KUR'AN A DAVET

AMACIMIZ HURAFEDEN, BATILDAN ARINMIŞ BİR İSLAM YAŞAMAKTIR. ONUN İÇİNDE REHBERİMİZ,  ALLAH IN KORUMASI ALTINDA Kİ, YALNIZ KUR'AN DIR.

YAZILARIMIN OLDUĞU DİĞER SİTELERİM.

 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Takvim

 
Gerekli Linkler

 
ALLAH A, TANRI YADA İLAH DEMEMİZ YANLIŞ MI OLUR?
Bizleri din adına birileri öyle yönetiyor ki, sanırım eğriyi doğrudan ayırabilmemiz için, eğer Rabbin gönderdiği Furkan ile aramıza bir duvar örülmesine müsaade etmiş, onunla bağımız kesilmiş ise, doğrusu nasıl bir yolda yürüdüğümüzün de farkına varmamız, mümkün olmayacaktır.
 
Geleneksel İslam ın öğretisinde Allah a, Tanrı ya da ilah demenin yanlış olduğu öğretilmiş ve ALLAH IN 99 İSMİ İÇİNDE, TANRI KELİMESİ GEÇMİYOR, ONUN İÇİN BU İSMİ KULLANAMAYACAĞIMIZ BİZLERE SÖYLENMİŞTİ. Fakat ayetler üzerinde bir bütün olarak düşündüğümüzde, bu düşünceden yola çıkarsak, yanılabileceğimizi göreceksiniz. Bu düşüncelerimi sizlerle de paylaşmak istiyorum. Yorum ve karar elbette sizlerin.
 
Önce sizlere bazı ayet örneklerini vermek istiyorum, ama aynı ayeti yine Diyanetin yayınladığı, fakat her ne hikmetse bazı kelimeleri zamanla değiştirip yayınladığı, meallerinden dikkatinizi çekmesi adına örnek vermek istiyorum. Acaba gerçekten Kur’an da, TANRI YA DA İLAH kelimesi geçmiyor mu, bunu gelin birlikte anlamaya ve üzerinde düşünmeye çalışalım.
 
Diyanet İşl. Bşk. eski meali:
 
HUd 84: Medyen halkına kardeşleri Şuayb'ı gönderdik. Şöyle dedi: "Ey milletim! ALLAH'A KULLUK EDİN; O'NDAN BAŞKA TANRINIZ YOKTUR. Ölçüyü tartıyı eksik tutmayın. Doğrusu ben sizi bolluk içinde görüyorum ve hakkınızda kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum."
 
Diyanet İşl. Bşk. yeni meali:
 
Hud 84: Medyen halkına da kardeşleri Şu’ayb’ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: “Ey kavmim! ALLAH’A KULLUK EDİN. SİZİN O’NDAN BAŞKA HİÇBİR İLÂHINIZ YOKTUR. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum.”
 
Yukarıdaki Diyanet İşleri Başkanlığının, önce ve daha sonra yayınladığı Kur’an mealleri üzerinde düşünelim. Çok ilginçtir Diyanet ilk çevirisinde bu sözcüğü, TANRI kelimesiyle çevirmekte hiçbir sakınca görmediği halde, daha sonra sanırım geleneksel İslam ın baskısı sonucu olsa gerek, değiştirme gereği duymuş ve ilah olarak çevirmiş.
 
Hud suresi 84. ayette geçen cümleye bakalım önce.
 
("Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'NDAN BAŞKA TANRINIZ YOKTUR.)
 
Cümlenin ilk bölümünde Rahmanın, yaratıcının bizzat Kur'an da geçen özel ismiyle bahsediliyor ve Allah a kulluk etmemiz emrediliyor. Peki, ondan sonra kurulan cümlede geçen, ondan başka Tanrı yoktur, ya da daha sonra değiştirilen mealde geçen O’NDAN BAŞKA HİÇBİR İLÂHINIZ YOKTUR sözleriyle ne anlatılmak isteniyor olabilir? 
 
Buradan şunu çok açık anlıyoruz ki, ilk cümlede Allah ın Kur'an da geçen ismiyle zikredildiği halde, daha sonraki cümlede geçen çok özel bir isimle yani TANRI ya da İLAH kelimesiyle nitelendiriliyor. Demek ki son söylenen kelimenin anlamı, ilk söylenen Allah özel isminden, çok farklı olmalı değil mi sizce de? Ayetten anlaşıldığı gibi, ilk söylenen Rahmanın Kur’an da geçen ismi, İkinci zikredilende ise ONUN MAKAMINI, GÜCÜNÜ TEMSİL EDEN İSMİ OLDUĞU ANLAŞILIYOR.
 
