİ KESİN. Allah izzet ve hikmet sahibidir.
 
 
Aynı ayeti, farklı tercümeden de örnek verelim.
 
 
(Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve ALLAH'TAN BİR DERS OLMAK ÜZERE GÜÇLERİNİ KESİNİZ. Allah, izzet ve hikmet sahibidir.)
 
 
Gerçekten Allah bu ayette hırsızlık yapan kadın, erkek bizzat ellerini kesin diyor olabilir mi? YOKSA ELLERİNİ KESİN DERKEN, YARADAN BAŞKA BİR ŞEYDEN BAHSEDİYOR OLMASIN.
 
 
Kur’an da geçen bazı deyimler vardır, AYAKLARINI KAYDIRDI, AYAKLARIMIZI YERE SAĞLAM BASTIR, ADALETİ DİMDİK AYAKTA TUTMAK, KÖKÜNÜ KESMEK, SAĞIR KESİLMEK, KULAK KESİLMEK, ARDINI ARKASINI KESMEK, KÖKLERİ KESİLMEK, SİMSİYAH KESİLMEK, ÜMİDİ KESMEK. Kur’an bu yöntemi çok kullanır, dikkatimizi çekmek istediği konularda. Üzerinde düşünerek, Kur’an bütünlüğünde verdiği örnekler yoluyla, ayetleri anlamamızı sağlar. İşte imtihanımızın en zor kısmı da bu olsa gerek.
 
 
Gelelim ayete. Bu ayette yazıldığı gibi, hırsızlık yapanların, kadın erkek ayrımı yapmadan ellerini fiziksel anlamda, kesin diyor olabilir mi Allah? Eğer bu anlamda söylüyorsa, bizlere detaylı bilgi vermesi gerekmez mi?
 
 
Hiç uyarı yapılmadan, tövbe etmesine zaman tanımadan, pişman olmasına zemin hazırlamadan, hırsızlığın nedenleri araştırılıp, böyle bir ortamı ortadan kaldırmak adına hiçbir çaba harcanmadan, hırsızlıkta yakaladığınız kişilerin ellerini hemen kesin diyor olabilir mi? Sizce bu Kur’an öğretisine, adaletine uyuyor mu?
 
 
GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR CEZA, VERMİŞ OLABİLİR Mİ RABBİMİZ? . Bu ceza elin kesilmesidir dersek, işin kolayına, basitine kaçmış, ayrıca ayeti de hiç anlamamış oluruz. Kur’an öğretisine de bu düşünce ters düşer. AYETE DİKKAT EDERSENİZ ÇOĞUL ANLAMDA, YANİ HER İKİ ELDEN BAHSEDİYOR. Bu sözler üzerinde de, dikkatle düşünmemiz gerekmiyor mu? Eğer Allah hırsızlık yapanın gerçek anlamda elinin kesilmesini isteseydi, detay vererek şu şartlar oluştuğunda bir elini, bu şartlar olduğunda iki elini kesin diye, açıklama yapmaz mıydı rehberinde?
 
 
BU DÜŞÜNCE KUR’AN ADALETİ İLE KUR’AN IN ANLATIM, AÇIKLAMA, HÜKÜM VERME ŞEKLİNE ASLA UYMUYOR. Bahse konu ayetin devamına bakalım, acaba Allah hırsızlıktan vazgeçip, tövbe edenler için nasıl bir açıklama getirmiş?
 
 
Maide 39: Kim (bu) HAKSIZ DAVRANIŞINDAN SONRA TÖVBE EDER VE DURUMUNU DÜZELTİRSE, ŞÜPHESİZ ALLAH ONUN TÖVBESİNİ KABUL EDER. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
 
 
Hırsızlık yapan bir insanın ellerini, ona mühlet vermeden, zaman tanımadan kestik. Bu insanda yaptığı bu yanlışı anladı, farkına vardı, Allah a tövbe edip vazgeçti. Allah bile, ben tövbesini kabul ederim, durumunu düzeltirse diyor. Bu durumda hırsızlık yapanın ellerini fiziksel anlamda kesin diye anlarsak, bu insanın tövbe etmesi, ellerini geri getire bilir mi?
 
 
Bakın bu ayet ile bir önceki ayeti karşılaştırdığımızda, Maide 38. ayette geçen, ellerinin kesilmesi sözünden, bizzat ellerinin bıçakla kesilmesini anlarsak, devamındaki ayetle bütünlük arz etmiyor.
 
