KUR'AN A DAVET

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
ALLAH IN ELÇİSİNE, EFENDİMİZ DİYE HİTAP EDEBİLİR MİYİZ?
Allah Kur’an da verdiği örnek ayetlerle, her sorumuza cevap vermektedir, ama düşünen aklını kullanana elbette. Allah dinde her konuda, sınırı aşmamızı yasaklamıştır. Sınırı aşanları da kâfir oldular diye uyarır. Bu konuda bakın nasıl bir uyarı yapar bizlere.
 
Araf 55: Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, HADDİ AŞANLARI SEVMEZ. (Diyanet meali)
 
Demek ki her konuda bizlerin bir sınırı var ve o sınırı aşmamızı Yaradan asla istemiyor ve uyarıyor. Bu bilgiden sonra, sizleri düşünmeye davet etmek istediğim konu, bizler Allah ın elçisine karşı tavrımızda acaba haddimizi aşıyor muyuz, söylemlerimizde aşırılık var mı, gelin bu konu üzerinde düşünelim. Çünkü Yahudi ve Hıristiyanlar elçilerine karşı, öyle hadlerini aşmışlar ki, Allah onlara kâfir oldular diyor. 
 
Bildiğiniz gibi bazı kardeşlerimiz, Allah ın elçisine EFENDİMİZ diye hitap ederler. Efendi kelimesi BUYRUK SAHİBİ OLAN, HÜKMEDEN ANLAMINDADIR. Sözünden çıkılmayan, sözü kanun demektir. Sizce Allah ın elçisi de, tıpkı Allah gibi hüküm sahibi mi? Yoksa Allah ın hükümleri ile hükmeden mi? Sizce bu dünyada Allah ın bir benzeri din ve iman adına sözünden çıkmayacağımız, dine hükümler koyan, bir beşer olabilir mi? Var dersek, Allah a şirk koşmuş oluruz. Peygamberimize efendimiz diye hitap edersek, Allah korusun Yahudilerin ve Hıristiyanların yaptığı yanlışın aynısını yapmış oluruz. DİNDE HÜKÜM VEREN, KANUN KOYAN YALNIZ ALLAH TIR. Kur’an böyle söylüyor.
 
Haklı olduklarına dair, öyle örnekler veriliyor ve batıl aklanmaya çalışılıyor ki,  Kur’an ın diğer ayetleri ile çelişiyor. Bunları söylediğimizde, Nisa suresi 80. ayet hatırlatılarak, kim resule uyarsa, itaat ederse, Allah a itaat etmiş olur ayeti örnek veriliyor. Yine hiç ilgisi olmadığı halde, elçim size ne verdiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan sakının ayetine, farklı anlamlar verip, sanki Allah ın elçisi de dine hüküm koyabilirmiş anlamı veriliyor. Tabi bu ayet aslında, çok farklı konudan bahsetmesine rağmen, gerçek anlamı göz ardı ediliyor, örtülüyor. 
 
Sizce Allah ın resulü kime, neye uyuyor da, bizler Allah ın elçisine uyma emri alıyoruz? Allah ın ayetleri gibi elçisi de hükümler mi veriyor, yoksa Allah ın hükümlerini mi tebliğ ediyor? Elbette hüküm veren efendimiz yalnız Allah dır ve onun hükümlerini elçisi bizlere tebliğ ediyor ve bizlerin elçisine uymamız isteniyor. Bu durumda efendimiz kim olabilir? Kimin buyruklarına uymuş oluyoruz? Tabi ki Allah ın.
 
Çok ilginçtir, Allah ın resulü, sağlığında kendisine efendimiz diye hitap edilmesini yasaklamıştır. EFENDİ ALLAH TIR DEMİŞTİR. NE KADAR İLGİNÇ DEĞİL Mİ? 
 