Bizlere ne öğretilmişti hatırlayalım. Tanrı kelimesi ile Allah ı anamayız, çünkü onun 99 ismi içinde Tanrı ismi yoktur. Eğer Tanrı kelimesini diğer 99 ismi ile aynı manada algılarsak, söylenenlere doğru dememiz gerekir. Fakat aynı cümle içinde, arka arkaya Rabbin çok farklı bir özelliğinden, isminden bahsediliyor ki, son bahsedilen ister Tanrı olsun ister İlah, burada geçen kelimelerin anlamının, çok farklı olduğu çıkıyor ortaya. Yeri gelmişken söylemek isterim, Allah ın 99 ismi diye anılanlar, aslında Allah ismi hariç, onun sıfatlarıdır. Eğer Allah ın isimleri olsaydı, bizler o sıfatları kendimize isim olarak alamazdık. Dikkat ederseniz Allah isminin haricindeki, diğer isim sıfatlarını bizler isim olarak koyabiliyoruz.
 
Bu konu ile ilgili bir örnek vermem gerekirse, bugün NAMAZ olarak Kur’an dan çevirdiğimiz kelime, bu haliyle Kur’an da geçmez. Kur’an da SALÂT olarak geçer. Ayet Türkçeye çevrildiğinde, namaz olarak çevrilmiştir. Ama hiç kimse buna itiraz etmez. Çünkü biz biliriz ki bu yaptığımız ibadet SALÂT etmek, yani namaz kılmaktır. Önemli olan kalben, neyin ne olduğunun bilincinde olmaktır.
 
Şimdide bu sözcüklerin ne anlama geldiğine bakalım. 
 
İLAH KELİMESİNİN ANLAMI, TANRI, MABUD ANLAMLARI İLE AYNI OLUP, KENDİSİNE İBADET EDİLEN,  MUTLAK TEK GÜÇ, HER ŞEYDEN ÇOK SEVİLEN KUTSAL OLAN, YARDIM İSTENİLEN İHTİYAÇ DUYULAN, ANLAMINDA KULLANILIR. 
 
Çok tanrılı dönemlerde bu kelimeler, birden fazla ilahlar için kullanılırdı. Tek tanrı yani Allah ın indirdiği ehli kitap dönemlerinde, Allah dan başka İlah olmadığı, bir başka deyişle Allah tan başka Tanrı olmadığı için, artık bu kelime Yalnız Allah için kullanılmaya başlanmıştır. Yaratıcımızın Kur’an da Allah, Rahman, Rahim ve benzerleri birçok isimleri/sıfatları geçer. İLAH, TANRI KELİMELERİ İSE, ONUN MAKAMINA, OTORİTESİNE, GÜCÜNE VE YÜCELİĞİNE VERİLEN İSİMLERDİR. Yani ikisi farklı anlamlardadır.
 
Yukarıdaki açıklama üzerinde düşünelim şimdide. Dikkat ederseniz öyle büyük, kutsal bir güçten bahsediliyor ki, makamına verilen isimle zikrediliyor. Bu isim Allah ın Kur’an da verdiği özel isimlerden, sıfatlardan çok farklı anlamda gücünü, otoritesini yansıtan anlamında bir isim olduğu anlaşılıyor. Yani bizler TANRI ya da İLAH sözcüğüyle, Allah ı tüm genel özellikleri sıfatlarıyla, gücüyle kabul ettiğimiz anlamında, MAKAMININ, OTERİTESİNİN İSMİYLE ONU ANMIŞ OLUYORUZ. 
 
Bu durumda Allah ı andığımızda Tanrı, ilah sözcüğünü kullanmamız, elbette yanlış olmayacaktır, bunu Kur’an dan açıkça görüyoruz. Fakat Kur’an ın zikrettiği diğer özel isimleriyle, sıfatlarıyla bizzat Onu anmamız ona hitap etmemiz, bizlerin yaratıcımıza daha yakın hissetmemize neden olacağını düşünüyorum. BU BENİM ŞAHSİ DÜŞÜNCEM OLDUĞUNU DA, BELİRTMEK İSTERİM.
 
Bizleri Yaratan Rabbimiz, kendi sıfatlarıyla bizlerin ona hitap edebileceğimizi, Kur’an da ki örnek ayetlerden anlıyoruz. Yaradan ı anarken, Kur’an ın genelinde sıkça kullandığı isimlerle ona hitap etmemiz, daha güzel ve samimi olacağını şahsım adına düşünüyorum. 
 
Tanrı ya da ilah kelimesi, bazı yanlış bilgilerin etkisiyle, o kadar yanlış anlamlara dönüştürülüyor ki, anlamak mümkün değil. Örneğin bu konuda bakın neler söyleniyor?
 
(ALLAH ADI YERİNE, TANRI VEYA TANRI ADI YERİNE ALLAH DEMEK CAİZ DEĞİLDİR. ÇÜNKÜ TANRI, İLAH, MABUD-PUT DEMEKTİR.)
 
