KUR'AN A DAVET

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
MAİDE SURESİ 41-42-43-44. AYETLER NELER ANLATIYOR.
Kur’an ı her okuyuşumda sanki ilk defa okuyormuş gibi, ondan yeni feyizler yeni ışıklar alıyorum çok şükür. Beni her okuyuşumda daha çok bilgilendirdiğine ve düşünmeye sevk ettiğine şahit oluyorum. Bakın sizlerle aşağıdaki ayetleri paylaşmak ve sizleri üzerinde birlikte düşünmeye davet etmek istiyorum.
 
Düşünmenizi ve ayetlerle karşılaştırmanızı istediğim konu, bizlere geleneksel İslam ın öğrettiği gibi, acaba peygamberimiz topluma Kur’an ın hiç bahsetmediği konularda, hüküm koyma yetkisi vermiş midir? Peygamberler toplumu yalnız ne ile uyarmak ve hüküm vermekle görevlendirilmiştir, sanırım bu soruların cevabını bu ayetlerde bulacağız. Önce ayetleri yazalım ve dikkatle okuyalım.
 
Maide 41: Ey resul! Kalpleri inanmamış olduğu halde ağızlarıyla "İnandık" diyenlerin küfürde yarışırcasına koşanları seni üzmesin. Yahudilerden bazıları yalancılık etmek için dinlerler; huzuruna çıkmamış olan başka bir topluluk için dinlerler. Yerlerine oturmuş kelimeleri, yapılarını bozup değiştirirler. "Size şu verilirse alın, eğer o verilmezse çekinin." derler. Allah birini fitneye çarptırmak isterse sen onun için Allah karşısında hiçbir şey yapamazsın. Bunlar o kişilerdir ki, Allah kalplerini temizlemek istemiyor. Dünyada bir rezillik vardır onlar için; âhirette de büyük bir azap var onlara.
 
42: Yalana iyice kulak verirler, haramı tıka-basa yerler. Sana geldiklerinde, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama aralarında hükmedersen, adaletle hükmet. Allah, adaletle hükmedenleri/adaleti ayakta tutanları sever.
 
43: İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında iken, nasıl oluyor da senin hakemliğine başvuruyorlar? Daha sonra da verilen hükümden yüz çeviriyorlar. Bunlar inanan kişiler değillerdir.
 
44: Biz indirdik Tevrat'ı, biz. İyiye ve güzele kılavuz var onda, ışık var. Allah'a teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hakemlik yaparlardı. Kendini Rabbe adayanlarla ilim ve hikmette derinleşmiş olanlar da Allah'ın Kitabı'ndan korumakla görevli olduklarıyla hükmederlerdi. Zaten onlar Allah'ın Kitabı'na tanıklardı. Artık insanlardan korkmayın, benden korkun da ayetlerimi basit bir ücret karşılığı satmayın. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, kâfirlerin ta kendileridir.
 
Yukarıdaki ayetleri anlamak için lütfen Kur’an ın bütününü düşünelim. Acaba Rabbim bu ayetlerde bizlere ne anlatmak istiyor? Maide 41. ayetten başlayarak düşünmeye çalışalım. Bu ayeti okuduğumda peygamberimizin İslam ı yaymaya, tanıtmaya çalıştığı günlerde, bazı Yahudiler onu ziyaret ediyor olmalılar ki, kendi cemaat ve toplulukları adına peygamberimize gelenlerden bahsediyor. Bu insanların sırf art niyetle peygamberimizin huzuruna çıktıklarını söyleyen Rahman, sabitlenmiş yerlerine oturmuş sözlerin anlamlarını bozup, değiştirip kendi topluluklarına kendilerince yönler verip yanılttıklarını söylüyor. Günümüze kadar Yahudiler ne yazık ki bu görevlerini, sinsice sürdürmüşler bu yöntemi bizlerinde içine girip uygulamışlardır. Çünkü bizler, Kur’an dan uzak hurafelerle, Kur’an ın hiç bahsetmediği öyle hükümlere iman ediyoruz ki, yaptığımız yanlışın farkında bile değiliz.
 
 (Yalana iyice kulak verirler, haramı tıka-basa yerler.)
 
Şimdi sizlere soruyorum, burada geçen HARAMI TIKA BASA YERLER sözünden sizler ne anlıyorsunuz? Yenilen, içilen gerçekten boğazımızdan geçen yiyecek mi, yoksa başka bir şeyden mi bahsediyor Yaradan? Bakın sizlere Kur’an dan bir ayet hatırlatmak istiyorum, sanırım bu ayeti okuduğunuzda tıka basa yenen şeyin ne olduğunu, daha iyi anlayacaksınız.
 
Araf suresi 33. ayet; De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi, Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında BİLMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ SÖYLEMENİZİ HARAM KILMIŞTIR.
 
İşte Rabbim, gönderdiği kitaplarda açıklamadığı tüm konularda fikirler yürütüp, uydurma sözler söylememizi HARAM KILDIĞINI SÖYLÜYOR. İşte burada bahsedilende Rabbin açıklamadığı konulara inanıp, ardına düşenlerin durumundan bahsediyor ve onlar için ne diyor? 
 
( Yalana iyice kulak verirler, haramı tıka-basa yerler.)
 