"Sen bizim efendimizsin!" diye hitap ettik. "EFENDİ, ALLAH'TIR!" BUYURDULAR. Biz: "Fazilette en ileride olanımız, mertlikte en başta gelenimizsin!" dedik. Bize:"SÖYLEDİĞİNİZİN HEPSİ BU VEYA BUNA YAKIN BİR SÖZ OLSUN. ŞEYTAN SİZİ (MÜBALAĞALI MEDİHLERDE) KOŞTURMASIN!" buyurdular."[Ebu Davud, Edeb 10, (4806)]
 
Ne yazık ki bizler abartıda yarışıyoruz. Buda bizleri yanlışa sürüklüyor. Allah ın elçisinin, bizlerin arkadaşı olduğunu apaçık gösteren ayetler olduğu halde, bizler hala her zaman yaptığımız gibi ayetlerde geçen kelimelere farklı anlamlar vererek, yanlışımıza kanıt aramaya devam ediyoruz. Peygamberimizin, bizlerin arkadaşı olduğunu, bizlerden farklı olmadığını anlatan örnekler verelim.
 
Araf 184: Düşünmediler mi ki, ARKADAŞLARINDA(Muhammed'de) delilik yoktur? O, ancak apaçık bir uyarıcıdır. (Diyanet vakfı meali)
 
Sebe 46 : (Ey Muhammed!) De ki: “Ben size ancak bir tek şeyi, Allah için ikişer ikişer, teker teker kalkıp düşünmenizi öğütlüyorum. ARKADAŞINIZ Muhammed’de cinnetten eser yoktur. O, şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır.” ( Diyanet meali)
 
Necm 2: ARKADAŞINIZ (Muhammed haktan) sapmadı ve azmadı. (Diyanet meali)
 
Tekvir 22: ARKADAŞINIZ (Muhammed) asla deli değildir. ( Diyanet meali)
 
Tevbe 40:….. Hani o ARKADAŞINA, “Üzülme, çünkü Allah bizimle beraber” diyordu……(Diyanet meali)
 
Bu ayetlerden de anlıyoruz ki, Allah özellikle görev verdiğim elçim sizlerin efendisi değil, arkadaşıdır diyor. Çünkü tek efendi, buyruk sahibi yalnız Allah olduğunu Kur’an birçok ayetinde bizlere anlatıyor. Allah bizlere efendi olarak değil, ama bizlerin içinden birisini elçi olarak gönderdiğini, bakın nasıl söylüyor.
 
Tevbe 128: Andolsun size KENDİNİZDEN ÖYLE BİR PEYGAMBER GELMİŞTİR Kİ, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkündür; müminlere karşı çok şefkatlidir; merhametlidir. (Bayraktar Bayraklı meali)
 
Demek ki Allah ın elçisi, bizlerin içimizden, Allah ın seçtiği saygın ve güven elçisi olduğu çok açık anlaşılıyor. Allah ın elçisinin de bizler gibi hesaba çekileceğini, tıpkı bizler gibi kendi günahları için yalnız Allah a dua etmesi gerektiği örneğini, Allah Kur’an da verir ve hiç kimse özellikle peygamberleri, bakın ne edinmeyin diye uyarır.
 
Ali İmran 80: Onun size, “MELEKLERİ VE PEYGAMBERLERİ İLÂHLAR EDİNİN.” DİYE EMRETMESİ DE DÜŞÜNÜLEMEZ. Siz Müslüman olduktan sonra, o size hiç inkârı emreder mi? (Diyanet meali)
 
Bu ayet aslında her şeyi çok açık anlatıyor, tabi diğer ayetlerle birlikte düşünmek şartıyla. Allah elçilerini ne maksatla gönderdiğini açıklarken,  bakın diğer ayetlerde nasıl uyarılarda bulunur. “Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir. Biz Resulleri, sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.  Senin görevin sadece tebliğ etmektir. “  Onun içindir ki, Allah elçilere görev verirken, yetki ve sorumluluklarını da çok açık bir şekilde bizlere açıklamıştır ki onları, daha önce yaptıkları gibi ilahlaştırmayalım, Allah ın vermediği yetkilerle donatmayalım. Bakara suresi 165. ayette bu konuda sınırımızı çok iyi bilmemiz gerektiği konusunda, bakın bizleri nasıl uyarıyor.
 