Bu düşünce ve inanç yukarıdaki Hud 84. ayeti ve Kur’an da benzeri birçok ayeti, acaba nasıl çevirip anlıyorlar, bu ayetlerden haberleri yok mu, doğrusu merak ediyorum.
 
Bizlerin her zaman Allah ı zikredip övdüğümüz ve La ilahe illallah demekle, Rahmana bir söz verdiğimizi hatırlayınız. Acaba bizler bu sözle ne diyoruz?ALLAHTAN BAŞKA İLAH YOKTUR DİYORUZ. İşte bizler ne söylediğimizin farkında bile değiliz. Bizler La ilahe illallah diyerek Allah tan başka İlah, yani Tanrının olmadığını, sahte ilahlara iman etmediğimizi ve buna gönülden iman ettiğimizi, Rabbimize her gün söylemiş oluyoruz.
 
BAHSETTİĞİMİZ AYETTE GEÇEN KELİME YERİNE, İSTER TANRI DEYİN, İSTER İLAH HEPSİ AYNI ANLAMA GELMEKTE OLUP, BİZLERE ÖĞRETİLEN ALLAH IN 99 İSMİ SIFATLARI ARASINDA İKİSİ DE YOKTUR. Demek ki ayette verilen anlamla, bizlere söylenen isimlerin anlamları çok farklıymış. Lütfen araştırınız, birçok Kur’an meallerinde, bu ayette geçen kelimenin, TANRI olarak çevrildiğini göreceksiniz.
 
Konuyu daha iyi anlayabilmemiz, Allah ile Tanrı arasındaki farkı daha iyi kavrayabilmek için, Araf suresi 59. ayeti de örnek vermek istiyorum. Bakın Diyanet bile yanlış bir düşüncenin etkisiyle, neler yapabiliyor.
 
Eski Diyanet İşl. Bşk. meali:
 
Araf 59: And olsun ki Nuh'u milletine gönderdik. "EY MİLLETİM! ALLAH'A KULLUK EDİN, O'NDAN BAŞKA TANRINIZ YOKTUR; doğrusu sizin için büyük günün azabından korkuyorum" dedi.
 
Yeni Diyanet İşl. Bşk. Meali:
 
Araf 59: Andolsun, Nuh’u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, “EY KAVMİM! ALLAH’A KULLUK EDİN. SİZİN İÇİN O’NDAN BAŞKA HİÇBİR İLÂH YOKTUR. Şüphesiz ben sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum” dedi.
 
Bakın yine Diyanet İşleri başkanlığı dikkat ederseniz, değişim rüzgârlarını estirmiş. İşte kelimelerden medet umarak, yanlış inançlarımıza Kur’an ı uydurmak, alet etmek bu olsa gerek. Bu yöntem o kadar çok kullanılıyor ki günümüzde, birazcık düşünen tüm gerçekleri anlayacaktır. Biz yinede iyi niyetle bakalım ve doğruyu anlamaya çalışalım. 
 
Araf suresi 59. ayete baktığınızda yukarıda verdiğim ayet örneğiyle aynı şeyleri anlattığını görüyoruz.
 
Bizler Yaratıcımızla daha samimi, daha yakın olabilmek, ona duygularımızı daha rahat açabilmek istiyorsak, Kur’an ın bütünlüğünde yüzlerce kez geçen, birbirinden güzel sıfatları, özel isimleri ile onu anmalı, ona hitap etmeli, ona yalvarmalı, ona kulluk etmeliyiz diye düşünüyorum. BUNU YAPARAK BİZLER KENDİMİZİ, ALLAH A DAHA YAKIN HİSSEDEBİLECEĞİMİZ KANISINDAYIM. Sanki ilah ya da Tanrı sözleri ile Allah a hitap etmek, samimi olmaktan çok, bana biraz araya yaratıcımla  resmiyet sokmuş gibi geliyor. Diğer isimler sanki daha yakın, sıcak, duygusal geliyor bana, ne dersiniz, tabi bu benim düşüncem?
 
Kur’an ı doğru anlamak için, önce kafamızdaki yanlış bilgilerden kurtulmalıyız. Daha sonrada Allah ın Kur’an ı anlamamız için verdiği öğütleri hatırlayıp, dikkatle düşünmeliyiz. Bakın o zaman her şey, nasıl çok daha farklı anlaşılacak göreceksiniz.
 
Dilerim Rabbimden, Kur’an ın ipine sıkı sıkı sarılıp, onu anlamak adına çırpınan, en az hata yapmak adına çaba gösteren, Rabbin halis kulları arasında oluruz.
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK
 


Sayfa Kategorisi: KUR'AN İLE İLGİLİ YAZILAR.