 
DEMEK Kİ ELLERİNİN KESİLMESİ BİR DEYİM, BURADA FARKLI BİR ŞEY ANLATILIYOR. GELİN ONU DAHA İYİ ANLAMAYA, NETLEŞTİRMEYE ÇALIŞALIM, RABBİMİZİN İZNİYLE.
 
 
Hatırlayalım Nur suresi 2. ayetinde Allah ne diyordu?
 
 
Nur suresi 2: Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine YÜZ SOPA VURUN; Allah'a ve ahi ret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dininde (hükümlerini uygularken) ONLARA ACIYACAĞINIZ TUTMASIN. Müminlerden bir gurup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun.
 
 
Dikkat ediniz tıpkı, Maide suresi 38. ayette olduğu gibi, hem kadından hem de erkekten bahsediyor. Yani hırsızlık yapan ya da zina yapan erkek ve kadın diye başlıyor her iki ayet. Sizce hırsızlık yapan için ellerini kesin, zina yapanlar için ise, yüz kırbaç vurun hükmü arasında çok büyük bir fark görülmüyor mu?
 
 
İki suç içinde, Allah eğer vazgeçerler ve bağışlanma dilerlerse onları affedeceğini söylüyor bizlere. Bu durumda zina yapan, yanlışını anlayıp, bir daha bu suçu işlemediğinde, kaybı belki vücudunda biraz acı, geçecek olan yara izleri, üzüntüsü olacaktır. Ya hırsızlık yapanın tövbe edip, bu yanlıştan vazgeçmesi halindeki, durumu ne olacak dersiniz? Böyle bir adaleti, nasıl olurda Rabbimize isnat ederiz.
 
 
Eller gitti, geride gelmesi mümkün değil. Dikkat ediniz Nur suresi 2. ayetinde kırbaçlanma konusunda sakın onlara acımanız tutmasın diyordu. Ayrıca ibret olsun diye bir toplumun huzurunda yapılmasını istiyordu. Eğer hırsızlık yapanın ellerini kesin sözünden, bizzat kesmeyi kast etseydi, aynı ikazı da özellikle yapmaz mıydı Rabbimiz bizlere? Hem ellerinin kesilmesine acımayın, hem de toplumun göreceği yerde yapında ibret olsun demez miydi? ELLERİNİN KESİLMESİ Mİ DAHA ÇOK ACINACAK BİR DURUM, YOKSA BİR İNSANIN KIRBAÇLANMASI MI, NE DERSİNİZ?
 
 
Şimdide aşağıdaki ayeti anlamaya çalışalım.
 
 
Mümtehine 12: Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek,ELLERİYLE AYAKLARI ARASINDA BİR İFTİRA UYDURUP GETİRMEMEK, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.
 
 
Yukarıdaki ayete bakalım. İman eden kadınların, peygamberimize gelerek bir söz vermelerini, bir anlaşma yapmalarından bahsediyor. Ayete dikkat ediniz lütfen. Bu kadınların hırsızlık ve fuhuş yapmaktan uzak kalmaları konusunda sözleşmelerini, kabul et ve onlar için Allah tan bağışlanma dile diyor. Şimdide bu ayette geçen, şu cümle üzerinde lütfen sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum.
 
 
(ELLERİYLE AYAKLARI ARASINDA, BİR İFTİRA UYDURUP GETİRMEMEK..)
 
Bakın, başka bir deyim, benzetme. ELLERİ VE AYAKLARI ARASINDA İFTİRA ATMAK. İşte Kur’a nın anlatım şekli. Doğru olmayan bir konuda, kendi nefislerinde, kendilerince uydurup, iftira atmak, yalan söylemek, dedi kodu yapmak. Anlamaya çalıştığımız ayette geçen, hırsızlık yapanın ellerini kesin sözleri de, böyle bir deyim den başka ne olabilir?
 
 
Eğer gerçekten, ellerinin kesilmesi emredilmiş olsaydı, bu konuda çok açık bir izah yapılmış olması gerekirdi. Örneğin el kesilme cezası, nelerin çalındığında uygulanmalıdır. Hiçbir ayrım yapmadan mı kesilecektir. Tek elimi, çift elimi. Uyarı yapılmayacak mı? Çünkü Allah ayetleri konusunda nasıl bir açıklama yapıyordu Kur’an da? BİZ KUR’AN DA HER ŞEYDEN NİCE ÖRNEKLERİ DEĞİŞİK İFADELERLE VERDİK Kİ, ANLAYASINIZ DİYORDU. Detaylı açıklamalar yaptığını söylüyordu. Bu durumda eğer Allah, hırsızlık yapanın ellerinin kesilmesini isteseydi, bu konuda detaylı bilgi kesinlikle verirdi.
 