Demek ki yalana, hurafeye kulak verip, onlara inanmak açıkça haramı tıka basa yemekmiş, bu sözlerden çok net anlaşılıyor. Yoksa burada yenen yiyecek değil dikkat ediniz, yalana iyice kulak verenler, yani onlara inananlardan bahsediliyor. 
 
Allah a isnat edilen, Rahmanın açıklamadığı uydurma sözlere inanmak olduğunu anlıyoruz. Şimdide bu ayette anlatılanları, günümüzde bizlere öğretilenlerle karşılaştırarak düşünün lütfen. Kur’an da hiçbir hüküm verilmediği halde, bunlar Allah katındandır dediklerinde, bunlara inananların durumunu sizlere bırakıyorum.
 
Şimdide 43. ayeti düşünelim, peygamberimizin yanına gelen Yahudiler bir konuda peygamberimizin hakemliğine başvuruyor ve ondan bu konuda karar vermesini istiyorlar. Bakın Allah ın böyle bir olay sonucunda söyledikleri, gerçekten çok düşündürücüdür.
 
(İçinde Allah'ın hükmü bulunan Tevrat yanlarında iken, nasıl oluyor da senin hakemliğine başvuruyorlar.)
 
Demek ki o devirde elde bulunan Tevrat da, hükmü açıkça belli olan bir konuda peygamberimize müracaat edilmiş. Allah ın verdiği cevap çok düşündürücü. Demek ki bazı konular, Rabbin gönderdiği diğer kitaplarda da hepsi aynı hükümler veriliyor. İnandıklarını söyledikleri Tevrat a bakma zahmetini göstermeyen, ya da kendilerince değiştirip, rivayetlere iman ettiklerinden, kullarını adeta uyarırcasına, sen önce sana gönderdiğim kitaba bak, ondan sonra başkasından yardım iste dercesine, o toplumu uyarıyor.
 
Düşünebiliyor musunuz, Allah elçisine gelen topluluğu nasıl uyarıyor? Bunu sizce neden yapıyor ve bu sözlerle acaba Rahman bizlere ne anlatmak istiyor olabilir diye düşündüğünüzde, daha sonra gelen ayetlerden bunu daha iyi anlıyoruz. 
 
Allah Tevrat ı biz indirdik ve tıpkı Kur’an için söylediği sözleri tekrarlayarak, O sizleri iyiliğe güzele kılavuzlar, O sizler için ışıktır diyor. Devamında söyledikleri ise, sanırım çok daha iyi anlatıyor anlatılmak isteneni.
 
( Allah'a teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hakemlik yaparlardı.) 
 
Demek ki Rabbim Tevrat’ı gönderdikten sonra, o devirde görevlendirdikleri peygamberleri, toplumu uyarması için yalnız ve yalnız gönderdiği, tebliğ edilmesini istediği Tevrat la uyarma ve onunla hakemlik yapma görevi vermiş. Yani hiçbir peygamber kendince dine bir şey ekleyemeyeceğini açık bir dille anlatıyor. Bunun tersini yapan ve bunlar Allah katındandır diyerek söylenen, ama Rabbin gönderdiği kitaplarda hiç bahsedilmeyenlere inananlara, ne diyordu Yaradan? 
 
( Yalana iyice kulak verirler, haramı tıka-basa yerler.)
 
Sanırım bu konuda çok dikkatli ve titiz olmamız gerekiyor. Bugün günümüze kadar gelen Tevrat ve İnciller ne yazık ki okadar ilave ve eklemeler yapılmış ki, kendileri bile hangisine inanacakları konusunda, karar veremez olmuşlar. Allah gönderdiği kitaplarda, birçok konuda hiçbir değişiklik yapmadığını açıkça belirtiyor bizlere. Bazı konularda ise hükmünü değiştirdiğini ve bizler için daha iyisini gönderdiğini açıklar Kur’an da. Maide suresi 44. ayetin sonunda ise, bakın ne diyor Rabbim?
 
 (Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, kâfirlerin ta kendileridir.) 
 
Demek ki peygamberler yaşıyor bile olsa, onlar dahi yalnız ve yalnız, Allahın indirdiği kitaptaki hükümlerle topluma hükmetmek zorundadır. Daha sonra ki dönemlerde toplumu yönetenler, din ve iman adına, Kur’an da olmayan hükümler verenler, Allahın indirdiği ile hükmetmediği ilaveler yaptığı için, açıkça KÂFİRLERİN TA KENDİLERİDİR diyor Allah.
 
Allah bizleri, en son gönderdiği kitaptan hesaba çekeceğini söylüyorsa ve korumasını üstlendiğini açıklıyorsa bu kitabın, bizlere düşen Kur’an ı iyice anlayarak okuyup, onun koyduğu kurallara, hükümlere uyup, ona göre yaşamak olmalıdır. Tüm bu yazdıklarımdan sonra lütfen bizlere din ve iman adına söylenenleri, öğretilenleri düşünün, birde Kur’an ı anlayarak defalarca okuyun, gerçekleri o zaman göreceksiniz. Günümüz de bizlere öğretilenler, Kur’an da asla geçmediği halde, söylenen sözlere inandığımızda, HARAMI TIKA BASA nasıl yediğimizi çok daha iyi anlayacaksınız. 
 
Allah yardımcımız olsun. Rabbim gönül gözümüzü açık, gerçekleri görebilen, aklını, mantığını Kur’an ile buluşturan kulları arasına, bizleri de alması dileklerimle. 
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK


Sayfa Kategorisi: KUR'AN DAN AYETLER.