Bakara 165: İNSANLAR İÇİNDE ÖYLELERİ VARDIR Kİ, ALLAH DIŞINDA BAZILARINI ALLAH'A EŞ TUTARLAR DA, ONLARI ALLAH'I SEVMİŞ GİBİ SEVERLER. İman sahipleri ise Allah'a sevgide çok kararlı ve taşkındır. Zulme saplananlar, azabı gördüklerinde TÜM KUVVETİN ALLAH'TA BULUNDUĞUNU,Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu fark edeceklerini anlayabilseler! (Yaşar Nuri Öztürk meali)
 
Aslında ayet çok açık, izaha gerek yok. Allah sevgisini, hiçbir beşerle eş tutmayalım. Allah tek ilahtır ve ondan başka hüküm veren velimiz, efendimiz yoktur. Allah ın elçisi topluma hitap ederken, Ashabım yani arkadaşlarım diye hitap ederdi. Lütfen bizler için örnek olarak gösterilen Allah ın elçisine, daha önce yapılan yanlışları bizlerde yapmaya devam etmeyelim. Onun örnek oluşunu araştıralım ve Kur’an dan öğrenip hayatımıza geçirelim. Allah elçisinin bizlerin içinden, bizlerden farksız bir beşer olduğunu, yalnız görevini yerine getirmeye çalıştığını, bakın nasıl anlatmaya çalışıyor, tabi anlayana, anlamak isteyene.
 
De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım.( Kehf 110) Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.( Ahkaf 9) De ki: “Şüphesiz ben, size ne zarar verebilir ne de fayda sağlayabilirim.”(Cin 21) Biz resulleri, sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz (Kehf 56)
 
Allah ın elçisi Hz. Muhammed, Allah ın bizler için güven elçisidir. Ona saygımız ve sevgimiz elbette sonsuzdur. Bizler ne yazık ki birçok konuda, orta yolu bulamadığımız için, peygamberimize karşı hitabımızda da bir türlü orta yolu bulamadık. Bir kısmımız çok ileri gittik, adeta ilahlaştırdık. Bir kısmımızda, Kur’an da Allah ın elçisi yalın olarak, yalnız ismiyle geçiyor, onun için bizlerde yalnız ismiyle hitap etmeliyiz dedik. HATIRLATIRIM, KUR’AN DA HİTAP EDEN ALLAH DIR, O HİTABINDA YARATTIĞI KULLARINDAN BAHSEDERKEN, SAYGI İFADESİNİ İÇEREN KELİME KULLANMAZ. BİZLER AST VE ÜST İLİŞKİLERİMİZDE SAYGI DUYDUĞUMUZ KİŞİLERDEN BAHSEDEREKEN KULLANIRIZ. ÜST MAKAMDA OLAN KİŞİ, ASTLARINA İSMİYLE HİTAP EDER.
 
Belki Allah ın elçisine, ismiyle hitap etmemizde bir sakınca olmayabilir, çünkü Allah ın bu konuda bir emri yok. Ama toplumların gelenek ve kültürleri büyüklerimize, sevdiklerimize karşı saygı ifadesi olan bazı kelimeleri, isminin başına ilave etmemizi bizlere öğretmiştir. 
 
Değer verdiğimiz, seçtiğimiz devleti yönetenlere, ya görev ve makamlarının adını kullanarak hitap ederiz, ya da sayın kelimesini isminin önüne koyarız. Sevmediğimiz kişilere ise özellikle bu saygı ifadesini kullanmayız. Bu durumda, bizlere örnek olan Allah ın elçisini ismiyle anarken, onu Hazretleri yani değerli, saygın kişi anlamında anmak, hitap etmek ona saygımızı ifade etmek, bizlerin ona karşı sevgimizin bir ifadesidir. Asla bu kelimede bir kutsallık anlamı yoktur, çünkü kişilere kutsallık yüklenemez. 
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
 


Sayfa Kategorisi: GENEL İSLAMİ YAZILAR.