 
Şimdi de sizlere günümüze kadar gelen, bu konu ile ilgili rivayetlerden örnekler vermek istiyorum. Bizlere ulaşan rivayet bilgilere göre, Hz. Ömer in yaşadığı halkın kıtlık yıllarında, bu ayetin hükmünü askıya aldığı anlatılır. Bu emir, yani hırsızlık yapanın ellerinin kesilmesi emri, adaletli bir yaşamın hükmü oluştuğunda geçerlidir diye de açıklık getirilir toplum genelinde.
 
 
Hemen soralım kendimize, madem Allah el kesme emrini verdi, neden bu konuda bir açıklama, detay yok Kur’an da? Bu söylenilenleri neden Kur’an da göremiyoruz da, rivayetlerden öğreniyoruz? Bunu düşünen yok mu? Konumuzla ilgili, bazı rivayet hadislerden örnekleri görelim.
 
 
6759 - İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: "Humusa ait kölelerden biri humus malından çalmıştı. Bu hâdise Resulullah'a haber verildi. Hırsızın elini kesmedi. "(Hepsi de) Allah Teâla hazretlerinin malıdır, bazısı bazısını çalmıştır" buyurdular."
 
1604 - Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûllah (aleyhissalâtu vesselâm): "Köle hırsızlık yaparsa, onu bir mangıra da olsa satın gitsin"' buyurdular."
Ebû Dâvud, Hudud 22, (4412); Nesâî, Sârik 16, (8,91).
 
6760 - Abdurrahman İbnu Avf anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Muhtelis (yankesici) kimseye el kesme cezası verilmez."
 
6761 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ne meyve sebebiyle ne de keser (denen hurma göbeği) hırsızlığı sebebiyle el kesilmez."
 
1596 - Hz. Aişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) zamanında, hırsızın eli, bir deri kalkanın değerinden daha düşük bir eşya için kesilmezdi. Kalkan, türs veya hacefe diye iki çeşitti, ikisinin de belli bir değeri vardı."
 
Buhârî, Hudud 13; Müslim, Hudud 5, (1684); Muvatta, Hudud 24, (2, 832); Tirmizî, Hudud 16, (1445); Ebü Dâvud, Hudud 11, (4383); Nesâî, Sârik 9, (8, 77–81).
 
1597 - İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) üç dirhem kıymetindeki bir kalkanı çalan hırsızın elini kesti."
Buhârî, Hudud 13, Müslim, Hudud 6, (1684); Muvatta, Hudud 24, (2, 832); Tirmizî, Hudud 16, (1445); Ebü Dâvud, Hudud 11, (4484); Nesâî, Sârik 9, (8,77–82).
 
Sizlere bazı rivayet hadisleri naklettim. Önce hepsinin rivayet olduğunu unutmayalım. Lütfen bu bilgiler üzerinde düşününüz. Sizler bu örneklerden ne anladınız? Eğer hırsızlık yapanın, elinin kesilmesi gerçek anlamda emrediliyor olsaydı, köle özgür ayrımı yapılmazdı. Yapılıyor olsaydı, tıpkı fuhuş yapan kölenin cezası, özgür olana verilenin yarısı verilmelidir diyerek, Kur’an da ayrım yapılır belirtilirdi.
 
Rivayet hadiste, yankesiciye el kesme cezası verilmez diyor. Peki, kime verilir? Bazı yiyecekler sayılıyor, bunları çalana da el kesme cezası verilmez diyor. Düşünebiliyor musunuz üç dirhem değerinde bir malı çalanın elinin kesildiği örneği veriliyor. Bunlar doğru olabilir mi sizce? BU CEZA, ALLAH IN BİZLERE VERMEYE ÇALIŞTIĞI, ADALET ANLAYIŞINA UYUYOR MU?
 
Allah Kur’an da bizlere verdiği öğretisinde, kısas yapmanız gerektiğinde, SİZE YAPILAN MİKTARLA CEVAP VERİN DER. Yani duygularımıza yenik düşmeden, haddi aşmamızı engeller. Sizce Rabbin bu öğretisini almış bir insan, kendisinden hırsızlık yapan bir kişiye karşı, geri dönüşü olmayan elinin kesilmesi cezasını istemesi, Kur’an ın öğretisine uyar mı? Siz böyle yapılmasından, huzur ve mutluluk duyar mısınız?
 
Hiç sanmıyorum. Bizlerin yapacağı ve Kur’an ın istediği, bu hırsızlığın sebebini araştırmak ve (şu sözlerime dikkat ediniz lütfen.) bu hırsızın bir daha hırsızlık yapmaması için, BU İŞTEN ELİNİ, ETEĞİNİ KESMEK ADINA, NE GEREKİRSE YAPMALIYIZ. Bakın sizlere yine bir rivayet hadis nakletmek istiyorum. Bu hadislerin tamamını, Kütübü sitte de bulabilirsiniz.
 
1610 - Şâ'bî (rahimehullah) anlatıyor: "İki kişi, üçüncü bir şahsın hırsızlık yaptığına dair şahitlikte bulundular. Bunun üzerine Hz. Ali (radıyallâhu anh) adamın kolunu kesti.
 
Bu iki kişi gidip bir müddet sonra diğer bir adamı getirip: "BİZ HATA ETMİŞİZ, HIRSIZLIĞI YAPAN O DEĞİLMİŞ (BU İMİŞ)" DEDİLER. HZ. ALİ (RADIYALLÂHU ANH) BUNLARIN ŞAHİDLİĞİNİ İPTAL EDEREK (GETİRDİKLERİ BU ŞAHIS ALEYHİNDE KABUL ETMEDİ. Ayrıca) onlara, önceki adamın diyetini yükledi ve: "Bilsem ki siz bu işi bilerek yaptınız, kollarınızı keserdim" dedi".
 
Değerli din kardeşlerim, bakın gördünüz mü olayın önemini. Suçsuz yere el gitti, geri gelmesi de mümkün değil. Allah ın adaletinde, asla bu tür hatalar olmaz. Kur’an öyle bir düzen kurulmasını sağlamaya çalışır ki, insan hatalarını en aza indirir ve bunun içinde bir hüküm verdiğinde, detaylı açıklama yapar. Yine bu konuda çok dikkat çekici bir rivayet nakletmek istiyorum.
 
1609 - Cünâde İbnu Ümeyye'den rivayete göre, Büsr İbnu Ertât (radıyallâhu anh) demiştir ki: "Resûlullah (aleyissalâtu vesselâm)'ı dinledim: "SEFERDE ELLER KESİLMEZ" DİYORDU." Tirmizî deki rivâyette "gazvede. . ." denmiştir.
Tirmizî, Hudud 20, (1450), Ebû Dâvud, Hudud 18, (4408); Nesâî, Sârik 16,(8,91).
 
Lütfen yukarıdaki rivayet üzerinde düşünelim. Bir toplum suçu olan hırsızlık, eğer seferberlikte, ya da savaşta işlenmiş ise, suçun cezası artar. Fakat dikkat ederseniz yukarıdaki rivayette, tam tersi söyleniyor. Hırsızlık suçuna meyilli olanlar, toplumun böyle zor bir anından, daha çok istifade etmeye çalışmazlar mı? Hatırlayınız depremde, kargaşa zamanlarında, toplumsal terör anlarında, savaşta yağmalar ve hırsızlık daha çok olmuyor mu? Bu durumdayken verilen cezalar, kat kat artırılmıyor mu?
 
ELBETTE BİZLERE DÜŞEN AYETLERİ, RİVAYETLERE GÖRE DEĞİL, KUR’AN A GÖRE ANLAMAYA ÇALIŞMAK OLMALIDIR.
 
Bizler bu konuda, Kur’an dan bilgilenmeye devam edelim. Allah verdiği hükümler konusunda, bakın nasıl net açıklamalar yapıyor. Örneğin peygamberimize savaş açarak, bozgunculuk çıkaranlara neler yapılacağı konusunda, nasılda çok net ve sert bir açıklama yapıyor.
 
 
Maide 33: Allah'a ve Resulü’ne karşı savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuğa çalışanların CEZASI, ANCAK ÖLDÜRÜLMELERİ, ASILMALARI YA DA ELLERİYLE AYAKLARININ ÇAPRAZCA KESİLMESİ VEYA (BULUNDUKLARI) YERDEN SÜRÜLMELERİDİR. Bu, dünyadaki aşağılanmalarıdır, ahi rette onlar için büyük bir azab vardır.
 
Yukarıdaki ayet, Allah resulüne karşı savaş açanların durumu ile ilgili, ne kadar detaya giriyor. Bir kısmı ölümü hak etmiştir, öldürülür diyor. İbret olsun diye ellerini ve ayaklarını çaprazlama kesin diyor. Ya da yine durumlarına göre sürgün edilebileceği açıklamasını yapıyor. Bakın her detay var konu ile ilgili.
 
Bu ayeti okuyan bir insan başka sorular soruyor mu? Çünkü birçok şartlarda insan var, peygamberimize karşı savaşa giren. Her türlü alternatif sunulmuş. Peki, hırsızlık yapanın, kadın erkek ellerini kesin diye anlarsak, birçok soru aklımıza gelmiyor mu?
 
Bakın Allah bizlere, rehber olsun diye gönderdiği kitap için ne diyor.
 
Kamer 17: Andolsun biz, KURAN'I ÖĞÜT ALMAK İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. Öğüt alan yok mudur?
 
Kamer 22: Yemin olsun ki, biz KURAN'I ÖĞÜT VE İBRET İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. Fakat düşünen mi var?
 
Acaba Allah ın birçok kez yemin ederek, öğüt almak için kolaylaştırdığı kitapta, zina yapana yüz kırbaç vurun derken, hiç ayrım yapmadan, hangi konularda nasıl davranılacağı konusunda açıklama dahi getirmeden, onlara bir şans dahi vermeden, hırsızlık yapanın ellerini kesin der mi?
 
Kur’an geçmişte yaşanan olayları, bizlerin ayetleri daha iyi anlaması için örnek vermiştir. Sizlere bu konu ile ilgili, çok dikkat çekici bir örnek vermek istiyorum. Kur’an dan, Hz. Yusuf ve kardeşlerinin kıssasını hatırlayınız lütfen. Kardeşinin yükü içine, onlara bir ders vermek için, kralın değerli su tasını koyduğu ve bu kafileyi hırsızlıkla suçlamasından sonra, kardeşine verilen cezayı hatırlayınız. Bakın Allah Bu örnekleri, bizlere boşuna vermiyor.
 
Eğer hırsızlığın karşılığı ellerin kesilmesi olsaydı, bu örnekten çok açık anlaşılırdı. Burada Hz. Yusuf özellikle kardeşinin çuvalına, kendisinin koyduğu ve bunu neden gösterip, onun özgürlüğüne bedel istemesi, yani onu alıkoyarak göndermemesi, bir başka şekliyle, hiçbir yere gidemeyerek, ellerinin kollarının bağlanması anlatılıyor. Hatta Kur’an deyimiyle ellerinin kesilmesi, istediklerini yapamaz hale getirmesi, özgürlüğünün kısıtlanması, sizce çok açık anlatılmıyor mu?
 
Hz. Yusuf kıssasından, sanırım alacağımız büyük ders var bu konuda. Yusuf suresi 74. 75. ayette heybesinde kralın tası çıkıp, hırsızlık ile suçlananlar, bakın bu suçun cezası nedir diye soruyor ve ne cevap alıyorlar. İki mealden verelim ki daha iyi anlaşılsın.
 
(Sordular: "Eğer yalan söylüyorsanız, hırsızlığı yapanın cezası nedir? "Cezası şu: Çalınan mal kimin yükünde ÇIKARSA, YÜKÜN SAHİBİ ÇALINAN MALA KARŞILIK OLACAKTIR. Biz zalimleri böyle cezalandırıyoruz.)
 
( [Mısırlılar:] “Peki, eğer yalan söylüyorsanız, bu [yaptığınızın] cezası nedir?” dediler. “Bunun cezası”: diye cevap verdi [Yakub'un oğulları], “[kupa] KİMİN DENKLERİ ARASINDAN ÇIKARSA [YAPTIĞININ] CEZA(SI) OLARAK TUTSAK EDİLİR![Bu suçu işleyen] zalimleri biz işte böyle cezalandırırız”. )
 
Peki, bu sözler ne anlama geliyor? Hırsızlık yapan, çaldığı malın sahibine, kendisinin özgürlüğünü emanet edecek ve adeta elleri kesilmiş bir insanın durumu gibi, karşılık veremez halde itaat edecektir. Kur’an da bu ayetlerin devamına baktığımızda, hırsızlık yapanın alıkonacağını, yani tutuklanacağından bahsediliyor.
 
Bir insanın elleri, onun her şeyidir. EN DEĞERLİ VARLIĞIDIR. HER ŞEYİ ONUNLA YAPAR. DİKKAT EDİN AYETTE TEK ELİ DEMİYOR, ELLERİNİ DİYEREK ÇOĞUL KULLANIYOR. Çünkü her iki el, bir insanın can damarıdır, iyi ya da kötü her şeyi onunla yapar.
 
Bir insanı yaptıklarından dolayı durdurmak istiyorsanız ellerini bağlayın, onun özgürlüğünü kısıtlayın yeter. İşte ayette de bu anlatılıyor, hırsızlık yapanın ellerinin kesilmesi, yani ona bir daha hırsızlık yapamaması adına engel olunmasından bahsediyor. Buradaki ellerin kesilmesi de, ancak Kur’an da geçen birçok ayette de olduğu gibi, dikkat çekici bir yöntemle anlatılmıştır.
 
AYETTE ÖZELLİKLE, ELLERİNİ DİYEREK ÇOĞUL KULLANMASI, ASLINDA ASIL AMACA DİKKAT ÇEKMEK İÇİNDİR.
 
Allah Nahl suresi 126. ayetinde bizlere bir öğüt verir ve derki.
 
Nahl 126: EĞER CEZA İLE KARŞILIK VERECEKSENİZ, ANCAK SİZE YAPILAN KÖTÜLÜĞÜN TÜRÜ VE MİKTARI İLE KARŞILIK VERİN. Eğer sabrederseniz, elbette ki bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
 
Diyelim bir kişi, bizim bir miktar paramızı çaldı. Sizce Allah bu durum da, yukarıdaki ayet doğrultusunda düşündüğümüzde, bu çalan kişinin elinin kesilmesini istediğini söylüyor diyebilir miyiz? Yoksa bu hırsızlığa, denk bir cezamı verin diyor?
 
Onun özgürlüğünün kısıtlanması, yani hapsedilmesi, ya da hırsızın konumuna göre, çaldığı malın ya da paranın iadesi ve belli bir zaman eğitimden geçirip, topluma hazırlamak gibi. Bir başka şekliyle düşünürsek, çaldığı malın karşılığı kadar, ayrıca ceza olarak, hizmette bulunması diyebiliriz.
 
BAKIN DÜŞÜNDÜKÇE, NE KADAR MANTIKLI, CAYDIRICI CEZALAR GELİYOR AKLA. HİÇ BİRİMİZİN AKLINDAN, ELLERİNİ KESİN BUNUN DİYE GEÇMEZ, BUNU DA İSTEMEYİZ ZATEN. EĞER BİZİM AKLIMIZA GELMİYORSA, BUNU ALLAH DA EMRETMEZ. BUNU UNUTMAYALIM. Allah yemin ederek, kolaylaştırılmış din gönderdim diyorsa bizlere, hırsızlığın cezası sizce ellerinin kesilmesi olabilir mi?
 
Sizlere şöyle bir örnek versem ve desem ki; Şu adamdan hiç hoşlanmıyorum, buraya gelmesini de hiç istemiyorum. BU ADAMIN BURADAN, ELİNİ AYAĞINI KESİN. Ya da ELİNİ ETEĞİNİ KESİN DESEM, siz ne anlarsınız bu sözümden? Yorum sizlerin.
 
Bu yazdıklarım, benim Kur’an dan anladıklarımdır, yalnız beni bağlar. Sizlere düşen Kur’anı birçok kez anlayarak okuyup, Rahmanın önerdiği gibi, ayetler arasında bağ kurup, üzerinde düşünüp, akıl yürütüp, Rabbin adaletini de göz ardı etmeden, onu anlamaya çalışmak olmalıdır. İmtihanımızın da özü, bu değil mi zaten.
 
Dilerim Rabbimizden, doğru düşünen, doğru muhakeme edebilen, hakka batıl karıştırmayan, Rabbin halis kullarından oluruz.
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


Sayfa Kategorisi: MEZHEPLER, HADİSLER VE BATIL KONULAR.